Kavalalı Mehmed Ali Paşa

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    BİRİNCİ BÖLÜM : (Parçalanmış Mısır)

    Son Eyyüb-i Sultanı El-Salih Moğol istilasına karşı ülkesini korumak ve ordusunu büyütmek amacıyla köle getirtmeye karar verdi. Zararsız görünen bu kararıyla Memlüklerin tarih sahnesine girmesini sağladı. Memlük’ler yavaş yavaş kölelikten,hem askeri hem siyasal alanda gerçek bir güç durumuna geldiler. Daha sonra iktidarı ele geçirdiler.1517 yılında henüz iki yüzyıl önce kurulmuş bir imparatorluk Mısır kapılarına dayandı: Osmanlı imparatorluğu

    Osmanlı İmparatoru l.Selim Memlükleri yenilgiye uğrattı. Kahire’ye giren Selim orduları Mısır’ı ele geçirdi.1 Temmuz 1798 günü Napolyon komutasındaki Fransız Ordusu,Mısır’ı işgal amacı ile İskenderiye kıyılarına indi. Napolyon’un amacı Mısır’ı alarak İngiltere’nin Hindistan ile olan bağlantısını koparmak,İngiltere’yi dizlerinin üzerine çökertmekti. Bu hareket başarısızlıkla sonuçlandı. Bütün bu oyunlar Mısır’dan yüzlerce kilometre ötede bir gencin 1800 yılında Nil Vadisine gitmek üzere ayaklanmasına zemin hazırlıyordu. Bu gencin adı Mehmed Ali idi.

    İKİNCİ BÖLÜM : ( Bir varmış, bir yokmuş,Makedonya’da küçük bir limanda)

    Mehmed Ali Paşa 1769 yılında doğduğunu söyler ve hayatını yazanların çoğu bu tarihi benimserler. Mehmed Ali neden bu tarihi seçti? Mütevazi köklerini zihinlerde yer tutacak önemli bir tarihle,kaderin bir cilvesi, Napolyon ve Wellington’un doğum yılı ile mi birleştirmek istedi? Mehmed Ali yarı Arnavut yarı Türk’tür. Atalarının Ilıca’dan geldiğini belirtir. Belirgin bir kişiliği vardı:İnatçı,bazen esnek ve çok cesur. Gücünün sadece bütün Mısır’da değil,tıpkı Napolyon gibi tarihin zafer dolu sayfalarına geçmesini hayal ediyordu. Mehmed Ali yapmak istediklerinden söz ederken “Zor başlangıç. Mısır’ın toprağını karıştırmak için elinde bir çapa vardı. Ürün elde etmek için bir de küreğim var. Bütün çabam bir saban edinmek için” der.

    Mehmed Ali Emine hanım ile evli idi ve 30 çocuğu vardı.”Askerlerin rahatını düşünmek gerek” demiş, onların birer yük hayvanı olmadığını belirterek insan muamelesi görmelerini istemiştir. Oğlu İbrahim Paşa tersine insancıl değildi, cimri ve kan dökücüydü. Bu niteliklerinden dolayı askerleri ve halk tarafından sevilmezdi.

    Mehmed Ali, Napolyon’un Mısır’ı işgali üzerine,Osmanlı’nın tüm eyaletleri gibi üzerine düşen görevi yaparak 300 kişi ile Kavala’dan Mısır’a hareket etti. Mısır toprağında O’nu bekleyen inanılmaz kaderi tahmin edebilmesi için falcı olması gerekirdi.

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : ( Sir Ralph,Abdullah Menou’ya Karşı, 1801-1803)

    Kanopos savaşında Fransız generali Royze ve subaylarının çoğu hayatını kaybeder. Fransızlar Kahire’ye doğru çekilirler. Osmanlı hilali yeni Britanya bayrağının yanında göndere çekilir. Mehmed Ali 6000 Osmanlı askerinden biridir. Vali’nin oğlu Ali’nin yerine bölüğün başına geçen Mehmed Ali binbaşı olmuştur.10 Mayıs günü, General Lafnange Rahmaniye’yi boşaltır. Fransız ordusu gerçekte ikiye bölünmüştür.22 Haziran günü Fransızlar teslim olur. Osmanlı kuvvetleri İngilizlere katılarak Fransızların Mısır’daki varlığına son vermiştir. İngiliz donanması Sir Ralph, Fransız ordusu General Abdullah Menou komutasındadır. Teslim olan Fransızlarla El-Arih anlaşmasına benzer, mali yükümlülükleri ağır bir anlaşma imzalanır. Menou Kahire’yi en son terk edendir. Bu savaş sırasında Mehmed Ali kendisini gösterme fırsatını yakalamıştır. Fransızlar gitmişti ancak sorunlar çözümlenememişti. Mısır’ı ne Osmanlılar,ne İngilizler ne de Memlüklüler yönetiyordu. İktidarda olan karışıklık ve anarşi idi. Memlüklüler’i ortadan kaldırmak isteyen Osmanlı yönetimi,Memlük beylerinin çoğunu öldürttü ve hapsettirdi. Daha sonra İngiliz tehditlerinden çekinen Osmanlı yönetimi Memlüklüler’e eski dokunulmazlıklarını geri vermek zorunda kaldı. İngilizler 1803 yılında istemeyerek de olsa,Mısır’dan çekilmeye karar verdiler. Temmuz 1803 yılında Mısır’da Arnavutlar ayaklanır. Vali Hüsrev Paşa şehirden kaçarak kurtulur, yerini Tahir Paşa alır. Tahir Paşa da yeniçeriler tarafından öldürülür. Memlükler’in desteğini alan Mehmed Ali artık zirveye çok yaklaşmıştır.

    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM ( Firavun’un tahta çıkışı, 1803-1805)

    Mısır’a Babıali tarafından atanan Tarabulsi, Memlükler tarafından kovulur. İktidarını yeniden ele geçirmek isteyen Hüsrev Paşa, Kahire’ye yürürse de, Kavalalı ve Memlük Beyi El-Bardisi kuvvetlerine yenilir. Babıali’nin atadığı diğer vali Cezayirli Ali Paşa Memlük beylerine bir takım ödünler vererek onları yanına çekse de,Kavalalı ve El-Bardisi ile savaşı göze alamaz, tutuklanıp öldürülür.

    Mısır tarihinde ulemanın ve şeyhlerin önemli yeri vardır. Halk hareketleri karşısındaki tavırları en azından anlaşılmaz olmakla birlikte,halka sıkıntı çektiren yönetici sınıflara destekleri dikkate değerdi. Mısır’ı kukla yönetimi aracılığı ile elde tutmak isteyen İngiltere Lord Elfi’yi Mısır’a gönderir. Elfi,Mehmed Ali ve Bardisi’ye yenilerek yukarı Mısır’a kaçar. Mehmed Ali yeni bir desteğe yönelir:Mısır halkı.

    Sefalet içinde bulunan Mısır halkı dağıttığı yardımlardan dolayı Mehmed Ali’yi kurtarıcı,yönetime görünürde sahip olan El-Bardisi’yi ise tüm sefaletin ve ağır vergilerin sorumlusu görür. Halk ve ülkedeki Arnavutlar ayaklanır. El-Bardisi Kahire’den kaçar. Bütün bu olaylar,gölgedeki Mehmed Ali’nin hesapları ile gerçekleşmiştir. Yeni bir kukla yönetimi arayan Mehmed Ali, Hurşit Paşa’yı Babıali’nin kulağına fısıldar. Hurşit Paşa Mısır valisi olur ama bütün askerler Mehmed Ali’nin kontrolü altındadır. Bu durumdan rahatsız olan Babıali,Mehmed Ali Paşa’ya Mısır’ı terk etmesini isteyen bir mektup gönderir. Bu istek karşılıksız kalır. Mehmed Ali, Arnavut askerleri toplayarak Hurşit Paşa’yı kuşatır. Askerler ödenmeyen maaşlarını istemektedirler. Mehmed Ali’yi Mısır’dan kovmakta kararlı olan Hurşit Paşa,Mehmed Ali’nin Cidde Paşalığına atandığını ve asi ve Habilerle savaşmaya gönderen Babıali fermanını kadı’nın huzurunda okur. Mehmed Ali Paşalığı kabul eder ama gönderilen yere gitmez. Yoksul Mısır halkı ve maaşlarını alamayan askerler 3 Mayıs 1805 tarihinde Mehmed Ali’nin desteği ile ayaklanır. Ulemanın isteği ile Mehmed Ali Mısır valiliğine getirilir. Babıali Hurşit Paşayı görevden çekip İskenderiye’ye gönderen ve Mehmed Ali’nin valiliğini onaylayan fermanını yayımlar. Babıali’yi daha fazla kızdırmak istemeyen Mehmed Ali,Hurşit Paşa’nın gitmesine izin verir.

    BEŞİNCİ BÖLÜM : ( Britanya Aslanı ve Arnavut Tilkisi, 1806-1807)

    12 Mayıs 1805’in Mehmed Ali’nin yaşamında yeri büyüktür.44 yıl elinde tutacağı Mısır hakimiyeti o gün başladı. Mehmed Ali iki sorunla karşı karşıyaydı:para ve Memlükler. Halkın nefret ettiği varlıklı Hıristiyan kontlara en ağır vergileri yükleyerek halkın sevgisini ve istediği parayı elde etti. Sıra Memlüklerdeydi Memlük beylerini tuzağa düşürerek çoğunu öldürttü. Mehmed Ali’yi tehlikeli bir as ve Fransız kuklası olarak nitelendiren İngilizler’in baskısı Babıali’nin Mehmed Ali’yi görevden alma kararı vermesine neden oldu. Mehmed Ali kendisinin görevden alındığını belirten fermanı getiren Hacı Mehmed Paşayı hediyelere boğarak kandırdı. Öte yandan halkı ve ulemayı görevinden alınmasının istenmediğini göstermek için ayaklandırdı. Üstelik iki amansız düşmanı Bardisi ve Elfi’nin peşpeşe ölümü ona rahat bir nefes aldırmıştı.

    Bu sırada dünyanın başka köşelerinde Mısır’ın kaderini etkileyecek bir çok olay gelişiyordu. Fransızların parlak başarıları ve İngilizlerin yenilgileri Osmanlı’yı Fransızlarla işbirliğine yöneltti. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak Fransızların tekrar Mısır’a yerleşeceğinden endişelenen İngilizler Mısır’a asker çıkardılar ama Reşit ve İskenderiye kentlerinde ağır yenilgiye uğrayarak Mehmed Ali ile anlaşma imzalamak üzere geri çekildiler. Bu savaşlarla uğraşan Mehmed Ali, Memlük beylerine ağır tavizler vermek zorunda kaldı. İngilizlerle yapılan savaştan sonra, Mısır’ın donanma ihtiyacını fark eden Mehmed Ali,orduyu güçlendirmek ve donanma oluşturmak için halka ağır vergiler dayattı.

    ALTINCI BÖLÜM : ( Firavunun adamları ve Memlükler, 1808-1811)

    Mayıs 1808’de III.Selim’in devrilmesi ve yerine geçen Mustafa’nın öldürülmesi sonrası padişah olan II.Mahmut’un Mehmed Ali’yi düşünemeyecek kadar meşgul olması Mehmed Ali’ye rahat bir soluk aldırır. Mehmed Ali neredeyse firavundur,otoritesi sağlamlaşmış,toprağı devletleştirmiş,ulemanın gücünü azaltmıştır,mali sorunları bir çok yasadışı yola baş vurarak çözmeye çalışır,dünyanın bir çok limanı ile ticaret yapar,İngilizlere buğday satar. Babıali ve Fransa’nın tepkilerine rağmen Memlükler’i yok etmek için beylerini tuzağa düşürür ve öldürtür, sıra Vehhabiler’e gelmiştir.

    YEDİNCİ BÖLÜM : ( Firavun ve kökten dinciler, 1811-1815)

    Mehmed Ali’yi Cidde valiliğine atamak isteyen Babıali’nin asıl amacı Cidde’ye hakim olmak ve Vehhabiler’i Mehmed Ali’nin askeri yeteneği sayesinde yok etmektir. Cidde valiliğini kabul etmemekle birlikte Mehmed Ali Vehhabiler’e yöneldi. Sonuç tam bir katliam. Babıali’ye yakın durmaya özen gösteren Mehmed Ali’’nin niyeti İngiltere ile Osmanlı arasında çıkacak muhtemel bir savaşta bağımsızlık kazanmaktır. Vehhabilere karşı çıktığı Arabistan seferinden Mısır’a dönmeye karar veren Mehmed Ali,19 Haziran 1815 günü muhteşem bir törenle Kahire’ye girer. Kavalalı artık İslam dünyasının gözünde kutsal toprakların kurtarıcısı, kafirlere ders veren bir komutan olarak anılacaktır. Yükselen saygınlığı Mısır’daki hakimiyetinin güçlenmesine ve Babıali karşısındaki gücünün artmasına neden olmuştur.

    SEKİZİNCİ BÖLÜM : ( Firavun’un oğlu, 1816-1819 )

    Kavalalı’nın oğlu İbrahim,zaferler kazanma hırsıyla,800 km.lik Medine-Dariye arasındaki çölü aşmaya hazırlanır. Hedef, yeniden alevlenen Vehhabi sorunudur. Mehmed Ali’nin oğlu bedevilerin de desteği ile 28 Aralık 1817 günü Şakra kenti üzerine yürür. Birkaç gün süren kuşatmadan sonra şehri alır. İlerlemeye devam eden İbrahim orduları Arabistan’ın ortasındaki Dariye kentini uzaktan görür. Şehrin kuşatılması uzun sürse de Ağustos’un sonuna doğru Mısır’dan gönderilen takviyeler savaşın sürdürülmesini sağlar ve çabası başarı ile sonuçlanır. Dariye’nin alınış haberi Mısır’da sevinç gösterileri ile kutlanır. İbrahim’in Arabistan seferi sırasında İngilizler açıkça Vehhabiler’i destekleyerek onlara top ve cephane iletirler. Vatandaşlarının kötü muamele gördüğünü ve İngiliz ordularının ayaklar altına alındığını bahane eden İngiltere, Moka kıyılarını topa tutar. Siyasi ve ticari bir anlaşmayı Mehmed Ali’den kopardıktan sonra geri çekilir. Moka macerası belki de doğrudan O’nu Mısır’ın sınırlarını genişletmeye ve bu kez Sudan’a yürümeye yöneltir.

    DOKUZUNCU BÖLÜM : ( II. Pepi’nin izinde, 1820-1822 )

    Mehmed Ali’yi Sudan’a yönelten nedenler para ihtiyacı ve bölgenin stratejik önemi idi. Çünkü Sudan, Müslüman ve zengin doğal kaynaklara sahip idi. Mehmed Ali Sudan’ı alma görevini oğlu İsmail’e verir. İsmail tam bir katliam yaparak Sudan’ı ele geçirir. Kavalalı’nın Sudan seferi İngilizleri endişelendirir. Çünkü; Kavalalı’nın Sudan’dan Habeşistan’a sarkma ihtimali İngilizlerin Afrika’daki hakimiyetinin sonu demekti. Ama Mehmed Ali Habeşistan üzerinde bir hak iddia etmeyeceğini vaat ederek İngilizleri ürkütmemeye çalıştı. Seferden dönen İsmail’in ordusu hastalığa yakalanır ve Mısır ordusu ağır bir kayıp verir. Sudan seferinin sonunda Mehmed Ali’nin Mısır İmparatorluğunun resmen kurulduğu söylenebilir. Bu aşamaları Babıali’ye ve Avrupa’ya bir bedel ödemeden geçmek mümkün değildi. Bu andan itibaren Osmanlı ve Mısır arasında sonucu kestirilemeyecek bir savaşın çıkacağı tahmin ediliyordu.
     



  2. RüzGaR Super Moderator

    ONUNCU BÖLÜM : ( Firavun’un Yönetimi, 1808-1818 )

    Mısır, vergi yönünden yolun sonuna gelmiştir. Halk 24 çeşit vergi ödüyordu. Her şey daha güçlü bir ordu için yapılıyordu. Mehmed Ali’nin toprak ve iktisat reformlarını gerçekleştirdiği,”devletçi” sistemi oturttuğu dönem 1808 ile 1811 yılları arasındadır. Devletin tüm üst düzey görevleri Türk’lere ve diğer yabancılara verilir. Mısır’da Mısırlıdan başka herkes mutludur. Uluslararası temsil açısından da Mısır hareketsiz durumdaydı. Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olarak ülkenin diplomatik bir temsilcilik ayrıcalığı isteme hakkı yoktu. Uluslararası hukuk bunu sadece bağımsız devletlere tanıyordu. Mehmed Ali bu engeli de bütün büyük Avrupa ve Akdeniz limanlarında ticari temsilciler bulundurarak aştı.


    ONBİRİNCİ BÖLÜM : ( Firavun’un yeni ordusu, 1819-1824 )

    1819 yılında Mehmed Ali 4 yıl önce gerçekleştiremediği Nizam-ı Cedid ordusunun kurulması için Fransız subaylara dayanır. Fransa Mısır’daki varlığını yavaş yavaş artırmaya başlar ve daha ileride göreceğimiz gibi askeriye, donanma ve tarım gibi ülkenin temel sektörlerinde önemli görevler üstlenir. Piyade Okulu 1820’de kurulur. Modernleşme hareketinin daha çabuk ilerlememesinin nedeni, Sudanlı askerlerin kamp hayatına uyum sağlamakta zorluk çekmeleridir. Bu durum Mehmed Ali’yi askerlerini Mısır halkından seçmeye yöneltir. Diğer bir deyişle ulusal bir ordu kurulmasına karar verir. O güne kadar Mısır’da bulunan askerlerin tümü yabancılardan oluşuyordu.

    Mehmed Ali inatçılığı ile o dönemde imkansız görüneni başardı,daha birkaç yıl önce anarşinin derinliklerindeki Mısır gibi bir ülkede hem saldırı hem de savunma silahlarını üretebildi.

    ONİKİNCİ BÖLÜM : (Firavun ve bilgi, düzen ve adalet, 1816-1840 )

    Cehaletten kurtulmuş ve dünyaya açık bir Mısır kuşağı oluşturabilmek için Fransa’ya Mısır’dan öğrenciler gönderildi. Mehmed Ali askeri eğitim yanında genel eğitimi de düşünmek zorundaydı. Önce özel halk okulları kuruldu. Mehmed Ali otoritesini artırmak ve kendi etrafındaki subay,yönetici,hekimlerden oluşan bir eğitim sistemi kurmak istedi, yoksa amacı yerli halkın aydınlanması ve sefaletle karışan cehaletin ortadan kaldırılması değildi. Akıl ve kültürden yoksun insanları birdenbire bilime yükseltmek projesi başarısızlıkla sonuçlanabilirdi, kendisi de her türlü eğitimden yoksun olan Mehmed Ali kalabalıktan asker çıkarabilmesine aldanarak sadece kendi iradesinin gücü ile bilim adamı da yetiştirebileceğini sandı. Teknik okullar dışında harcanan tüm çabalar umut kırıcı oldu. Dilleri iyi anlaşılmayan Fransız öğretmenler ancak acil ihtiyaçlara cevap verebildi. Nihayet 1827 yılında kurulan ilk Tıp Okulu 1500 başarılı hekim yetiştirebildi.1840 yılındaki Londra konferansından sonra Mehmed Ali eğitime verdiği öneme son verdi. Bunun nedeni belki de sultanın tahtını ele geçirme hayalinin suya düşmesi olabilir. Artık orduya pek ihtiyaç yok. Bu nedenle okul da gerekmiyor! Mehmed Ali üç dinin mensuplarına da aynı hoşgörü ile yaklaştı. Her türlü fanatik düşünceden uzak olan Mehmed Ali, Hıristiyan mezheplerine ve onların din adamlarına özgürlük tanıdı,korunmalarını sağladı. Tabiki Mısır halkının haklarına saldırmak için kendi Müslüman kimliğini kullandı.

    ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM : (Büyük çiftçi, 1808-1840 )

    1808 yılından sonra Mısır toprağının tek sahibi olan Mehmed Ali her yıl hangi toprakların ekileceğine ve ne ekileceğine karar verir. Yetiştirdiği ürünleri köylüye pahalıya satarak,onlardan aldığı ürünleri ucuza alır ve büyük kar eder. Mehmed Ali tarım işçisine emeğinin karşılığını böyle öder.1834 yılında bir yöneticinin düşünebileceği en baskıcı yasa yürürlüğe girer. ”Dayanışma” ya da “ toplu sorumluluk yasası” olarak adlandırılan bu yasa,bütün halkı tek bir kişinin borcu için hazineye karşı sorumlu kılar.

    ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM : (Dünyanın en büyük kapitalisti, 1814-1840 )

    Mısır’ın baş çiftçisi olduğu gibi Mehmed Ali aynı zamanda her bakımdan Mısır’ın tek tüccarı da olur. Ülkenin ürünlerini ihraç etmekle yetinmez, Mısır’ı yabancı ülkelerden alınan ürünlerden kurtarma için kendi sanayisini kurmaya karar verir. Fabrika kurmak için uzmanlar getirtir. Her fabrika kendine özgü yönteme ve depoya sahiptir. Mısır’ın tek çiftçisi böylelikle ülkenin tek üreticisi ve herhalde o dönemde dünyanın en büyük kapitalisti olur.

    ONBEŞİNCİ BÖLÜM : ( Su,yollar ve barajlar, 1816-1847 )

    Tarım ürünlerinin zenginliği sürekli sulamaya bağlıdır. Mehmed Ali’nin dönemi Nil’in sularının dağıtılmasını ve suyun getirilmesini modernleştirme çabalarının başlangıcıdır. Uyguladığı düzenli program sonucunda oluşturduğu sulama kanalları aşağı ve yukarı Mısır‘daki eski yöntemlerin yerini alır. Nil’in taşmasını önlemek için yüz kadar baraj yaptırır. Ülkenin altyapısını düzeltme gayretlerini sürdüren Mehmed Ali, Fransız kimyager Felix D’Arcet’in buluşunu uygulayarak kentin içme sularını şap kullanarak saflaştırma işine girişir. Mısır ticaretinin önem kazanması ile düzenli bir posta servisinin kurulması gereği düşünülür. Başlangıçta bu hizmet öncelikle resmi yazışmalara ayrılır ve yaya ulaklar tarafından gerçekleştirilir. Aynı dönemde Nil deltasında yapılması tasarlanan büyük bir baraj konusunda incelemeler başlar. Mora savaşı ve parasızlık nedeni ile proje defalarca ertelenir. Mehmed Ali’nin iktidarı sonunda da fazla ilerleyememiştir. İskenderiye yolları atlı arabaların rahatça hareketine izin verecek şekilde yapılmıştır.

    ONALTINCI BÖLÜM : ( Firavun’un gemileri, 1812-1839 )

    Ordusunu geliştirmek için Mehmed Ali’nin elinde bir temel vardı. Ancak üzerine donanmasını oturtacağı bir şey yoktu. Osmanlı donanmasının ne kadar zayıf olursa olsun bağımsızlık hayallerinin önündeki en büyük engel olduğunu kısa sürede gördü. Doğu Akdeniz’de kendine biçtiği rolü gerçekleştirebilmek için bir donanması olması şarttı. Avrupa tersanelerine savaş gemisi ısmarladı. Bu gemiler Mehmed Ali’nin “ilk donanması” olarak adlandırılan gücü oluşturur. İskenderiye de bir denizcilik okulu kurar. İlk tersane ve Reşit kentinde bir yelken bezi fabrikası kurulur. Yapılan her gemi bir eyaletin gelirini yutar. Gemi yapımını gerçekleştiren Fransız mühendisler o dönem için bir ilki de gerçekleştirerek limanda demir yolu bağlantılı bir rıhtım da inşa eder.

    ONYEDİNCİ BÖLÜM : (Champollion,miras ve dikilitaşların savaşı )

    Mısır’daki tarihi eserlerin,firavunların mirasının Mehmed Ali’yi hiç ilgilendirmediğini söylemek haksızlık olur. Belirtilmesi gereken,iktidarının başında karşılaştığı çok ciddi güçlüklerin granit ve dikilitaşların korumasına zaman bırakmadığıdır. Unutulmaması gereken bir diğer nokta;okuma yazma bilmediği için herhangi bir kültürel değere yabancı olduğudur. Kavalalı’ya ülkesinin tarihi değerlerini anlatanlardan birincisi Champollion’dur. Mısır’ın şaheseri dikilitaşları Fransız, İngiliz ve Amerika’lılara dağıtılır.

    ONSEKİZİNCİ BÖLÜM : (Firavunya’da kanlı özgürlük, 1823-1826 )

    Osmanlı Sultanı, Mehmed Ali’den Mora’da başlayan Yunan isyanını bastırmasını ister. Bu istek Mehmed Ali’ye çekici gelir. Bunun iki nedeni vardır:Birincisi Mora savaşını genç ordusunun gücünü dünyaya göstermek ve büyük devletlere, Osmanlı ordularına karşı üstünlüğünü kanıtlama fırsatı olarak görmesidir. İkincisi;verdiği hizmete karşılık Suriye Paşalığını alacak olmasına olan inancıdır. Kavalalı derhal bir ordu kurar ve başına oğlu İbrahim’i getirir. İbrahim ordusunu Rodos’da Hüsrev Paşanın ordusu ile birleştirmek ister. Buluşma yerine geldiğinde İbrahim, Hüsrev Paşayı bulamaz ve İstanköy Boğazında yenilir. Yunanlılar Mora’yı Osmanlı işgalinden kurtarmayı başarır. Daha sonra Yunanlılar arasında başlayan kardeş kavgası ona yeni bir fırsat verir. İbrahim, Mora içlerine ilerler ve inanılmaz bir barbarlıkla katliamlara girişir. Mesolongion’a saldıran Reşit Paşa ise geri püskürtülür. Reşit Paşanın yerine komutayı alan İbrahim şehri kuşatmaya alır. Aylar sonra devrilen şehir İbrahim Paşa tarafından yağmalanır.

    ONDOKUZUNCU BÖLÜM : ( Firavun ve Avrupa, 1826 - 1827 )

    Mora savaşı bittiğinde,Mehmed Ali kendisini bir barut fıçısının üzerinde oturmuş bulur. İçine düştüğü bataklığı daha iyi anlayabilmek için,o dönemin politik oyunlarını,ne kadar karışık olursa olsun,yakından izlemek zorundayız. Rusya daha 18 nci yüzyılda Türkiye’yi ele geçirme projesini oluşturur. Karadeniz’in kendilerine açılmasını ve İstanbul Boğazının tepelerinden Karadeniz’i tam olarak denetim altında tutmayı, Çanakkale Boğazı yolu ile Akdeniz’i denetlemek istemekteydi. Önünde bir engel vardı :Bütün Batı Avrupa’nın önüne dikilmesi. Rusya’nın Çanakkale Boğazını ele geçirmesi, Fransa’nın Akdeniz düşlerinin sonu olacaktı. İngiltere ise,ne Mora’da bir Mısır devletini, ne de bir Rus müdahalesini kabul edemezdi. II.Mahmut 1826’da Akkarman anlaşmasını imzaladı ve Ruslar tüm imparatorluk üzerinde ticari ayrıcalıklar elde etti. Batılı devletler, Mehmed Ali’ye Mora’dan çekilmesini buna karşılık kendilerinin paşanın Suriye Valiliği isteğini destekleyeceklerini, belki de bağımsızlık hayalini vaat ettiler. Mehmed Ali ise Osmanlı hükümeti ve batılı güçler arasında bir denge politikası gözetir. İhanet ve bağımsızlık arasındadır.

    13 Mart 1828’de imzalanan Petrograd Protokolü adlı belge doğudaki olayları durdurmak üzere Yunanistan’a Avrupa müdahalesi fikrini kabul eder. İngiltere ve Fransa Mehmed Ali Paşadan Osmanlı Hükümetini Yunanistan’a askeri bir müdahalesi durumunda donanmasını göndermemesini ister. Fakat karşılığında hiçbir şey vaat etmez. Bir tutum değişikliğine girerler. Dahası Mehmed Ali’nin donanmasını bir savaş durumunda yok etmekle tehdit ederler. Mehmed Ali’ye göre bu ya bir blöf ya da bir kararlılık idi. Ama ikinci şık daha gerçekçi idi. İngiltere korkusu Mehmed Ali’ye geri adım attırır.

    YİRMİNCİ BÖLÜM : ( Navarin tuzağı, 1827-1829 )

    Fransız, İngiliz ve Rus donanması 22 Ekim 1826’da Mısır ve Osmanlı donanmasını Navarin’de yok etti. Yeni eğitimden geçmiş Mısır donanmasının henüz Avrupa’nın eski denizci ülkeleri karşısında tutunacak durumda olmadığı görüldü. Mehmed Ali Paşa bozgun haberini aldığında duygularını açığa vurmaz.”Bunu bekliyordum,bu savaştan kaçınmak mümkün değildi” der. Babıali ise Navarin’den sonra gerçeği görüp yenilgiyi kabul edecek yerde mantıksız bir inadın gerisine sığınır. Sadrazam Selim Paşa “cihat bütün Müslümanlar için bir görev olmuştur” der. Mehmed Ali’nin kafasındaki tek düşünce, ise;cephanesiz kalan ordusunun Mora’da hapis kalışıdır. Müttefikler ve Mehmed Ali Paşa arasında bir çatışma olmadan Mora’dan askerler boşaltılır. Rusya ise Osmanlıyı istilaya kararlıdır. Bu yeni durum karşısında Mehmed Ali, ordusunun Mora’daki savaştan sonra düştüğü aşırı güçsüzlüğü gerekçe göstererek Ruslarla savaşmayı reddeder. Ruslar Osmanlı İmparatorluğuna savaş ilan eder. Ne ilginçtir ki o zamana kadar bütün Avrupa, Osmanlı İmparatorluğunun toprak bütünlüğünün ne pahasına olursa olsun korunması gerektiğini düşünürken şimdi kimse sesini çıkarmaz.

    YİRMİBİRİNCİ BÖLÜM : ( Cezayir, 1829-1831 )

    Bu sıralarda Fransa’da sonuçları henüz kestirilemeyecek bir gelişme olur. Paris Cezayir’le ilişkilerini kesmiştir. Bunun nedeni resmi olarak korsanlık ve direktuar zamanında söz verilen hububatın zamanında teslimatının yapılmamasında yatar. Gerçekte ise her şey Bourbonlar’ın siyasal yıldızının parlatmak amacı ile girişilen bir iç politika hareketi ile başlamıştır. Fransa, Mehmed Ali’nin Cezayir’i Fransa adına işgal etmesini ister. Paşa bu öneriye sevinir. Fransa’yı destekleyecek ve zamanı gelince Fransa da onun bağımsızlık hayallerine yardım edecekti. Bu karara batılı tüm devletlerden tepki yağar. Fransa Cezayir’e doğrudan müdahaleye karar verir.14 Haziran 1830’da Fransız kuvvetleri Osmanlı’ların Cezayir üzerindeki 18 nci yüzyıldan beri süregelen hakimiyetine son verir.

    Paşanın gözü sürekli Suriye üzerindedir. Suriye’deki yarı bağımsız Dürzîlerin desteğini alır. Artık her şey hazırdır.
     

Sayfayı Paylaş