Körfez Savaşından Alınan Dersler

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Körfez Savaşından Alınan Dersler

    KİTABIN ADI Körfez Savaşından Alınan Dersler
    KİTABIN YAZARI
    Bruce W.WATSON - BRUCE
    YAYIN EVİ VE ADRESİ K.K.Basımevi - ANKARA
    BASIM TARİHİ 1996
    KİTABIN YAYIM MAKSADI

    KİTABIN ÖZETİ :

    1. POLİTİK DERSLER :

    Savaşın, uluslararası ilişkiler açısından önemi soğuk savaş dönemi sonrasının ilk şiddet tezahürü olmasıdır. 1976’dan 1987’e kadar dünya iki kutupluydu ve barış korkunç Sovyet Amerikan rekabetiyle sağlanıyordu. Bu süreç bazen ürkütücü ve sinir bozucu da olsa sonuçta barışı sağlıyordu. Meydana gelen bir kaç savaşta da savaşın büyüyüp dünyanın sonunun geleceği korkusu bulunuyordu. Ancak, bu denge uzlaşma ve Amerikanın tek süper güç olarak kalmasıyla bozuldu. Körfez Savaşının çıkması bundan bir kaç yıl öncesine kadar bile söz konusu olamazdı. Çünkü o zaman Irak saldırgan bir güç olan Sovyetler Birliğinin müşterisiydi. Sovyetler Birliği böyle bir savaş durumunda 1946 öncesinin ittifakları, manevraları ve büyük savaşlarını geri çağırarak Irak’a yardım ederdi. Bu davranış geleceğin habercisidir. Savaş geri gelmiştir ve gelecek, geçmişten çok daha şiddetli olabilir. Benzer şekilde Körfez Savaşının bazı boyutları rehineler, Scud füzeleri terörü, körfeze petrol dökülmesi ve petrol kuyularının ateşe verilmesi gelecekte meydana gelebilecek aynı derecede çirkin olayların habercisi gibidir. Müttefiklerin yürüttüğü yüksek teknoloji savaşı, ikinci tahribatın büyük ölçüde önlenebileceğini göstermiştir. Dolayısıyla yüksek teknoloji savaşları cerrahi bir müdahaleye benzemekte ve belki bu yüzden gelecekte savaşları daha olası kılmaktadır.

    Körfez Savaşından alınacak bir başka ders sınırlı askeri amaçları olan savaşların temelde yatan politik sorunları çözemeyebilir olmasıdır. Körfez Savaşı Kuveyt’in işgaline son verdi ancak, bunun temelindeki saldırganlığı yokedemedi. 1992 boyunca Saddam Hüseyin Birleşmiş Milletlerin müfettişlerini engelleyerek, çeşitli tartışmalardan sonra sınırlı izinler vererek Londra ve Washington’la sık sık karşı karşıya geldi.

    Savaş, politikanın şiddetin daha fazla olduğu bir seviyede devamıdır ve bir ulusun davranışları çok çirkinse savaşı davet eder. Ayrıca, bir ulusun diplomasisi askeri güce dayanmalıdır. Eğer diplomasi çok hırslıysa ve buna gerekli askeri güç eşlik etmiyorsa, Irak’ın durumu gibi, amaçlananın tersi olabilir.

    Ulusların durumuna gelince, savaş Anglo-Amerikan ilişkisini ve bunun dünyaya yararını göstermiştir. Amerika özgürlüğe bağlılığını ve gücünü, İngiltere ise yüzyılların deneyimini ve belki dünyanın genel eğilimini daha iyi yakaladığını göstermiştir. Buna eşdeğerde önemli olarak savaş, İngiltere’nin dünya liderlerinden biri olmaya devam ettiği ve Dünya sahnesinde askeri envanter kadar amacının gücü ve ikna kabiliyetinin de önemli olduğunu göstermiştir.

    Fransa için savaş Amerika ve İngiltere ile daha yakın ilişkilerin geliştirilmesini sağlamış ancak, daha kararlı olması gerektiğini ve önceki yalnızlığının altını çizmiştir. Ortaya çıkan Avrupa manzarasında Fransa lider rolü oynayacaksa her ikisine de dikkat etmelidir. Avrupa birliği açısından savaş politik ve askeri birliğin sağlanması için yapılacak çok şey olduğunu göstermiştir. İtalya, savaştan uluslararası ve bölgesel roller oynayabileceğini ve bunu yapmak için yeterli askeri güce sahip olduğunu öğrenmiştir. Almanya’da II. Dünya savaşının kasveti sürmektedir. Irak’a yaptığı kimyasal silah yardımı Nazi Almanya’sının en karanlık emellerini hatırlattı. İttifaka daha İsrail için savaş işgal altındaki bölgeler sorununun şiddetlenmesi anlamına geldi. A.B.D. ise Arap-İsrail sorununa çözüm bulabilirse daha etkili olabileceğini farketti. Müttefik Arap ülkeleri de Arap dünyasının ne kadar parçalanmış olduğunu gördü.

    Ortak güvenlik anlaşmalarına ve muharebe stratejilerine büyük önem verilmesi gerektiği anlaşıldı. Nükleer silah geliştiren bir çok ülkenin bu işin sınırları olduğunu bilmesi ve bazı ülkelerin A.B.D. İngiltere ve diğerlerinin bu tür gelişmelere izin vermeyeceğini anlaması açısından savaş yararlı olmuştur. Savaş A.B.D. ve Japonya arasındaki husümeti derinleştirdi. Gelecekte Almanya, Japonya, Kore ve diğer ekonomik güçlerin kendi çıkarlarını savunacak gücü geliştirmeleri beklenmektedir. 1992’de Japonya’nın kuvvetlerini Güneydoğu Asya’ya konuşlandırma kararı alması askeri gücün projeksiyonu ile ilgili savunma politikasında önemli değişikliği göstermektedir.

    2. ASKERİ DERSLER :

    Savaştan çıkarılacak genel ve özel askeri dersler mevcuttur. Hava akımları neredeysesavaşı sonuçlandırdı ve harabolan Irak, kara harekatında birkaç saatten fazla dayanamadı. Hava gücünün savaşı kazanmaya yeterli olmayacağına dair geleneksel görüşün tekrar gözden geçirilmesi gereklidir. Hava gücünün bazı çatışmaları kazanmak için yeterli olabileceği sonucuna varılabilir.

    Kara harekatı iyi stratejinin, cesaretin, iyi disiplinin ve eğitimin önemini bir kez daha göstermiştir. İyi eğitilen ve yönetilenler başarılı oldu, iyi eğitilemeyen ve yönetilemeyenler başarılı olamadı.

    Denizde ise savaş ablukanın askeri değerinin sınırlı olduğu ve bir devletin makul zamanda teslim olması için yeterli zorlamayı sağlamadığı yolundaki inancı doğruladı. Ek olarak mayın harbi ciddi bir deniz sorunu olarak durmaktadır. Mayınlar o kadar karmaşık hale getirilmiştir ki, sistemlerin mayınları etkin bir şekilde temizleyebilmesi için büyük harcamalar gerekmektedir. Son olarak savaş gemilerine hala ihtiyaç duyulmaktadır, füzeler savaş gemilerinin kütlesel tahrip gücünün yerini almamıştır.

    Özel askeri derslere gelince, elektronik harp şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde kullanıldı ve yapılan yatırımların yerini bulduğu kanıtlandı. Elektronik harp, savaşın kazanılmasında büyük katkı sağladı ve savaş elektronik harbin bir çok silah sistemine entegre edilebileceğini gösterdi. Benzer şekilde savaş yüksek teknoloji ürünü silahlara harcanan paranın iyi değerlendirilmiş olduğunu gösterdi. A.B.D. kuvvetlerinin Panama’da öğrendiklerini doğrular şekilde gece görüş cihazları büyük başarı kazandı. Diger bir sonuçsa elektronik harbin ve yüksek teknolojinin, askeri açıdan çok değerli ancak çok pahalı olduğudur. Daha mükemmel sistemler için baskı geliyorsa da A.B.D. savunma harcamalarındaki kesintiler bu süreci engellemektedir.

    Komuta ve kontrola gelince, A.B.D.nin birleşik ve özel komuta sistemi başarılı bir yaklaşımdır, Panama ve Kuveyt’te başarıya ulaşmıştır. Savaş bileşik komutanın başarıyla çok uluslu ittifaka taşınabileceğini göstermiştir. Lojistik muhabere hatlarını korurken, düşmanın lojistik yapısına taarruz etme yönündeki ortak kanıyı doğrulayan lojistik faaliyetler de başarılıydı. Savaştan alınacak bir derste çok uluslu bir savaşta bir ulusun lojistik sistemleri kontrol ederken diğer ulusların desteklemesinin en iyi yöntem olduğudur.

    Savaşta bir çok istihbarat problemi yaşandı. Aşağıdaki sorunlar A.B.D. istihbaratına aittir. İngiliz, Fransız ve diğer grupların da istihbarat katkıları olmuşsa da, bu problemleri ortadan kaldıramamıştır. Harekat ve taktik istihbarat merkezleri, özellikle de askeri istihbarat örgütleri iyi çalıştılar. İstihbaratla ilgili temel sorun istihbaratın yeterince hızlı dağatılmaması daha geniş istihbarat örgütlerine ihtiyaç duyulmasıydı. Ulusal istihbarat örgütlerine gelince, ulusal güvenlik ajansı her komuta kademesine zamanında istihbarat sinyalleri göndererek önemli bir iş yapmış görünüyor. Müttefikler Saddam’ın yerini hiçbir zaman tam olarak belirliyemedi. Scud’ların sayısı olduğundan çok daha az tahmin edildi, hedef tahrip değerlendirmesi başarılı olmadı, kimyasal silahlar beklenirken Irak bu silahları hiç bir zaman konuşlandırmadı.

    Son askeri ders A.B.D. kuvvetleriyle ilgilidir. Savaş A.B.D.’ne tüm iyi niyetli çabalara karşın kuvvetler arasında zararlı, boşuna ve yıkıcı bir rekabetin sürdüğünü öğretmiştir. Savaşta Hava Kuvvetleri ağır bastı ve Orgeneral Schwarzkopf’un stratejisi, hazır bekleyen deniz piyadelerinin rolünü hiç gerçekleşmeyecek bir tehdite indirgedi. Her biri tarafından hazırlanan özet raporlar kendi başarılarını abartırken diğerlerinin katkılarını görmezden geliyordu. Körfez Savaşında Hava Kuvvetleri etkindir; Kara Kuvvetleri, Deniz Piyadeleri veya Deniz Kuvvetleri ise değişik tipteki muharebelerde etkin olacaktır. Dolayısıyla dengeli bir askeri güce sahip olmak ve her tehdite karşı koyabilecek yeterince deniz, hava, kara ve amfibi güç bulundurmak demektir.

    Savaş, diğer konularla ilgili de dersler vermiştir. Uluslararası terörizme çözümün karşı terörle değil diplomasiyle bulunabileceği anlaşılmıştır. Karşı terör, terörü engellerken, diplomasi çözüm getirebilir.

    Dolayısıyla 1992-1994 arasında terörizmin temposu süregelen Bush-Baker Orta Doğu diplomasi görüşmelerine bağlıdır. Adil savaş konusunda bazı gelişmeler gerçekleşti, ancak bir sorun varlığı sürdürüyor.

    Bir yanda her ulusta savaşın doğruluğunu hiç düşünmeden savaşa gitmeye istekli insanlar, diğer yanda (gücün kullanılması doğrulanabilirken bile) her türlü savaşı yanlış bulanlar vardır. Böylesi uç görüşler mantıklı düşünceye yer bırakmıyor. Bu konudaki tartışma devam etmektedir ve Amerika’daki savaş karşıtı duyguların güçlüğü düşünüldüğünde A.B.D.’nin gelecekteki savaşlarda çabalarının etkilenmesi beklenebilir. Savaş, medyanın bilgiye erişimi sorununun hassas olmaya devam ettiğini göstermişti. New York’ta 1991 Haziran’ında yapılan zafer kutlamalarına basın mensupları muhabirlik yapmalarına izin verilmeyen bir savaşın zaferine katılmayacaklarını bildirerek gelmediler. En azından Amerika’da ciddi tedbirler alınmadığı takdirde basının gelecek bir savaşta düşmanca tutumları beklenmelidir.

    Son olarak Körfez Savaşı küçük de olsa Başkan Bush’un 1992 Kasım’ındaki büyük yenilgisinde rol oynadı. Bunun sebebi Müttefiklerin Bağdat’ı işgal edememesi ve Saddam Hüseyin’ı yakalayamamasıydı. Saddam Hüseyin iktidarda kaldı. Gerçi Müttefikler Saddam’ın nükleer, kimyasal ve biyolojik silah üretim tesislerini kapatmayı başardılar. Fakat tüm çabalara karşın Saddam’ı düşüremediler. Sonuçta Irak’lı Kürtlerin kaderi karmaşık bir sorun olarak ortaya çıktı ve Saddam Orta Doğu’da önemli bir politik lider olarak varlığını sürdürdü. Savaş meydanında kazanılan dramatik zafer veya Birleşmiş Milletler Irak’ı dize getirmiştir. Ancak Saddam’ı iktidardan düşürememişlerdir. Dolayısıyla savaş, müttefiklerin askeri zaferiyle sonuçlansa da Saddam’ın politik hayatını bitiremediği için politik bir başarısızlıktır. Bu durum 1992 seçimlerinde Başkan Bush’u avladı. Bush’un yenilgisinde etken olan daha önemli faktörler olsa da, bu başarısızlığın görev başındayken iki zafer kazanmış ve Soğuk Savaşı bitirmiş bir Başkan’ın yenilgisinde pay sahibi olması alışılmadık bir durumdu. Körfez Savaşının Panama zaferini gölgelemesi ve tam bir politik zafer olmaması Bush’un seçilmesine yardımcı olabilecek zaferlerin etkisini azalttı. Bush’un iç sorunları çözmede yaşadığı sorunlar bununla birleşince Bush’un yenilgisini hazırladı.

    SONUÇ :

    A. KİTABIN ANA FİKRİ :

    Körfez Savaşına katılan ülkelerin, Dünya barışı adına, kendi uluslar arası ilişkilerini yükseltme adına yapabildikleri veya yapamadıkları olgular konusu ele alınmıştır.

    B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :

    Bu tip olası savaş versiyonlarında adı geçen Ülkelerin takınabilecekleri tutum ve davranışlarına örnek teşkil etmektedir.

    C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :

    Daha çok tek taraflı düşünülmüş ve objektiften uzak olarak kaleme alınmış bir kitaptır.

    Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
     



  2. serseri_aşık Well-Known Member

    ellerine sağlık güzel paylaşım
     

Sayfayı Paylaş