Kilisin Örf ve Adetleri

Konusu 'Güneydoğu Anadolu' forumundadır ve hakan788 tarafından 29 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. hakan788 Well-Known Member


    Kilisin Örf ve Adetleri Nelerdir

    Doğum Gelenekleri
    Doğumun kırkıncı gününde doğum yapan kadın, hamama götürülür ve hamamda yemekler yenir, eğlenceler yapılır. Buna “lohusa veya nefse (nefsa) hamamı” denir.

    Evlenme Gelenekleri
    Geçmiş dönemlerde evlilikler, doğal olarak görücü usulüyle yapılmaktaydı. Askerden dönen delikanlı “kabı kacağı” birbirine çalıyor, sinirli davranıyorsa, artık onu baş göz etmenin zamanı gelmiştir. Örtüsünü giyen ana, yanına birkaç yakınını da alarak; ya tarif üzerine ya da sorup soruşturarak kız aramaya başlar. Gördüğü kızı öperken; onun yanaklarını okşayıp yüzünde boya olup olmadığını kontrol eder. Görücüye çıkan kız da, üst üste zubunlar (zıbın) giyerek, vücuduna dolgun görüntüsü vermeğe çalışır ve kahve sunarken, yüzünü mangal ateşine tutarak, yanaklarının kızarmasını sağlar.

    Kilis ve yöresinde düğün giderleri oldukça ağırdır. Kız kalını (başlık bedeli; para yada altın) yüksektir. Para nedeniyle bekar kalanlara, geç evlenenlere sık rastlanır.

    Kız İsteme
    Kilis kırsalının çoğunda Türkmen oymakları oturur. Kaçma, kaçırma gibi olaylar olmaz. Kız istemeye kadınlı erkekli gidilir ve kadınlı erkekli karşılanırlar. Kahve, çay sunumuyla birlikte sohbet edildikten sonra işin aslına, yani ziyaret nedenine gelinir. Oğlan ve istenilen kız da hizmet gördükten sonra dışarı çıkartılır. Oğlan tarafının en yaşlısı söze başlar: “Allah’ın emri Peygamber Efendimizin kavli ile kızınızı oğlumuza alıp evlat yapmayı isteriz.” sözlerinden sonra yine oğlan tarafının kadınlara söze girer: ”Maşallah ne de güzel kız. Tam oğlumuza göre oğlumuz da güzel anom (anam). Sırma bıyık, galem gaş (kalem kaş).” Konuşmalar sürerken (kız tarafı kızının, oğlan tarafı oğlunun özelliklerini sayar) yaşı geçkin erkekler de: "Sizle gardaşlık olmaya geldik. Bahçanızdaki gülü koparmaya geldik.” der.

    Bu konuşmaları kız tarafı dinledikten sonra odada belli bir süre sessizlik olur ve bu kez kız tarafı konuşmaya başlar: “Takdir-i İlahi bozulmaz. Allah yazdıysa ne diyelim?” diyerek, düşünmek için izin / zaman ister. Daha sonra kız tarafı oğlan evine haber gönderir, bu haber götürene yörede “müjdeci” denir. Müjdeciye, oğlan evi bahşiş verir. Oğlan tarafı kız evine tatlı (özellikle künefe), mevsimine göre meyve (özellikle nar) ve üzerlik götürür. Kız tarafı da, şerbet ikram eder. Göz değmesin diye üzerlik yakılır. Daha sonraki ziyarette önceden bildirilen “kalınlık” konusu konuşulur (kalınlık/başlık parası kesilir ve alınacaklar belirlenir) ve karara bağlanır. Bir çıkın içinde yedi kat muşambaya sarılı olan “kalın” kız evinin, sözü dinlenen - söz sahibi olan kişisine verilir; nişan tarihi (nişan yılın her ayında yapılır, ama düğünler hasat sonrası yapılır) saptanarak, nişan hazırlıklarına başlanır.

    Düğün Evine Odun Getirme Geleneği
    Özellikle Kilis’in köylerinde düğün başlamazdan önce, köyün genç ve yetişkin kızları, odun getirmeye çağrılır. Tüm kızlar odun getireceği ipi alarak; düğün evine, oradan da toplanıp oduna çıkarlar. Gelirken sıraya dizilip topladıkları odunlarla köye birlikte girerler. Hangi kızın “şeleği (şelek, sırta alınan yük) ” daha büyükse, onun üzerine “bayrak” dikilir. Odun “şelekleri”, oyunlar oynanarak, ezgiler söylenerek eve getirilir. Bu sırada düğün evinin işareti de, dmına dikili olan “bayraktır”. Oduna giden genç kızlara düğün sahibi o gün, iyi bir ziyafet verir.

    Gelin Getirme
    Kilis’in köylerinde gelin damadın evine götürülürken, ata bindirilir. Atın üzerine ve gelinin elinin altına bir yastık verilerek, arkasına bir oğlan çocuğu bindirilir. Bu usul gelinin oğlan çocuk doğurması içindir. Atın üzengilerinden birer kız tutar, başından ve kuyruğundan da ayrı ayrı adamlar tutar.

    Damadın bağlanmaması (cinsel anlamda iktidarsızlığı önlemek) için; yöresel giysilerle süslenilmiş atın kuyruğundan bir kıl çekilerek, üzengilerinin ve yularının aralarından birer taş geçirilir.

    Gelin yeni evine yaklaşırken elindeki yastığı bir delikanlı alıp kaçar, yastığı damadın başına çalar. Damat, yastığı kaçırana bahşişini verdikten sonra evinin dmına çıkar ve gelini damda karşılar. Bunun anlamı, hanenin sahibi benim, yuvada benim sözüm geçer.

    Gelin, köyün dışında bir köye gelin gidiyorsa, yol üzerindeki köylerin kadınları gelinin yüzünü açarak bakarlar, baktırmamak ayıplanır, kınanır. Yollardaki çobanlar, çiftçiler gelinin yolunu bağlar (çobanlar sürüyü gelinin yolu üzerine çeker), gelin de bunlara bahşiş (terlik,mendil,kese…) verir.

    Şobaş Geleneği
    Bugün bile Kilis ve çoğunlukla köylerinde görülen “şobaş”, toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir. Düğünün son günü öğle yemeğinden önce yapılır. Düğüne katılanlar, belli bir düzen içinde büyük bir alanda toplanırlar. İlk “şobaş” olacak kişi en başa, birinci sıraya oturur. Bu kişi, genellikle damadın en yakın bir büyüğü veya yörenin en saygın kişisidir. Daha sonrakilerin ilk “şobaşçıdan” daha yüklü bir para vermesi ayıp kabul edilir ve bu görgüsüzlüktür. Abdal (davulcu,zurnacı,köçek), “şobaş” olacak kişinin önünde durarak, adını söyler ve “şobaş!” diye bağırır. Aldığı parayı herkese gösterip, yüksek sesle miktarı belirterek, yazıcı heyetine teslim eder. Düğüne katılan ve “yük’ü” olan herkes “şobaş” olur.turkeyarena Toplanan bu paralar düğün sahibinin masraflar için harcanır. Öğleden sonra ikindi zamanı, davul, zurnalarla gelin getirilir.

    Askerlik - Gurbetlik
    Askere gidecek genç için o gün davul zurna eşliğinde eğlenceli törenler yapılır. Ayrılma zamanı geldiğinde asker adayları “Yoh ,yoh’lar” söylenerek uğurlanır.

    Gurbete gidenler için bir tören düzenlenmez. Kişi / kişiler genellikle iş bulmak için istemeyerek yöresini terk eder ve yakınlarıyla helalleşerek ayrılır.
     



Sayfayı Paylaş