Kızılderililer ve Türkler

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    'Kızılderililer ve Türkler' kitabının yazarı, Columbia Üniversitesi eski öğretim görevlisi Prof Dr. R. Oğuz Türkkan, 25 yıl yaşadığı Amerika'da ve dolaştığı Meksika'da Kızılderilileri ve Colomb öncesi uygarlıkların kalıntılarını araştırmıştır. Kitap bir yanıyla keşif ve altına hücum dönemlerindeki insanlık tarihinin en büyük soykırımlarını anlatırken, bir yandan da bu ırkın köklerini, yarattıkları uygarlıkların izlerini sürmektedir. Kitapta yazar, Amerikan yerlileri ile Türklerin soybirliğini değil onların medeniyetlerinin oluşmasında rol oynayan Türk veya Ön-Türk göçmenlerinin izlerini aramaktadır.
    Peru'daki İnka uygarlığının imparatorlarının saç rengi çoğunlukla siyah değil kahverengi idi. Ayrıca Meksika, Orta Amerika ve Peru'da ele geçen minyatürlerde, heykellerde, kabartmalarda alışılmışın dışında bir tipe rastlıyoruz: uzun bıyık ve sakal ile beyazımsı ten. Saç rengi de kahverengi olabilir. Yani bu Kızılderili insanların derisi hiç de Kızıl olmayıp aktenli diyebileceğimiz bir tiptendi.
    50 - 60 kişilik klanlar halinde yüzlerce, binlerce yıl yol alan bu göçmen grupları, Kuzey Amerika'nın orta taraflarına ve kıtanın güneyine göç ettiler. Önceleri büyük hayvanları avlayarak yaşadılar daha sonra yarı yerleşik bir hayat sürdüler. Türkler Amerika'ya iki veya üç defa Asya'dan Bering boğazı yoluyla göç etmişlerdir. Kızılderili dillerinde kalmış olan bazı Türkçe kelimeler MÖ 800 yılından sonra oluşmuş sözcüklerdir. Zaten yüzlerce Türkçe kelimenin yakın zamanlara kadar Amerika'da unutulmamış olması, milattan sonra da Türk göçünün devam ettiğini gösrerir. Benzer sözcükler:

    Paku: bak/ pak Khapao: Kaba Ku: Koymak Kaşa: Kış
    Kuli: Kül Kalı: Kalın Karwın: Karın Tawga: Tağ/ dağ
    Takhıla: tahıl Çur: Dur As: Az Tak: Ta ki
    La : ile Mi ?:Mi ?

    Dil bilgisi ve biçimsel benzerliklere de rastlanmaktadır. Yerli dilleri sesli-sessiz-sesli yapısını kullanmaktadır. Ekler yoluyla cümle oluşturulmaktadır. Birkaç yıldır basında sık sık yer alan 'Meluncan' terimi ve onların Türklüğü konusu da bu kitapda yer almaktadır. Meluncanların, Amerika'nın bizim Güneydoğu bölgesine benzeyen Tennesse'de yaşadıkları ve nüfuslarının 2 milyon civarında olduğu belirtilmekte ve birkaç asır once Karaib Adalarına terk edilen esir Türk denizcilerinin Kuzey Amerika'ya göç ettikten sonra Kızılderililerle evlenmelerinden doğan çocuklar olduğu iddia edilmektedir.
    Türklerin ilk çağlardaki konumu sürekli tartışma konusu olmuştur. Atatürk, Türk Tarih Kurumunun temelini atınca Türklerin erken çağlarının ve uygarlığa katkılarının araştırılmasını istemiştir. Kitapda, Yontma Taş Çağında, Doğu Asya'da yaşayan bakır tenlilerle (Asya Kızılderilileri), Avrasya'da bulunan ak tenli Alpinlerin kaynaşması ile Türkün doğuş hikayesi anlatılmaktadır. Ural Dağları bölgesinin, sonraları Fin-Ugur diye bilinen halkların ana yurdu olma ihtimali vardır. Bunlar ya Türklerin atalarının bir kolu ya da akrabası idi.
    Asya'nın en güneyinde Çin denizinden başlayıp, Tibet'e kuzeydoğu Çin'e ve oradan, Kingan, Çungarya dağlarından Sibirya'nın Bering Boğazı'na doğru uzanan bölgede sarı ırkın oluşmasında rol oynayacak bakır tenlilerin yaşadığı görülürdü. Bu ırk henüz bugünkü keskin ve kesin özelliklerini kazanmamış Amerikan Kızılderililerini andırır bir tipti. Kısa-orta boylu, uzunca kafalı, sarımtırak tenli orta-en burunlu, siyah saçlı, hafif çekik gözlü halklardı. Belki MÖ 12000 belki de 18000 yıllarında Bering'i aşıp Amerika'ya ayak basmışlar ve oradan güneye doğru yayılmaya başlamışlardır. Asya'da kalanlar başka ırkların oluşmasında rol oynamışlardır. MÖ 5000 yıllarında Asya'da kalan bakır tenli ırkla Batı'dan gelen Fin-Ugur tipli Alp ırkı önce Aral Gölü civarında, sonra da Tanrı-Altay Dağları bölgesinde karşılaşıp, kaynaşmış ve ilk Türklerin doğmasına sebep olmuşlardır. Ön-Türkler Mezopotamya'ya inince Sümerleri oluşturmuşlardır.
    Amerika Kıtasında bugüne kadar çok eski insan fosili bulunamamış ve Asya'dan göçler oluncaya kadar bu kıtalarda insan yaşamadığı kesinleşmiş gibidir. Kuzey-Doğu Asya'dan Kuzey-Batı Amerika'ya insanoğlunun geçişinin izi, yontma taş, ok ve mızrak uçlarının bulunuşu sayesinde tesbit edilebilmiştir. Arkeolojik analizler, bunların en eskilerinin 25000 yıl öncesine uzandığını tesbit etmiştir. Asya'dan Amerika'ya ilk göçenler bildiğimiz Kızılderililerin tipinde değildi. Antropologlar, bu insanların ilk olarak şimdiki Avustralya yerlisi hatta karaderili Asya pigmeleri cinsinden olduklarını, ancak MÖ 17000-12000'lerde Asya Kızılderililerinin Alaska'ya ayak basmış olabileceklerini iddia etmektedir. Asya'nın Sibirya ucuyla Amerika'nın Alaska ucu arasında genişliği yer yer 52-60 km'ye düşen bir deniz parçası vardır. Bering Boğazının ortasından bakıldığında hem Asya hem Amerika'nın kara parçaları görünür. 70000 yıl önce dünya son buzul çağını yaşadığında 3-4 defa bu deniz kaybolmuş yerine kara oluşmuştur. İşte göçler ayrı ayrı zamanlarda bu kara yoluyla yapılmıştır.
    Kısacası Amerika'ya bir değil birkaç Türk ve Ön-Türk göçü olduğu yapılan araştırmalar sonucu kesin gibidir. Kitap, bu konu ile ilgili bilimsel araştırmaları ve tarihi çalışmaları gözler önüne sermektedir.
     



Sayfayı Paylaş