Kutlu Doğum Haftası ile ilgili Yazı

Konusu 'Dini Günler' forumundadır ve ot-gu tarafından 28 Haziran 2014 başlatılmıştır.

  1. ot-gu Genel Sorumlu


    Kutlu Doğum Haftası ve Kutlu Doğum İle İlgili Kısa Yazı Komposizyon

    Kutlu Doğum Haftası 1989 yılından beri kutlanmaktadır. Peki kutlanma fikri nasıl doğmuştur?

    Hepimizin bildiği gibi Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevi, asırlardır milletimiz tarafından "Mevlid Kandili" olarak kutlanmaktadır. Mevlid Kandili ilk defa 13. asırda Erbil Atabeği Muzafferüddin Gökbörü tarafından iki ay süreyle kutlanmaya başlandı. Mevlid Kandili münasebetiyle ilim adamları bir araya gelip ilmi, fikri sohbetler yapıyor, halk sokaklarda mevlidi bir bayram havasında kutluyordu.

    Süleyman Çelebi'nin kaleme aldığı Vesiletün Necat isimli şiirin, Mevlid adıyla, yüzyıllardır sevinçte, tasada, doğumda, ölümde okuna gelmesi ve bu geleneğin bugün de canlı bir şekilde devam etmesi, Peygamber sevgisi etrafında teşekkül eden milli ruhun ifadesidir.

    Yüce dinimiz, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağıdır. Bu noktadan hareketle dini tefekkürü cami dışına taşırmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve düşüncelerini halka aktarabilmek için Mevlid kandilini hayırlı bir vesile telakki eden Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan Mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamıştır. Bu düşünce ile Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilan etmiştir.

    Kutlu Doğum haftası ile ilgili güzel bir yazı komposizyon

    Tüm alemlerin Resulü, İslam dünyasının sevgilisi, gönlümüzün sevgilisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (asm)'ı hangi yazıyla, methiyeyle, şiirle, cümleyle, kelimeyle anlatırsak anlatalım yetersiz ve aciz kalır. Ona ne yazılsa az, ne anlatılsa eksik kalır. Üstat Necip Fazıl şöyle diyor:
    "Bu eserimde anlatılan bütün eksiklikler benim, bütün iyilikler sizin eseriniz YA RESÜLALLAH"

    O usta kalem ki, aciz kalırken ALLAH RESÜLÜNÜ anlatmaktan biz bir hiçiz. Hani sevgiliye anlatamasın ya sevgini, kalbin atar kelimeler düğümlenir seçilen bütün kelimeler yetersiz kalır ya, bu sevgi, bu muhabbet, bu aşk ondanda ileri.. Kâinatta hiçbir insan onun kadar sevilmedi.. Müminlerin çarpan kalbi, gözündeki yaş, yüreğindeki sevdadır onun sevgisi.. Kurtuluşun anahtarı, Rabbine yakın olmanın rehberi, huzur ve mutluluğun kaynağıdır onun sevgisi...

    Peygamber efendimiz MUHAMMED MUSTAFA(asm)’ın sevgisi yaşamımızın ayrılmaz parçası olmalıdır. Peygamber efendimizin (asm) ahlakının izinde kendimizi sorgulamalıyız. Hayatımızı peygamber efendimizin (asm)’ın hayatına endekslediğimizde, huzur ve mutluluğu yakalayacağımızdan kimsenin endişesi olmamalı..

    O hayat ki, sabrın kalesi..

    O hayat ki, sevginin anahtarı..

    O hayat ki, adaletin timsali..

    O hayat ki, ilmin rehberi..

    O hayat ki, karanlığın aydınlığı...

    ...Ve biz bu hayatın neresindeyiz? Onun muhasebesini yapmamız lazım. Her şeyin muhasebesini yapan biz, hayat muhasebemizin çıkmazındayız. Kendimize gelme vaktimiz gelmedi mi? Çıkmaz sokakları bırakma vaktimiz çoktan geçti. Kaldı ki, öyle bir vakitte yok zaten. Peygamber efendimiz (asm) çocukluğunda bile örnek bir insandı. Ona insanlar MUHAMMEDÜN EMİN (En güvenilir insan) diyorlardı.. Kardeşin kardeşi dolandırdığı çağımızda biz bu hayatın neresindeyiz? Bu kutlu doğum haftasında peygamber efendimizi (asm)’ı tanımaya ve onun sevgisiyle yanmaya ve kendimizi bulmaya çalışalım...
     



Sayfayı Paylaş