Mesnevi-i Şerif

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve EmRe tarafından 22 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Mesnevi-i Şerif

    Mevlâna, yaşadığı dönemde "Bizden sonra Mesnevî şeyhlik edecek ve arayanlara doğru yolu gösterecek; onları yönetecek ve onlara önderlik edecektir" demişti. Bu sözden alınan ilham ile, Mesnevî tarih boyunca birçok tercüme ve şerhe konu olmuştur. Süleyman Mehmed Nahîfî (ö.1738) Mevlevîlerin elkitabı olan bu eseri, aynı aruz vezninde manzum olarak tamamını tercüme eden ilk kişidir.

    “Bin yıllık Türk kültür tarihinin en büyük simalarından biri olan Mevlânâ (öl. 672/1273) büyük bir âlim, derin bir sûfî ve iyi bir şairdir. Anadolu’da halkın en sıkıntılı dönemlerinde Allah’ın lütfu olarak ortaya çıkıp halkın birlik ve beraberliğini sağlamış, kaynaşma ve birleşmesini temin etmiş sorumlu ve duyarlı bir insandır. O, aynanın güneşi aksettirmesi gibi pınarından içtiği sevgiyi bizlere aksettirmiş; muhabbeti, insan sevgisini, affı, merhameti, inanmayı, bağlanmayı, gönlü bu haz ile temizlemeyi kucak kucak sunmuştur. Onun bu olumlu katkıları tüm zamanlara hitap eden Mesnevîsiyle hâlâ devam etmektedir. Hayatın sırlarını barındıran bu büyük Farsça manzum eserin birçok Türkçe tercüme ve şerhi vardır.

    -- * --

    Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor:
    Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın.. herkes ağlayıp inledi.
    Ayrılıktan parça parça olmuş, kalb isterim ki, iştiyak derdini açayım.
    Aslında uzak düşen kişi, yine vuslat zamanını arar.

    Ben her cemiyette ağladım, inledim. Fena hallilerle de eş oldum, iyi hallilerle de.
    Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı.

    Benim esrarım feryadımdan uzak değildir, ancak (her) gözde, kulakta o nur yok.
    Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir, lâkin canı görmek için kimseye izin yok.
    Bu neyin sesi ateştir, hava değil; kimde bu ateş yoksa yok olsun!

    Aşk ateşidir ki neyin içine düşmüştür, aşk coşkunluğudur ki şarabın içine düşmüştür.
    Ney, dosttan ayrılan kişinin arkadaşı, haldaşıdır. Onun perdeleri, perdelerimizi yırttı.

    Ney gibi hem bir zehir, hem bir tiryak, ney gibi hem bir hemdem, hem bir müştak kim gördü?
    Ney, kanla dolu olan yoldan bahsetmekte, Mecnun aşkının kıssalarını söylemektedir.
    Bu aklın mahremi akılsızdan başkası değildir, dile de kulaktan başka müşteri yoktur.

    Bizim gamımızdan günler, vakitsiz bir hale geldi; günler yanışlarla yoldaş oldu.
    Günler geçtiyse, geçip gitsin; korkumuz yok. Ey temizlikte naziri olmayan, hemen sen kal!
    Balıktan başka her şey suya kandı, rızkı olmayana da günler uzadı.
    Ham, pişkinin halinden anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselâm.
     



Sayfayı Paylaş