Kime Emanet, Neden İhanet? Yazı

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 12 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Kime Emânet, Neden İhânet?
    Kâzım Şen


    Tohum toprağa, toprak suya, su da buluta emânet değil midir? Yavru yuvaya, yuva da anaya emânet değil midir? Onların hiç emânete ihanet ettiği görülmüş müdür?

    Bir söz vardır; “Emânete ihanet edilmez” diye. Bize bırakılanın üzerine titremek, sanki kendimizinmiş gibi korumaya çalışmak gerekmez mi? Allah'ın Resûlü emânete ihaneti nifak saymıştır. Bizde kaldığı sürece emâneti bırakıldığı gibi tutmamak, özüne zarar gelmesine yol açmak emânete bırakılana ihanetin tâ kendisidir.

    Tohum toprağa, toprak suya, su da buluta emânet değil midir? Yavru yuvaya, yuva da anaya emânet değil midir? Onların hiç emânete ihanet ettiği görülmüş müdür?

    Öyleyse ey delikanlı! Sen sana emânet edilen şeyleri ne oranda muhâfaza ediyorsun. Hiç düşündün mü emânet ehli misin, yoksa ihânet çukuruna çok yakın mısın? Üzerine düşen vazifeyi lâyıkıyla yapıyor musun? Bugün emânet aldığın şeyleri yarın teslim zamanı geldiği âna kadar aynıyla koruyor, bunun için mücadele veriyor musun?

    Cephede kanlar içinde son anlarını yaşarken, vücudundan kanlı kurşunu çıkarıp " ‘Arkadaşım, şunu al oğluma emânet et. Ben yaşadığım müddetçe vazifemi yaptım, İnandığım mukaddesler uğruna can veriyorum. Senden de bunun hakkını vermeni istiyorum’ dediğimi ilet." diyerek son nefesini veren şehîdin verdiği mukaddes kurşunu ne yaptın? Aldığın emânetin şuurunda mısın? Sütçü İmam’ın iki bacımızın yaşmağını aldılar diye Maraş'ı kana bulayan celâliyetini, Şahin Beyin Antep’teki kükreyişini unuttun mu?


    Yoksa, yoksa... "Hadi canım sen de, benden başka bu emânetin bırakılacağı kişi kalmadı mı" diyorsun? Sen sen olduğunun idrakinde, sen sana bırakılanın kutsiyetini anlayamayacak hallere mi düştün!

    Arkadaş; gül de, bülbül de; bağ da, bahçıvan da; bu vatan da, hattâ ve hattâ yüzyıllarca atalarımın bayraktarlığını yaptığı şeyler de sana emânet. Devraldığın sorumluluğu omuzlarında hissetmiyor musun? Öyleyse şöyle bir düşün ve silkelen...

    Zaman geçiyor. Zaman daralıyor. Zaman ilerlemekte. Zamanı durduramazsın. Zamanı zaman yapan sen değilsin. Fakat zamanı geldiğinde sana soracaklar: “Sana verdiğimiz emânetleri ne yaptın? diye. Ve senden sonrakiler de “Bize neyi emânet bırakıyorsun, hani nerede?” diyecekler. Ne cevap vereceksin, ne diyeceksin?

    Arkadaş; bir dönüm noktasında olduğunu sen de biliyorsun. Şu halde daha geç kalmadan sana bırakılan emânetlere lâkayt kalma. Sen, senin için bırakılan emânetleri al. Onlar senindir. Yoksa bunun şuurunda değil misin? Onlar senin özündür, mayandır. Sen şu an emânet edilensin.

    Bizim kitabımızda emânete ihanet var mı? Kime emânet edildi? Sana, bana, bize. Öyle ise bize bırakılan emânete sahip çıkalım. Yoksa ihanet etmiş olmaz mıyız? Bize hâin demezler mi?
     



Sayfayı Paylaş