Küresel Düşler, İmparator Şirketler ve Yeni Dünya Düzeni

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Küresel Düşler, İmparator Şirketler ve Yeni Dünya Düzeni

    KİTABIN ADI Küresel Düşler, İmparator Şirketler ve Yeni Dünya Düzeni
    KİTABIN YAZARI Richard J.BARNET ve John CAVANAGH
    YAYINEVİ VE ADRESİ
    BASIM TARİHİ 1995
    KİTABIN YAYIM MAKSADI Küreselleşmenin tehditleri ve yarattığı fırsatlar konusunda kitleleri bilgilendirmek.

    KİTABIN ÖZETİ :

    Barnet ve Cavanagh adlı ekonomi üzerine ihtisas yapmış iki yazar, dört kıtada yaptıkları yüzlerce görüşmeye dayanarak dünya ekonomisinin zirvesindeki beş şirketin profilini çizmişlerdir. Bu şirketlerin, dünya ekonomisini oluşturan birbiriyle bağlantılı dört sistemi (Küresel kültür piyasası, Küresel çarşı, Küresel işyeri ve küresel finans ağı)’nı nasıl yönettiklerini açıklamaktalar ve şirketlerin uyguladıkları sistemler hakkında bilgi vermektedirler. Küresel Kültür piyasasında Sony ile Bertelsmann şirketleri, Küresel Çarşıda Philip Morris şirketleri, Küresel işyerinde Ford şirketi, Küresel Finans ağında ise Citibank şirketinin kendi sektörlerinde ve dünya ekonomisinin diğer dev şirketleri ile rekabetleri teferruatlı olarak incelenmiştir.

    Yazarların amacı; ekonomik mücadelenin galipleri kanalıyla küresel sistemi ve bu sistemin dünya ekonomisi üzerindeki etkisini sosyal, politik ve ekonomik açıdan incelemek ve gelecek yıllarda dünya ekonomisinin maruz kalacağı tehlikeleri önceden kestirmektir. Söz konusu şirketler, giderek ulusal iktidarların yerlerini almakta, dünya çapında para, mal ve bilgi akışını denetlemekte, dünya ekonomisinin kaderini ellerinde tutmaktadırlar. Bu şirketler, aldığı kararlar ve uygulamaları ile dünya ekonomisine yön vermekte, şirketler çıkarlarını, ulusal çıkarların hatta dünya ekonomik çıkarlarının üzerinde tutmakta ve gittikçe büyümeye devam etmektedirler. Ulusal iktidarların iç ve dış politika ile ilgili uygulamaları, bu şirketlerin onayından geçmektedir. Bu şirketlerin, ulusal iktidarlar hatta bölgesel kuruluşlar ve organizasyonlar üzerinde büyük etkileri mevcuttur. Ekonomik yönden alınan her karar ve uygulamada, bu şirketlerin büyük etkisi vardır.

    Kitap; global dünya ekonomisini hedefleyen bir açmazın penceresinde “bölünmüş bir dünya yaratma” tehlikesini vurgulamaktadır. Bütünleşmiş bir üretim sisteminin yarattığı işsizlik, kimlik bunalımları, politik çalkantılar ve kökten dinci tepkiler, kamu yönetiminin etkinliğini yitirmesi sonucu bozulan ekonomik dengeler, bu bağlamda ele alınmış ve yazarların şahsi değerlendirmeleri ile desteklenmiştir.

    Küresel düşler; Global ekonomi kapsamında iyi bir slogan olmakla birlikte, bu sistemi uygulamak ve tüm insanların istifade edebileceği bir yapıya kavuşturmak çok zordur. Çoğumuz kendi çekirdek ailemizi bile, bir birim olarak düşünmekte zorlanırız. Ticaret ve politika dünyalarındaki küresel oluşumlar ve görüşler bir bütün değildir. Her oluşumun ayrı bir karakteristik özelliği ve çıkarları vardır. Şirket başkanları, dünya nüfusunun büyük bölümünün alamayacağı küresel ürünleri üretmekten söz ederler.

    Politikacılar, küreselleşme sorununu, ekonomik strateji ve dış politika ile aşacaklarına değinirler. Ancak, asıl düşündükleri yerli ekonomiyi tehdit eden yabancı rekabeti bir takım destekler, teşvikler ve yaptırımlar aracılığı ile etkisiz hale getirmektir. Dünyada küresel çıkarları desteklemek bir yana, tamamlayabilecek hiçbir makam yoktur. Bir bütün olarak ele alındığında sistem dengesiz görünmektedir. İşleri ve ücretleri azaltmak için sistemin içinde bulunan baskılar, kronik üretim payları ve küresel rekabet nedeniyle artmakta; otomasyon ve eğitim konularında sağlanan ilerlemeler, fabrikaları bir yerden bir yere taşımayı ve kadrolarda kısıntıya gitmeyi kolaylaştırmaktadır. Üretim, ekonomik açıdan daha verimli bir hale gelmekte; ancak bir sonraki kuşağın karşısında dengeli, iyi ücretli iş seçenekleri azalırken, dünya nüfusunun gittikçe büyük bir bölümü müşteri değil, vitrin seyircisi olmaya sürüklenmektedir.

    Dünya bugün çok farklı bir görünümdedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 1970’li yıllarda dünyada 7000 Çok uluslu şirket vardı. Bugün bu sayı 35000’i geçmiştir. Yapılan hesaplamalarda, dünyanın en büyük 300 endüstri şirketi 20 trilyon dolarlık üretken aktif portföyünün % 25’ini kontrol etmektedir. Zayıflayan hükümetler dünyasındaki başına buyruk şirketler, bir dizi çok önemli kararı veto edecek güçtedirler. Küreselleşme gerçek anlamıyla küresel değildir. Uluslararası işler endüstrileşmiş dünyada ve kalkınmakta olan ülkelerin belirli bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Çoğu insan, bu sistemin dışındadır. Bu kitapta incelenen birbirleriyle kesişen ekonomik etkinlik ağları, küresel sistemi oluştururmaktadır.

    Ne politikacılar, ne de şirket yöneticileri, kaynakların korunmasını ya da ekolojik dengeyi, politik değerlerin merkezi olarak kabul etmektedirler. Sonuçta, yaşam güzellikleri ve doğal dengeyi sürdürmek için gerekli olan öğeler, akıl almaz bir biçimde yok edilmektedir.

    Gerçek anlamda küresel bir toplum yaratmaya yönelik küresel düşünce, henüz ne hükümetlere, ne de şirketlere yerleşmemiştir. Çoğu lider, kendini zenginlik ve iktidara yükselten sistemi değiştirecek kişiler olmak bir yana, tam anlamıyla baskın kültürünün ürünleridir. İnsanoğlunun var oluşunun bağlı bulunduğu küresel bilinç, eğitimin hem iş dünyasında hem de hükümette, liderliği ödüllendirme, destekleme ve yetiştirme yöntemlerimizin ve başarıyı tanımlama biçimlerimizin değişmesini gerektirmektedir.

    Gelecek yıllarda dünya ekonomisine hakim olan şirketlerin dünya ekonomisini yöneteceği ve ulusal iktidarların bu şirketlerin kararlarına bağımlı kalacağı, dünya ekonomik dengelerinin bozulacağı ve şirket çıkarlarının ulusal çıkarların önüne geçeceği vurgulanmaktadır. Bu durumun birey bazında kişiler arasındaki uçurumun artmasına sebep olacağı, insanların gittikçe fakirleşeceği ve sefaletle yüzyüze gelinmesine sebep olacağı değerlendirmeleri yapılmaktadır.

    Bugün dünya politikalarına yön veren, siyasi ve ekonomik kararların alınmasında büyük şirketlerin etkin bir rolü vardır. Bu rol giderek artmakta ve dünya devletlerinin politikalarına yön vermektedir. Dünya barışını ve insan haklarının korunması yönünde kurulan bütün uluslar arası kuruluşlar da bu şirketlerin etkisi altına girmeye başlamıştır. Ekonomide globalleşme yönünde atılan her adım esasında bu şirketlerin büyümesine ve gelişmesine neden olmaktadır. Alınan her türlü karar ve uygulamada bu şirketlerin menfaatleri ön planda tutulmaktadır. Bu şirketlerin dünya ekonomik pazarında yayılması ve büyümesi rekabet gücü düşük milli şirketlerin dağılmasına ve batmasına sebep olmaktadır. Ekonomik yönden kuvvetli şirketler, zayıf şirketlerin ekonomik pazarını elinden almakta ve onların gittikçe küçülmesine ve sonunda yok olmalarına sebep olmaktadır.

    Yazarlar bu kitapta, dünya ekonomik pazarına hakim olan uluslararası beş büyük şirketi incelerken küreselleşme yönünde atılan adımların ve alınan kararların gelecekte insanoğlunun ne gibi tehlikelere maruz kalacağı yönünde bazı gerçekleri vurgulaması açısından faydalı bir eserdir. Özellikle ekonomik kararların daha etkili olmaya başladığı günümüz dünyasında bazı ulusal ve uluslararası uygulamalarda büyük şirketlerin etkisi görülmeye başlamıştır. Küreselleşme ve global bir ekonomiyi yaratma söyleminin altında yatan gerçekler çok ürkütücüdür. Gelecekte insanlığın karşılaşacağı en büyük tehlikelerden biri de insanların sefaletle yüzyüze kalma tehlikesidir.

    Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş