Katledilen Piramit

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Katledilen Piramit yazarın ‘Mısır Yargıcı’ başlığını taşıyan üçlemesinin ilk kitabıdır. Bu üçlemenin diğer kitapları: Çöl Yasası ve Vezirin Adaleti’dir. İlk kitap olması sebebiyle bir serim (giriş) mahiyeti taşıyan romanımız, ‘Işığın Oğlu’ olarak adlandırılan ve Mısır tarihinin en görkemli yıllarına hükmetmiş olan Firavun 2 nci Ramses döneminde geçmektedir. Mısır en parlak yıllarını yaşamaktadır. İçte ve dışta bir barış ve huzur ortamı sürmektedir. Dışarıya karşı güçlü ordusunun desteği ile de kendini kanıtlamış olan Ramses, içte de barış, adalet, asayiş gibi bir toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamış, halkı nezdinde de çok sevilen, bunun ötesinde birçok tanrı ve tanrıçaya tapılan Mısır’da tanrıların yeryüzündeki gölgesi olarak kabul edilen güçlü bir firavundur.

    Ancak her toplumda olduğu gibi burada da huzurun ve barışın düşmanları vardır. Öyleki bu düşmanlar, Ramses’in gücünü kendisinden aldığı kabul edilen Gize’deki büyük piramitte saklı bulunan kutsal emanetleri çalmak cüretini gösterirler; hem de bu piramiti koruyan beş imtiyazlı eski askeri acımasızca katletme pahasına. Amaçları bu hırsızlığın akabinde gücünün kaynağını kaybeden Ramses’in otoritesini yitirmesini ve tahtından alaşağı olmasını sağlamak ve sonuçta zengin Mısır ülkesinin başına geçerek, bu sonsuz nimetlerin sahibi olmaktır. Eski bir bilgenin kehanetleri aynen çıkar, cinayetler heryeri sarar ve Ramses’i devirmeyi amaçlayan canavarca bir komplonun gerçekleştirilmesi yolunda hızlı adımlar atılır.

    İşte bu zamanda baş kahramanımız olan Pazer’le tanışıyoruz. Pazer, doğup büyüdüğü yer olan Teb’deki köyünde basit bir köy yargıcıdır. Ama adaleti uygulamaktaki titizliği ve başarısı ile sivrilmiş, haklı bir üne mazhar olmuştur. Ama bu onun için henüz yolun başıdır. Köyü dışında bir hayatı asla düşünmeyen Pazer için, köylüsü, aynı zamanda kendisinin ilköğretmeni olan Branir’in köye dönüşü, hayatının bir dönüm noktası olacaktır.

    İmparatorluğun merkezi olan Memfis’te bilgeliği ile ün yapmış olan Branir, deneyimli ve bütün halkın, özellikle de yönetimin haklı teveccühünü kazanmış bir doktordur. Aynı zamanda tıp öğrenimi gören öğrencilere öğretmenlik de yapmakta olup, onların üstadıdır. Branir, köye Pazer’i Memfis’e götürmeye gelmiştir. Branir ona Memfis’te ölen bir şehir yargıcının yerine geçmesini teklif etmiştir. Oysa patırtısız gürültüsüz sakin bir hayat peşinde olan Pazer kendisini toy ve deneyimsiz hissetmektedir. Ama hocası Branir’i kıramaz ve yetişip, büyüdüğü köyü bırakarak Memfis’e doğru yola koyulur.

    Memfis’te mütevazi iki katlı bir binaya yerleşir. Bunun üst katını ev, alt katını büro olarak kullanacaktır. Müşkülpesent, evi ile işi arasına sıkışmış zabıt katibi Yarot, eski bir sabıkalı olan soruşturma görevlisi Kem ve onun herkesi korkutan şebeği ile bir takım oluşturur kısa sürede. Dürüstlüğü, kanunları uygulamadaki sürat ve titizliği ve isabetli kararları ile haklıların dostu, haksızların düşmanı olur. Düşmanı olduğu kimseler arasında sosyete dişçisi Kadaş, emniyet amiri Mentmose, tüccar Denes de vardır. Bunlar huzurun hüküm sürdüğü ülkede menfaatleri doğrultusunda haksızlıkların kaynağını oluşturan, ancak bu özelliklerini işgal ettikleri mevkilerle perdeleyen kimselerdir. Ancak Pazer’in yolu iyilerle de kesişir. Dürüst tüccar Bel-Tran, şehrin baş yargıcı, başvezir Bagey, kankardeşi Suti ve hayatının kadını olan Neferet...

    Bütün herşey kendisinin de imzalamak zorunda olduğu bir atama belgesinin muhatabı olan eski bir askeri görmek istemesiyle başlar. Sözkonusu asker komplocuların Gize Piramidi’nde öldürdüğü baş muhafızdır. Haksız bir mevki indirimi ve baş muhafızın bulunamayışı Pazer’i soruşturmaya iter. Bu arada Branir’in en iyi talebesi olan güzel Neferet’le tanışır ve ona çılgınca aşık olur. Neferet sadece Pazer’in dikkatini çekmez. Krallık başhekimi entrikacı Nebamon da onu sevmektedir. Kendisine metresi olmasını teklif eder. Reddedilince Neferet’i basit bir köy doktorluğuna sürdürür. Oysa Neferet ülkenin ağır ihtisas sınavlarını başarıyla geçmiş geleceği parlak bir doktordur. Ancak Nebamon’un hırsının kurbanı olur. Ama gittiği köylerde de başarılı çalışmaları, hastalarına şifa dağıtmasıyla kısa sürede ünlenir, adı bütün Mısır’da duyulur. Yolları kesişen bu iki insandan biri tıp, diğeri hukuk alanında hasımlarıyla ve haksızlıklarla savaşırlar.

    Soruşturmanın derinleştirilmesi, Pazer’in alışık olmadığı kokuşmuşlukları, iktidar entrikalarını, insanların statükolarını korumak için çevirdiği dolapları, herşeyden önemlisi mevcut düzeni ve Ramses’i yıkmaya yönelik komployu farketmesine neden olur. Bütün izler onu ülkede çok sevilen başkomutan Aşer’e götürmektedir. Aşer’in avanesini saray başkimyacısı Çeçi, dişçi Kadaş, polis şefi Mentmose oluşturur. Ama soruşturmaya ışık tutacak deliller birer birer yok olup, tanıklar kaza süsü verilmiş cinayetlere kurban giderler. Ancak yargıç Pazer yılmaz ve gerçeklerin su yüzüne çıkması için didinir durur. Bu yolda Memfis’te kazandığı dostları kendisinin yardımcıları olurlar, en önemli yardımcısı da kadın ve sefahate düşkün kankardeşi Suti’dir. Bütün aksilik ve engellemelere karşın adım adım sona yaklaşır ve bütün şüphelerin odak noktası olan general Aşer’i vatana ihanet suçlamasıyla mahkemeye çıkarır. Deliller yetersizdir ama halkın ve jürinin aklını çelmeye, onları Aşer’in suçluluğuna inandırmaya yeter. Resmi bağlamda soruşturmanın bundan sonraki aşamasında komplocuların bir oyunuyla Pazer safdışına itilir. Branir başrahip olma arefesinde iken bir cinayete kurban gider. Hocasının tehlikede olduğu haberini alıp onun evine giden Pazer onun ölüsüyle karşılaşır. Tam bu esnada polis şefi Mentmose’nin komuta ettiği ekip onu cinayet zanlısı olarak yakalar. Bu talihsiz olayın öncesindeki gece Pazer hayatının kadını Neferet’le evlenmiştir. Evden apansız ayrılmış, karısına haber dahi verememiştir. Bir komploya kurban gitmiş, zindana atılmış, kendisini tanıyanlara da soruşturma maksatlı gizli bir görevle şehir dışına çıktığı söylenmiştir. Bir süre sonra Pazer’in talihsiz bir kaza sonucu öldüğü duyurulur karısına ve halka. Oysa ruhen kocasıyla bir bütün olmuş olan Neferet buna inanmaz. O sevdiği adamın ölmediğini hissetmektedir. O, Mısır Yargıcı geri gelecek ve haksızlıları yenecektir.

    Üçlemenin giriş bölümünü oluşturan roman bu şekilde sona erer. Hak ve haksızlığın yeryüzünde daima savaş halinde olduğunun, haksızların güçlü, haklıların zayıf da olsa hakkaniyetin daima üstün bir değer olarak ön plana çıktığı konusunu anafikir olarak işlemektedir romanımız. Masumane, temiz bir aşkla süslenen sevgi ve dayanışmanın insan hayatındaki rolünün ve itici gücünün ne denli önemli olduğu vurgulanmıştır.
     



Sayfayı Paylaş