Kısa Çocuk Masalları

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 3 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Kısa Çocuk Masalı

    Günlerden bir gün gökyüzünde kuzey rüzgarı ve güneş tartışmaya başlamışlar: ‘Ben en güçlüyüm’ demiş kuzey rüzgarı. ‘Ben senden daha güçlüyüm’ demiş güneş. Kimin daha güçlü olduğu konusunda tartışıp, dururlarken, yoldan geçen bir adam varmış, adamın sırtında bir pelerin varmış. ‘Bak, yoldan geçen şu adamı görüyor musun?’ demiş rüzgar, ‘Kim bu adamın sırtındaki pelerinini çıkarmasını sağlarsa, o en güçlüdür’ demiş. ‘Tamam’ diyerek kabul etmiş güneş.

    Çok geçmeden rüzgar tüm gücüyle esmeye başlamış; öyle güçlü esiyormuş ki, hava iyice serinlemiş ve adam soğuktan korunmak için pelerinine daha da sıkı sarılmış. Uçup gitmemesi için de iyice tutmuş pelerinini, soğuktan titreyerek. Sonunda rüzgar esmekten yorulmuş. ‘Ben başaramadıysam, sen hiç başaramazsın’ demiş güneşe kibirle.

    Güneş rüzgarın sözlerine aldırış etmeden havayı yavaş yavaş ısıtmaya başlamış. Bir süre sonra hava o kadar ısınmış ki adam şıpır şıpır terlemeye başlamış. Adam sıcaktan bunalarak hemen sırtındaki pelerinini çıkarmış. Rüzgar da güç kullanarak ve zorla hiçbirşey yaptırılamayacağını, herşeyin tatlı tatlı, güzellikle yaptırılabileceğini anlamış.


    Dağınık Çocuk Masalı


    Bir çocuk varmış. Eşyalarını toplamaktan hiç hoşlanmazmış. Bir gün yerlerde atılı duran eşyalar, aralarında konuşuyorlarmış. -“Sen neden hala buradasın. Bu saatte okulda olman gerekmiyor mu?” diye sormuş ceket ders kitabına. Ders kitabı: -“Evet, ama dağınık çocuk okula giderken beni aradı, bulamadı. Sonunda beni almadan gitti” dedi. Çorap: -“Ben tam üç gündür burada yatağın altında sıkışıp kaldım. Kimse beni görmüyor.” Dedi. Tişört: -“Ben tertemiz bir tişörttüm. Beni dolaptan çıkarttı sonra yere attı. Üstelik dağınık çocuk odada yürürken üstüme basıyor. Hem kirlendim, hem de buruştum.” -“Bir fikrim var” demiş pantolon. “Dağınık çocuk benim cebimde otobüs bileti unutmuş. Hep birlikte otobüse binip gidelim.” -“Evet” diye bağırmışlar. Hep birlikte yola çıkmışlar. Otobüs onları yemyeşil kırlara götürmüş. -“Ne kadar güzel bir yer burası? İyi ki yatak altlarında dolap kenarlarında beklemek yerine buradayız.” Saklambaç oynamışlar, yerlerde yuvarlanmışlar. Tozlanıp çamurlandıklarına hiç aldırmıyorlarmış. Tekrar otobüse binip eve dönmüşler. Bütün eşyalar daha önce atılmış oldukları yerlere aynen uzanıp yorgunluktan uyuya kalmışlar. Çocuk okuldan dönüp eşyalarının halini görünce: -“Aman Allahım! Yerlerde bıraktım diye ne hale gelmişler.” Demiş. O günden sonra eşyalarını hep yerli yerinde tutmuş.
     



Sayfayı Paylaş