Makyavelizm-Malebrancheçılık-Mantıkçı Atomculuk-Mantıkçı Görgücülük

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    Makyavelizm
    Siyasal amaca ulaşmak için her türlü ahlaksızlığın yapılabileceği savı. İtalyan düşünürü, Il Principe adlı yapıtıyla ünlü Niccolo Macchiavelli (1469-1527)'nin adından türetilmiştir. Yapıtında devletin gücünü dinden değil ulustan, törebilimden değil pratikten alması gerektiğini savunan Macchiavelli, devleti yaşatmak için her türlü kötülüğün yararlı ve iyi olduğunu ileri sürmüştü.

    "Bütün büyük işleri sözünde durmayanlar, yalancılar, arkadan vurucular, acıma duymayanlar başarmışlardır" diyordu. Günümüzde de genellikle siyasada ve özellikle her türlü girişimde amaca ulaşmak için bütün araçların meşru olduğu savı Makyavelizm adıyla anılır. Tarihsel ve diyalektik maddecilik Machiavelli'yi "tarihte ilk kez devlete insan gözüyle bakan ve tanrıbilimin yerine usla deneyi koyan kişi" olarak niteler.

    Niccolo di Bernardo Machiavelli, sesini duyurmaya başlayan burjuvazinin ideologudur. Toplumsal tarihin, tanrı iradesiyle değil, özellikle maddesel çıkarlara dayanan doğal nedenlerle belirlendiğini ileri sürmek gibi çok ilerici bir bakışın kuramcısıdır. Ayrıca, halkın çıkarlarıyla egemen sınıfların çıkarları arasındaki çatışmaya da dikkati çekmiştir.

    Malebrancheçılık
    Nicolas de Malebranche'ın ve izleyicilerinin ileri sürdükleri teorilerin tümü.

    Malebranche felsefesini, XVII. yy.ın sonunda ve XVIII. yy. boyunca, İngiltere'den gelen ampirist akımlara karşı savunanlar, kibarlar âlemine bağlı kimselerin yanı sıra, filozofun başlıca çömezleriydi.

    Oratoire tarikatına bağlı P. Thomassin (Dogmes Theologiques [ilahiyat Dogmaları]), aynı tarikattan P. Bernard Lamy (Entretiens sur les Sciences [Bilimler Üstüne Görüşmeler], 1709), P. Roche (Traite de la Nature de L'Âme et de L'origine de Ses Connaissances, contre le Systeme de Locke et de Ses Partisans [Locke ve Taraftarlarının Sistemine Karşı, Ruhun Tabiatının ve Bilgilerinin Kaynağı Üstüne inceleme] 1715), Lelevel (La Vraie et la Fausse Metaphysique [Gerçek ve Sahte Metafizik], 1694). Fede (Meditations Metaphysiques sur L'origine de L'Âme [Ruhun Menşei Üstüne Metafizik Düşünceler], 1684), Lefort de Moriniere (De la Science qui est en Dieu [Tanrıdaki Bilim Üstüne], 1718), François Lamy (De la Connaissance de Soi [Kendini Bilme Üstüne], 1701), cizvit P. Andre (Vie de Malebranche [Malebranche'ın Hayatı]; Essai sur le Beau [Güzel Üstüne Deneme]; Discours [Konuşmalar]) v.b., İngiltere'de J. Norris, İtalya'da M. Doria, A. Fardella ve kardinal G. Gerdil de Malebranche'çılığı benimsemişlerdi.
    Mantıkçı Atomculuk
    İngiliz mantıkçısı Bertrand Russell'ın kendi sistemine verdiği ad. Whitehead ve Wittgentein'ın mantık anlayışları da bu adla anılır. Her üçü de tek bir ideal dil olduğunu, bu dilin mantıksal gramerinin gerçeğin de yapısını yansıttığını ileri sürmüşlerdir. Bu gramer ve onun belirlediği dil bütün paradoksları ortadan kaldıracaktır. Bu anlayışa göre dil, çeşitli tuzaklar kurarak insan düşüncesini yanıltmaktadır. İdeal dil bu tuzaklardan arınmış bir mantık dilidir. Russell atom deyimiyle bu ideal gramerli dilin meydana getireceği mantıksal kuruluşlar'ı dile getirir.

    Bu kuruluşlar, mevcut tuzakçı kavramların yerine açıkça kavranabilir mantıksal kavramlar koyacaklardır. Bir yapıtında "örneğin, kimi insanlar, ölen karılarının kız kardeşleriyle evlenirler, tümcesini yıllarca sürecek bir öğrenim sonunda anlaşılabilecek bir biçimde de yazabilirim" der. Oysa ideal dilde böyle bir anlatım gerçekleştirilemez.

    Russell, Our Know!edge of the External World (1914) ve Wittgenstein, Philosophy of Logical Atomism (1918) adlı yapıtlarında bilgiyi atomsal önermeler'e indirgerler. Bütünü saltıklaştıran mutlak düşünceci F. Bradley'e bir teki olarak tekili mutlaklaştıran mantıkçı atomcular için M. Rosenthal ve P. Yudin ünlü sözlüklerinde şöyle diyorlar: "Kuramın kofluğunu, sonunda, savunucuları da kabul etmişlerdir".
    Mantıkçı Görgücülük
    Felsefeyi görgül dil çözümlemelerine indirgeyen yeni-olgucu görüş. 1920'lerde yeni-olguculuğun mantıkçı olguculuk akımından türeyen mantıkçı görgücülük (Dilimizde bu anlamda mantıki ampirizm, mantıksal ampirizm ya da mantıksal görgücülük deyimleri de kullanılmaktadır) özellikle Carnap, Reichenbach, Bergman, H. Feigl, Hempel ve Frank tarafından izlenmiştir. Mantıksal olguculuktan farkı, felsefeyi indirgedikleri dilin, kişisel deney dili yerine, bilimin görgül dilini (eşdeyişle, duyularla algılanabilen fiziksel nesneleri dile getiren dili) kabul etmeleridir.

    Bununla beraber görgücülüğü öznel düşünceci acıdan yorumlamakta, kaynakları olan, mantıkçı olguculuktan ayrılmamışlardır. Bu anlayışa göre felsefenin kendine özgü bir konusu yoktur, görevi sadece dil'in mantıksal çözümünden ibarettir. İleri sürdüklerine göre matematik, mantığın bir dalıdır; re var ki matematik de, mantık da önsel ve genelemeci ıralıdır. Bu arada, bütün idealist öğretiler gibi, tarihsel ve diyalektik maddecilik öğretisine de karşı çıkmaktan ve anamalcılık yararına savlar ileri sürmekten geri kalmazlar.
     



Sayfayı Paylaş