Küçükten Görmedim Ana Kucağı Türküsünün Hikayesi

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 25 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Küçükten Görmedim Ana Kucağı Türküsü ve Öyküsü

    Ali Ercan, Kara Kaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri adlı kitabında "Mustafa Songur" isminde bir kişiden dinlediği bu türkünün hikayesini aynen şöyle anlatmaktadır:

    "Bir buçuk asır evvelden beri Niğde'nin Dikilitaş, Ferhenk, Kavlaktepe, Badamderesi ve Çamardı köyleri arasından Ulu yol diye bir yol geçer. O tarihlerde Erzurum'dan hareket eden kervancı bu yolu takiben Suriye'ye kadar gider,Suriye'den kalkan bir kervancı ,İstanbul'a kadar yine bu yoldan geçermiş. Kervancıların dinlenme yeri ise Adana,Pozantı'yı geçtikten sonra Ferhenk köyünde,şimdiki içmecenin bulunduğu muhitte öz dedemin yaptırmış olduğu handa konaklarlarmış, veyahutta aynı muhite bir saat mesafede bulunan eski ismi Enehil, şimdiki ismi Dikilitaş olan köyde konaklarlarmış. O zamanda Kanlı Bulduruç diye anılan semtte her iki yönden gelen kervancı kış mevsiminde birkaç ölü verirlermiş. Şiddetli bir kış mevsiminde zengin iki kervancı kardeş,Suriye'den hareket ederek Bulduruc'a gelir ve orada şiddetli bir tipiye tutulurlar. Kardeşlerden biri tipide boğulur ve ölür. Kardeşini kaybeden diğer kervancı ölen kardeşinin üzerine kapanır ve bu türküyü yakar."

    Küçükten Görmedim Ana Kucağı
    Küçükten görmedim de ey ey ana kucağı
    Koç yiğit yatağı da ey ey damlar bucağı
    Bir yiğit hapsolmakla söner mi ocağı
    Gülüm gonca iken soldurdun felek
    Ahrete yaralı gönderdin felek

    Niğde damlarına verdim özümü
    Delbet boğazına diktim gözümü
    Niderdim de aldım elin kızım
    Söyleyin devlete durmak olur mu
    Allah'dan gelene karşı konur mu

    Katırcıoğlu der ki kırıldı dalım
    Yerimden kalkmağa kalmadı halım
    Ben sana ne yaptım ey kanlı zalim
    Gülüm gonca iken soldurdun felek
    Ahrete yaralı gönderdin felek

    Zekeriya Bozdağ - Kayseri
     



Sayfayı Paylaş