Kumsala Düşen Sızı Şiir Necdet Arslan

Konusu 'Aşk Şiirleri' forumundadır ve CAN tarafından 15 Mayıs 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    KUMSALA DÜŞEN SIZI...

    Deniz körpeliğinden sıyrılırken
    Bir esrik düş büyür de büyür
    Ve güneşten daha çok kavurur bizi
    Upuzun olsa da gece
    Uykularımız şafağa varma telaşına teslim olur

    Ve iki ayrı ürperiş
    Usulca çıkar uzaklardan
    Sarmaşıklar gibi dolambaçlıdır özlem
    Ilık ilk yaz sabahının birinde
    Kavuşma sevinciyle parlar gözlerimiz…
    Bir bulut beyazlığı altında buluşur ellerimiz

    Hangi seher
    Sıcaklığında konuk eder bizi
    Ve hangi esrarlı dokunuş
    Böylesine apak yapar
    Geceden arta kalan esmerliğimizi
    Hangi şairin şiirlerinde vardır böylesi vuslatlar?
    Hangi ressamın tablosunda
    Birbirine bakan mahmur gözlerden
    Lime lime dökülür yaşlar
    Sevi başlıbaşına bir tümlenişse eğer
    Bizden başka kim bilebilir
    Nerden gelir ve nasıl başlar?

    Sesler ulaşır zambak kokuları gibi usuldan usuldan
    Sonsuzluğa doğru birlikte dolanır akreple yelkovan
    Dalgalar can bulduğu yerden vururken körfeze
    Islanır ayak
    Rengarenk çakıl taşlarına düşer gölgeler
    Kızıllıkta belirir iki silüet,
    Arzuları sivriltiyorken kutsanmış sözler
    Sevi’nin sağanaklarından ıslanır tüm bölgeler

    Kaç günlük uzaklıkta saklanır durur ayrılık
    Kaç arşındır yol gözleyen nar kırmızısı yakınlık.
    Bir duman seli kalkmaya görsün
    Bir tını cömertçe kurar sofrasını
    İşte o an sunulur ötelerden tutunuşlara katık

    Ordaydık
    Ağırdan ağırdan yırtılılırken yalnızlık
    Bir çarpışma an’ıyla büyür demlenişler
    Bir var oluşla dile gelir hiç söylenmemişler
    Alçalıp yükselirken iç çekişler
    Gün kurusu kıvamından alırız haz
    Yeni bir muştuyla avutulur yaz
    Bir kıvılcımla başlar ya orman yangınları
    Biz de öylesine yanarız biraz

    O ses bizimdir
    O kıvılcım biziz
    Odlarla kavrulan hevesi barındırır nedenlerimiz
    İlk seherde yaralı yürekler demlenir
    O yerlerden semaya uzanırken eller
    Ertelenen zaman için kimsenin bilmediği
    Göklere uzanan bir yakarı filizlenir

    Sen ne soylu can eriğisin ey gülüş
    O öyle bir mayadır ki sevinin gizine bulanır
    Tüm dereler boz bulanık akarken
    Gerçeğin ritmiyle bezenir diriliş…

    Uzanır boylu boyunca efkar
    Kumsala düşer sızı
    Oyuna kanmaz çocuklar gibi afacan
    Tutuşur iki gönül hırsızı

    Uğradığı yurtlara bereketler sunan his
    Sonrasızlığı barındıran nankör sis
    Gölgede yürüyen düş
    O şarkıyı çalan ıslık
    O son öpüş…
    O olan her nefes
    An biterken suskunlukta yorulur
    Odlarda kavrulan iki heves..
    Eşkalini bırakmadan kaybolur

    Artık
    Deniz işvelidir,kumsalda oynaşır
    Ortalıkta öksüz bir güneş dolaşır
    Ortalıkta öksüz bir güneş dolaşır

    Necdet Arslan
     



Sayfayı Paylaş