Kılıçdaroğlu'na Soruşturma

Konusu 'Güncel Olaylar' forumundadır ve Balako tarafından 9 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Balako Well-Known Member


    Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

    [​IMG]

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında "Kurum halinde çalışan kamu görevlisine hakaret", "Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" iddiasıyla fezleke hazırlandı.

    Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resen hazırlanan 4 sayfalık fezlekenin, Kılıçdaroğlu’nın 9 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ı ziyaretinden sonra yaptığı açıklamalardan dolayı hazırlandığı öğrenildi. CHP lider Kılıçdaroğlu’nun milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için hazırlanan fezleke TBMM’ye gönderilmek üzere Adalet Bakanlığı’na gönderildi.

    Kılıçdaroğlu 9 Kasım 2011 tarihinde cezaevi önünde yaptığı açıklamada, "Bunların kaçma imkanları yok. Zaten kaçamazlar. Ülkelerini seviyorlar. Bunlar ’Biz yargılanmayalım’ demiyorlar. Zaten yargılanıyorlar. Bunlar parlamentoya gelip, yeminlerini ederek Anayasa’nın 90. Maddesi’nde öngörülen Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen kurallar içinde görevlerini yapmak istiyorlar. Ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum. Çünkü yargıç vicadanıyla hareket eden kişi demektir. Toplumun beklentilerini duygularını bilen ve saygı duyan demektir. Vicdan herşeyin üstündedir. Vicdanıyla hareket etmeyen bir yargıç, yargıç olabilir mi? Anayasa’nın 90. Maddesi var. Türkiye Cumhutiyeti’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler var. Bunları görmemezlikten gelip, ’Ben bildiğimi okurum. Benim bildiğim ve benim söylediğim doğrudur’ mantığıyla yola çıkarsanız, adalet dağıtamazsınız. 21. yüzyılın Türkiye’sinde bir toplama kampının bahçesindeyiz. Bu toplama kampında birden fazla üniversite kuracak birden fazla üniversitede ders verecek kapasitede insanlar var. Burada gazeteciler var, bilim insanları var, kitap yazarları var. Bunların tek bir ortak paydası var. İktidara muhalkif olmak. İktidara muhalif olmanın bedeli, 21. yüzyılın Türkiye’sinde Silivri’de toplama kampında olmaktır. Bu bir demokrasi ayıbıdır. Bu demokrasi ayıbını ortadan kaldırmamız lazım. Türkiye’ye yakışmıyor" diye konuşmuştu.

    İLK TEPKİ BAYKAL'DAN

    CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kemal Kılıçdaroğlu hakkında adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs iddiasıyla soruşturma başlatılmasına "Bir bu eksikti" sözleriyle tepki gösterdi.

    TEKİN'DEN AÇIKLAMA

    Gürsel Tekin, "TBMM Başkanlığı CHP'lilerin dokunulmazlığını kaldırsın" dedi.

    BALBAY’DAN TEPKİ

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında "Kurum halinde çalışan kamu görevlisine hakaret", "Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" iddiasıyla fezleke hazırlanmasına ikinci Erenekon davasının tutuklu sanığı CHP İzmir Mlletvekili Mustafa Balbay tepki gösterdi. Mustafa Balbay, "Adli yargılamayı etkileme suçunun oluşabilmesi için öncelikle adil yargılamanın olması gerekir" dedi.

    Davanın görüldüğü Silivri Cezaevi’ndeki duruşma salonundan avukatları aracıyla yaptığı yazılı açıklamada Mustafa Balbay, şunları söyledi:

    "Adil yargılamayı etkileme suçunun oluşabilmesi için öncelikle öncelikle adil yargılamanın olması gerekir. Tüm Türkiye’yi vicdanında bir mahkeme kurmaya ve Silivri yargılamalarının ne ölçüde adil olduğunu sorgulamaya çalışıyorum. Geç gelen, daha doğrusu ne zaman geleceği belli olmayan adalet, adalet midir? Masumiyet karinesinin yerini mahkumiyet karinesinin alması, adil yargılama mıdır? Akademisyenlerin, siyasetçilerin, gazetecilerin, polislerin askerlerin, avukatların faaliyetlerinden "Terör suçu" üretip kimi yayın organları aracılığıyla "yargılama sürerken terörist" ilan etmek adil yargılama mıdır? Tutuklu yargılamayı esas haline getirip hapishanelerde tecrit hücreleri oluşturmak adiş yargılama mıdır? Sayın Kılıçdaroğlu ana muhalefet lideri olarak, yöneltilen suçlamanın tersine yargılamanın adil yapılması için çaba harcamıştır, harcamaya devam etmektedir. Bir siyasi parti liderinin görev ve sorumluluklarından biri budur. Bundan suç üretmeye girişmek yargının siyasete müdahalesidir. Öyle anlaşılıyorki tüm Türkiye’nin cezaevine dönüştürülmesi yetmedi; cezaevinin açık kısmında yer alanların da sesinin tümüyle kısılması isteniyor. Yargının içinde bulunduğu durumu demir parmaklıkların arkasından ve cezaevinin sınırları içindeki duruşma salonunda hüzünle izliyorum" denildi.

    Balbay yazılı açıklamasının altına "CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay" şeklinde imza attı.
     



Sayfayı Paylaş