Mekanikçi Maddecilik - Mekanikçilik (Mekanizm)

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Mekanikçi Maddecilik
    Doğal ve toplumsal olguların mekaniğin yasalarıyla açıklanabileceğini sanan maddecilik anlayışı. Özellikle XVII. ve XVIII. yüzyıl maddeciliği bu yapıdadır ve bu adla anılır. Bu yüzyıllarda yer ve gök mekaniği pek gelişmiş ve bütün bilimleri olduğu gibi maddeciliği de önemli ölçüde etkilemişti. Kaldı ki İngiliz fizikçisi Newton'un mekaniğin yasalarını ortaya koymasından yüzyıllarca önce de İ.Ö. V. yüzyıllarda, Abdera düşünürleri adıyla anılan Leukippos'la Demokritos'un maddecilikleri spekülatif bir mekanikçilik taşıyordu.

    Daha sonra Epikuros'un ve onun Romalı izdaşı Lukretius'un maddecilikleri ele mekanikçiydi. Bunlardan esinlenen Gassendi ve Bacon gibi bilginler de mekanikçi bir anlayış geliştirmişlerdi. Descartes evreni kocaman bir makine olarak görüyor, Hobbes canlı doğayla cansız doğayı bir ve aynı sayarak mekanik nedenlerle açıklıyor ve tanrıyı bile "doğal nedenlerin en üstünü" sayarak doğalaştırıyordu. Hobbes'a göre evrende her şey —maddesel, ruhsal, insansal. toplumsal her şey— doğal ve bundan ötürü de maddesel nedenlerle belirlenmişti.

    Ruh, irade vb. gibi maddesel olmayan tasarımlar boş ve temelsiz önyargılardı; evrende bütün olup bitenleri bu gibi tasarımlardan ve düşlerden kurtararak matematikte olduğu gibi zorunlu şemalara bağlamak bilimin ödevi olmalıydı. Mekanik yasalara göre kurduğumuz ve işlettiğimiz bir makinenin artık nasıl işleyeceğini ve neler üreteceğini önceden bilebilirsek, öylece, evrensel belirlenişin tek kaynağı olan maddesel nedenleri de bilmekle geleceği önceden bilebilir ve ona —tıpkı bir makinede olduğu gibi— önceden dilediğimiz yönü verebilirdik.

    İşte bu anlayış katıksız bir mekanikçi maddecilik anlayışıydı. Newton'un mekaniği bütün bu spekülatif mekanikçi maddecilik anlayışlarına bilimsel bir yön verdi ve bilimsel mekanikçi maddecilik anlayışını doğurdu. Bu yeni anlayışın temsilcileri de başta Diderct, La Mettrie, Baron d'Holbach, Helvetius olmak üzere XVIII. yüzyıl Fransız mekanikçi maddecileridir.

    Mekanikçi maddecilik, evreni maddesel bir temele oturtmak ve bunun da mekanik yer değiştirme devimiyle ve makinelerde olduğu gibi zorunlu bir nedensellik süreci içinde işlediğini ileri sürmek demektir. Buysa düşünceyi sınırlandırır, bütün süreçleri ve bütün devim biçimlerini mekanik devime indirgemekle organik özelliklerin ve toplumsal yasaların anlaşılmasına engel olur. Mekanik ve matematiğin evreni tümüyle bilmek için yeterli ilkeleri sunduğu sanısı, mekanikçi maddeciliğin başlıca yanılgısıdır.

    Mekanikçilik (Mekanizm)
    Bütün olayları mekanikçi etkilerle açıklayan sistem. (Hayvan faaliyetinin bir otomattan farksız olduğunu ileri süren Descartes'çı felsefenin makine-hayvan teorisi, mekanikçiliğin örneklerinden biridir.)

    Nasıl ki her maddecilik mutlaka mekanikçi değilse, mekanikçilik de mutlaka maddeci değildir. Mekanikçilik her şeyi hareketle açıklar, ama hareket, Tanrı'nın maddeye verdiği bir itkiden meydana gelebilir. Mekanikçilik Demokritos ile Epikuros felsefesinde maddeci bir özellik taşır (bu görüş, mekanikçi maddecilik''tir). Epikuros'un mekanikçiliği, Demokritos'unki kadar kesin değildir. Çünkü Epikuros, atomlarda, bir ağırlık ve bir sapma (klinamen) olduğunu söyler.

    Descartes'a göre, maddenin özü uzamdır ve nerede uzam varsa, orada madde vardır: bu madde ise sonsu? bölünebilir ve sonsuz uzamlı olarak kavranır. Cisimler uzayın bölümlerinden, bir bakıma da yar oluş tarzlarından başka bir şey değildir. Daha sonra, hareketin kanunlarını çıkarsayan Descartes, yalnız uzam ve hareketle, evrendeki bütün varlıkların nasıl meydana geldiğini açıklamaya çalışır. Eskilerin fizik mekanikçiliği yerine Descartes, geometrik bir mekanikçilik koyar.

    Descartes'ın mekanikçiliğine, bazı çağdaş bilginlerin birtakım teorilerinde rastlamak mümkündür. Bu bilginler, eski atomculuğun postulat olarak kabul ettiği boşluğu inkâr ederler, kendi kendine bölünmeye uğramayan ve «bircinsten» olan, ama sonsuz bölünmeye uğrayabilen maddede, bütün farklılaşmaları hareketin sonucu diye görürler.

    Aynı bilginler, atomu da, büsbütün bir yana bırakmazlar, ancak atomları yönleri ve hızları bakımından sabit olan hareketlerden meydana gelen bir sistem olarak düşünürler. İngiliz fizikçisi W. Thompson bu varsayımı, burgaç-atom varsayımı adı altında işlemiştir.
     



Sayfayı Paylaş