Kimya Bilimine Hizmet Eden Bilim Adamlarının Kısaca Hayatları

Konusu 'Kimya' forumundadır ve RüzGaR tarafından 7 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Kimya Bilimine Hizmet Eden Bilim Adamlarının Kısaca Hayatları Hakkında Bilgi

    Enrico Fermi
    1934 deİtalya’da Enrico Fermi ve ekibi 92 numaralı Uran atomu çekirdeğinin nötronlar ile bombardıman edilerek daha büyük çekirdeklerin (transuran elementler) elde edilebileceğini ileriye sürerek çalışmalara başladı. Bu görüş 1938 yılına kadar geçerliliğini korudu.

    Atom çekirdeğinin bölünemeyeceğine inanan Otto Hahn da Enrico Fermi’nin yolundan giderek transuran elementlerinin izini sürmüştür.

    Ida Noddack (1896-1978)
    1934′de Alman fizikçi ve kimyacı Ida Noddack karşıt bir görüş ileriye sürdü: ‘Ağır bir çekirdeğin nötronlarla bombardıman edilmesi durumunda komşusu olan elementlerin oluşumu yerine çekirdeğin bilinen elementlerinin izotopları olan oldukça ağır parçalara ayrılması daha akla yakkındır.’ Ido Noddack’ın fizyon konusundaki bu öngörüsü dikkate alınmadı ve kendisi de bu doğrultu da bir çalışma yapmadı.

    Otto Robert Frısch (1904-1979)
    Otto Robert Frısch 1 ekim 1904 de Viyana da doğdu. Babasının ressam annesinin piyanist olmasına karşılık teyzesi Lise Meitner’in yolundan giderek fizikçi oldu.

    1926′da Viyana Üniversitesini doktora vererek bitirdi. Hamburg’da Nobel Ödülü fizikçi Otto Stern’in yanında çalışırken 1933′de Hitler’in iktidara gelmesi üzerine İngiltere’ye gitti.

    Birkbeck College’de Patrick Maynard Stuart Blackett’in yanında sis odası ve yapay radyoaktivite üzerinde çalıştı.

    6 Ağustos 1945′de atom bombası ilk kez silah olarak kullanılarak Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı. ‘Little Boy’ adı verilen bu bomba U-235 tipi bir bombaydı.

    10 Ağustos 1945′de ikinci atom bombası Japonya’nın Negasaki kentine atıldı. ‘Fat Man’ adı verilen bu bomba bir plütonyum bombasıydı.

    Marie Curie (1867-1934)
    Maria Sklodowska Curie, dünyanın en iyi tanıdığı Polonyalı bilim kadınıdır. Radyoaktiviteyi bize kazandıran kisidir. Özellikle Polonyum ve Radyum elementlerini bulan ve 2 kez Nobel kazanan bilim kadını olarak tarihe geçmiştir. Onun çalışması ve buluşları sonradan gelen insanlara ilham kaynağı olmuş ve özellikle radyum elementini buluşu, madde hakkında varolan düşüncelerin değişmesini sağlamıştır.

    Linus Pauling
    Linus Carl Pauling 28 Şubat 1901′de Portland, Oregon’da doğar. 1917′de Oregon State College’a girer ve 1922′de kimya mühendisliğinden mezun olur. Ardından California Institute of Technology’de doktoraya başlar ve 1925′te buradan kimya ve matematiksel fizik doktorasını alır. Bu yıllarda ilgisini en çok kimyasal bağlar, molekül yapıları, iyonik katılar gibi konular çekmektedir ve yine o dönemde çok büyük atılım yapan kuantum fiziğinin bu konuları açıklamadaki öneminin farkına varır.

    Kendi adıyla anılan bir elektronegatiflik skalası düzenler ve kimyaya iki çok önemli kavramı sokar: hibritleşme ve rezonans. 1939′da ilerki yıllarda deyim yerindeyse efsaneleşen kitabı The Nature of the Chemical Bond and Structure of Molecules and Crystals’ı yazar.

    Frederick Sanger (1918-…)
    Adı biyomoleküllerin dizilimini bulma ustası olarak geçecektir tarihe Frederick Sanger’ınve tabi ünlü ‘Sequences, sequences, sequences’ makalesiyle* anılacaktır.

    İşte Frederick Sanger, Cambridge’de Medical Research Council’de 10 küsur yıllık bir çalışmanın sonucunda, 1955′te insülinin amino asit dizilimini ortaya koyarak 1958 Kimya Nobel’ini almaya hak kazandı. DNFB kullanılarak N-terminalinin bulunduğu Sanger methodu ünlüdür.

    Alfred Nobel
    Stockholm’de 1833 yılında doğmuş İsveçli kimyacıdır. Nitrogliserin’i patlayıcı madde olarak kullanma yollarını araştırdı. 1863 yılında Stockholm’de az miktarda nitrogliserin yapmaya başladı. Birkaç ay süren araştırmalar sonunda meydana gelen bir patlama sonucu laboratuar yıkıldı. Yine de çalışmalarına devam eden Alfred Nobel, 1865′de yeni bir fabrika kurdu ve bir süre sonra ikinci fabrikasını da açtı.

    1864 yılında araştırmalarının sonucunu aldı ve dinamit barutunu buldu. Araştırmalarına devam eden Nobel, 1877′de “Balistit” adını verdiği yeni bir çeşit barut tasarladı. 1881′de Paris’e yerleşen Nobel, burada yeni bir fabrika açtı ve araştırmalarına devam etti.

    Hemen hemen bütün servetini Nobel ödüllerini dağıtması için bir kuruma bağışladı. 1901 yılında dağıtımına başlanan Nobel Bilim Ödülleri’nden fizik dalında günümüze kadar 154 bilim ad***** ödül verilmiştir.

    Robert Boyle (1627-1691)
    Modern kimyanın kurucuları olarak genellikle Priestley, Lavoisier ve Dalton bilinir; ama onları önceleyen ilk büyük adımı Boyle’un attığı gözden kaçmamalıdır. Boyle’un içine doğduğu dünya büyücülüğün, falcılığın, batıl inançların kol gezdiği bir dünyaydı. Bıraktığı dünya, olgusal deneye, ussal ve eleştirel düşünmeye, doğal güçleri anlama ve denetlemeye yönelen bir dünya olmuştu. Öldüğünde çağdaşları onu, “Gerçeği soluyan Robert Boyle” diye anmışlardı.

    Henry Moseley
    Henry Gwyn Jeffreys Moseley İngiliz fizikçidir. Atom numarasını ve Moseley Kanunları’nı keşfetmiştir. ErnestRutherford’un öğrencisi olan Moseley, bazı elementlerin yayımladığı X ışınlarının spektrumlarını fotoğraflayarak, bu ışınların dalga boyları ile elementlerin atom numaraları arasında bir ilişki bulunduğunu ve elementlerin özelliklerinin atom ağırlıklarına değil atom numaralarına bağlı olduğunu deneysel olarak göstermiştir. 1914′te askere çağrılır ve I. Dünya Savaşı’na gider. 10 Ağustos 1915′de Gelibolu’da savaşırken vurulur ve ölür.

    Anders Celsius ( 1701-1744 )
    Uppsala da Doğan ve çalışmalarını bu kentte gerçekleştiren İsveçli fizikçi ve astronom Anders Celsius 1730 da uppsala üniversitesinde astronomi profösoru oldu. Yapımı 1740 ta tamamlanan uppsala gözlem evini kurarak yaşamının son 4 yılında orada çalıştı. Biri dünyanın güneşe uzaklığının hesaplanmasına yarayan yeni bir yönteme öbürü dünyanın biçimini saptamaya yönelik 2 astronomi kitabı yazdı.

    Dünyanın kutuplarda hafifçe basık olduğunu gözlem yoluyla bulan ilk bilim adamlarından biri oldu. Celsius günümüzde kendi adını taşıyan sıcaklık ölçeğinin bulucusu oldu. Çalışmalarını daha çok Hollanda da yürüten Fahrenheit adıyla anılan bu ölçek suyun donma noktasını 32F kaynama noktasını 212F olarak gösterir. Celcius 1742 de farklı bir sıcaklık ölçeği geliştirdi. Sıcaklık aralığını 10 eşit parçaya böldü. Aslında Celcius buzun erime noktasını 100 suyun kaynama noktasını 0 olarak kabul etmişti. Daha sonra 0 ile 100 u yer değiştirdi.turkeyarena.net Başlangıçta bu ölçeğe yüz adım anlamındaki Latince Centum Gradus’tan gelen santigrat ölçeği demişti. Ama 1948 de toplanan uluslararası konferansta adını bulucusunun adı olan Celsiusla değiştirdiler.

    James Chadwick
    Atomun parçalarından nötronu bulmasıyla tanınır. İyi bir ilk ve orta eğitimden sonra Manchester üniversitesi fizik bölümünden 20 yaşında mezun oldu. Verilen bir burstan yararlanarak ve Geiger ile çalışmak amacıyla Almanya’ya gitti. Almanya savaşa girince bir at ahırına kapatıldı. Fakat çeşitli Alman fizikçilerinin yardımlarıyla 1919 yılında İngiltere’ye dönüp araştırmalarına başladı.

    Frederick Soddy (2 Eylül 1877-22Eylül 1956)
    İngiltere’nin Essex’teki Eastbourne şehrinde doğan Soddy, okul yaşantısına EastbourneKolleji’nde başladı. Daha sonra Wales Üniversitesi’ne devam etti. 1895 yılında kazandığı bursla OxfordÜniversitesi’ne kaydoldu. 1898 yılında kimya bölümünü birincilikle bitirdi. Mezuniyet sonrası iki yıllık araştırmacı olarak üniversitede kaldı. 1900-1902 yılları arası Kanada’da Montreal‘deki McGillÜniversitesi’nde uygulama öğretmeni olarak görev aldı.
    Şans eseri yeni keşfedilmiş radyoaktivite üzerine araştırma yapan ErnestRutherford ile tanıştı. Birlikte yaptıkları çalışmalar sonucunda radyoaktif bozunma teorisi üzerine bir dizi makale çıkardılar. 1903 yılında Soddy Kanada’dan İngiltere’ye geri döndü. Londra’daki College Üniversitesi’nde İskoç kimyacı WilliamRamsey ile birlikte çalışmaya başladı. Beraber yaptıkları araştırmada, spektroskopi teknikleri kullanarak radyomun radyoaktif bozunması sonucu olarak helyum ortaya çıktığını gösterdiler.turkeyarena.net Bu gözlem radyumun ya da daha ağır çekirdeklerin bozunmasından ortaya çıkan alfa parçacıklarının helyum ile bağlantılı olduğunu açıklamıştı.

    1904 -1914 yılları arası İskoçya’daki GlasgowÜniversitesi’nde kimyasalların fiziksel özellikleri ve radyoaktivite üzerine öğretmenlik yaptı. Bu süreçte nükleer teknoloji önemli faydalar sağlayacak katkılarda bulundu. Alfa parçacığı atan bir elementin periyodik tabloda iki sütun gerilediğini önererek Yer Değiştirme Kanunu’na katkıda bulundu. En önemli çalışması ise 28 Şubat 1913 günü Kimya Haberleri dergisinden duyurduğu izotop kavramıydı.
    Deneysel sonuçların ışığında aynı elementin kimyasal özellikleri aynı ama atomik ağırlıkları farklı iki ya da daha fazla formda olabileceği varsayımında bulundu. İzotop kavramı ile birlikte periyodik tablodaki bazı taşların yerine oturması kolaylaştı. Soddy’nin bu çalışması 1919′da ErnestRutherford’un protonu tanımlamasına ve nötron olasılığını belirtmesine yardım etti. Fakat izotop hipotezi esas olarak 1932 yılında JamesChadwick’in nötronu keşfetmesi ile kabul gördü.

    1914 yılında kimya profesörü olarak İskoçya’daki Aberdeen Üniversitesi’ne atandı. I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ordusuna katkı sağlamak için kimyasal çalışmalara ağırlık verdiğinden radyoaktivite üzerine çalışmayı bıraktı. 1919 yılında Oxford Üniversitesi’ne kimya profesörü olarak atandı ve 1937 yılında emekli oluncaya kadar bu görevde kaldı.

    Kasimir Fajans ( 27 Mayıs 1887-18 Mayıs 1975 )Kazimierz Fajans, (Kasimir veya Casimir olarak da anılır). Polonya asıllı Amerikalı kimyacıdır. Kimyasal bağ yapısı, radyoaktivite ve izotoplar üzerine çalışmaları vardır. Leipzig, Heidelberg ,Zürih ve Manchester’de eğitim almıştır. 1911′den 1935′e kadar Almanya’da çalışmış ve MünihÜniversitesi’nin Fiziksel Kimya Enstitüsünün yöneticiliğini yapmış.
    İnorganik kimya alanında, sonraları Fajans kanunu olarak bilinecek olan, kovalent ve iyonik bağların oluşmasındaki kuralları ortaya koyan formülü geliştirmiştir. 1913 ‘te FrederickSoody’den bağımsız fakat eş zamanlı olarak, izotoplarteorini geliştirmiş ve bu teoriyi Uranyum-238 in radyoaktif bozunumunu açıklamada kullanmıştır. Yine aynı yıl, Otto H. Göhring ile birlikte proaktinyum elementini tanımlamıştır. Radyoaktivite’yi kullanarak mineralların yaşını hesaplama yöntemlerini geliştirmiştir.

    Dimitri İvanoviç Mendeleyev (1834-1907)1870 yılında “Kimyanın İlkeleri” adlı bir kitap yazdı. Kitabını yazarken yaptığı araştırmalar sırasında,değişik kimyasal elementlerin arasındaki ilişkileri inceledi. Amacı,bu elementlerin özelliklerinde birleştirici bir işaret bulabilmekti.

    Mendeleyev, o gün için bilinen 63 elementi atom ağırlıklarına göre bir sıraya koymuştu.

    Sir William Henry Perkin (1838-1907)
    William Perkin 1838 yılında İngiltere de doğdu. William Perkin,1853 yılında, 17 yaşında iken Kraliyet Kimya Koleji öğrencileri arasına katıldı. Hocası olan Hofmann onu labaratuvar asistanı yaptı. Bir yıl sonra Perkin,Hofmann’ın önerisi üzerine taşkömürü katranı yan ürünlerinden olan kinin’in sentezle elde edilme olasılığını araştırmak üzere çalışmaya başladı. Kendi araştırmaları sırasında yaptığı bir hata sonucu değişik bir sıvı elde etti. Bu sıvı morumsu bir renge sahipti ve o sıvıya alkol koymayı düşündü. Alkol konulan sıvı parlak mor bir renk aldı. Elde ettiği maddeyi boya olarak kullanılmasını deney için gönderdi. Deney onaylanınca patent almak üzere harekete geçti. 21 yaşından önce kimseye patent hakkı verilmediği için bir takım bürokratik sorunlar yaşadıysa da sonunda hakkını aldı. 1857 yılında ilk anilin boyasını yapmasının ertesi yılı kolejden ayrıldı. Babası ve kardeşi Thomas’la birlikte, Middlesex, Horrow da kimyasal yapımıyla uğraşan bir fabrikada anilin üretimine geçtiler. 23 yaşında büyük bir servete sahip oldu.

    Wilhelm Röntgen (1845-1923)
    Alman fizikçinin X ışınlarını buluşu,tıbbi teşhis ve tedavi yöntemlerinde devrim yarattı. Ayrıca,X ışınları bilim ve endüstri alanında son derece önemli bir çözümsel araç olmuştur.
     



Sayfayı Paylaş