Kızım, senin için bir şey yapamayabilirim

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 8 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    BİR Peygamber için en büyük mutluluk, davetini insanlara ulaştırabilmek ve arzu ettiği toplumun yetiştiğini görebilmektir.

    Hz. Musa
    hayatı boyunca, inananlarıyla beraber sürgün yemiş, hicret üzerine hicret yaşamıştır. Hz. İsa baskı altında yaşadığı yılların sonrasında en yakınlarından, cemaatinden birinin jurnallemesi üzerine yakalanmaya çalışılmış, ama Allah tarafından çarmıha gerilmeden göğe kaldırılmıştır.

    Son Peygamber Hz. Muhammed (SAV) ise Mekke'de yaşadığı zor yıllardan sonra Medine'de zaferini perçinlemiş ve inen son ayeti tebliğ ettikten sonra mütevazı odasında Rabb'ine gitmiştir. Bu, çok az peygambere nasip olan bir nimetti. Çünkü tarih boyunca, yeryüzüne gönderilen bazı peygamberler sadece birkaç kişiye ulaşabilmiş, bazısı ise iman eden bir tek insan bile bulamadan vefat etmiş ve Rabb'ine böylesine gitmiştir.

    * * *

    İki gün sonra "Mevlit Kandili"nikutlayacağız. Rahmet önderi Sevgili Peygamberimizin doğum gününün, zaman ilerledikçe Kuran'ın daha iyi anlaşıldığına, Hz. Peygamber'in daha doğru tanındığına inanıyorum. Birçok önyargılı insanın bile Hz. Peygamber'in hayatını okuduğunda etkilendiğini biliyorum. Çünkü hayatı bu kadar açık bir şekilde önümüzde olan hiçbir peygamber yoktu.

    Biz bu açıdan çok şanslıyız. Kuran'ı Kerim hiçbir harfine dokunulmadan apaçık duruyor. Peygamberimizin hayatı işte, sahih hadislerle bilhassa onu görenler tarafından kayıt altına alınmış ve bize kadar ulaşmıştır.

    Rabb'ine ibadet eden, bazen gözyaşı döken, bazen gülümseyen, acıkınca yemek yiyen, uykusu gelince elini yastık yapıp bulduğu uygun zemin sert bile olsa hemencecik oraya uzanan, cemaatin önünde değil çoğu kez arkasında yürüyen, ben Mekke'de kuru ekmek yemiş bir kadının oğluyum diyen, Medine halkını doyurmadan sofraya oturmayan, "Ya Rabbi beni affet, merhamet edenlerin en merhametlisisin" dualarıyla gün boyu dudakları aralanan, yerde gördüğü bir taşı kendisi alıp kenara koyan, hiçbir sahabisinin aleyhinde dedikodu dinlemeyen, "Ben sizin gibi Allah'ın kuluyum, ama ne var ki Peygamberim ve benden sonra Peygamber inmeyecektir" diyen bir Peygamber.

    İnsan Peygamber, eş Peygamber, baba Peygamber, dede Peygamber, kul Peygamber, oğul Peygamber. Kendi zamanında ve sonrasında insanı ilahlaştırma gayretlerini daha en başta engellemiş bir Peygamber. Kızı Zeynep'in kocası Ebul As Müslüman olmadan evvel Bedir'de esir olduğunda esirlerin salıverilmesi için gereken "savaş tazminatı" gelmeden damadına özel statü istemeyen Peygamber. Benim damadım ile diğer esirler aynıdır diyecek kadar adil olan Peygamber.

    "Peygamberler miras bırakmazlar, onların bıraktıkları mallar halkındır" diyerek arkasında tek kuruş mal bırakmayan Peygamber. Liderliği, güç ve kudreti, etrafını zengin etmek için değil, onur ve hakkaniyetli bir yaşam için kullanan Peygamber.

    Oğlu İbrahim'in vefat ettiğinde güneş tutulmuştu. Medine halkı, "Peygamber'in yasına gökler de ortak oluyor. Güneşin bugün tutulma anı İbrahim için gözyaşıdır" dediklerinde halkı mescide toplayan ve "Güneş ve ay(tutulmaları) birer fiziki olaydır. Kimsenin ölmesi veya doğması için tutulmazlar" diyecek kadar fırsatçılığa ve fırsatçılara müsaade etmeyen Peygamber.

    Derin bir tefekküre dalmış mahzun duran Hz. Esma'ya, "Sana sıkıldığın zaman okuyacağın bir dua öğreteyim mi?" diye soran ve gönül darlığında "Allahu Allahu Rabbi la üşrikü bihi şey'a-Rabb'im Allah'tır, Allah. Ben ondan başkasına tanrı diye tapmam" (Ebru Davud Vitr, 29; İbn Mace Dua, 17) duasını oku derken bile Allah'ın birliğine vurgu yapan Peygamber.

    * * *

    Sevgili Peygamberim!
    Gönüllerin tabibi, hüzünleri gideren. Rabbimizi tanıtan, diğer peygamberlerin mirasına sahip çıkan, cehennemi tanıtınca rengi değişen, cenneti tanıtınca yüzü rahatlayan, ümmetinin ahiretteki sıkıntısını anlatınca sesi titreyen, ben sırat köprüsünün iki ucunda "Ya Rabbi, ümmetimi ümmetimi, inananlarını bağışla isterim, onlara merhamet et" diye söyleyeceğim diyen, kızı Fatıma'ya (RA) bile "Kızım kendine dikkat et. Namazını ihmal etme. Yarın mahşerde baban senin için bir şey yapamayabilir" diyen Peygamberim.

    Dünyamıza hoş geldin. Rahmet getirdin. Şefkat getirdin. Anlayış, tolerans, barış ve saygı getirdin. Dünya seninle güzel, ahiret seninle cennet olacak, cennet seninle anlam bulacak.

    NOT: 8 Mart Pazar gecesi Mevlit Kandili'dir. O gece saat 20.15'ten itibaren Star TV'de canlı yayında dolu dolu bir programımız olacak. Kandil Özel programımızda o geceyle ilgili bütün merak ettiklerinizin cevabını bulabileceksiniz.

    SORALIM ÖĞRENELİM

    Şeytanın babası ve annesi var mı? Biri bana bunu sordu, cevap veremedim. Bilgi verir misiniz?

    Saliha MERT ESKİŞEHİR

    Şeytan-iblis, Allah tarafından ateşten yaratıldı. Anası ve babası yoktur. Cinlerin de ilk atasıdır. İblisin adı "Azazil"dir. Allah tarafından kovulmadan önce göklerde ve yerde Allah'a secde etmediği bir yer kalmamıştır denir. Kehf 50. ayette soyunun olduğu ifade edilir.

    Herhangi bir araziye, sahibinin izni olmadan ölü gömülse durum ne olur? Köyümüzde böyle bir problem var.

    Abdi MUŞTU İZMİT

    Rızası olmadıkça başkasına ait bir araziye cenaze gömülemez. Hatta arazi sahibi dilerse cenazeyi oradan çıkarma hakkına sahiptir. Tabii arazi sahibinin böyle bir hakkı olmakla beraber böyle bir şeye tevessül etmesi uygun olmaz. Anlaşması doğru olandır.

    Doç.Dr. Nihat Hatipoğlu
     



Sayfayı Paylaş