Kış Ezgileri Cenap Şahabettin

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 5 Mart 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Kış Ezgileri (Günümüz Türkçesiyle) Cenap Şahabettin

    Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
    Eşini kaybeden bir kuş gibi kar
    Geçen ilkbahar günlerini arar…
    Ey kalplerin çılgın ezgileri
    Ey güvercinlerin marşları,
    O baharın işte yarını bu:
    Kapladı derin bir sessizliğe yeri karlar
    Ki sessizce sürekli ağlarlar.

    Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
    Bir beyaz melek kanadının saçağı gibi kar
    Seni solgun bahçelerde arar;
    Sen açarken çiçek üstünde
    Ufacık bir çiçekli yelpaze gibi,
    Naaşın üstünce şimdi ey ölü
    Başladı parça parça uçmaya karlar
    Ki gökten düşer düşer, ağlar!

    Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar!
    Küçücük, beyaz başlı baykuşlar gibi kar
    Sizi dallarda, yuvalarda arar.
    Gittiniz, gittiniz ey kuşlar!
    Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar;
    Yuvalarda -feryatsız yetim gibi!-
    Son kalan mavi tüyleri kovalar karlar
    Ki havada uçar uçar, ağlar!


    Ey kış günlerinin seması! Elinde yığın yığındır
    Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, sabah bulutu…
    Dök ey sema -tabiatın ruhu uykudadır;-
    Kara toprağın üstüne bembeyaz çiçekler!

    Yapraksız ve çiçeksiz olan her ağaçlık şimdi
    Bir gölgeler, siahlıklar ve ümitsizlikler yığınıdır.
    ey kış semasının eli, durma, durma çek
    Her ağacın üzerine bir beyaz örtü.

    Göklerden emeller gibi yağıyor kar,
    Her tarafta hayalim gibi koşuyor kar.
    Sessiz bir rüzgarın saf kanadında uyuklarmış gibi
    Bir aralık durur, sonra uçarlar.

    Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçarak,
    Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmedeler.
    Karlar sükût ilahilerinin ezgileridir,
    Karlar melekler âleminin bahçelerinin çiçekleridir.

    Ey semanın eli, kara toprak üzerine dök.
    Ey semanın eli, cömertliğin eli, kışın eli dök;
    Bahar çiçeklerinin yerine beyaz karı,
    Kuşların ezgilerinin yerine ümit sessizliğini!

    Cenap Şehabettin
    Elhan-ı Şita (Kış Ezgileri)


    Elhan-ı Şita (Osmanlı Türkçesiyle)

    Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
    Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
    Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar…
    Ey kulûbün süûd-i şeydâsu,
    Ey kebûterlerin neşideleri,
    O baharın bu işte ferdâsı
    Kapladı bir derin sükûta yeri karlar
    Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.

    Ey uçarken düşüp ölen kelebek
    Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek gibi kar
    Seni solgun hadîkalarda arar.
    Sen açarken çiçekler üstünde
    Ufacık bir çiçekli yelpâze,
    Nâ’şun üstünde şimdi ey müde
    Başladı parça parça pervâze karlar
    Ki semâdan düşer düşer ağlar!

    Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
    Küçücük, ser-sefîd baykuşlar gibi kar
    Sizi dallarda, lânelerde arar.
    Gittiniz, gittiniz siz ey mügân,
    Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
    Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân!-
    Son kalan mâi tüyleri kovalar karlar
    Ki havada uçar uçar ağlar.

    Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
    Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter…
    Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-

    Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
    Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek!-
    Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid…
    Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
    Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!



    Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
    Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
    Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
    Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,

    Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
    Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
    Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
    Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.

    Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
    Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
    Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
    Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.
     



Sayfayı Paylaş