Lazerle Varis Tedavisi

Konusu 'Cilt Hastalıkları' forumundadır ve elif tarafından 13 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Lazerle Varis Tedavisi

    Laserle Varis Tedavisi son yıllarda teknolojik ilerlemelerle önemli bir başarıya ulaşmıştır. Bacaktaki büyük, belirgin, kıvrım kıvrım ilerleyen ve hoş olmayan bir görüntüyü veren varislerin tedavisi eskiden sadece ameliyatla mümkündü. Bu tür büyük varisler de artık laserle (endovenöz laser tedavisi-evlt-) tedavi edilebilmektedir.

    Endovenöz Lazer Tedavisi, hasta ile konuşa konuşa uyutmadan tumesant anestezi denilen bir çeşit lokal anestezi ile yani sadece yerel uyuştuma ile yapılmaktadır. Bir başka deyişle hasta işlem sonrası muayenehaneden yürüyerek işine gidebilmektedir.

    İşlem öncesi ve sırasında gelişmiş bir dopler cihazıyla iyi bir değerlendirme şarttır. Bacaktaki varis damarı içinde 2. dereceden daha fazla kaçak saptanan hastalar bu tedavi için uygun adaylardır. Varis damarının içine lazer kateterinin yerleştirilmesi tamamen bu doppler cihazı yardımıyla hiç bir kesi yapılmadan yapılmaktadır. Yani bacakta hiçbir yara yada dikiş söz konusu değildir.

    Bacaklarda hanımları çok rahatsız eden telenjiektazi tarzındaki kılcal varisleri sel dışardan farklı bir lazer cihazıyla yakılabilmektedir. Bu işlem ise aralıklı birkaç seans uygulama sınucunda başarılabilmektedir. Muayenehane koşullarında başarıyla ayaktan uygulanabilmesi ve hiç bir kesi yapılmadan hastanın hemen işinin başına dönebilmesi yöntemin en önemli üstünlüğünü oluşturmaktadır.
    www.turkeyarena.com
    ENDOVÖZ LAZER TEDAVİSİ (EVLT)
    Semptomatik vena safena magna yetmezliğine bağlı olarak gelişen yüzeysel varislerin tedavisinde yeni bir teknik. Alt ekstremite yüzeyel venöz sisteminin yetmezliği, erkeklerde %15 ve kadınlarda da %25’e varan sıklıklarla görülen bir patolojidir (1).

    Her ne kadar fizik muayenede “varisler” normal bir bulgu olarak kabul edilseler de, bir çok vakada anlamlı venöz yetmezliği işaret ederler.

    Venöz sistem derin, yüzeyel ve perforan komponentlerden meydana gelmektedir. Bu komponentlerin birinin düzenli çalışmaması, sistemin yetersizliğine yol açabilir. Safenofemoral, safenopopliteal bileşkeler ve perforan venler dolaşımı yüzeyelden derine doğru yönlendirirler (2).

    Variköz venler primer (temelde damar duvarı ve vasküler yapıların konjenital patolojilerine bağlıdır) ve sekonder (damarın tromboz veya inflamasyonu sonrası rekanalizasyona bağlı valvüler hasar) olarak sınıflandırılırlar. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık rastlanır. Venöz yetersizlik gelişmesinde obezite, konstipasyon, travma ve mesleki faktörler etkendir (3,4,5).

    Bu durumun tanı süreci öncelikle ayakta yapılan fizik inceleme ile başlar. Abdominal ve pubik inceleme de ihmal edilmemelidir. Girişimsel olmayan tanı yöntemleri altın standarttır. Deneyimli bir uzman tarafından yapılan duplex ultrason ile tedavi metodolojisini belirleyecek anatomik ve patofizyolojik varyasyonlar ortaya konabilir.

    Alt ekstremite primer variköz venlerinin tedavi prensipleri:
    Kaçak, en proksimal düzeyde ortadan kaldırılmalı ve yetmezlikli venöz segment kapatılmalıdır. Alt ekstremite venöz yetmezliği olgularının büyük kısmında vana safena magna ve safenofemoral bileşke sorumlu olduğu için, tedavinin amacı bu yapıları devre dışı bırakmak olmalıdır. Safenofemoral kaçak ve vena safena magna yetersizliğinde yüksek ligasyon tercih edilen tedavi yöntemi olmalıdır. Ancak klasik cerrahi tedavinin kendine özgü riskleri ve rekürens olasılığı unutulmamalıdır. En önemli dezavantajları bölgesel veya genel anestezi altında uygulanabilmesi ve en azından iki gün hastanede yatma zorunluluğu bulunmasıdır. Buna karşılık elektrokoagülasyon, ultrason eşliğinde skleroterapi, bipolar radyofrekans ve lazer ile endovenöz ablasyon diğer (turkeyarena.com) minimal invaziv tedavi seçenekleridir. Alt ekstremite venöz yetmezliğinde lazer endovenöz ablasyon ilk defa 1998’de tanımlanmıştır. Radyofrekans yöntemindeki gibi sorumlu venin lazer enerjisi ile ablasyonu hedeflenir (2,3).

    LASER (Light Amplification by the Stimulated Emission of Radiation) bir ışık enerjisi oluşturma yöntemidir. 1960’lardan bu yana tıpta kullanılmaktadır. Herhangi bir patolojinin laser ile tedavisi için uygun dalga boyu, miktar ve doku seçimi önemlidir. Değişik dalga boylarındaki enerjinin değişik dokular tarafından absorbsiyonu da farklılıklar gösterir ve hemoglobin için en uygun dalga boyu olarak 980 nm belirlenmiştir. Bu nedenle, endovenöz uygulamalar için bu dalga boyu seçilmiştir. Uygulama bölgesine laser enerjisi fiberoptik bir kablo yardımı ile taşınır. Vena safena magna ve dalları ile retiküler venler, telenjiektaziler, variköz venler ve venöz ülserler için oldukça uygundur (3,4,5,6).

    Endovenöz laser tedavisi, özel muayenehane koşullarında uygulanabilecek bir ayaktan tedavi yöntemidir. Ağrının az ve derlenme süresinin de kısa olması nedeniyle hasta memnuniyeti oldukça yüksektir. Hızlı klinik ve kozmetik sonuç verir ve cerrahiye oranla girişime bağlı enfeksiyon komplikasyonu riski de daha azdır. Hastanede yatış gerektirmez ve yarar-fiyat oranı da çok uygundur (6,7).

    Yöntemin kontrendikasyonları: Hamilelik, alt ekstremite arteriyel dolaşım kusurları, immobilite, genel durumun bozuk olması, derin ve trombozu ve kanama veya tromboza eğilimdir. Yan etkiler oldukça azdır ve çoğunlukla kolay tolere edilirler: Derin ven trombozu, pulmoner emboli, cilt yanıkları, endürasyonlar, sensitivite ve tromboflebitis (4,5,6,7). Geleneksel cerrahinin dezavantajları, endovenöz laserin avantajları olarak ortaya çıkmaktadır: Anesteziye bağlı sorunlar, yüksek hastane masrafları, kaynakların etkin olmayan kullanımı, cerrahiye bağlı komplikasyonlar gibi. Ek olarak bir çok hastanının “ameliyat korkusunu” da unutmamak gerekir. Buna karşılık, minimal invaziv teknikler, özellikle de endovenöz laser artan hasta konforuna karşın maliyeti ve riski daha az olan bir yöntemdir. Bu metod lokal ve tümesent anestezi ile özel muayenehane koşullarında uygulanabilir, hastanede yatış, genel anestezi ve iş gücü kaybı sorunları ortaya çıkmaz. Vena safena magna ponksiyonu ve kateterin ucunun inferior (turkeyarena.com) epigastrik venin vena safena magnaya drene olduğu düzeyin yaklaşık 2 cm altında lokalize edilmesi için işlem sırasında Doppler ultrason eşliği gereklidir. İşlemin toplam süresi 30-45 dakika arasındadır. Girişim bitiminde vena safena magnanın fibrosis ile oblitere olduğu da ultrasonografik olarak anında gösterilebilmektedir. İşlem tamamlandıktan sonra kompresyon çorapları hemen giydirilmeli ve 5 gün boyunca düşük molekül ağırlıklı heparin uygulanmalıdır. Kısa dönem izlemlerinde herhangi bir rekanalizasyon bildirilmemiştir ve orta dönem sonuçları da cerrahiye oranla daha iyidir. Hastalar işlem sonrası ilk günde herhangi bir sınırlama olmadan normal fiziksel aktivitelerine dönebilirler.
     



Sayfayı Paylaş