Kuşadası Hakkında Bilgi

Konusu 'Kuşadası' forumundadır ve GamZe tarafından 27 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. GamZe Moderator


    Kuşadası Hakkında Bilgi
    Kuşadası Türkiye'nin Aydın iline bağlı bir ilçe. İlin kuzeybatısında bulunan ilçe, Aydın il merkezine 71 km., İzmir il merkezine 95 km. uzaklıktadır.
     



  2. GamZe Moderator

    Kuşadası Tarihi
    Kuşadası ulaşımının kolaylığı, sıcak ve sevecen yerli halkı, eğlence ve alışveriş imkanlarının genişliği kadar coğrafyasında ev sahipliği yaptığı medeniyetler ve ilginç tarihi ile de turizm alanındaki ismini hak ediyor. Alışılagelmiş bir uygulamadır, tarih hep geçmişten günümüze anlatılır. Oysa tatile çıktıysanız tarih size yüzünü genellikle bugünden düne doğru gösterir. Biz de bu nedenle Kuşadası' nın bugününden başlayıp, geçmişine doğru gitmeyi tercih ettik.

    Günümüz Kuşadası, bir çok Avrupa ülkesinde il olabilecek niteliklere sahip, yüzü Batıya dönük bir ilçe. Limanı, marinası, modern binaları, düzenli trafiği, hastaneleri, okulları, doğası, tarihi ve aklınıza gelebilecek her türlü kentsel hizmeti ile diyebiliriz ki Cumhuriyet Türkiye' sinin en güzel, en yaşanası tatil yörelerinden biri. Kış aylarında otuz bini aşkın yerleşik nüfusu olan Kuşadası' nın sihirli tuvalini boyayan bir başka renk de bu nüfusun sadece yerli kalk ve Türkiye' nin çeşitli bölgelerinden gelenlerden değil, dünyanın dört bir yanından yerleşenlerden oluşması.

    Cumhuriyet Dönemi' nde Kuşadası tarihinin en önemli olayı hiç şüphesiz 1954 yılında o tarihe kadar bağlı olduğu İzmir' den ayrılarak, Aydın ilinin bir ilçesi yapılmasıdır. Öte yandan kentin sosyo- ekonomik hayatını değiştiren en önemli gelişme 1960 yılından itibaren turizm potansiyelinin fark edilerek bu yönde yapılan yatırımlar olmuş.

    Milli Mücadele yıllarında ise Kuşadası, Aydın yöresindeki Kuva-i Milliye hareketinin bir parçası olmuş.

    Bugün Kuşadası İlçe Merkezi' nde görebileceğiniz bir çok tarihi eserin öyküsü Osmanlı Dönemi' ne dayanıyor. Kuşadası 1453 yılında 1. Mehmet tarafından Osmanlı toprağına katılmış. Bu tarihten sonra hep Cumhuriyet Dönemi' ne kadar hep Osmanlı Egemenliği' nde kalan Kuşadası' nın, bugünkü şeklini kazanmaya başlaması ise 17. yüzyılı bulmuş. I. Ahmet ve II. Osman dönemlerinde iki kez Sadrazamlık yapan Öküz Mehmet Paşa şehrin imarına başlamış, şehri surlarla çevirtmiş, bir han, bir hamam ve bir de cami içeren bir külliye yaptırtmış. Ayrıca su şebekesinin yapılmasını da sağlayan Öküz Mehmet Paşa' nın döneminde, sur içinde Dağ ve Camikebir Mahalleri olmak üzere iki mahalle bulunuyormuş. Yine bu dönemde şehre surlar üzerinde yer alan üç kapıdan giriliyormuş. Bu kapılardan halen yerli halk tarafından Kale Kapısı olarak adlandırılan kapı, Barboros Hayrettin Paşa Caddesi ile Kahramanlar Caddesi' ni birbirlerinden ayıran kapıdır. Geçidi kemerli olan kapı üzerinde bir kule bulunmakta ve iç köşesinde ise bir çeşme yer almaktadır. Çeşmenin üzerindeki iki hayrat ibaresinden Arapça harflerle yazılmış olanı 19. yüzyılı, Latin Alfabesiyle yazılmış diğeri ise yakın geçmişi işaret etmektedir. Ne yazık ki diğer iki kapı gibi surların da büyük bir bölümünün günümüze ulaşması mümkün olmamıştır. Sadece Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı çevresinde ve Sağlık Cadde' sinden başlamak üzere Sevgi Sokak boyunca deniz kenarına kadar olan alanda sur kalıntılarını görebilmek mümkündür. Kentin genişlemesiyle beraber Hacı Feyzullah, Türkmen, Alaca Mescit ve Camiatik mahalleri de Dağ ve Camikebir Mahalleri' ne eklenmiştir.

    Bizanslılar için stratejik anlamda çok önemli olan Güvercin Adası' nın yenilenmesi ise 1834 yılında Osmanlılar tarafından yapılmış ve bu yenileme sırasında bugün Güvercinlik ya da Güvercin Kalesi isimleriyle adlandırılmakta olan meşhur kale inşa edilmiştir.

    Kuşadası' nın Türkler' in egemenliğine ilk geçişi 1186 yılında Selçuklu Beyi II. Kılıç Aslan' ın kenti toprakları' na katması ile olmuş, Ancak Selçuklu Devleti' nin yıkılmasından sonra Beylikler Devri başlamış ve kent bir süre Aydınoğulları Beyliği tarafından yönetilmiştir. Şehir daha sonra Bizans egemenliğine girmiş ve bu dönemde Ania olarak adlandırılmıştır. Bizanslıların hakimiyetinde olmakla beraber Ceneviz ve Venedikliler' in ticaret hayatını ellerinde tuttukları 15. yüzyılda ise Efes ve Milet limanlarının deniz çekilmesinden dolayı kullanılamaz hale gelmesiyle, bölgede yeni bir liman inşa edilmesi gereği duyulmuş bunun sonucunda Kuşadası o dönemde kurulu bulunduğu bugün Andız Kulesi olarak bilinen Pilavtepe eteklerindeki yerinden bugünkü yerine gelmiştir. Bu dönemde şehre İtalyanca' da Yeni Liman anlmına gelen Scala Nouva ismi verilmiştir. Bu dönemde Scala Nouva her türlü donanımı, limanı, ticarethaneleri ve hatta konsolosluğu ile tam bir ticaret şehri olmuştur.

    M.Ö 2. yüzyılda Romalılar' ın Egemenliğine geçen Kuşadası, Meryem Ana'nın Havarileri' nden St. Jean' in bölgeye yerleşmesi ile Hıristiyanlık' ın merkezlerinden biri olmuştur. Miletus yine bu dönemde Piskoposluk Merkezi' dir.

    M.Ö. 344' de Makedonyalı Büyük İskender, bölgede M.Ö. 546 yılında başlayan Pers egemenliği sona ermiş, ayrıca bu olay Anadolu' da Yunan ve yerel Anadolu kültürlerinin sentezinden oluşan sanat, yaşam ve kültür değişimi yepyeni bir çağ başlatmıştır. Bu döneme Helenistik Çağ adı verilir ki, bu dönemin en önemli şehirleri Efes, Didim, Milet ve Priene' dir. Antik çağlara döndüğümüzde ise Kuşadası' nın kuruluş öyküsünün başına ulaşmakta biraz zorlanıyoruz.turkeyarena.net Tam olarak hangi bölgede ve kimler tarafından kurulduğunu kanıtlayacak kesin bilimsel bir veri olmamakla beraber, Kuşadası' nın bugünkü Yılancı Burnu' nda Efes' e bağlı olarak İyonlar tarafından kurulduğu ve bu yeni yerleşim merkezine Neopolis adı verildiği sanılmaktadır.

    Kuşadası ve Kuşadası Körfezi' nde antik çağlarda yaşayan medeniyetlere göz atarsak karşımıza M.Ö. 3000 yılında Lelegler, M.Ö. 11. yüzyılda Aeolyalılar, M.Ö. 9. yüzyılda ise İyonlar çıkmaktadır. Bu yüzyılda Büyük Menderes ve Gediz Irmakları arasında kalan alan İyonya adını almaktaydı. İyonlar denizaşırı ticaret yapmışlar, bu sayede kısa zamanda dönemlerinin önemli politik ve ekonomik gücü haline gelmişlerdir. Tarihte Neopolis olarak adlandırılan Kuşadası, bu dönemde çağının Akdeniz ticaret yollarına açılan en önemli limanı olmuştu. M.Ö. 7. yüzyılda ise Neopolis bir dönem Lidyalıların egemenliğine girdi.

    Tarih içinde yaptığımız bu yolculuktan da anlayabileceğimiz gibi, Kuşadası bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış, sadece doğal güzellikleri için değil, aynı zamanda çevresinde barındırdığı tarihi ve kültürel miras anlamında da görülmesi gereken bir şehirdir.
     

Sayfayı Paylaş