Mehmet Mümtaz Tuzcu

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 23 Ocak 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    turkeyarena.com

    Mehmet Mümtaz Tuzcu (1950 - .... )

    Mehmet Mümtaz Tuzcu 5 Ocak 1950'de İzmir'de doğdu. Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu4nda, Saint Joseph Fransız Erkek Ortaokulu'nda, İzmir Atatürk Lisesi'nde okudu. Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisans Bölümü'nü bitirdi. 1976'dan beri Ege Üniversitesi'nde öğretim görevlisi. Yazmaya öyküyle başladı (1965). Sinema eleştirileri, denemeler yazdı.


    Yayımlanan ilk ürünü: karikatür.


    Şiir kitapları: Yalan Yazın Yelleri (1985); Bulvar Resimleri (1986; 1987 Halil Kocagöz Şiir Ödülü); Sevda Adıyla (1996; 1997 Cemal Süreya Şiir Ödülü).


    Gece Raporu adlı şiir dosyasıyla 1995 Sabri Altınel Şiir Üçüncülük Ödülü'nü kazandı.


    Victor Hugo'dan seçilmiş şiir çevirilerini Yürek'le Bakmak'ta (1998) biraraya getirdi.


    YKY'DEKİ KİTAPLARI
    Yazöte / Toplu Siirler 1971-1998




    Yalgın


    Kızgın bir çığlık gibi yitmişse yalgın
    Dirilen bir sevdanın kanıyla çılgın
    İner çıkar bir kürek boşluğunda
    Yürek gibi çepçevre bağlıysa kayık
    Kayalık kıyıda çırpınan özlem
    Salgı bir sayrılık döker sulara
    Esirgenen bir yüzdür ayrılık


    Çünkü ağırdır çapa çeker zinciri
    Yer incecik silmezse saçlarındaki kiri
    Öylece durur paslı, kargınmış
    Suya bir karış kala
    Gökyüzüyle denizin kan durağında


    Çıkar iner bir kürek boşluğunda
    Bitmemiş bir aşkın anısıyla dalgın
    Yürek gibi esrikse, taş gibi ayrık
    Kayalarda bir su parlar her gece
    Yarıp dudaklarında yorgun o eski ıslık

    (Yalan Yazın Yelleri’nden)





    Acuze


    İster uzat buse aç – öder meyse ederi
    Yollanan o yal mintan, tan kaçkını güderi


    Pınarları kurumuş iki yaşlı sahtekâr
    Issız bir damlarında güz yaşı döküyorlar
    Tertemiz yürekleri sekiz bölmeli kireç
    Tek üfleçte kilitli zap zap o öksüz mavi


    En kavi korunakta somutsuz semirmez mi
    Azaldıkça azıtıp kükremez mi gül kıza
    Dişiyse takma dişi! bertik moru, porselen...
    Rahim bu, cıdağ’delen! Tez alınmış sürüngen


    Kim kocasız kocar ki! Burun sürttük o kadar
    Kıstak ki kaç batnımız can çekiği uğrular
    Tuz vardı engelimde kırk olçum liste başı
    Tuz uzaktı hep benden, piç kandil hiç kırmızı


    Sevenim soranım çok! tıkız iffet, kız ismet
    Düşkün de ne? Nezaket! Orda uzaktan hısım
    Et kızarmaz ki kızım! Deme! Ondan mı yasak
    Çelik çektik çatıya! dibi natır soyacak


    Gündüz sırçam güdüklü, geçmedi yüzüklerim
    Terim çocukluğumdu. Damlamadı gençken de.
    Dar keseye tepilmiş üç dokuz aklı kısa
    Biz ayazı yazlandık, buz çekti kasıklarım


    İşitmez kulakçıktan akmış karıncağ’zıma
    Üşendim ateşlere! Kavruk alın yarısı
    Sekiz kireç kaç oda karkış karın içersi
    Yaş kurutan yaşımda nensiz emsiz elaltı


    Miskin çilingir gelse tırkaz taksa menfeze
    Atmığım, abus tazım! kafes sardın nefese
    Seve seve bin eza bocaladın aşıma
    Son suyumdan taşıma taşmasa kaldırayak


    Dün serveti süründüm, gönörgüm şimdi toprak
    Gam timsahı, kuz damak! İmsak taamı tuzsuz
    “Zirvesin, kimesnen yok!” der ya şu aycıl Yunus
    çok morukta kor doruk bir gün kusur etmedi


    Tuz gibiydi göçtüğü, sorulmamış aç deri!
     



Sayfayı Paylaş