Lât putunun yıktırılışı

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 8 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Sakifliler, kendi putları Lât’ı elleriyle kırmak istemediklerinden, Peygamberimiz bu putu yıkmak için Ebû Süfyan bin Harb ile Muğire bin Şu’be’yi gönderdi.3

    Daha düne kadar, Lât ve Uzza önünde eğilen Ebû Süfyan, şimdi kendi eliyle aynı putu kırıp dağıtmaya gidiyordu. Çünkü gönlündeki şirk putu kırılmıştı. Onun yerine saf, ter temiz Tevhid bayrağı dikilmişti. Bunun için gitmekte tereddüt göstermedi.

    Ebû Süfyan ile Mugîre bin Şu’be Taif’e varıp Lât putunu kırarak darmadağın ettiler.4

    Sakifoğullarının putu Lât’ın da Tevhid nuruyla darmadağın edilmesinden sonra Arabistan putlardan ve puthanelerden tamamıyla temizlenmiş oluyordu. Artık bütün yollar, Tevhid âlemine uzanıyor, bütün gönüller oraya bağlanmış oluyordu.

    * * *



    Benî Hilâl Heyeti

    Resûl-i Ekreme, bîat etmek üzere Medine’ye gelen heyetler arasında Benî Hilâl Kabilesi temsilcileri de bulunuyordu. Bunlar, Abd-i Avf bin Asram ve Kabîsa bin Muhârık adında iki kişi idi.1

    Abd-i Avf, arkadaşlarıyla gelip Peygamberimizin huzurunda Müslüman olunca, Efendimiz, “İsmin nedir?” diye sordu.

    “Abd-i Avf’tır” dedi.

    Peygamber Efendimiz, “Sen, Abdullah’sın” buyurarak ismini değiştirdi.2

    Hilâloğulları temsilcilerinden Kabîsa bin Muhârık, bir ara Peygaberimize, “Yâ Resûlallah, ben, kavmimden birisine kefil olup borçlandım. Bu hususta bana yardım et!”3 diyerek yardım talebinde bulundu.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kabîsa’nın isteğine, “Olur! Biraz bekle! Bir yerden zekât mallarından gelirse borcunu öderim” diye cevap verdi.

    Sonra da, “Ey Kabîsa! Bilesin ki, halktan bir şey istemek şu üç durumdan birinde bulunan kimseden başkasına doğru değildir:

    1) İki kişinin (veya iki kavim ve kabilenin) arasını bulmak için borçlanan,

    2) Malı bir âfet sebebiyle mahvolan,

    3) Kavim ve kabilesinden aklı başında üç adamın şehâdetiyle fakir olduğu tebeyyün eden.

    “Ey Kabîsa, dilenmenin bundan ötesi haramdır”1 buyurdu.

    Böylece Kabîsa’nın bu isteği, içtimaî hayatta mühim bir esas ve ölçünün ortaya konmasına vesile oldu.

    İslâm nazarında dilencilik, ihtiyacı olmadan bir kimseden bir şey istemek, en kötü ahlâktan biri sayılmıştır. Bu hususta Resûl-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) bir çok hadisleri mevcuttur.

    * * *
     



Sayfayı Paylaş