Kültür Kuramı

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 22 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Kültür Kuramı, eski ya da yeni kültür öğretileri üzerine genel bilgiler yansıtan bir başvuru kitabı olarak değil, yazarın düşünce felsefeleri ve düşünce kazısı olarak adlandırdığı felsefi bir kültür kuramı arayışı etrafında yoğunlaşan bir kitaptır. Yazar kültür kuramının belki de tam bir sınırı olamayacağını çarpıcı örnekler ve alt başlıklar altında okuyucuya sunmakta ve "sağduyudan uzak düşmeyen herkes tıkız bir kültür kuramının ne denli dallı budaklı birikimler getirdiğini bilir" diyerek eksiksiz bir kültür kuramının mevcut olamayacağını ifade etmektedir. Yazar, kendi deyimiyle felsefi açıdan eli ayağı düzgün bir kültür anlayışını aramaktadır bu kitabında. Kitap on alt bölümden oluşmaktadır. Örneğin aşağıda örneklenen bölümlerde, Kültür Kuramı'nın okuyucuya vermek istediği kuramsal ancak gerçek hayata yansıtılabilecek pratik konular görülebilmektedir.
    "Dil, Kültür ve Eğitim" bölümünde, çağdaş Batı Avrupa'daki çok kültürlülükten bahsedilmekte ve dil, kültür ve eğitim arasındaki bağlar fenomenolojik olarak incelenmeye çalışılmaktadır. Bu yapılırken dilin, kültürün ve eğitimin tanımları yapılmaktadır. Bu kavramların ve fenomenlerin insan hayatına ve değişik toplumlara yapabileceği ve yaptığı katkılar anlatılmaktadır.
    "Kültürler Arası Düşünceler" bölümünde, günlük yaşamın felsefesi irdelenmekte ve bunun kültür açısından önemi ve yeri değerlendirilmektedir. Bu bölümde Türk Dili'nin felsefesi üzerinde durularak dilbilimsel ve felsefi bazı bilgiler verilmektedir. Dilin toplum ve düşünceler üzerine etkileri ele alınarak dilin ve farklı dillerin yarattığı fiziksel ve anlamsal etkilerden bahsedilmektedir.
    "Marcel'de Ben-Sen Bağı" bölümünde, felsefenin en alıcı ayrımı olan kişiler arası ayrımdan ve özellikle ben-sen ikileminden bahsedilmektedir. Marcel'in "varoluş" konsepti ve "yalnızlık" veya "tekbencilik" gibi kavramlar farklı bir açıdan ele alınarak okuyucuya düşünme ve kendini yargılama ortamı yaratılmaktadır. Bu bağlamda çok boyutlu dinamik bir yaşama evreninin ortasında bulunan bir "ben" kavramı incelenerek başka insanlarla arasındaki farklar felsefi olarak ortaya konmaktadır.
    "Ahlakın Bilimce Temellendirilmesi" bölümünde, tanışma, görüşme, dövüşme, giyinme, yargılama ve değerlendirme gibi bir çok davranışın teorik ve pratik değerleri ile farklı toplumlar içindeki önemleri ve rolleri üzerinde durulmaktadır. Bilimsel açıdan ahlakın ne demek olduğu ve "bilimce" bir temellendirmenin mümkün olup olamayacağı ele alınmaktadır. Eğer bir temellendirme varsa ve mümkünse bu nasıl olacaktır? İşte bu bölümde bu ve bunun gibi sorulara cevap aramaktadır yazar.

    Sonuç olarak Kültür Kuramı, en küçük ama en önemli varlık olan "ego" kavramında başlayarak daha komplekse doğru giden ve toplumdaki farklı değişkenler içinde kültür teriminin farklı anlamlarını ortaya çıkarmaya hedefleyen bir çalışmadır. Bunu yaparken çok çarpıcı örneklemeler yapmaktadır ve okuyucuya kendini de içinde hissettiği bir sanal toplum yaratmaktadır. Sadece metafizik konuları değil mantık kuramları vasıtasıyla da örnekler ve çıkarım ortamları zenginleştirilmektedir. Yazar, Bertrand Russel'in doğruluk anlayışından bahsederken şöyle der: "Russel'ı belli bir 'izm'in darlığına kapanmaktan; tüm bilgileri 'doğru' yada 'yanlış' olmak bakımından tek ve şaşmaz bir ölçeğe vurmaktan; kuram uğrunda güdükleşmekten kurtaran, hiç kuşku yok ki, ustalıkla uyguladığı çözümleyici yöntemdir." Yazar, Russel'ın yalınlığa verdiği önemden bahsederek, onun doğruluk anlayışını ifade etmeye çalışmaktadır. Bütün bu alt bölümler bir sonucu olarak denilebilir ki: "Bir kültür kuramı, biçimi ve içeriği saymakla tükenmeyecek öğeler kapsar. Evet tanımlanması zordur, ancak tanımlanmaya başladığımızda ise felsefenin ve bilimin ışığında bilmediğimiz bir çok ilginç ve aydınlatıcı yere gidebiliriz.
     



Sayfayı Paylaş