Kim Haramı Terk Ederse Helale Nail Olur...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 23 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Kim Haramı Terk Ederse Helale Nail Olur

    Asinin biri haramı terk etmeye karar verdi. Mescide gitti. Hz. Resulullah (sav) orada insanlara namaz kıldırıyordu. O da arkasında namaza durdu. Namazdan sonra Allah Resulü (sav), hazır bulunanlara sohbet etti. “Kim haramı terk ederse helale nail olur” sözü Hz. Resulullah (sav)’ın söyledikleri arasındaydı. Sohbetten sonra insanlar ayrıldı. Adam da mescidden çıkıp gitti.


    Gece olunca bu adama kötülük yapma duygusu tekrar geldi. Hırsızlık yapmak niyetiyle kocası ölmüş tek başına yaşayan bir kadının evine girdi. Kadın o esnada uyuyordu. Adam evi aramaya başladı. Yemek buldu. Açlık hissediyordu. Elini yemeğe uzattı ve ağzına doğru kaldırdı. Ancak o an Hz. Resulullah (sav)’ın; “Kim haramı terk ederse helale nail olur” sözünü düşündü ve yemekten vazgeçti.


    Başka bir odaya girdi. Kadına ait altın ve paralar buldu. Onları aldı. Tam yanında getirdiği keseye koyacakken Hz. Resulullah (sav)’ın; “Kim haramı terk ederse helale nail olur” sözünü hatırladı ve altınları yerine bıraktı. Sonra arkasına baktı, kadının yatağında tek başına olduğunu gördü… İçinde harama meyil arzusu belirdi. Ancak Hz. Resulullah (sav)’ın; “Kim haramı terk ederse helale nail olur” sözünü hatırlayarak bundan da vaz geçti ve oradan hızla uzaklaşıp gitti. O artık mutluydu.


    Sabah olunca adam namaz kılmak için mescide gitti. Namazdan sonra tek başına camide oturdu. Dün geceki hadiseyi düşündü. Ruhunu dolduran bir huzur hissetti. Çünkü o, amelin kötüsünü bırakmış, hayır yolunu seçmişti. O sırada o evdeki kadının mescide girdiğini gördü. Kadın Hz. Resulullah (sav)’a, garip bir şahsın evine girdiğini ve bir şey almadan çıktığını haber verdi. Adam da oturmuş kadının


    Allah Resulü (sav)’ne anlattıklarını dinliyordu. Kadın ayrıca tek başına olduğunu, bu adamın ikinci kez gelmesinden korktuğunu söyledi. Hz. Resulullah (sav), kadından tek başına yaşamasının nedenini sordu. O da kocasının ölmüş olduğunu söyledi. Hz. Resulullah (sav) etrafına baktı. Mescitte tek başına oturan adamı gördü. Onu çağırdı ve durumunu sordu. Tek başına yaşayan biri olduğunu öğrenince ikisine birbirleriyle evlenmelerini teklif etti. İkisi de buna razı oldular ve Hz. Resulullah (sav) bizzat kendisi onların nikâhını kıydı.

    Bu arada adam da dün geceki meselesini anlattı. Ardından kadın, artık zevcesi olan bu adamla beraber evine gitti. Adam yeni bir hayata başladı. Haramı terk etme neticesinde helale kavuşmuş oldu. Haram olarak yemek istediği yemeği helal olarak yedi. Paraları ticarete koydu ve neşeyle çalışmaya başladı. Haram yolla sahip olmak isteyip de Allah korkusundan vazgeçip ayrıldığı kadına helal bir şekilde zevcesi olarak kavuşmuştu.


    Halis bir tevbeyle Allah ve Resulüne iltica etmenin ardından gösterilen azim ve kararlılığın bir sonucu olarak Allah’ın yardımıyla kazanılan zaferin portresi olan bu hadise, herkesin kendisine pay çıkarabileceği ibretlerle dolu bir hakikat olarak bizlere örneklik teşkil etmektedir.

    Bu gün karşı karşıya olduğumuz temel kötülükleri ve onlara karşı takınmamız gereken tavrı belirttiğinden özenle üzerinde durulması gerekmektedir. Hastalık ve tedavi gözlerimizin önüne apaçık bir şekilde serilmiştir.

    Hak-Batıl mücadelesinde insanoğlu yolun tam ortasında bulunmaktadır. Bir tarafta şeytani duygular insanı batıla sürüklerken, diğer tarafta Rahmani öğretiler kişiyi hakka yöneltmektedir. Bunun için


    “İnsanın iç âleminde Rahmani ordular ile şeytani ordular sürekli bir mücadele halindedir” denilmiştir. Savaşın tabiatı gereği her iki ordu da karşı tarafın zaaf anını kollamaktadır. En küçük bir gaflet anında saldırıya geçerek karşı tarafı mağlup etme peşindedir.


    İnsan, fıtrat gereği olarak hayır ve şerri istemeye uygun bir şekilde yaratılmıştır. İmtihanın bir gereği olarak isteyen hakka tabi olur, isteyense şerre. Ayrıca Allahu Teala bu iki yolun gidişatını ve neticesini insanlara bildirmiş, bu yolların her biri için vasıta ve vesileler yaratmıştır. Bunların seçimini ise yine insanın kendisine bırakmıştır.
     



Sayfayı Paylaş