MEHDİ (a.s)'IN ÖZELLİKLERİ...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 15 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    MEHDÎ NASIL TANINIR
    YA DA MEHDÎ'NİN ÖZELLİKLERİ

    Mehdî'nin özellikleri nelerdir?
    Özellikle Mehdî bekleyenlerin bilmek zorunda oldukları özellikler şunlardır:
    Mehdî her hal ve hareketi ile ceddi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yolundan gidecektir. Gerek şahsî yaşantısı ile, gerekse sosyal ilişkileri itibariyle, gerekse ibadetleri ile Kâinatın Efendisi'nin yolunda olacaktır.
    Kâinatın Efendisi dünyaya ehemmiyet vermezdi.
    Hz. Aişe validemiz anlatıyor:
    "Resûlullah'ın evinde en çok yiyecek bulunduğunda üç gün yetecek kadar olurdu, çoğunlukla bir ya da iki öğün yiyeceğimiz olurdu, bazen de hiç olmazdı."
    Mehdî olacak zat, bu habere uygun hareket edecek. Mehdî aramaya çıkanlar! Kuş sütünden başka her türlü yiyeceğin bulunduğu saltanat sofralarında Mehdî'yi boşa ararsınız.
    Kâinatın Efendisi bir gün sert bir nesnenin üzerine yatmış uyuyordu. O sırada Hz. Ömer bir mesele için yanına gelmiş ve Kâinatın Efendisi uykusundan uyanmıştı. Yattığı yerden kalkınca üzerine yattığı omuzu açılmış ve yattığı yerin izleri sırtında çıkmıştı. Bu durumu gören Hz. Ömer son derece üzülmüş ve gözlerinden yaşlar akarken şöyle demişti:
    "Ey Allah'ın Resûlü! Sen ki, Allah'ın Resûl'üsün, sen ki âlemlere rahmetsin, sana güzel döşekleri olan, evler yapalım. Bak İran kisrasının saraylarına, bak Rum kayserlerinin saraylarına. Biz onlardan daha güzelini yaparız." Bakın ne buyurdu Efendimiz:
    "Ey Ömer! Benim durumum ile dünyanın durumu şuna benzer: Yolculuğa çıkan bir insan düşün, bir ağacın gölgesinde bir an dinlenmek için durmuş ve sonra yoluna devam etmiş. İşte ben o ağacın altında duran adamın durumundayım. Bu dünya kisraların, kayserlerin olsun. Âhiret hayatında Rabbimizin nimetleri bizim olsun istemez misin?"
    Mehdî olacak şahıs; lüks saraylarda, villâlarda yaşamayacak. Lüks saraylarda, villâlarda, her türlü konforun olduğu mekânlarda Mehdî arayanlar boşuna beklerler. Çünkü bu hâl, Kâinatın Efendisi'nin varisine yakışır bir hâl değildir.
    İbrahim b. Edhem'e sarayının damından seslenen zat ile arasında nasıl bir diyalog geçmişti bir hatırlayalım:
    "Be Adam, sarayımın damında gecenin bu saatinde ne arıyorsun?!"
    "Devemi kaybettim, onu arıyorum."
    "Be adam, hiç damda deve aranır mı?!"
    "Sen bu lüks döşekler içinde, bu saltanat içinde Allah'ı nasıl arıyorsun?"
    Mehdî bir Allah adamıdır, Allah dostudur, saltanat ve lüks içinde olmayacaktır.
    Yine Hz. Aişe validemize kulak verelim: "Onun giyeceği elbisesi yoktu, bazen elbisesini yıkadığımızda başka elbisesi olmadığı için, kurumasını beklerdi."
    Onun yolundan gidecek olan Mehdî, lüks giyim kuşam içinde, bir giydiğini bir daha giymeyen biri olmayacaktır. Mehdî, mütevazı ve temiz giyimli, lükse kaçmayan bir zat olacaktır.
    Mehdî, tebliğini önce hâl ile yapacaktır. İnandığını kendi nefsinde yaşayacak, sonra insanlardan da İslâm inancını yaşamalarını isteyecektir. Çünkü Kâinatın Efendisi'nden sonra gelen bütün güzel insanlar bunu böyle yaptılar. Önce yaşadılar, sonra yaşattılar. Hiçbir Allah dostunun saltanata düşkünlüğü olmadı, lüks içinde yüzmedi, dünyanın maddî imkânlarının peşinde koşmadı. Hiçbir zaman dünya adamı olmadılar, onlar âhiret adamı olarak anıldılar.
    Hace Muhammed Bakibillah ki, İmam Rabbânî'nin şeyhidir. Bu güzel insanı Hindular gördüklerinde şöyle derlerdi:
    "Bu nasıl bir adam?! Onu görünce hatırımıza Müslümanların Allah geliyor."
    İşte Allah adamı, işte Mehdî olacak zatın işaretleri.
    Mehdî, ehlibeytten olacak. Ehlibeyt, Kâinatın Efendisi'nin soyundan gelmiş olmasıdır. Kâinatın Efendisi'nin soyundan gelmek, direk olarak onun nesli yani kan bağı ile soyundan gelen olmaktır. Diğeri mânevî olarak onun soyundan gelmektir. Bunun için deniyor ki; "âlimler, peygamber varisleridir." Onun soyundan olmak için ona varis olmak lâzım, ona varis olmak; onun hayatına yakın bir hayat yaşamakla olur. Hatta bir hadis–i şerifte buyruluyor ki:
    "Benim ümmetimin âlimleri Benî İsrail'in peygamberleri gibidir." (Bu hadisi şerifte, peygamberlik sıfatları bahis konusu değildir, bir övgü bir methetme vardır)
    Varis olmak, kolay bir mesele değildir. Varis olan, varis olduğu zatın, makamının her şeyine varis olmuş demektir. Hele bir mânevî boyutu varsa, o zaman tam varislik ortaya çıkar. Ne buyuruyordu Kâinatın Efendisi:
    "Biz öyle bir ehlibeytiz ki, Allah bizim için dünyaya mukabil âhireti tercih etmiştir. Benim ehlibeytim benden sonra belâ, kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak." Âlimler varis olduğuna göre, Mehdî'nin varisliği hiç tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Mehdî de demek ki yukarıdaki hadis–i şerife uygun işler yapacaktır.
     



Sayfayı Paylaş