Kulak Burun Boğaz -Genel-

Konusu 'Sağlık-Genel' forumundadır ve RüzGaR tarafından 10 Aralık 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Allerjik rinit ( bahar nezlesi )


    BAHAR NEZLESİ NEDİR:
    Allerjik rinit, toplumda sıça rastlanan ve çeşitli düzeylerde son derece yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Mevsimsel allerjik rinit (Polenlerin yoğun olduğu mevsimler) kendisini her yıl belirli bir zamanda ortaya çıkan aksırık, kaşıntı, burun akıntısı ve burunda tıkanma gibi bulgularla ortaya çıkan bir hastalıktır.

    BAHAR NEZLESİ NEDENLERİ:
    Bilinen en yaygın neden polenlerdir.Bahar aylarında çiçeklerin üremek amacıyla tabiata bıraktığı yumurtaları bazı insanların burun iç kısmında allerji yapmasıdır.

    BAHAR NEZLESİ BELİRTİLERİ:
    -Nezlenin diğer belirtileri olmadan burun akıntısı.
    -Burunda tıkanıklık hissi
    -Aksırık,hapşırma
    -Burunda kaşıntı
    -Kuruluk hissi

    BAHAR NEZLESİ TEDAVİSİ:
    -Korunmak tedavi kadar önemlidir,korunmada özellikle bahar aylarında polen hareketinin yoğun olduğu saatlerde ev havalandırmasını yapmayın, polenin yoğun olabileceği alanlarda çok bulunmayın.
    -Hassasiyetin azaltılması (desensibilizasyon-immunoterapi); kontrol altında polen ve benzerleriyle vücudun tanıştırılıp allerjinin azaltılması.
    -İlaçla tedavi;çeşitli allerji ilaçları kullanılır.
    Doç.Dr.Mehmet Ziya ÖZÜER
     



  2. RüzGaR Super Moderator

    Orta kulak iltihabı ( otitis media )


    Kulak dış kısımdan bakıldığında içeri doğru uzayan kanalın bitişi kulak zarıyladır.Kulak zarının içerde kalan kısmı orta kulaktır ve bu alanda sesi iç kulaktaki ekulak zarı aracılığıyla daha içeri ileten çekiç örs üzengi adlı üç küçük kemik vardır.Orta kulak kulak zarı ile dış ortama kapalıdır ama içerde östaki denilen kanalla ağzın geri kısmıyla direkt ilişkilidir.Bu iç kanal sayesinde orta kulak içindeki hava basıncı dengelenir.Yükseğe çıkıldığında kulakta şişlik hissi oluşması bu alandaki havanın çevredeki basıncın düşmesi sebebiyle genişlemesinden kaynaklanır.Esneme hareketi östakinin açılıp basıncın dengelenmesini ve rahatlamayı sağlar.

    ORTA KULAK İLTİHABI NEDİR:
    Kulak zarının hemen iç kısmında bulunan çekiç,örs üzengi kemiklerinin bulunduğu alanda mikrop bulaşması sonucu gelişen iltihabi durumdur. Ani hava basıncı değişimlerinde yada bazen burun tıkanıklığında gelişen seröz otitte orta kulakta sıvı birikir ama mikrop olmadığı için iltihap olarak değerlendirilmez.


    ORTA KULAK İLTİHABI BELİRTİLERİ:
    -Kulakta ağrı
    -O taraf dişlere vuran ağrı
    -Kulakta dolgunluk hissi
    -Çınlama
    -İşitmede azalma
    -Ateş
    -Huzursuzluk
    -Kulak zarı iltihapla delinirse kulaktan akıntı
    -Eşlik eden üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı belirtiler.


    ORTA KULAK İLTİHABI TEDAVİSİ:
    Tedaviden önce hastalıktan korunmak daha önemlidir;orta kulak iltihabına sebep olabilecek üst solunum yolu enfeksiyonu erken dönemde tedavi edilmeli,kulak zarı delik olan suyla temastan önce kulak tıkacı kullanmalıdır.
    Teşhis mutlaka bir doktor tarafından konmalı ve tedavi başlanmalıdır.Tedavide öncelikle mikroplara yönelik uygun antibiotik başlanır,östaki borusunun tkanmasına sebep olabilecek üst solunum yolu enfeksiyonuna ve bölgede oluşmuş ödeme yönelik ilaçlar başlanır.İltihap artmış ve kulak zarı basınç altındaysa kontrollü bir şekilde delinerek(parasentez) boşaltılır.
    Tedavi uygun zamanda başlanırsa 2 gün 2 hafta içinde sorun yaratmadan düzelir.
    Tedavinin gecikmesi kronik otitis media denilen müzmin şekline dönerki bunda kulakta sürekli akıntı ve zamanla duyma kaybı olur.

     
  3. RüzGaR Super Moderator

    Kulak kiri ( buşon )


    Dış kulak yolunun kendi kendini ve dışardan gelen toz ve pisliği temizlemesi salgı ve bu salgıyla birlikte üst tabaka cildinin dışarı doğru taşınması şeklindedir. Aslında kulağı koruyucu özelliği olan bir salgıdır.Normal şartlarda sadece en dışta oluşan kısmın temizlenmesi yeterlidir.Kulak temizleme çubuğu diye satılan ucu pamuklu çubuklarla kulağı temizlemek gereksiz olduğu gibi çok dikkat edilmemesi halinde zararlıda olabilir.
    Bazı insanlarda kulak salgısı dışarı taşınamayacak kadar katı olduğu için içerde birikip duymayı güçleştirebilmektedir.Bu gibi durumlarda tıbbi yardım alıp uygun şekilde yemizletmek en doğru olandır.
    Buşon varlığı tesbit edildiğinde gliserinle yumuşatayar emici yardımıyla temizlik sağlanır.Bu gibi kulak kiri katılaşan insanların yılda 1-2 defa temizlik yaptırması yeterli olabilmektedir.
    Doç.Dr.Mehmet Ziya ÖZÜER
     
  4. RüzGaR Super Moderator

    Burun kanaması tedavisi


    Burun kanaması sık karşılaşılan genellikle önemli olmayan ama hastayı ve çevresini panikleten bir durumdur.Kanamaların büyük kısmı hasta tarafından kontrole alınabilmektedir.

    Kanama durumunda:
    1) Burnunuzun ucunu başparmak ve diğer iki parmağınız arasına alarak sıkıştırınız.
    2) Başınız yüksekte tercihan oturur pozisyonda yaklaşık beş dakika bekleyiniz.
    3) Başınızın kalbinizden yüksek pozisyonda olmasına dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız ya da başınız yukarıda uzanmanız uygundur.
    4) Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içerisine buz doldurarak)
    Kanama Durduktan Sonra Yeniden Kanamayı Önlemek İçin
    1) Sümkürmemeye dikkat ediniz
    2) Yerden bir şey kaldırmak ya da buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız
    3) Başınızı mutlaka göğsünüzden yukarıda tutunuz

    Yukarıda anlatılanların dikkatlice uygulanmasına rağmen kanamanın durmaması veya tekrarlaması durumunda,kanama sonrasında yorgunluk, halsizlik, göğüs ağrısı gibi şikayetler hissediliyorsa,kanama burun önünden çok boğaza doğru oluyorsa, en kısa zamanda hekime başvurulmalıdır.

    BURUN KANAMASI TEDAVİSİ:
    Tedavi kulak burun boğaz uzmanınca yapılmalıdır.Öncelikle kanamanın yeri ve sebebi tesbit edilir.Yüksek tansiyon gibi dahili bir sebeple oluyorsa o klinik düzeltilir.Kanamanın olduğu alan elektrokoter veya laser gibi teknolojik cihazlarla yakılarak kanama durdurulur.Kanama yaygın alandansa veya yeri tesbit edilemiyorsa uygun şekilde tampon konur.
     
  5. RüzGaR Super Moderator

    Horlama ve tedavisi


    Normalde erişkinlerde %5o civarında hastalık ve yorgunluk dönemlerinde horlama görülmektedir. %25 lik bir gurup her uykuda horlamaktadır ve yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar.Sırt üstü yatarken horlama ve horlamanın şiddeti artar.
    Horlama tedavisi için bir çok cihaz ve yastık türü kullanım aletleri geliştirilmiştir ve bir çoğu hastanın derin uykuya girmesini engellemeye yöneliktir.Bunların en önemli diz avantajı horlamayı azaltırken kaliteli bir uyku uyumasını engeller.
    HORLAMAYA NEDEN OLAN ETKENLER:
    -Dil ve yumuşak damağın kasları yaş ilerledikçe gevşer buna bağlı olarak solum esnasında titreyerek ses çıkarır.
    -Bademcik,geniz etidil kökünün büyük olası havanın geçişini güçleştirdiği için ses oluşmasına sebep olur.
    -Şişmanlıkta solunum güçleştiği ve çevresel dokular belirginleştiği için ses oluşur.
    -Burun tıkanıklığı ağız sonumunu artırarak horlamaya sebep olur.
    HORLAMA TEDAVİ EDİLMELİMİ?
    Normalde horlayan insanı fiziki olarak rahatsız etmeyen horlamanın sosyal ve medikal boyutları vardır.
    SOSYAL BOYUTU:
    -Yatak arkadaşı oynı odada uyumaktan rahatısız olur.Evliliklerde yatak odası ayırmada en sık sebeptir.
    -Oda arkadaşı seçimi;genellikle horlayanları aynı odada yatırma eğilimi vardır.
    -Alay edilme sabah kalkıldığında ne kadar şidetli horlandığı konusu işlenir.
    -Kimse horlayanla aynı odada kalmak istemez.
    TIBBİ BOYUTU:
    -Uyku kalitesi düşer ve yeterince dinlenilmez.
    -Çevredekiler uyararak uykunun bölünmesine sebep olur bu da uyku kalitesini düşürür kişi ertesi gün uyuklar.
    -Daha sık tansiyon yüksekliği tesbit edilir.
    -Uyku apnesi dediğimiz uykuda nefes durur bunun süresi uzunsa daha tehlikeli olur.
    -Uyku apnesi zamanla kalp yetmezliğine sebep olabilir.
    ÖNERİ:
    Horlama tedavisi ertelenecekse şiddetini ve etrafa vereceği rahatsızlığı azaltıcı önlemler alınabilir.
    Horlayan kişi;
    -Uykuyu çok derinleştirici alkol,uyuşturucu ve uyku ilaçları almamalı
    -Akşam yemeklerini abartılı yememeli.
    -Şişmansa kilo vermeli.
    -Sosyal sıkıntıyı azaltmak için diğer insanlardan sonra uyumalı.
    -Hareketli yaşamalı gerekirse yürüyüş yapmalı.
    -Aşırı yorgunluk ve uykusuzluktan kaçınmalı.
    -Yatağın üst kesimi 5-10 cm yükseltilmeli.
    HORLAMA TEDAVİSİ:
    -Özel olarak dizan edilmiş makine yardımıyla basınçlı hava verilmesi; maskeyle verilen hava boğazda titreşimi azaltarak horlamayı engeller. Daha çok ameliyat korkusu ve ameliyatın sakıncalı olabileceği yaşlı insanlarda kullanılır.
    -Burun tıkanıklığına sebep olan burun eti veya burunda eğrilik,geniz eti, bademciğin büyük olması gibi rahatsızlıklarda asıl problemin ameliyatla tedavisiyle horlama düzelir.
    -HORLAMADA CERRAHİ TEDAVİ:Horlama yumuşak damak ve küçük dil büyüklüğüne bağlıysa bu bölgeden kısmi doku çıkarılarak küçültülür.Bölgesel uyuşturmayla yapılabilen bu ameliyat klasik cerrahiyle yapılabildiği gibi laser yardımıylada yapılabilmektedir.Sonuç yaklaşık aynı dır sadece laserle yapıldığında kanama daha az olabilmektedir.
    -RADYOFREKANSLA HORLAMA TEDAVİSİ:Olması gerekenden daha fazla yumuşayarak horlamaya sebep olan küçük dil ve civarını sertleştirmeye dayalı bir tedavidir.Bu tedavi için özel olarak geliştirilmiş iğneler yardımıyla bölge ısıtılarak hafif düzeyde yakılır( denatüre edilir ) takibinde gelişen iyileşme dokusu küçük dil ve yumuşak damakta yeni bir yapı olmasını sağlar. % 70 başarılıdır.Gerekirse 2. ve 3. seanslar uygulanabilir.
    -YUMUŞAK DAMAK DESTEĞİ:Vücut tarafından reddedilmeyen lastik kıvamında küçük bir parça yumuşak damağın içine yerleştirilir.Doku sertleştiği için horlama düzelir.Yeni bir tedavi yöntemi olduğundan sonuçlar hakkında bilgi yetersizdir.
    Tüm bu tedavilerin hayati tehlike arzedecek önemli bir yan etkisi yoktur,birkaç gün ağrılı yutma dışında kolay tedavi yöntemleridir.
     
  6. RüzGaR Super Moderator

    Ağız kokusu ( halitozis ) ve tedavisi


    Ağız kokusu şikayeti olan hasta genellikle yanındakilerinin uyarmasıyla doktora baş vurur çünkü burun sürekli aynı kokuyu algıladığı için inhibisyon yaparak algılayamaz hale gelir.

    AĞIZ KOKUSUNA NEDEN OLAN DURUMLAR:
    -Çürük diş yada dişler.
    -Uyumsuz diş protezleri.
    -Dişeti iltihapları.
    -Diş aralarında gıda kalması.
    -Uzun açlık.
    -Tükrük azlığına bağlı ağız kuruluğu.
    -Kokulu gıda tüketimi
    -Solunum yolu enfeksiyonları.
    -Akciğer apsesi.
    -Gastrit
    -Dilde pas oluşması.
    -Ağız içinde yara
    -Bademcik iltihabı.

    AGIZ KOKUSUNUN TEDAVISI:
    Tedavi sebebe yönelik olmalıdır.Araştırma kolaydan zora doğru yapılarak sebep bulunana kadar derinleştirilir. Sebep bulunup ortadan kaldırıldığında ağız kokusuda tedavi edilmiş olur.
    Arasıra olan ağız kokularında genellikle sebep ağız hijyenine dikkat edilmemesidir.Rutin diş fırçalamayla giderilebilir.
     
  7. RüzGaR Super Moderator

    Ses kısıklığı nedenleri ve tedavisi


    [​IMG]ses telleri
    (açık halde)

    SES NASIL OLUŞUR:
    Ses ses tellerinin akciğerden gelen havanın önünde kasılarak açıklığın miktarını değiştirmesiyle oluşur.Ses telleri düdük gibi şekilsiz ama çok değişik tonlarda ses çıkarır.Çıkan bu ses;dil,dudak,diş,damaklar,sinüsler ve diğer bölge organlarıyla şekillendirilerek kelime haline getirilir.
    SESE KISIKLIĞI NASIL OLUR:
    Ses kısıklığı genel ses kalitesindeki değişiklikler için kullanılırBunlar, karşılıklı olarak duran iki adet gergin dokudur. Nefes alıp verirken, araları açıktır. Konuşur veya şarkı söylerken biraraya gelirler ve hava akciğerlerden dışarı çıkarken sesi üretirler. Ses telleri ne kadar gergin ve ne kadar kısa olursa, ses telleri de o kadar hızlı titreşir. Daha hızlı titreşim, daha ince ses çıkmasına neden olur. Ses tellerindeki şişme veya üzerlerinde kitle oluşması, tam olarak bir araya gelerek kapanmalarını önler ki bu da seste değişiklik meydana getirir.
    SES KISIKLIĞI SEBEPLERİ:
    -Üst solunum yolu enfeksiyonlar,soğuk algınlığı,larenjit,
    -Sesi yoğun kullanmak(maçlarda bağırmak gibi)
    -Tiroid dokusunun baskı yapması(guatr)
    -Guatr ameliyatında ses tellerine gelen sinir kesildiğinde
    -Sigara tüketimi
    -Ses tellerinde nodül ve polip oluşması
    -Reflü hastalığında mide içeriğinin ses telini tahriş etmesiyle ödem olur.

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]SES KISIKLIĞININ TEDAVİSİ:
    Ses kısıklığı ortaya çıktığında basit sebepler düşünülüyorsa herhangi bir hekim tarafından değerlendirilip tedavisi planlanır ancak tedaviye cevap alınamazsa veya kısıklık uzun sürerse kulak burun boğazı uzmanınca muyene ve gerekirse ileri tetkik yapılarak tedavi planlanır.
    [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Tedavi konulan teşhise göre planlanır,sebep olabilecek sigara,sesi yoğun kullanma,gripal enfeksiyon gibi sorunlar ortadan kaldırılır.Muayenede polip gibi yapılar varsa kesin teşhis için biopsi alınıp sonuca göre tedavi planlaır.Ses tellerini dinlendirme önerilir.
    [/FONT]
     
  8. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    Guatr hastalığı

    TİROİD BEZİ HASTALIKLARI
    Tiroid bezi boynun ön kısmına yerleşik, sağ ve sol kanattan oluşan, isthmus adı verilen ince bir köprü ile bu kanatların birbirine bağlandığı, kelebek şeklinde bir organdır. Görevi; tiroid hormonlarını üretip, vücudun ısı ve metabolizma dengesini sağlamaktır.
    Tiroid hastalıkları, ülkemiz için özel önem taşımaktadır. Çünkü Türkiye, tiroid hastalıklarının yaygın görüldüğü ülkelerden biridir.
    Guatr, tiroid bezinin her türlü büyümesine verilen genel isimdir. Kadınlarda daha sık görülür.
    Değişik Guatr tipleri vardır:
    Bezin şekline göre sınıflandırıldığında;
    1) Genel büyüme
    2) Nodüler dediğimiz yumru gibi, toprak gibi büyüme( nodüler Guatr)
    3) Genel ve yumru gibi büyümenin bir arada oluşu (diffüz, Nodüler Guatr)
    Tiroid bezinin hormon salgılanmasındaki değişiklikler de hastalık nedeni olabilir.
    Bezin salgıladığı hormon miktarına göre kabaca 3 durum söz konusudur.
    1) Hipertiroidi: Çok hormon üretip, kana çok hormon salınması
    2) Hipotiroidi: Az hormon üretip, kana az hormon salgılanması
    3) Ötiroidi: Üretilip, salınan hormon miktarının normal oluşu.

    Hipertiroidi hangi yakınmalara neden olur?
    • Çarpıntı, ritim bozukluğu,
    • İştahın iyi olmasına rağmen belirgin kilo kaybı,
    • Sıcak ortama tahammülsüzlük
    • Sinirlilik, uykusuzluk, halsizlik, yorgunluk,
    • Terleme ve bazen tüm vücutta titreme,
    • Saçların ince yumuşak olması,
    • Huzursuzluk, heyecan, telaş,
    • Kadınlarda adet bozukluğu
    • Erkeklerde cinsel gücün azalması,
    • Canlı bakış ve göz şeklinde değişiklikler.
    Hipotiroidi Hangi Yakınmalara Neden olur?
    • Sarımsı, soluk, ödemli bir görünüm,
    • Halsizlik, yorgunluk,
    • İştahsızlığa rağmen kilo artışı,
    • Sıcak ortamları sevme,
    • Deride kuruluk, kalınlaşma,
    • Uykuya meyil, depresyon,
    • Konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık
    • Terlemenin azalması,
    • Saç dökülmesi, kalın-kuru saç
    • Kaşların dış kısmında dökülme
    • Yüzde göz çevresinde şişlik
    • Dizden aşağı bölgede deride basmakla çukur bırakmayan şişlik,
    • Kabızlık,
    • Kadınlarda adet bozuklukları,
    • Erkeklerde cinsel güç azalması,
    Basit Guatr ( Ötiroid hal) Hangi Yakınmalara Neden Olur?
    Eğer büyüklüğü nedeniyle nefes ve/veya yemek borusuna baskı yapmıyorsa, hiçbir yakınmaya neden olmaz.Büyüklük varsa bireyin görüntüsünü bozabilir.
    Hipertiroidi Tedavisi Nasıldır?

    1)İlaç Tedavisi: Tiroid hormon yapımını baskılayan ve bunların salgılanıp kana verilmesini engelleyen ilaçlarla yapılan tedavidir.Tedavi, uzun süreli olmalı,1.5-2 yıla kadar doktor kontrolünde uzatılmalıdır.Buna rağmen nüks olasılığı vardır.

    2)Cerrahi Tedavi: Tiroid bezinin bir bölümünün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Ameliyat sırasında çok yakın komşuluğunda bulunan kalsiyum metabolizması ile ilgili paratroid bezlerinin alınması, ameliyattan hemen sonra kasılmalar ile kendini belli eder;ses teli sinirinin kesilmesi, ses kısıklığı yapar. Bu gibi komplikasyonlar olabilirse de, iyi merkezlerde ve tecrübeli ellerde yapılan ameliyatlarda bu tür durumlar hemen hemen hiç görülmemektedir.Hipertiroid hasta, tiroid hormonları ilaç tedavisiyle normale getirilmeden ameliyata alınmamalıdır.
    3)Radyoaktif iyot tedavisi: 20 yaşından itibaren tüm hastalara güvenle verilebilmektedir. Radyoaktif madde, ilgili merkezlerde su içinde veya bir kapsüle konarak hastaya içirilmektedir.Tedaviden hemen sonra nadiren boyun bölgesinde ağrı, şikayetlerde alevlenme olabilmektedir.Kişiye herhangi bir zararı yoktur. Bu tedaviyi aldıktan hemen sonra birkaç gün süreyle gebe kadınlar ve küçük çocuklara yaklaşılmaması , bol su içilip, bol tuvalete çıkması önerilir.

    Hipotiroidi Tedavisi Nasıldır?
    Ağız yoluyla L-Tiroksin (Troid hormonu) içeren ilaçlar hekimin öngördüğü dozda kullanılmalıdır.Kontroller, öngörülen aralıklarla yapılmalıdır. Bu ilaçlar doktor tavsiyesi ile kullanılmalı, en ideal doz hekimler tarafından belirlenmelidir. Yaşlı ve kalp hastalığı olanlarda; ilaca küçük dozda başlanıp , yavaşça artırılıp, idame dozuna geçilir. Tedavi ömür boyudur. Aksi, doktor tarafından belirtilmedikçe ilaç kesilmemelidir.

    Basit Guatr Tedavisi Nasıldır?
    Nefes borusu veya yemek borusuna baskı yapacak kadar büyük değilse, estetik açıdan önemli bir problem yaratmıyorsa, tedavisi ilaçla yapılmalıdır. Bu ilaçlar doktor tavsiyesi ile kullanılmalı, en ideal doz hekimler tarafından belirlenmelidir. Belli aralıklarla muayene edilip, gerekirse tiroid ultrasonografisi ve kandan bakılan TSH hormonu düzeyi ile, tiroid bezinde küçülme olup olmadığı ve ilacın etkinliği kontrol edilebilir.
    Nodüler (Yumrulu) Guatrın önemi Nedir? Tedavisi nasıl yapılır?
    • Troid bezindeki nodül, normalden çok hormon üretiyor olabilir. Hastanın durumuna göre, radyoaktif iyot, veya cerrahi tedavi seçilir.
    • Nodül, nefes borusu veya yemek borusuna baskı yapabilir. Bu durumda cerrahi tedavi seçilmelidir.
    • Estetik olarak kötü bir görüntü verebilir. Bu durumda hasta bilgilendirilip, cerrahi tedavi kararı hastaya bırakılmalıdır.
    • Nodülü oluşturan hücreler, kötü huylu olabilirler. İyi –kötü huylu nodül ayrımı, tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi (TİİAB) ile yapılabilmektedir. TİİAB, basit güvenilir, yan etkisi olmayan , kabul görmüş, çok gelişmiş, herhangi bir ön hazırlık gerektirmeyen, her yerde yapılabilen, %97-98 doğruluk oranı olan bir işlemdir. Deneyimli ellerde , normal enjektörle, tekniğine uygun alınıp, iyi bir sitolog tarafından incelenmesi, doğruluk oranını artırmaktadır.İyi huylu baskı yapmayan nodüller, L-Tiroksin tedavisi izlenmeye alınabilir.
    Basit Guatr Önlenebilir mi?
    Normal, erişkin bir insan, her gün yeterince iyot almalıdır.Çocuklarda, gençlerde, gebe kadınlarda bu gereksinim biraz daha fazladır. Gereken miktarın altında iyot alan kişilerde, tiroid bezi kolayca büyümekte ve basit guatr oluşmaktadır. İyot eksikliği bölgesinde, nüfusun %5'ten fazlasında basit guatr görülürse, artık o bölgede guatr, endemik hastalık (salgın hastalık) niteliğindedir. Dünyada halen önemli bir problem olan iyot eksikliği memleketimiz için de önemli bir sorun oluşturmaktadır. Yurdumuz, endemik guatr bölgesi olarak sayılabilecek durumdadır.İyot yetersizliğine, doğal guatrojenlerin (lahana, turp, şalgam tohumu, Brüksel lahanası tohumu, soğan, sarımsak vb...) ve iz elementlerin katkıları da eklendiğinde, guatr oluşabilme olasılığı artabilmektedir.Yalnızca yiyeceklerle alınan doğal guatrojenlerin tek başına guatr sebebi olmaları beklenmez. Guatr oluşmadan (tiroidi normal olup, normal çalışan) çocuklarda ve gençlerde iyot desteği yararlıdır. TC Sağlık Bakanlığı, 2000 yılından itibaren ülkemizdeki rafine edilmiş sofra tuzlarının iyotlanması kararını almıştır. Bu iyot desteğinin, ülkemizde basit guatr hastalığının sıklığını azaltması beklenmektedir. Ancak guatr oluştuktan sonra alınan iyot, bazı nodüler guatr veya genel büyümüş guatr vakalarının, çok çalışan forma dönüşmesine neden olabilir. Bu nedenle guatrı olanların, doktora danışmadan iyotlu tuz kullanmaması gereklidir. İyot sofra tuzu olarak , bazı vitamin ve öksürük şuruplarının içinde, bilgisayarlı tomografi ile görüntüleme yapılırken ve anjiografi sırasında damardan verilen ilacın bileşiminde ve ritim düzenleyici bir kalp ilacında bulunur.
     
  9. RüzGaR Super Moderator

    Allerjik Kulak Hastalıkları

    √ DIŞ KULAK HASTALIKLARI :
    Eritemli pullanma ve kaşıntılı dermatit ile karakterize kronik eksternal otit, kulak kepçesinin veya dış kulak kanalının egzaması sonucu gelişebilir. Etkilenen deri, tipik olarak eritemli ve ödemli olur; fakat çok az ağrısı vardır.

    Genellikle topikal steroidli damlalarının kısa bir süre için kullanılması gerekebilir.

    Küpelerde kullanılan metallere, özellikle nikel ve kroma karşı olan kontakt duyarlılığın tedavisi, paslanmaz cerrahi çelikten veya daha ileri durumlarda 14 ayar altın veya titanyumdan küpe halkalan kullanılmasıdır.

    √ ORTA KULAK HASTALIKLARI :
    Allerji, tuba östaki disfonksiyonunda en önemli nedenlerden biridir. Çünkü, tüpün 2/3'ü burun mukozasıdır ve allerjik enflamasyon patolojik gelişimden sorumludur. Efüzyonlu otitis media günümüzde çocuklardaki işitme kayıplarının en sık nedenidir. Allerjinin efüzyonlu otitis mediadaki yayımlanmış prevalansının 0'dan %95'e kadar değişen oranlarda olduğu bildirilmiştir.

    √ İÇ KULAK HASTALIKLARI :
    Koklear ve Vestibüler Hidrops: Hem inhalan hem de besin allerjileri Meniere hastalığı ve koklear hidrops belirtileriyle ilişkilidir. Meniere hastalığının birçok klinik karekteristiği patogenezde bir otoimmün etiyolojiyi düşündürür.

    İyi bilinen artma ve azalma eğilimi, uzun süreli bir remisyondan sonra tekrar aktif hale geçmesi, enflamatuar bir ilişki olduğunu destekler; başlangıçta steroid tedavisine yanıt vermesi de bu nedenledir
     
  10. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena



    GENİZ ETİ (ADENOİD) VE


    GENİZ ETİ AMELIYATI (ADENOİDEKTOMİ)


    Geniz eti, bademciklere benzer şekilde görev yapan bir dokudur ve burnun gerisinde yerleşmiştir. Geniz etini bademcikler gibi çocuğunuzun boğazına bakmakla göremezsiniz. Geniz eti büyüdüğü veya iltihaplandığı zaman bazı problemlere yol açabilir. Eğer çocuğunuza büyümüş veya iltihaplanmış geniz eti nedeniyle ameliyat gerekiyorsa, bazı bilgileri öğrenmeniz hem sizin, hem de çocuğunuzun hastanedeki işlemlerle ilgili endişelerini hafifletecektir.

    Geniz eti (adenoid) nedir ?
    [​IMG]Geniz eti, burun ile boğaz arasına yerleşmiş bir dokudur. Görevi, burundan giren bakteri ve virüs cinsi mikropları yakalamak ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı maddeler olan antikorları üretmektir.

    Eğer çocuğunuzda sürekli ya da sık tekrarlayan geniz eti büyümesi veya iltihabı varsa, doktorunuz geniz etinin ameliyatla alınmasını önerebilir. Çocuklar geniz eti alındıktan sonra daha sık hastalanmazlar; çünkü, vücutta geniz eti gibi görev yapan başka dokular aynı fonksiyonları yeterince yapabilirler.

    Büyümüş veya iltihaplı geniz etinin belirtileri nelerdir ?
    Geniz etinin büyümesi halinde çeşitli belirtiler görülebilir. Çocuğunuzda aşağıdaki belirtilerinden biri veya birkaçı bulunabilir:
    • [​IMG]Burundan nefes almakta güçlük
    • Sürekli ağızdan nefes alma
    • Burun tıkalı gibi genizden konuşma
    • Nefes alırkan hırıltılı ses çıkması
    • Uyku sırasında horlama
    • Uykuda birkaç saniye süreyle nefesini tutma (uyku apnesi)
    • İştahsızlık ve gelişme geriliği
    Büyümüş geniz etinin tedavisi : Ameliyat ne zaman gereklidir ?
    Doktorunuz çocuğunuzun iltihaplı geniz etini ilk önce antibiyotiklerle tedavi etmeye çalışabilir. Eğer geniz eti iltihaplı değilse, doktorunuz bir süre beklemeyi önerebilir, çünkü çocuklarda geniz etinin bir miktar büyümesi normaldir. Zamanla çocuğunuzun geniz eti kendiliğinden küçülebilir. Doktorunuz, çocuğunuzda aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçı varsa geniz eti ameliyatı önerebilir:
    • Nefes alma güçlüğü
    • Uyku apnesi
    • Sık tekrarlayan geniz eti iltihabı
    • Konuşma bozukluğu
    Geniz eti ameliyatı (adenoidektomi) sırasında neler olur ?
    Ne kadar basit görünüyor olursa olsun, her ameliyat çocuk ve ebeveynler için genellikle korkutucudur. Onu nelerin beklediğini anlatarak, çocuğunuzun kendini ameliyata hazırlamasına yardımcı olabilirsiniz.

    Geniz eti ameliyatında :
    • Çocuğunuz, genel anestezi verilerek uyutulacaktır. Bu, ameliyatın bir ameliyathanede yapılacağı ve çocuğunuzun ameliyat sırasında bir anestezi uzmanı tarafından izleneceği anlamını taşır.
    • Çocuğunuz yaklaşık 20 dakika süreyle uyuyacaktır
    • Cerrah, geniz etini çocuğunuzun ağzının içinden alacaktır. Geniz eti ameliyatı için deride bir kesi yapılmasına gerek yoktur.
    Çocuğunuz uyanma odasında ayılacaktır. Solunum güçlüğü veya kanama belirtisi olması halinde tekrar ameliyathaneye alınması gerekebilir. Genellikle hastanede toplam kalış süresi 5-10 saat arasında olmaktadır.

    Geniz eti ameliyatından sonra nelere dikkat etmeliyiz ?
    Beslenme:
    • Ameliyat günü çocuğunuz sulu ve yumuşak gıdalar almalıdır (Ör. su, süt, .narenciye olmayan meyve suları, muhallebi, puding, yoğurt, dondurma, sütle yumuşatılmış patates püresi).
    • Ameliyatı takibeden gün yukarıdakilere ek olarak yumuşak sebze yemekleri, makarna, pilav yiyebilir.
    • Üçüncü günden itibaren ekmek kenarı, bisküvi, cips gibi boğazı tahriş edebilecek sert gıdalar hariç normal beslenmesine geçebilir.
    Banyo: Ameliyatın ertesi günü çok sıcak ve uzun süreli olmamak koşuluyla çocuğunuz banyo yapabilir.

    Okul: Doktorunuzun önereceği sürede çocuğunuzu okula göndermeyin. Bu süre 3-7 gün arasında olabilir.

    Spor: Bir hafta süreyle spor aktiviteleri kısıtlanmalıdır.

    İyileşme: Bazı çocuklarda ameliyat oldukları günün gecesinde uykuda farkedilir bir solunun rahatlaması olur. Bazı çocuklarda ise genizde ve burunda biriken salgılar nedeniyle rahatlama bu kadar erken ve belirgin olmayabilir; çocuğunuz hırıltılı nefes almaya, horlamaya ve ağızdan solunuma devam edebilir. Ameliyat bölgesinin tam iyileşmesi ve ameliyat öncesi şikayetlerin düzelmesi için bir-iki hafta geçmesi gerekir. Bazı çocuklar alışkanlık kazandıkları ağız solunumuna devam ederler; bunu farkettiğinizde burundan nefes almasını hatırlatın.
     
  11. RüzGaR Super Moderator

    BETA


    Beta Hemolitik Streptokokların Neden Olduğu Bademcik İltihabı


    A-Grubu Beta hemolitik streptokoklar, bakteri türü mikroplardır. Özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda birarada bulunan insanlarda boğaz iltihaplanmalarına, yani farenjite neden olurlar. Streptokoklar, solunum yollarından havayla çıkan damlacıkların insandan insana geçmesiyle bulaşırlar. En sık 5-15 yaş arasındaki çocuklarda hastalık yaparlar.

    Hastalığın belirti ve bulguları nelerdir ?
    [​IMG]Boğaz ağrısı ve ateşi olan çocukların yaklaşık %10'unda A-Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı vardır. Boğazın (farenks) ve bademciklerin (tonsiller) iltihaplanması olan farenjit ve tonsillit nedeniyle çocuğun yutkunması ve beslenmesi güçleşir, kötü ağız kokusu olur. Streptokok farenjiti olan çocuğun ateşi genellikle 38°C'den yüksektir; titremeler, vücutta ağrılar ve iştahsızlık olur. Birlikte karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi karın belirtileri de bulunabilir. Bakıldığında bademcikler ve boğazda kızarıklık, küçük dilde şişlik ve bademcikler üzerinde beyaz lekelenmeler görülür. Alt çene kemiğinin köşesinde ve boyunda lenf bezleri şişmiş olabilir.

    Bazen streptokok iltihaplarında, mikropların salgıladığı toksinler deride yaygın kızarık biş döküntüye neden olur. Bu durumda hastalığın adı "kızıl"dır ve genellikle boğaz iltihabının 2.gününden 6.gününe kadar sürer. Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilmiş streptokok iltihapları, nadiren ateşli romatizma adı verilen ve kalp romatizması ile eklem iltihaplarına neden olabilen bir hastalığa da yol açabilirler. A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihaplarının bir diğer nadir komplikasyonu da, [​IMG]hastalığın başlangıcından 2-3 hafta sonra ortaya çıkabilen böbrek iltihabıdır. Streptokoklar ayrıca sinüzite, orta kulak iltihabına, zatürreye ve deri iltihaplarına da neden olabilirler.

    Beta bulaşıcı mıdır ve önlenebilir mi ?
    Hastalık sırasında beta mikrobu bulaşıcıdır. Bazı çocuklar streptokok mikrobunun taşıyıcısı olabilirler. Boğaz kültürlerinde beta üremesine rağmen kendilerinde hiçbir hastalık belirtisi bulunmayan okul çağındaki taşıyıcı çocukların oranı %5-15'dir. Taşıyıcılığın tedavisi için doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

    Streptokoklara bağlı boğaz iltihaplarını önlemenin kesin bir yöntemi yoktur. En güvenli yol, evde boğaz iltihabı olan bir kişi varsa, bu kişiyle çok yakın temasta bulunmamak ve genel hijyen kurallarına dikkat etmektir.

    Beta nasıl tedavi edilir ?
    Çocuğunuzun boğazında A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabından şüphelendiğinde, doktorunuz boğaz kültürü yapılmasını isteyecektir. Eğer boğaz kültüründe üreme olursa bu inceleme mikrobun türünü tayin edecek ve hangi antibiyotiklerin tercih edilebileceğini bildirecektir. Çocuğunuzda A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihabı olduğu kesinleşirse, ağızdan ya da enjeksiyon şeklinde verilebilen bir antibiyotik ile tedavi edilmesi gerekecektir. Tedavi süresi 10 gündür.

    Beta kaç günde iyileşir ?
    A Grubu Beta hemolitik streptokok iltihaplarının inkubasyon dönemi (bulaşma ile hastalık oluşma arasında geçen süre) genellikle 7-10 gündür. Boğaz iltihaplarında ateş genellikle 5 gün içinde düşer, bunu takiben boğaz şikayetleri de azalır. Antibiyotik tedavisi genellikle 10 günde tamamlanır. Eğer belirtiler düzelmişse ve ateş yoksa, antibiyotik tedavisinin başlanmasını takibeden 48. saatten sonra çocuğunuz okula gidebilir. İlk 48 saatte bulaşıcılık devam eder ve okuldaki başka çocukların da hastalanması için risk oluşturur. Şikayetler kısa sürede kaybolsa bile, ilaçlar doktorunuz tarafından önerilen süre ve dozda kullanılmaya devam edilmelidir.

    Evde ne yapabilirim ?
    Eğer çocuğunuz boğaz ağrısı nedeniyle yemekte güçlük çekiyorsa yumuşak veya sıvı gıdaları tercih edin. Çocuğunuzun bol sıvı almasını (su, meyve suları vb) ve istirihat etmesini sağlayın.

    Oda havasının nemlendirilmesi, çocuğunuzun boğaz şikayetlerini azaltacaktır. Eğer boyunda ağrılı lenf bezi şişlikleri varsa, boyuna nemli ve ılık bir havlu koymak onu rahatlatabilir.

    İlaçları doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanmaya özen gösterin. Bu, ateşli romatizma ve bademcikler etrafında abse gelişmesi gibi komplikasyonların önlenmesi için mutlak gereklidir.

    Doktora ne zaman başvurmak gerekir ?
    Çocuğunuzun boğazında streptokok iltihabının belirtileri varsa, özellikle de evde veya okulda başka birisinin yakın zamanda streptokok iltihabı geçirdiğini biliyorsanız doktorunuza başvurun.

    Eğer çocuğunuz streptokok iltihabı için tedavi altındayken şu belirtilerden birini görürseniz yine doktorunuza başvurun: ateşin düştükten birkaç gün sonra tekrar yükselmeye başlaması, deri döküntüsü, kulak ağrısı, koyu veya kanlı burun akıntısı, öksürük ve balgam çıkartma, göğüs ağrısı, solunum güçlüğü ve aşırı halsizlik, havale geçirme, eklemlerde şişlik ve ağrılı kızarıklık, bulantı ve kusma.
     
  12. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena



    BADEMCİK AMELİYATI (TONSİLLEKTOMİ)


    Bademcik (tonsil) nedir ?
    [​IMG]Bademcikler, boğazımızın her iki yanında bulunan yapılardır. Bademcikler, boğaza giren bakteri ve virüs cinsi mikropları yakalarlar ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı bağışıklık sistemi hücrelerini ve antikorları üretirler.

    Bademcik iltihabı (tonsillit) nedir ?
    Bademcik iltihabı, bademciklerin mikroplarla karşılaşması ve şişmesi sonucunda gelişir. Eğer sık tekrarlayan bademcik iltihabınız varsa, doktorunuz bademciklerin alınmasını önerebilir. Sık sık iltihaplanmaları nedeniyle savunma görevi yapamaz duruma gelmiş, hatta sağlığa zarar vermeye başlamış olan bademciklerin vücutta kalması müzmin iltiihaplı bademciklerin alınmasından daha risklidir. Bademciklerin alınmasından sonra daha sık hastalanma söz konusu olmaz çünkü, boğazda ve vücutta bademcik gibi görev yapan başka dokular mikroplarla savaşan hücreleri ve maddeleri yeterince üretebilirler.

    Müzmin (kronik) bademcik iltihabının tedavisi: Ameliyat ne zaman gereklidir?
    Bademcik iltihaplanmalarının tedavisi antibiyotiklerle yapılır. Doktorunuz streptokok enfeksiyonu olup olmadığını araştırmak üzere boğaz kültürü yapılmasını isteyebilir. Streptokoklar, iltihaplanmaya neden olan bakteri türü mikroplardır. Bakterilerin neden olduğu iltihaplarda da antibiyotik tedavisi iyi sonuç verir. Ancak, sık tekrarlayan boğaz ağrısı ve bademcik iltihaplanmalarının bir doktor tarafından değerlendirmesi gerekir. Doktorunuz aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçının bulunması halinde bademcik ameliyatı önerebilir :
    • Solunumu engelleyecek derecede bademciklerin büyümüş olması
    • Bademciklerin yutkunma ve yutma güçlüğü yaratması
    • Sık tekrarlayan boğaz ağrısı ve boğaz iltihaplanmaları
    • Bademcik iltihabının orta kulak iltihabı, sinüzit, vb. komplikasyonlara neden olması
    Bademcik ameliyatı (tonsillektomi) sırasında neler olur?
    • Bademcik ameliyatı genel anestezi verilerek yapılmaktadır. Bu, ameliyatın bir ameliyathanede yapılacağı ve ameliyat sırasında cerrahın yanında bir anestezi uzmanı doktorun da bulunacağı anlamını taşır.
    • Ameliyat yaklaşık 20-30 dakika sürecektir. Ancak genel anestezinin başlama ve sona erme süreleri de eklendiğinde ameliyathanede geçen toplam süre 1-1.5 saate kadar çıkabilir.
    • Cerrah, bademcikleri ağzın içinden alacaktır. Bademcik ameliyatı için deride bir kesi yapılmasına gerek yoktur.
    • Cerrah, bademcikleri bulundukları yerden çıkartacak ve kanamaları durduracaktır. Bu işlemler için çeşitli araçlar kullanılabilir: bistüri, koter, radyofrekans, laser gibi.
      • Hasta ameliyattan sonra genel anestezi etkisi hafifleyene kadar uyanma odasında bekleyecektir. Solunum güçlüğü veya kanama belirtisi olması halinde tekrar ameliyathaneye alınması gerekebilir.
      • Hastanede toplam kalış süresi genellikle 5-10 saat arasında olmaktadır. Yeterli sıvı gıda almaya başlamayan, üç yaşın altında olan. bayılma nöbetleri olan ve sürekli bir hastalığı bulunan hastalar hastanede bir gece kalacaktır.
    • Bademcik ameliyatından sonra nelere dikkat edilmelidir ?
      Gıdalar:
      • Ameliyat günü sulu gıdalar alınmalıdır (Ör. su, süt, .narenciye olmayan meyve suları, muhallebi, puding, yoğurt, dondurma)
      • Ameliyatı takibeden gün yukarıdakilere ek olarak sütle yumuşatılmış patates püresi
      • Ameliyatı takibeden ikinci ve üçüncü günlerde yukarıdakilere ek olarak yumuşak sebze yemekleri, makarna, pilav yenebilir.
      • Dördüncü günden itibaren ekmek kenarı, bisküvi, cips gibi boğazı tahriş edebilecek sert gıdalar hariç normal beslenmeye geçilebilir.
      İlaçlar: Doktorunuzun önereceği ağrı kesici ilacı düzenli ve önerilen sürede kullanın. Doktorunuz önermediği sürece başka herhangi bir ilaç kullanmayın.

      Banyo: Ameliyatın ertesi günü çok sıcak ve uzun olmamak koşuluyla banyo yapılabilir.

      [​IMG]Çalışma: Doktorunuzun önereceği sürede istirahat edin veya hasta çocuksa okula göndermeyin. Bu süre 5-14 gün arasında olabilir.

      Spor: İki hafta süreyle spor aktiviteleri kısıtlanmalıdır.

      İyileşme: Bademciklerin bulunduğu bölge ameliyattan sonra açık yara olarak kalmaktadır. Bu nedenle yutkunma sırasında boğaz ağrısı ve kulağa vuran ağrı olabilir. Boğaza bakacak olursanız bademciklerin bulunduğu bölgenin beyaz-sarı renkte olduğunu görürsünüz. Bu görünüm iltihaplanmaya bağlı değildir ve 15-20 gün sürecektir Daha sonra ameliyat bölgesi ağız içindekine benzer bir pembe renkli doku ile kaplanacaktır.

      Kanama: Tekrar müdahale edilmesini gerektirecek bademcik ameliyatı sonrası kanama nadirdir. İlk 24 saat içinde kanama riski en yüksektir. Ağızdan taze kan gelmesi veya koyu renkli sindirilmiş pıhtı kusulması halinde zaman kaybetmeden doktorunuzu arayın. Daha da nadir görülmekle birlikte, kanama açısından ikinci riskli dönem ise ameliyatı takibeden 10 gün civarıdır.
     
  13. RüzGaR Super Moderator

    ORTA KULAKTA SIVI TOPLANMASI VE KULAK TÜPÜ AMELIYATI


    Orta kulakta sıvı toplanması genellikle genizden orta kulağa hava taşıyan östaki tüpünün yetersiz çalışmasına ve tedavi edilmemiş orta kulak iltihaplarına bağlıdır. Çocuklarda sıklıkla büyümüş ve iltihaplanan geniz eti ile birlikte görülür. Evde ebeveynlerin sigara içmesi ve hava kirliliği de etkili faktörlerdir. İlaç tedavisine rağmen 3 aydan uzun süre orta kulakta sıvı toplanması, tedavi edilmediğinde kalıcı işitme kaybına ve ileri yaşlarda akıntılı müzmin orta kulak iltihabına neden olabileceğinden ameliyatla tedavi edilmelidir.

    Orta kulak ve Östaki tüpü :
    [​IMG]Orta kulak, kulak zarının hemen arkasında bulunan havayla dolu bir boşluktur. Kulak zarı titreştiğinde, orta kulaktaki küçük kemikçikler de titreşirler ve sesin iç kulağa, buradan da sinirler yoluyla beyine iletilmesi sağlanır. Burnun gerisindeki geniz bölgesi ile orta kulak arasında bulunan ve "östaki tüpü" adı verilen küçük bir tüp, dış ortam ile orta kulağın basıncının aynı olmasını sağlar.

    Bakteri ve virüs cinsi mikroplar, östaki tüpü yoluyla burundan ve genizden orta kulağa ulaşabilir ve orta kulak iltihabına neden olabilirler. Orta kulak iltihabı tedavi edilmediğinde veya tekrarlayan iltihaplanmalar olduğunda orta kulaktaki sıvı birikimi sürekli hale gelebilir. Orta kulak sıvısı tek başına kulağa zarar vermez; ancak sıvı varlığında işitmede azalma olur ve orta kulakta mikropların üremesi, dolayısıyla da yeni orta kulak iltihaplarının gelişmesi kolaylaşır.

    Orta kulakta sıvı toplanmasının belirtileri nelerdir ?
    Orta kulakta sıvı toplanması genellikle sessiz seyreden bir sorundur. Sıklıkla tek belirti olan işitme kaybı hafif derecelidir ve ebeveynlerin dikkatini çekmeyebilir. Çocuğunuzun televizyonu yüksek sesle dinlemeye başlaması, okul başarısının düşmesi veya öğretmeninin çocuğun dikkatsiz davrandığı yönündeki uyarıları orta kulakta sıvı toplanmasına bağlı işitme kaybını akla getirmelidir.

    Orta kulakta sıvı toplanması nasıl teşhis edilir ?
    Doktorunuz çocuğunuzun kulağına otoskop veya mikroskop adı verilen ışıklı bir aletle bakacak ve gerekiyorsa bazı kulak testleri isteyecektir.

    Orta kulakta sıvı toplanmasının tedavisi - Ameliyat ne zaman gereklidir ?
    Son yıllarda birçok çocuğa kulak tüpü takıldığını duymuşsunuzdur; ancak cerrahi tedavi, otitis media'da ilk tercih edilen tedavi yöntemi değildir. İlk aşamada ilaç tedavisi ve/veya pozitif basınçlı ventilasyon tedavisi yapılır.

    [​IMG]Pozitif basınçlı ventilasyon tedavisi, tüp takılması gerekli görülen hastaların yaklaşık %50'sinde ameliyat gereksinimini ortadan kaldırmaktadır.
    Eğer kulaktaki sıvı birikimi bu tedavilere rağmen devam ederse doktorunuz orta kulaktaki sıvıyı uzaklaştırmak için cerrahi tedavi, yani tüp takılmasını önerebilir.

    Kulak tüpü ameliyatı sırasında neler olur ?
    Eğer ameliyatın ne olduğunu anlayabilecek yaşta ise, çocuğunuza onu nelerin beklediğini anlatarak kendini ameliyata hazırlamasına yardımcı olabilirsiniz. Kulak tüpü ameliyatında :
    • Çocuğunuz, genel anestezi verilerek uyutulacaktır. Bu, ameliyatın bir ameliyathanede yapılacağı ve çocuğunuzun ameliyat sırasında bir anestezi uzmanı tarafından izleneceği anlamını taşır.
    • Çocuğunuz yaklaşık 15-30 dakika süreyle uyuyacaktır
    • Kulak zarına kulak yolundan müdahale edilecektir. Kulak tüpü takılması için deride bir kesi yapılmasına gerek yoktur.
    • Kulak zarında yaklaşık 2 mm çapında küçük bir delik açılacak ve orta kulaktaki sıvıyı buradan boşaltılacaktır.
    • Kulak zarında açılan deliğe 1-2 mm çaplı küçük bir tüp yerleştirilecektir. Kulak zarına takılan tüp, küçük bir iplik makarasına benzer ve havayı orta kulağa ortasındanki delikten taşır.
    [​IMG][​IMG]

    Kulak tüpü ameliyatından sonra nelere dikkat etmeliyiz ?
    Kulak tüpleri, orta kulağa hava gitmesini sağlayarak genellikle tekrarlayan orta kulak iltihaplarını önlerler. Bununla birlikte, kulak tüpü takıldıktan sonra kulak yolundan orta kulağa su girmesi ihtimali ortaya çıkar. Bu durumda, sudaki bakteri ve virüs cinsi mikropların orta kulakta iltihaba neden olması mümkündür. Bu nedenle, kulak tüpü takıldıktan sonra suyla ilişkili her türlü faaliyette (yüzme, banyo, duş, vb) çocuğunuzun kulak yolunu tıkamanız gerekir. Doktorunuz kulak tıkacını nasıl hazırlayacağınızı veya ne tür bir tıkaç temin etmeniz gerektiğini size açıklayacaktır.

    Kulak tüpü, kulak zarında genellikle 6-12 ay süreyle kalır; daha sonra kendiliğinden kulak yoluna düşer ve kulak zarında tüpün takıldığı delik kendiliğinden kapanır. Tüp, kulak kanalından dışarı çıkmaz; bu nedenle tüpün kulak zarından düşüp düşmediğini görmeniz mümkün değildir. Tüpün kontrolunu belli aralıklarla doktorunuz yapacaktır. Eğer tüp kendiliğinden düşmezse, doktorunuz 12 ay ile 3 yıl arasındaki bir sürede tüpün alınması gerektiğini bildirecektir. Kulak tüpleri, orta kulak iltihaplarının önlenmesinde oldukça etkili olmakla birlikte, tek bir uygulama kesin tedavi için yeterli olmayabilir. Tüpler ancak yerinde kaldıkları süre içinde yarar sağlarlar; tüp düştükten sonra iltihabın tekrarlaması halinde tüpün yeniden takılması gerekebilir.
     
  14. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena



    SEPTUM DEVİASYONU


    [​IMG]Burun septumu, burun boşluğunu ortadan ikiye bölen bir duvardır. Septumun ön kısmı sağlam ancak bükülebilir bir kıkırdaktan, arka kısmı ise kemikten oluşmuştur. İdeal koşullarda septumun orta hatta bulunması, sağ ve sol burun boşluklarının da eşit genişlikte olması gerekir. İnsanların %80’inde septum tam olarak orta hatta değildir ve bu durum herhangi bir şikayete neden olmadığı gibi, çoğunlukla bir sağlık sorunu da doğurmaz. Bazen septum orta hattan çok sapmış bir konumda bulunur ve buna septum deviasyonu adı verilir.

    Septum deviasyonunun nedeni nedir ?
    Septum deviasyonunun oluşma mekanizmaları çeşitlidir. Nadiren, bazı bebekler anne karnında septumun eğri gelişimine bağlı olarak septum deviasyonu ile doğarlar. Bazen de septum, bebeğin doğum kanalından geçişi sırasında eğilir. Çocukluk çağındaki ve erişkinlikteki çarpmalar, düşmeler, spor yaralanmaları, trafik kazaları da septum deviasyonuna neden olabilir. Septum deviasyonları, büyüme çağında septumun kemik ve kıkırdak kısımlarının farklı hızda gelişmesi sonucunda da oluşabilir.

    Septum deviasyonunun belirtileri nelerdir ?
    Septum deviasyonunun en sık rastlanan belirtisi burundan nefes alma güçlüğüdür. Burun tıkanıklığı genellikle septum eğik olduğu taraftadır, ancak her iki tarafta sürekli veya bazen sağda, bazen solda olacak şekilde değişken nefes alma güçlüğü hissedilmesine de yol açabilir. Septum deviasyonu şu sorunlara neden olabilir :
    • Tek veya çift taraflı burun tıkanıklığı
      Tekrarlayan burun kanamaları
      Tekrarlayan sinüzit
      Bazen yüz bölgesinde ağrı, başağrısı, geniz akıntısı
    • Uykuda sesli nefes alma (özellikle çocuklarda)
    Hafif dereceli septum deviasyonu bulunan bazı kişilerde belirtiler ancak soğuk algınlıkları sırasında ortaya çıkar. Bu kişilerde solunum yolu enfeksiyonunun burun dokularında neden olduğu şişlik, normalde farkına varılamayan hafif dereceli tıkanıklığı belirgin hale getirir ve şikayetler soğuk algınlığının iyileşmesinden sonra tekrar ortadan kalkar.

    Septum deviasyonu nasıl teşhis edilir ?
    Doktorunuz şikayetlerinizi dinledikten sonra size burunla ilgili bir travma veya ameliyat geçirip geçirmediğinizi soracaktır. Doktorunuz bundan sonra burun içini ve septumun pozisyonunu muayene edecektir. Bu işlem burun kanatlarını sizde hiç bir rahatsızlığa neden olmadan açan bir alet yardımıyla ve gerekiyorsa endoskop adı verilen optik cihazlarla gerçekleştirilir. Septum deviasyonu teşhisi için çoğunlukla başka bir incelemeye gerek yoktur. Ancak, doktorunuz şikayetlerinizin sinüzit ve allerji gibi başka nedenlere bağlı olduğunu düşünüyorsa bunların teşhisine yönelik testler ve laboratuar incelemeleri yapılmasını isteyebilir.

    Septum deviasyonu nasıl tedavi edilir ?
    Septum deviasyonunun tedavisi cerrahidir ve bu ameliyata septoplasti adı verilir. Septoplasti ameliyatı hem genel, hem de lokal anestezi ile yapılabilir. Ameliyatta septum, burun delikleri içinden yapılan ve ameliyat sonrasında dışarıdan görünmeyen kesilerle olması gereken orta hattaki pozisyonuna getirilir. Ameliyat sırasında septumun aşırı eğik kısımları tamamen çıkartılır, düzeltilebilen kısımlarına ise yeniden şekil verilerek bunlar tekrar yerine yerleştirilir. Ameliyat genellikle 1-1.5 saat sürer. Ameliyatın sonunda düzeltilen septumu yerinde tutmak için her iki burun boşluğuna tamponlar yerleştirilir. Bu tamponlar genellikle ameliyatı takip eden ikinci gün alınır.

    Septoplasti ameliyatından hemen sonra neler olur ?
    • Ameliyattan sonra yerleştirilen tamponlar nedeniyle burnunuz tıkalı olacak ve ağızdan nefes almanız gerekecektir.
    • Tamponlar burun salgısının artmasına neden olacak ve hem önde tamponların kenarından, hem de genizden pembe renkli bir akıntı görülecektir. Bu kanama değildir ve ameliyattan sonra giderek azalacak şekilde tamponlar alınana kadar devam edecektir.
    Septoplasti ameliyatından sonra nelere dikkat etmeliyim ?
    • Burnunuzu çarpmamaya özen gösterin ve ameliyatı yoklamak için elinizle hareket ettirmeyin.
    • Doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli kullanın.
    • Tamponlar alındıktan sonra, eğer doktorunuz önerirse burun spreyinizi düzenli kullanın.
    • Doktorunuz izin verene kadar burnunuzu sümkürerek temizlemeyin. Tamponlar alındıktan sonra burnunuzu hafifçe çekerek temizleyebilirsiniz.
    • Burnunuza kesinlikle musluk suyu çekmeyin. Uzun süreli ve çok sıcak olmamak koşuluyla banyo yapabilirsiniz.
    • Ameliyattan sonra burunda kuruma hissi ve içinde kabuklanmalar meydana gelebilir. Bunları en aza indirgemek için tamponların alınmasını takibeden ilk günlerde 2-3 saatte bir, daha sonra günde 3-4 kere bir kase kaynamış suyun buharına karşı burundan nefes alın.
    • Burun içindeki tam iyileşme 2-6 hafta arasında tamamlanacaktır. Bu süre içinde doktorunuzun önerdiği pansumanlara ve kontrollara düzenli gidin.
    Septoplasti ameliyatı için yaş sınırı var mıdır ?
    Burun septumunda yüz kemiklerinin gelişimini belirleyen merkezler vardır. Çocukluk çağında belirlenen septum deviasyonlarının cerrahi tedavisi, bu merkezleri ve yüzün kemik gelişimini bozmamak için genellikle 18 yaşından önce yapılmaz. Erişkinlerde büyüme merkezleri aktif değildir ve septoplasti ameliyatlarının yüzün şekli üzerinde olumsuz bir etkisi olmaz.

    İkinci bir ameliyat gerekebilir mi ?
    Septoplasti ameliyatını takibeden bir kaç ay içindeki iyileşme aşamasında septumun tekrar yer değiştirmesi halinde veya, yeni bir burun travması sonrasında ikinci bir düzeltme ameliyatı gerekebilir; ikinci ameliyat gereksinimi çok nadiren doğar ve ameliyat olan hastaların %2’sinden daha azında söz konusudur.
     
  15. RüzGaR Super Moderator

    SİNÜZİT


    Sinüsler ve Sinüzit
    Sinüsler burun etrafındaki kemikler (etmoid ve sfenoid), üst çene kemikleri (maksiller) ve alın kemiği (frontal) içinde bulunan hava dolu boşluklardır. Bu boşluklar, genellikle burun içine açıldıkları kanallarındaki tıkanıklıklar nedeniyle iltihaplandığında ortaya çıkan enfeksiyona sinüzit adı verilir. Sinüzitin akut ve kronik (müzmin) olmak üzere iki tipi vardır.

    Sinüzitin belirti ve bulguları nelerdir ?
    Soğuk algınlıklarını ve nezleyi hemen takiben ortaya çıkan akut sinüzit, farklı yaş gruplarında farklı belirtiler verebilir. Erişkinlerde ve büyük çocuklarda burun tıkanıklığı; sarı, yeşil veya kanlı burun akıntısı; gözlerin etrafında ağrı; diş ağrısı ile karışabilen yanak ağrısı; yüzde basınç hissi; öne eğilmekle artan yüz veya baş ağrısı, kötü ağız kokusu belirtileri bulunabilir. Bazen de kuru öksürük, hafif ateş veya mide rahatsızlığı şikayetleri görülebilir. Küçük çocuklarda da yukardaki şikayetler bulunabilir, ancak genellikle bu şikayetlerini iyi ifade edemezler. Hastalık, yüksek ateş ve iltihaplı burun akıntısı nedeniyle her zamankinden biraz daha şiddetli ve 10 günü geçen bir "soğuk algınlığı" zannedilebilir.

    Kkronik sinüzitte, belirtilerin süresi üç aydan uzundur. Koyu burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, koku alamama, özellikle geceleri artan öksürük belirtileri görülebilir.



    Sinüzit önlenebilir mi ?
    Günlük hayatınızdaki koşullarda bazı değişikler yaparak sinüzit riskini azaltabilirsiniz. Kış aylarında, özellikle kaloriferli evlerde iyice kuruyan havayı, solunum yolları için ideal olan %35-%50 nem oranına ulaşacak şekilde bir buhar makinesi ile nemlendirin. Soğuk algınlıkları sırasında bol su için, uçak seyahatinden ve sualtı dalışlardan kaçının, şikayetler uzun sürdüğünde doktorunuza başvurun. Allerjiniz varsa allerji önlemlerine ve tedavisine her zaman özen gösterin.

    Sinüzit nasıl teşhis edilir ?
    Akut sinüzit genellikle doktorun belirtileri ve muayene bulgularını değerlendirmesi sonucunda teşhis edilir; bazen bir röntgen filmi gerekebilir. Kronik sinüzit teşhisi ise daha zordur ve burunun endoskop adı verilen optik aletlerle muayenesinden sonra sinüslerin bilgisayarlı tomografi incelemesi gerekebilir.

    Sinüzit nasıl tedavi edilir ?
    Akut sinüzit, genellikle kullanma süresi 10 gün olan ve ağızdan alınan antibiyotikler, dekonjestan ilaçlar ve burun spreyleri ile tedavi edilir. İspatlanmış allerjisi olan kişilerde antihistaminik türü ilaçlar da tedaviye eklenebilir.

    Kronik sinüzitte daha uzun süreli ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavilerinden yarar görmeyen hastalarda ameliyatla tedavi gerekir. Günümüzde sinüzit ameliyatlarının çoğunluğu, dışarıdan görünür bir kesi yapılmaksızın, burun deliği içinden endoskopik yöntemle yapılmaktadır

    Çocuklarda sinüzit farklı mıdır ?


    Çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları erişkinlerden daha sık görüldüğü ve sinüzit belirtileri daha silik seyrettiği için teşhis de daha zordur. Çocuklarda aşağıdaki belirtilerin varlığı sinüziti düşündürmeli ve doktor muayenesi yapılmalıdır :

    • Soğuk algınlığının 10-14 günden uzun sürmesi
    • Koyu ve sarı-yeşil renkte burun akıntısı
    • Boğaz ağrısı, öksürük, kötü ağız kokusu, bulantı, kusma yaratan geniz akıntısı
    • Uzun süreli başağrısı
    • Huzursuzluk veya halsizlik
    • Göz çevresinde şişlik
     
  16. RüzGaR Super Moderator

    ENDOSKOPİK SİNÜS CERRAHİSİ


    Endoskopik sinüs cerrahisi, 1990’lı yıllardan itibaren yüksek kalitede görüntü sağlayan endoskopların gelişmesi ile bütün dünyada yaygınlaşmış olan bir cerrahi yöntemdir. Burun endoskopları, dışarıdan görünür bir kesi yapılmaksızın burun boşluğunun içindeki dar ve karanlık bölgelere ulaşmayı sağlayan, bu bölgeleri aydınlatan, genellikle 4 mm kalınlığında olan optik aletlerdir. Endoskoplara bir kamera bağlanarak yapılan işlemlerin başkaları tarafından da ekranlardan seyredilmesi, video olarak kaydedilmesi ve sonradan tekrar izlenmesi mümkündür.
    [​IMG][​IMG][​IMG]

    Bazı özel durumlarda bugün de uygulanan açık cerrahi yöntemlerde geçmişte yapılan sinüzit ameliyatlarında normal dokularda daha fazla hasar meydana getirilirdi, kanama riski daha yüksekti ve elde edilen başarı sonuçları da daha düşüktü. Kronik sinüzitlerin tedavisinde endoskopik sinüs cerrahisi ile çok daha başarılı sonuçlar alınmaktadır; ayrıca bu yöntem burun kanamalarının tedavisinde, burun içindeki bazı tümörlerin çıkartılmasında, burun komşuluğunda meydana gelen beyin zarı yaralanmalarının tamirinde, gözyaşı kanalı tıkanıklıklarında, göz ve görme siniri ile ilgili bazı ameliyatlarda ve hipofiz bezi cerrahisinde de kullanılmaktadır.

    [​IMG]Yüz kemiklerinin içindeki boşluklar olan sinüslerin sağlıklı olması için bu boşluklara burundan hava girmesi ve sinüslerin içinde üretilen salgıların buruna boşaltılması gerekir. Sinüslerin ve sinüsler ile burun arasında havanın girişini ve salgıların boşaltılmasını sağlayan ince kanalcıklar vardır. Kronik sinüzit bu kanalcıkların tıkanması sonucunda meydana gelir. Kronik sinüzitte uygulanan endoskopik sinüs cerrahisinin temel prensibi, daralmış veya tıkanmış olan bu ince kanalcıkları genişletmek, bir labirent şeklinde birbirlerine açılan küçük sinüslerde odacıklar arasındaki duvarları kaldırarak havanın kolayca girebileceği ve salgıların boşalabileceği geniş ve tek bir oda yaratmaktır.

    Kronik sinüzitte uygulanan endoskopik sinüs cerrahisi hastaya konforlu bir ameliyat sonrası dönem sağlar. Hastaların çoğu ameliyat günü evine gidebilir ve 48 saat sonra işine başlayabilir. Dışarıdan görünür bir kesi izi yoktur, yüzde şişme veya morarma olmaz. Ameliyat sonrasında ağrı ya hiç olmaz, ya da basit ağrı kesici ilaçlar ile kontrol altına alınabilen hafif dereceli bir ağrı vardır.

    Endoskopik sinüs cerrahisi riskli midir ?
    Her ameliyatta olduğu gibi, endoskopik sinüs cerrahisinde de bazı riskler vardır. Sinüslerin çevresinde göz, gözyaşı kanalı, görme siniri, beyin zarı ve beyin, beyine kan taşıyan ana atardamar gibi çok önemli ve hayati yapılar bulunur. Bu kritik yapılara yakın yapılan ameliyatlarda da doğal olarak bu yapıların zarar görebilme riski vardır. Ciddi sonuçlar doğurabilecek riskleri nedeniyle, endoskopik sinüs cerrahisi uygulayan hekimlerin özel bir eğitim almaları ve bu ameliyatlar konusunda deneyimli olmaları gerekir. Uygulanan cerrahi yöntemler sırasında cerrahların bağlı kaldığı en önemli prensip, bu kritik yapılara zarar vermemektir.

    Oldukça nadir görülmekle birlikte, endoskopik sinüs cerrahisi uygulanacak hastaların bilmesi gereken riskler ve ameliyat sonrası sorunlar şunlardır: burun kanaması, enfeksiyon, göz çevresinde şişlik ve morarma, göz içine kanama, çift görme, görme kaybı, gözyaşı kanalı tıkanıklığı, beyin zarı hasarı, beyin-omurilik sııvısı kaçağı, kafa içi kanama, kronik sinüzitin nüksü.

    Kronik sinüzit endoskopik sinüs cerrahisinden sonra tekrarlayabilir mi ?
    Evet, bu olasılık her zaman vardır. Sinüzit ameliyatlarında hastalık bulunan organ çıkartılmamakta, normal görevine döndürülmeye çalışılmaktadır. Dış ortama ve mikroplara açık bir ortam olan burun ve sinüsler, ameliyatlardan sonra tekrar hastalanabilir.

    Endoskopik sinüs cerrahisinden sonra ne yapılmalı, ne yapılmamalı ?
    • Burun içine tampon koyulduysa bu tampon 24 veya 48 saat sonra çıkartılacaktır. Bu süre içinde burun tıkanıklığınız olabilir ve ağızdan nefes almanız gerekebilir.
    • Doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli kullanın.
    • Tamponlar alındıktan sonra, eğer doktorunuz önerirse burun spreyini düzenli kullanın.
    • Doktorunuz izin verene kadar burnunuzu sümkürerek temizlemeyin. Bu süre 4-6 hafta kadar olabilir.
    • Tamponların alınmasını veya, tampon koyulmadıysa ameliyatı takibeden 48. saatten itibaren burnunuzu hafifçe çekerek temizlemeye çalışabilirsiniz.
    • Burnunuza kesinlikle musluk suyu çekmeyin.
    • Ameliyattan sonra burunda kuruma hissi ve içinde kabuklanmalar meydana gelecektir. Bunları en aza indirgemek için ameliyatı takibeden ilk günlerde 2-3 saatte bir, daha sonra günde 3-4 kere bir kase kaynamış suyun buharına karşı burundan nefes alın.
    • Burun içindeki iyileşme, ameliyatın türüne göre değişmek üzere 2-6 hafta arasında tamamlanacaktır. Bu süre içinde doktorunuzun önerdiği pansumanlara ve kontrollara düzenli gidin.
    Endoskopik sinüs cerrahisi, müzmin sinüzitten başka hangi durumlarda uygulanır ?
    • Burun kanamalarının durdurulmasında
    • Bazı burun, geniz ve sinüs tümörlerinin çıkartılmasında
    • Burun ve sinüslere olan beyin omurilik sıvısı kaçaklarının tamirinde
    • Hipofiz cerrahisinde
    [​IMG][​IMG]Ameliyat öncesi tümörAmeliyat sonrası
     
  17. RüzGaR Super Moderator

    İŞİTME AZLIĞI

    İşitme Azlığı KBB polikliniklerinde çok sık görülen bir şikayettir. Bazen sebebi çok basit olarak tesbit edilip kolayca tedavi edilebilmesine rağmen, bazen de sebebinin anlaşılabilmesi için çok sayıda tetkik yapılması gerekir.

    İşitme Nasıl Oluşur: Dış ortamdan gelen ses dalgaları kulak kepçesi tarafından toplanarak dış kulak yolu boyunca kulak zarına iletilir. Kulak zarı; dış kulak ve orta kulağı birbirinden ayırır. Ses dalgalarının kulak zarında yaptığı titreşimler orta kulakta bulunan ve sırasıyla çekiç,örs ve üzengi olarak isimlendirilen kemikçiklerde hareket oluşturur. Bu kemikçikler kulak zarı ile iç kulak arasında irtibat oluştururlar. Yani kulak zarında oluşan titreşimleri iç kulağa iletirler. İç kulakta labirent adı verilen ve işitme ve dengeden sorumlu organ tarafından alınan ses dalgaları işitme siniri boyunca beyne iletilir. Beyin gelen ses dalgalarını analiz eder ve işitme fonksiyonu gerçekleşmiş olur.

    İştime Kaybı Neden Oluşur: Yukarıda anlatılan işitme fonksiyonunu bozacak herhangi bir sebep işitme kaybı şeklinde ortaya çıkar. İşitme kayıpları genel olarak 3'e ayrılarak incelenirler.
    1-İletim tipi işitme kaybı
    2-Sensörinöral ( alım tipi) işitme kaybı
    3-Mikst (karışık) işitme kaybı
    Dış kulak ve orta kulakla ilgili hastalıklar genel olarak iletim tipi işitme kaybı yaparken, iç kulak, işitme siniri ve beyinle ilgili hastalıklar sensörinöral tip işitme kaybı yaparlar. Eğer işitme yollarının sadece bir yerinde değil birden fazla bölgesinde hastalık varsa mikst (karışık) tip işitme kaybı ortaya çıkar.

    İşitme Kaybı Sebepleri Nelerdir: İşitme kaybı sebeplerini, hastalığın hangi bölgede görüldüğüne göre sınıflamak gerekir.
    Dış Kulak İle İlgili Sebepler:
    -Kulak kiri (buşon)
    -Dış kulak yolunda yabancı cisim
    -Kulak kepçesi yokluğu ya da doğuştan şekil bozukluğu
    -Dış kulak yolunun doğumsal kapalı olması
    -Dış kulak iltihapları
    -Dış kulak tümörleri
    Orta Kulak İle İlgili Sebepler
    -Kulak zarı delinmesi
    -Orta kulak iltihabı
    -Orta kulakta basınç düşüklüğü(östaki tüpü tıkanıklığına bağlı)
    -Orta kulak kemikçiklerinde kireçlenme
    -Orta kulak tümörleri
    İç Kulak ve İşitme Siniri ile İlgili Sebepler
    -İç kulak iltihabı (labirentit)
    -İç kulaktaki duyma hücrelerinin hasar görmesi
    -Ani işitme kaybı
    - Gürültüye bağlı işitme kaybı
    -Yaşlılığa bağlı işitme kaybı
    -Meniere Hastalığı (iç kulak sıvılarında basınç artışı)
    -İşitme sinirini ilgilendiren tümörler

    Hangi Tetkikler Yapılır: İşitme kaybı sebebini belirlemede ilk yapılan işlem kulağın muayenesidir. Bu muayene sırasında dış kulak veya kulak zarındaki bir hastalık kolayca görülebilir. Kulak zarının görüntüsü özellikle orta kulak iltihaplarında olduğu gibi, orta kulağın durumu hakkında da bilgi verir. Muayenenin normal olduğu durumlarda, işitme kaybı sebebinin daha çok iç kulakla ilgili olabileceği düşünülür ancak bunu belirlemek için bazı tetkikler yapılır. Bu tetkiklerin en önemlisi odiometri denilen işitme ölçümleridir. Bu ölçümler bize işitme kaybının tipini (iletim, sensörinöral veya mikst), derecesini, hangi frekansların tutulduğunu gösterir. Buradan elde edilen bilgiler işitme kaybının derecesi hakkında çok değerli bilgiler verir. Buradan elde edilen bilgilere göre diğer tetkiklerden hamgilerinin yapılacağına karar verilir. Orta kulak basıncını ölçmek için timpanometri, kulak kemikçiklerindeki kireçlenmeleri gösterebilmek için stapes refleksi, özellikle iç kulakla ilgili işitme kaybının sebebini belirlemek için bilgisayarlı tomografi (CT) veya manyetik resonans (MR) tetkikleri yapılması gerekebilir.

    Nasıl Tedavi Edilir: İşitme kaybı bir hastalık olmayıp başka hastalıkların bir belirtisidir. Bu nedenle işitme kaybının tedaviside altta yatan hastalığın tedavisiyle olmaktadır. İşitme kaybı yapan hastalıkların tedavileri, her hastalığın kendi bölümünde anlatılmıştır. Ancak burda bazı noktalara değinelim. Dış kulak yolundaki kulak kiri ya da yabancı cisimlerin tedavisi bunların çıkarılmasıdır. Orta kulak iltihapları genellikle antibiyotik ya da diğer ilaçlarla tedavi edilir. Kronik orta kulak iltihaplarında tedavi bazen ameliyattır. Orta kulaktaki üzengi kemikçiğinin kiraçlemünmesine bağlı gelişen otoskleroz adı verilen hastalıkta üzengi kemiği çıkarılarak yerine protez takılır. İç kulak la ilgili işitme kayıplarında, işitme kaybı genellikle kalıcıdır. Ancak tümörler bağlı işitme kayıplarında, işitme feda edilerek tümörün çıkarılması gerekir.
     
  18. RüzGaR Super Moderator

    Baş Dönmesine Yol Açan Kulak Hastalıkları

    [​IMG]


    Meniere's Hastalığı

    İç kulakta bulunan sıvının dengelenmesi, ayarlanması ile ilgili bir problemdir. Hastalığın gerçek sebebi bilinmemektedir.

    İç kulak, işitme ve denge ile ilgilidir ve içi sıvı dolu bir kapsülden oluşmuştur. Meniere's hastalığında, bu sıvının basıncı artar. Artan basınç, kulak çınlamasına, kulakta tıkanıklık hissine, işitmede azalmaya ve baş dönmesi hissine yol açar.

    Hastalık, baş dönmesi, işitmede dalgalanmalar ve kulak çınlaması ile karakterizedir. Bulantı, kusma, denge kaybı, terleme ve ishal eşlik edebilir.

    Ataklar, çoğunlukla ani başlangıçlıdır ve süreleri, 20 dakika ile 24 saat arasında değişebilir. Birçok vak'ada, ataklar, arka arkaya gelir. Haftalar süren, sık tekrarlayan ataklar olur ve yine haftalar, aylar süren normale dönüş görülür. İşitme kaybı, işitme sinirinde oluşan hasardan dolayıdır. Hastalığın ilk evrelerinde, işitme kaybı, ataklar esnasında görülür, daha sonra normale döner. Hastalık ilerledikçe, işitme sinirinin düzelme kabiliyeti azalır ve sürekli işitme kayıpları oluşur.

    Nadiren, işitme kaybı, kulak basıncı veya çınlama olmadan, sadece aralıklı olarak baş dönmesi görülebilir. Aynı şekilde, baş dönmesi olmadan, aralıklı olarak işitme kaybı, kulak basıncı, çınlama olabilir.

    Meniere's hastalığı, genellikle tek kulakta görülür ama iki kulak da tutulmuş olabilir.

    İlaç tedavisi: İlaç tedavisinin amacı, iç kulaktaki sıvı basıncını azaltmaya yöneliktir. Bu, az tuzlu yiyerek ve idrar söktürücü ilaçlar kullanarak sağlanır.

    Tuz, suyun vücutta kalmasına sebep olur, bu yüzden, tuz kısıtlaması yapılır. İdrar söktürücüler de aynı amaçla kullanılırlar. Bu tedavi, hastalığı kontrol altına almak amacıyla aylar, hatta yıllar boyu kullanılabilir.

    Denge sistemini baskılayıcı ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Temelde bu ilaçlar beyinin, kulaktan gelen anormal uyarıları dikkate almamasını sağlarlar.

    Cerrahi tedavi: Cerrahi tedavi, ilaç tedavisinin başarılı olmadığı ve şiddetli baş dönmesinin bulunduğu durumlarda yapılır. İşitmeyi korumak için bütün gayret sarfedilir; bu yüzden operasyonun tipi, kulaktaki işitmenin ne kadar kaybolduğuna bağlıdır. Operasyondan sonra, işitmenin azalması mümkün olmasına rağmen, genellikle aynı kalır. Çınlama daha iyi olabilir veya aynı kalabilir.

    Operasyonun tipine bağlı olarak, baş dönmesinin mükemmel tedavisi mümkündür. Baş dönmesi atakları yarım ile bir sene kadar sersemlik şeklinde ortaya çıkabilir, daha sonra beyin ve diğer kulak görevi üstlenince, bu durum da geçer.

    Selim Pozisyonel Vertigo

    İç kulaktan kaynaklanan en sık baş dönmesi sebebidir. Şikayetlerin, iç kulakta bir yerde, kalsiyum çökmesi sonucu olduğuna inanılmaktadır. Bu çöküntüler, yer çekimi ve baş hareketleriyle, iç kulak sıvısında serbestçe yüzmektedirler. Kendiliğinden, viral hastalığı takiben veya baş travması sonrası oluşabilir.

    Bu hastalıkta, baş ve vücut pozisyonlarında değişiklikle ortaya çıkan, bazen bulantının da eşlik ettiği baş dönmesi, sersemlik hâli görülür. Şikayetler, birkaç saniye veya dakika sürer. Şikayetler ortaya çıktığında, sorumlu kulak, genellikle yere doğru dönük olan kulaktır. İşitme kaybı, kulakta basınç hissi veya çınlama gibi şikayetler görülmez.

    Bu durum, selim bir durumdur, çünkü kendi kendine düzelir. Düzelme, haftalar, aylar nadiren de bir yıl sürebilir.

    Denge sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Nadiren cerrahi gerekebilir.

    Vestibüler Nörinit (Labirentit)

    Bu hastalıkta, iç kulaktaki denge bölümünde bulunan sinir hücrelerinde şişme olur. Virüsün sebep olduğu düşünülmektedir. Kişiler, şikayetleri başlamadan önce, bir üst solunum yolu enfeksiyonu, soğuk algınlığı geçirdiklerini söyleyebilirler.

    Ani oluşan baş dönmesi, bulantı, denge kaybı görülür; işitme normaldir. Şikayetler, başlangıçta şiddetlidir, kişi yürürken on gün kadar yardıma ihtiyaç gösterir ve kişinin bütün işlerini yapabilmesi, araba kullanabilmesi için de haftalar, hatta aylar gerekebilir. Kişi, başını ani olarak döndürdüğünde, geçici baş dönmesi veya sersemlik hissetmeye devam edebilir. Bu, bir yıl kadar sürebilir.

    Şikayetlerin geçmesi için, denge sistemini bastıran ilaçlar kullanılır. İlaçlar, günde üç defa alındıklarında en etkili olurlar. Baş dönmesi azalmaya başladığında, ilaçlar da azaltılır ve sonunda kesilir. Nadir olarak, şikayetler bir yıldan fazla sürerse, operasyon yapılabilir.

    Beyin ve diğer kulak, işlevleri üzerlerine aldıkları zaman, tam iyileşme olur. Bu süreç, bir yıl olabilir ve arada psikolojik ve fiziksel stresler, şikayetlerin geçici olarak artmasına yol açabilir. Şikayetler, stresle artsa bile, zamanla fiziksel aktiviteyi arttırmak önemlidir. Başınıza gelen şeylerin normal iyileşme süreci olduğunu bilin; kulağınıza veya iyileşmenize kötü yönde etki etmediğinizi aklınızda bulundurun.

    Perilenf Fistülü

    Bu rahatsızlık, uçağın inişe geçmesi, derine dalma, kafa travması gibi durumlarda ani basınç değişikliği sonucu oluşabilir. Basınç değişikliği, orta kulak ile iç kulağı birbirinden ayıran zarlarda yırtık meydana getirebilir ve iç kulak sıvısı, orta kulağa akar.

    Baş hareketleri ile "baş dönmesi" ve "sersemlik hissi" oluşur. "İşitme kaybı", "kulakta basınç veya çınlama" eşlik edebilir veya etmez.

    Çoğu kez bu yırtık kendiliğinden iyileşir, tedaviye gerek kalmaz. Nadir vak'alarda, baş dönmesi kalıcı hâl alır. İlerleyici işitme kaybı oluşursa, operasyon gerekebilir.

    Operasyonda, bu yırtık bölgenin tespiti ve onarılması gerçekleştirilir.

    Akustik Nörinom

    Akustik nörinom, denge sinirinde en sık oluşan selim tümöre verilen isimdir. Tümör, çok yavaş büyür, bu yüzden şikayetler belirgin olmadan yıllar boyu sürüyor olabilir.

    "Baş dönmesi", genellikle görülmez, çünkü tümör yavaş yavaş büyür, beyin ve diğer kulak, onun görevini üstüne alır. Bunun yerine hasta, dengesizlik hissine kapılabilir. Ortaya çıkan ilk şikayet "kulak çınlaması" olabilir. Çınlama, büyüyen tümörün siniri uyarmasıyla ortaya çıkar. Tümör büyüdükçe sinirin işitme bölümü de etkilenir ve işitme azlığı ortaya çıkar.

    Teşhis, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonanslı tetkikler ile konur.

    Tedavi, tümörün operasyonla çıkartılmasıdır.

    Yaşlılığa Bağlı Baş Dönmesi

    Yaşlılıkta oluşan birçok değişiklik gibi, dengeyi sağlamakla görevli sistemlerde de değişiklikler olur.

    Dengeyi etkileyen değişiklikler: Yaşlılarda, işitmenin azalması gibi, denge sinirinde de, "dönme, ivmelenme" gibi değişikliklere olan hassasiyette azalma olur. Sinirdeki uyarılarda azalma olabilir veya beyin kendisine gelen uyarıları tam olarak değerlendiremeyebilir; her iki durumda da, rahatsızlık, kendini baş dönmesi olarak ortaya koyar.

    Görüşte azalma, bulanık görüş veya yakın bakışta göz yorgunluğu da buna eklenir. Gözdeki lenslerin elastikiyetinin azalması buna yol açar ve bifokal gözlüklerle bu durum düzeltilebilir. Göz tansiyonu, katarakt gibi durumlar da görmeyi etkileyerek, beyine giden bilginin azalmasına yol açarlar.

    Kol ve bacaktaki kaslarda, liflerde, eklemlerde bulunan sinir uçlarında da değişikler olur. Omurgada ileri derecede eğim oluşabilir veya genel kas kütlesi azalmış olabilir. Şeker hastalığı, romatizma gibi hastalıklar, el ve koldaki his sinirlerinin zayıflamasına yol açarlar, böylece, vücud pozisyonu hakkında beyine iletilen bilgilerde azalma olur.

    Yaşlanmaya bağlı baş dönmesinin belirtileri:

    1-Hızlı bir şekilde dönerken veya pozisyon değiştirirken, eğilirken veya birden doğrulurken, aşağı veya yukarı bakarken, "başta sersemlik, dönme, boşlukta olma" gibi hisler oluşabilir.

    2-Yürürken, bir yandan bir yana sallanmaya meyilli gibi hissedilebilir.

    Şikayetler nasıl en aza indirilir? Yaşlılıkla ortaya çıkan şikayetleri ortadan kaldıracak ilaçlar yoktur, fakat yardımcı yollar vardır:

    1-Sabah uyanınca yataktan kalkmadan önce, yatağın kenarında birkaç dakika oturunuz.

    2-Pozisyon değiştirirken veya dönerken yavaş hareket ediniz. Yanınızda kendinizi dengelemeye yardımcı olacak bir şey bulundurunuz.

    3-Yukarı veya aşağı bakmak, eğilmek, birden doğrulmak, "baş dönmesi" yapabileceği için, bu sırada yanınızda, tutunacağınız bir şey bulundurunuz.

    4-Hiç bir zaman karanlıkta yürümeyiniz. Gece kalktığınızda, parlak bir ışık yakınız. Banyonuzda gece lambası bulundurunuz.

    5-Yürürken fazla probleminiz varsa baston kullanınız. Unutmayınız, bu cisimlere dayanmıyorsunuz; beyninize, kol ve bacaklarınızdan giden bilgilerin artmasını sağlıyorsunuz.

    6-Şeker hastalığı, göz tansiyonu, yüksek tansiyon, romatizma gibi rahatsızlığınız varsa bunları da uygun ilaç ve diyetlerle kontrol altında tutunuz.
     
  19. RüzGaR Super Moderator

    KULAK ÇINLAMASI: TİNİTUS


    [​IMG]
    Kafa gürültüsü veya kulaklardaki çınlama (tinitus) yaygın görülür. Tinitus, Latince ’çınlamak’ anlamındaki tinnire’den gelmektedir. Tinitus hastalık değildir. Bir dizi sağlık sorununun neden olabildiği bir semptomdur. Tinitus, yaşla bağlantılı işitme kaybı veya kulak yaralanmasının sonucu olabilir ya da dolaşım sisteminizdeki bir hastalığın göstergesi de olabilir. Çoğu insan, tinitusu denetim altına alarak veya altında yatan nedenleri tedavi ederek semptomlarının zaman içerisinde iyileştirilebileceğini bulmuştur. Tinitusun yarattığı ses rahatsız edici olabilse de, hastalığın, ciddi bir sorunun uyarısı olmasına ender rastlanır.

    Bulgu ve Belirtiler

    Tinitus, hiçbir dış ses olmadığı zaman kulağınızda sesler duymaya dair sinir bozucu bir hissi beraberinde getirir. Belirtileri ve bulguları şunlardır: • Kulağınızda, çınlama, vızıltı, ıslık veya tıslama sesi • İşitme kaybı Gürültü, ton açısından, alçak sesle kükremeden, yüksek sesle çığlık atmaya kadar farklılık gösterebilir. Bazı durumlarda, ses o kadar yüksek olabilir ki, düzgün biçimde konsantre olma veya duyma yetinizi etkileyebilir. Kulak kirinin birikmesi, tinitusu kötüleştirebilir. Kulak kanalınızda fazla pislik olması, dış sesleri duyma ve iç sesleri büyütme yetinizi azaltabilir.

    Sebepleri

    İç kulağınızın içerisinde, binlerce işitme hücresi bir elektrik yükü taşır. Mikroskobik kıllar, her duyu hücresinin yüzeyinde bir kenar oluşturur. Bu kıllar sağlıklı olduğu zaman, ses dalgalarının basıncına uygun olarak hareket eder. Hareket, bu hücreleri tetikleyerek, işitme hücresi aracılığıyla elektrik boşaltmalarını sağlar. Beyniniz bu sinyalleri, ses olarak yorumlar.

    Eğer iç kulağınızın içindeki ince kıllar bükülür veya koparsa, sürekli bir hareketlilik halinde rastgele hareket eder. Yüklerini elde tutamayan işitme hücreleri beyninize rastgele elektrik itkilerini gürültü olarak ’sızdırır’.

    İç kulağınız içerisindeki işitme hücrelerinde meydana gelen hasar, en yaygın olarak aşağıdakilerden ileri gelir:

    • Yaşla ilgili duyma yitimi (presbikuz). Bu süreç genellikle 60 yaş civarında başlar.

    • İç kulağınızda travmadan ötürü hasar. Duyma yetinizde meydana gelen bu aşınma uzun süre boyunca yüksek sese aşırı derecede maruz kalmadan ileri gelebilir. Traktörler, elektrikli testereler ve silahlar gürültü ile ilgili duyma yitiminin yaygın nedenleridir.

    Tinitusun diğer nedenleri arasında şunlar olabilir:

    Bazı ilaçların uzun vadeli olarak kullanılması. Yüksek dozlarda kullanılan aspirin ve belirli antibiyotik türleri iç kulak hücrelerini etkileyebilir. Çoğu zaman, bu ilaçları almayı bıraktığınızda istenmeyen gürültü kaybolur.

    Kulak kemiklerinde değişiklikler. Orta kulağınızdaki kemiklerin sertleşmesi (otoskleroz), işitme yetinizi etkileyebilir.

    • Yaralanma. Başınızda veya boynunuzda meydana gelen travma iç kulağınızda hasara neden olabilir

    Dıştan gelen bir kaynak yerine, kan damarları sisteminizdeki belirli rahatsızlıklar da kulakta baş gösteren tinitusa (pulsatile tinnitus) neden olabilir. Bunlar:

    • Ateroskleroz. Yaşın ilerlemesi ve kolesterolün, diğer yağ birikintilerinin artması ile birlikte, orta ve iç kulağınıza yakın olan büyük kan damarları, her kalp atışında hafifçe bükülme veya genişleme yetisi anlamına gelen elastikiyetlerinin bir kısmını kaybeder. Bu da, kan akışının daha güçlü, zaman zaman daha çalkantılı hale gelmesine neden olarak, kulağınızın vuruşları tespit etmesini daha kolay kılar..

    Yüksek kan basıncı. Hipertansiyon ve stres, alkol ve kafein gibi tansiyonu yükselten faktörler sesi daha da fark edilebilir hale getirebilir. Başınızın konumunu değiştirmek, genellikle sesin kaybolmasına neden olur.

    Çalkantılı kan akışı. Şah damarında veya boyun atardamarında daralma ya da bükülme olması, kan akışının çalkantılı olmasına ve kafada gürültüye neden olabilir.

    Kılcal hücrelerin kötü oluşumu. Atardamarlar ile damarlar arasındaki bağlantılarda oluşan ve A-V kötü oluşumu adı verilen bir rahatsızlık, kafada gürültüye neden olabilir.

    • Baş ve boyun tümörleri. Tinitus başta veya boyundaki bir tümörün semptomu olabilir.

    Çoğu tinitus vakası zararlı değildir. Öte yandan, eğer tinitus devamlı hale gelir ya da daha da kötüleşirse veya işitme kaybı ya da baş dönmesi yaşarsanız, doktorunuza görünün. Doktorunuz, gürültüyü azaltabilecek tedaviler ve gürültü ile daha iyi başa çıkmanıza yardımcı olacak teknikler önerebilir. Eğer yaşla ilgili duyma yitimi olası bir nedeni değilse, tek kulakta aynı anda meydana gelen tinitus ve işitme kaybının nedeni, yaralanma nedeniyle iç kulağınızdaki bir sinirin zarar görmesinden ötürü olabilir ve doktorunuz tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Doktorunuzla birlikte belirtileri ve semptomları, ne zaman başladıklarını, ciddiyetlerini ve bunları neyin daha kötü hale getirebileceğini tartışabilirsiniz. Doktorunuz için yararlı olan başka bir şey de, yüksek tansiyon ve herhangi bir ilaç alıp almadığınız gibi, diğer tıbbi rahatsızlıklarınızla ilgili bilgilerdir.

    Doktorunuz ayrıca, kulağınızda pislik birikmesinin, kulaklarınızdaki çınlamada payı olup olmadığını da görmek amacıyla, kulaklarınızı muayene edecektir. Buna ek olarak, doktorunuz başınızın ve boynunuzun, kulak etrafındaki bölümü üzerinde stetoskop ile ses dinleme girişiminde bulunacaktır. Eğer iç kulağınızdaki hasar, tinitusunuzun nedeni ise, sizde öznel tinitus olabilir, yani bunu sadece siz duyabilmektesinizdir. Ancak, doktorunuz damarlarla ilgili bir rahatsızlıktan ileri gelen sesler duyabiliyorsa, nesnel veya pulsatil tinitus hastasısınız demektir.

    Öneriler

    Bazen tinitusun semptomları zaman içerisinde iyileşir. İyileşme sadece fiziksel değişikliklerin sonucu değildir ;çünkü kulaklarınızda meydana gelen her türlü hasar kalıcıdır ve geri dönülemez. Bunun yerine, birçok insan semptomları azaltmak için ayarlamalar yapmayı öğrenmektedir.

    Gürültünün şiddetini azaltmak ve buna olan direncinizi artırmak için şu teknikleri deneyin:

    • Olası tahrik edicilerden kaçının. Tinitus; yüksek sesler, nikotin, kafein, kinin içeren maden suyu (sıtmayı tedavi etmek için kullanılan maddenin aynısı), alkol ve aşırı dozda aspirin nedeniyle daha da kötü hale gelebilir. Nikotin ve kafein kan damarlarınızı sıkıştırarak, damarlarınız ve atardamarlarınız içerisinden olan kan akışı hızını artırır. Alkol, kanınızın kuvvetini, özellikle iç kulak bölgesinde daha fazla kan akışına neden olarak artırır.

    • Gürültüyü perdeleyin. Sakin bir ortamda, bir vantilatör, hafif bir müzik ve kısık seste dinlenen radyo, tinitustan kaynaklanan sesin örtülmesine yardımcı olabilir. Bazı insanlarda, hoş bir ses çıkaran işitmeye yardımcı cihazlara benzer aygıtlar olan tinitus gizleyicileri işe yarayabilir.

    • İşitme yardımcı cihazı takın. Eğer tinitusa işitme kaybı eşlik ediyorsa, işitmeye yardımcı cihazlar dışarıdan gelen sesleri çoğaltarak, tinitusun gürültüsünü daha az belirgin hale getirebilir.

    • Stresi kontrol altına alın. Stres, tinitusu daha kötü kılabilir. İster rahatlama terapisi, ister biyo-geribildirim, isterse egzersiz aracılığı ile olsun, stres yönetimi biraz rahatlama sağlayabilir.​
     
  20. RüzGaR Super Moderator

    Grip Gribal Enfeksiyon

    Salgın halinde ortaya çıkan; değişik karekterde virüsler tara­fından oluşturulan bir solunum yolları hastalığıdır.

    Grip virüsleri­nin devamlı karekter değiştirmeleri sebebiyle tesirli bir aşısı veya serumu yapılamamaktadır. Mikropların vücuda girmesinden bir­kaç gün sonra hastalık kendisini belli eder.

    √ Grip-Belirtileri:
    • Ateş, halsizlik, eklemlerde ağrı ve hastahk duygusu ile baş­lar.

    • Göz yuvalarında ve alında ağrı yapar.
    • Öksürük, burun akıntısı, boğazda ağrı, hastalığın yerleştiği­ni gösteren kesin belirtilerdir.
    • Üç-dört gün sonra ateş düşer ve hastahk belirtileri hafifler.

    √ Grip-Ne Yapmalı?
    • Hastalık belirtileri şiddetli olduğu takdirde doktora müraca­at ediniz. Gribe doğrudan tesir eden bir ilâç olmamakla birlikte; öksürük, ateş ve muhtemel yan tesirleri için ilâç tedavisi gereke­bilecektir.

    • Hasta gribi atlatmcaya kadar yatakta istirahat ettirilmeli; bol vitaminli yiyecekler ve meyve suları verilmelidir.

    DİKKAT: Ağır geçmesi halinde ortakulak iltihabı, karın zarı il­tihabı, bronşit, akciğer zarı iltihabı, beyin ve sinir sistemi iltihap­ları yapabilmektedir.
     

Sayfayı Paylaş