Küllüğe Düşen Tohum Masalı

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 28 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Küllüğe Düşen Tohum Masalı

    Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal pireler berber iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken annesinin kozasında uyuyan mini minnacık bir tohumcuk varmış. Derdi tasası gamı kederi yokmuş Kozasının içinde güzel güzel uyumaktaymış.

    Günlerden bir gün kuvvetli bir fırtına çıkmış. Bizim küçük tohumu annesinin kucağından söke söke almış. Katmış önüne günlerce savurmuş. Tohumcuk sıcakta terlemiş soğukta üşümüş yağmurda ıslanmış Sonunda rüzgâr onu bir küllüğe götürüp bırakıvermiş.

    Küçük tohum savrulmaktan çok yorgun düştüğü için atmış kendini küllüğün yumuşak kollarına. Tek isteği; biraz huzur biraz dinginlikmiş Rüzgâr çok yormuştu ya. Dinlenmiş günlerce küllüğün kollarında Merak bu ya; etrafını seyre dalmış. Uzaklarda rengârenk açan çiçekleri görmüş. Yemyeşil dalları allı morlu çiçekleri varmış. Özenmiş birden O da kök salıp dallanıp budaklanmak istemiş.

    İstediği; birkaç damla su imiş Kök salmak için Beklediği yağmur gecikmemiş damla damla düşmeye başlamış. Küçük tohum kana kana içmiş yağmur sularını sabırla. Birazda gün ışığı görünce çatlatmış kozasını çıkarmış başını Küllükten yukarı ağır ağır göğe yükselmeye başlamış Çok mutluymuş küllükte .Toprağı tanımadı ya.

    Nedense; diğer çiçekler gibi serpilip büyüyemiyormuş Bedeni cılız çiçekleri solgunmuş hep Kökleri de sağlam değilmiş Sallanıp duruyormuş rüzgârda; kavak ağacı gibi Yine de tutunmuş sevgiyle küllüğüne.

    Hiç beklemediği bir anda o haşin fırtına yine çıkmış. Bizim eğreti duran çiçeği söküp almış yerinden Tıpkı annesinin koynundan aldığı günkü gibi Savurmuş yine günlerce. Çiçek tam kuruyup ölürken bu defa güzel çiçekli bir bahçeye getirip bırakıvermiş rüzgar.

    Hayran hayran etrafını seyreden çiçek; toprağı tanımş Onun güçlü kollarına sere serpe uzanmak istemi.ş Çünkü küllüğe hiç benzemiyormuş Ya toprak? Toprağın güzel çiçeklerle dolu bir bahçesi olduğu için bizim solgun çiçeğe bakmamış bile. Ne git demiş ne kal demiş Toprağın kapısında eşik olmuş çiçek; aşıkmış ya Çiçeğin sevdası günden güne karasevdaya dönmüş. Sararmış solmuş gün gelmiş dayanma gücünü yitirmiş. Ölmüş çiçek. Artık toprağın kollarındaymış Gübre olmuş toprağın diğer çiçeklerine.

    Gökten üç elma düşmüş Biri küllüğe biri toprağa biri de çiçeğe Ne yazana ne de okuyana kalmamış.
     



Sayfayı Paylaş