Karikatürcü Danimarkaya en güzel cevap...

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve abdulkadir tarafından 26 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Evet beyler! Bir kez daha yenildiniz. İslam’a ve Müslümanların değerlerine yaptığınız her saldırı sonucu kendi kalenizde bir gol daha görüyorsunuz.

    Tıpkı Danimarka’da olduğu gibi. Uzun zamandır karikatür olayları sonrası Danimarka’da İslam’a büyük bir ilgi olduğuna dair haberler alıyordum.

    Sonunda ALLAH karşıma Danimarkalı Tina Hanım’ı çıkardı, çok da iyi oldu.

    Müslüman olduktan sonra Nur ismini alan Tina Hanım’ın hikayesini okuduğunuzda eminim siz de benim gibi bir çok farklı duyguyu bir arada yaşayacaksınız.

    Birileri çatlasa da, patlasa da İslam gümbür gümbür geliyor.

    Sevgili Üstadın dediği gibi; “Şu istikbal inkilabı içinde en gür seda İslam’ın sedası olacaktır” Üstadın bu müjdesine bütün hücrelerimizle inanıyoruz.

    ALLAH Tinaları Nurlandırsın, onları milyar kılsın…



    -Nur Hanım öncelikle sizi biraz tanıyalım. Bize geçmişinizden bahseder misiniz?

    1985 yılında Kopenhag’ın doğusundaki Ringkobing Şehri’nde doğdum. 6 yaşımda annemi kaybettim, babam bir daha evlenmedi. İlkokulu ve liseyi Ringkobing’de okudum. Daha sonra Üniversite okumak için Kopenhag’a geldim. 1 ay hukuk fakültesinde okuduktan sonra, hukuk fakültesini bırakıp Şarkiyat Eğitimi almaya başladım, şu an eğitimim sürüyor.

    -Nasıl bir ortamda büyüdünüz? Aileniz dindar mıydı?

    Annem pek fazla dindar bir kadın değilmiş; fakat babam kürtaja karşı çıkan, kilisedeki vaazları aksatmayan dindar bir Hıristiyan’dır. Babam annemin vefatından sonra kendini daha fazla dine vermiş, diğer kız kardeşimin ve benim dindar birer insan olmamızı istiyordu. Bu nedenle hafta sonları babamla birlikte kiliseye giderdik. Fakat ben 16 yaşımdan sonra dinden uzaklaşmaya, diğer arkadaşlarım gibi yaşamaya başladım.

    -Nasıl yani?

    Dans etmekten, arkadaşlarımla birlikte eğlenmekten hoşlanıyordum. Arkadaşlarla sık sık bir araya gelip, dans partileri düzenlerdik.

    -İslam’la nasıl tanıştınız? Müslüman oluş serüveninizi dinleyebilir miyiz?

    Üniversite eğitimi almak için Kopenhag’a gelmiştim. Hukuk fakültesinde okumaya başladım; fakat bir süre sonra hukuk fakültesinin bana göre olmadığını fark ettim. Okula başladıktan bir ay kadar sonra okulu terk edip bir cafede çalışmaya başladım. Cafeye genellikle yabancı gençler; özellikle de Türkler, Araplar, İranlılar ve Mısırlılar geliyorlardı. Müslümanlarla ilk kez bu cafede tanıştım. Fakat cafeye gelen gençlerin dinle pek fazla ilgileri yoktu, sadece domuz eti yememeye özen gösteriyorlardı. Karikatür olayları başlayınca İslam Danimarka Medyası’nın bir numaralı gündemi oldu. Televizyonlar, gazeteler sürekli olarak İslam hakkında haberler yapıyorlardı. Haberlerde İslam’ın bir terör dini olduğu, özgürlükleri kısıtladığı, fikir hürriyetine saygı duymadığı, kadınları ezdiği ifade ediliyordu. Biz de cafedeki arkadaşlarla sık sık karikatür olaylarını konuşuyorduk. Çok fazla dindar olmasalar da İslam’a yapılan bu saldırı Müslüman Gençleri bir hayli kızdırmıştı.

    [​IMG]

    KARİKATÜRLE BAŞLAYAN İLGİ

    Danimarka Medyası’nın sürekli olarak İslam’a ve Müslümanlara saldırması, ben de İslam’a karşı bir ilgi oluşturmaya başladı. Kendi kendime “Danimarka medyası bir çok din varken niçin özellikle İslam’la ilgili haberler yapıyor? Danimarkalı Karikatüristler niçin özellikle İslam’ın peygamberine saldırıyorlar?” diye sormaya başladım. İnternet üzerinden İslam’la ilgili İngilizce Siteleri ziyaret ediyordum ve bu sitelerdeki yazıları okuyordum. Karikatür olayları büyüdükçe İslam’a olan ilgim daha da fazla arttı ve bir İslam Ülkesi’ni ziyaret etmeye karar verdim. Mısır’a gezi düzenleyen bir turizm acentesiyle Kahire’ye gittik. Gezi grubumuzda Yahudiler, Türkler, Danimarkalılar, Pakistanlılar ve Polonyalılar vardı. Bir hafta boyunca Kahire, İskenderiye ve Şarmul Şeyhi gezdik. Özellikle Müslümanların yabancılara karşı olan konukseverliği ve Mısır’da gezerken duyduğum ezan sesleri beni çok etkiledi. Her ezan sesi duyduğumda gökyüzünden bir şeylerin bana seslendiğini hayal ediyordum ve ağlamak istiyordum. Mısır’dan döndükten sonra sık sık cafeye gelen Müslüman gençlerle İslam üzerine konuşmaya başladık. Onlara İslam; içki içmeyi, farklı kadınlarla birlikte olmayı yasaklıyor; fakat siz Müslüman olduğunuz halde İslam’ın bu emirlerine niçin uymuyorsunuz? diye soruyordum.

    -Bu sorunuza ne tür cevaplar alıyordunuz?

    “İslam bizim kalbimizde, dindar olmasak da İslam’a inanıyoruz” diyorlardı. Fakat karikatür olaylarından sonra cafeye gelen Müslümanların çoğu daha da dindarlaşmaya başladı.

    -Daha sonra ne oldu? Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz?

    İslam hakkında yaptığım araştırmalar hayatımı değiştirmeye başladı. Artık daha fazla okuyordum ve daha iyi bir insan olmuştum. İçki içmiyordum ve geceleri de diskoya gitmiyordum. Cafeden ayrılıp Şarkiyat bölümünde okumak için tekrar üniversiteye kaydoldum. Şarkiyat okumak istememin nedenlerinden biri de İslam hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaktı. Bir arkadaşımla birlikte Kopenhag’da Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları Norrebro Bölgesi’nden ev tuttuk.

    -Bu tercihinizin özel bir nedeni var mıydı?

    Hayır. İnternetten araştırma yaptık. Norrebro’da bulduğumuz ev son derece ucuzdu. Bu nedenle orada yaşamaya başladık.

    “İSLAM FARKLI; MÜSLÜMANLAR FARKLI”

    -Norrebro’daki Müslümanlar nasıldı? Müslümanlarla birlikte yaşarken ne tür gözlemlerde bulundunuz?
    Özellikle gençlerin İslam’la hiçbir ilişkileri yoktu. Bir çoğu tıpkı Danimarkalılar gibi yaşıyorlardı ve sohbetlerinin konusu sürekli olarak sanatçılar, futbolcular ve film yıldızlarıydı. Norrebro’da yaşayan Müslümanların benim üzerimde olumlu etkileri olmadı. Bu arada İslam üzerine yaptığım araştırmalarımı iyice arttırmıştım, okuldan döndüğümde hemen internetin başına geçiyordum ve saatlerce İslam hakkındaki yazıları okuyordum. İslam’ı araştırdıkça içimdeki Müslüman olma isteği daha da arttı. Ayrıca Avrupa’da yaşayan Müslümanların yaşantılarına bakıp, İslam’ı değerlendirmemem gerektiğini de öğrendim. Çünkü bu insanların yaşantılarıyla İslam’ın istekleri arasında büyük farklar vardı. İnternetten sürekli olarak Kur-an’ı Kerim dinliyordum ve Kur-an dinlemek kalbime huzur veriyordu. Zain Bhikha’nın İslam’la ilgili klipleri de beni çok etkiledi. Özellikle “ALLAH Biliyor” isimli parçayı dinlediğimde sürekli ağlamak istiyordum ve içimde ALLAH’a karşı büyük bir sevgi oluşuyordu. “Son Nefes” isimli bir klip seyretmiştim. Klip ölümü anlatıyordu, bu klipi seyrettikten sonra “kendi kendime ölünce ne yapacağım?” diye sormaya başladım. İçimi büyük bir korku sardı. Zihnimde, cevaplayamadığım bir sürü soru vardı. Bir Kur’an Meal-i alıp okumaya başladım. Şimdiye kadar Kur-an’ı hep dinlemiştim, fakat hiç okumamıştım. Kur-an okumaya başlayınca zihnimdeki sorular bir bir cevaplanmaya başladı. Her ayet adeta beni büyülüyordu. İçimde büyük bir heyecan ve coşku oluşmuştu. “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir” ayetini okuduğumda gözyaşlarımı tutamadım ve Kur-an’a sarılarak ağlamaya başladım. O an dünyaya geliş nedenimi çözmüştüm, ALLAH beni dünyaya kendisine kulluk etmem için göndermişti ve hepimizi bir imtihana tabi tutuyordu. İslam’a karşı içimde en ufak bir şüphe kalmamıştı ve Müslüman olmaya karar verdim. Pakistanlı Müslüman bir arkadaşım vardı; O’ndan İslam’a girmem için bana yardım etmesini istedim. Birlikte Kopenhag’da yaşayan İmam Abdullah Wahid isimli bir Danimarkalı’nın ziyaretine gittik. İmam Abdullah da sonradan Müslüman olmuş ve İslami bilgisi son derece gelişmiş bir Danimarkalı’ydı. Aynı zamanda bir davetçiydi ve bürosuna ziyarete gelen Danimarkalılara İslam’ı anlatıyordu. İmam Abdullah’a Müslüman olmak istediğimi ve bana yardım etmesi gerektiğini belirttim. İmam, Müslüman olduktan sonra yepyeni bir hayata başlayacağımı, bundan dolayı bu kararımı çok iyi düşünmem gerektiğini söyledi. Ayrıca benden Müslüman olmak istediğimi aileme haber vermemi de istedi. Bana; “Seni bir hafta sonra tekrar büroma bekliyorum” dedi.

    -Bu ziyaretiniz esnasında Müslüman olamadınız mı?

    Hayır.

    -Daha sonra ne yaptınız?

    Eve geri döndüm ve babama göndermek için uzun bir mektup kaleme aldım. Mektupta babama İslam’la tanıştıktan sonra neler hissettiğimi ve niçin Müslüman olmak istediğimi açıkladım Mektubun sonunda İslam’ın anne ve babaya verdiği önemi Kur-an’dan örnekler vererek anlattım. Babamın Müslüman olduktan sonra onu terk edeceğimi düşünmesini istemiyordum. Mektubu gönderdikten iki gün sonra babam beni telefonla aradı ve bana bağırmaya başladı. Müslüman olursam kendisiyle bir daha görüşemeyeceğimi, benimle bütün bağlarını keseceğini söyledi. Babamı sakinleştirme çabalarım sonuç vermeyince, babama Müslüman olma konusunda kararlı olduğumu belirttim. Babam yüzüme telefonu kapadı ve beni bir daha aramadı.

    -Şu an babanızla görüşüyor musunuz?

    Hayır. Örtünmeye başladıktan sonra babam daha da çıldırdı. Bana “Başındaki o çuvalı çıkarana kadar seninle görüşmeyeceğim” dedi. Benim Müslümanlar tarafından kandırıldığımı ve kısa zamanda Müslümanların gerçek yüzünü göreceğimi düşünüyor. Fakat Müslümanların nasıl oldukları beni çok ilgilendirmiyor, bence önemli olan İslam’ın nasıl olduğu. Bir hafta dolduktan sonra İmam Abdullah’ın bürosuna gittim. İmama aileme haber verdiğimi ve Müslüman olma konusunda son derece kararlı olduğumu söyledim ve Kelime-i Şehadet getirerek İslam’a girdim. İnsanlar bana nasıl Müslüman olduğumu, din olarak niçin İslam’ı seçtiğimi soruyorlar. Aslında ben İslam’ı seçmedim, İslam beni seçti ve Rabbim İslam’a girmem için bana yollar hazırladı.

    “ÖRTÜM SAYESİNDE EKSİK OLAN ŞEY TAMAMLandI”

    -Ne zaman örtündünüz?

    Müslüman olduktan 3 hafta sonra örtünmeye karar verdim. İslam’a girmiştim fakat bir şeylerin eksik kaldığını hissediyordum. Kendimi daha fazla Müslüman hissetmeliydim. Ayrıca Müslüman olduktan sonra erkeklerin bakışları beni çok fazla rahatsız etmeye başlamıştı. Müslüman olduktan 3 hafta sonra ev arkadaşımla birlikte başörtüsü satan bir mağazaya gittik. Mağazanın önüne geldiğimizde içimi büyük bir heyecan kapladı. Bir başörtüsü satın aldım ve başımı örttüm. Örtündüğüm an, Müslüman olduktan sonra içimde eksik kalan şeyin artık tamamlandığını fark ettim. Örtüm sayesinde ALLAH’ın beni daha fazla sevdiğini hissediyorum.

    -İslam’a girdikten sonra hiç hayal kırıklıklarınız oldu mu?

    Evet. İslam’a girmeden önce bütün Müslümanların aynı şekilde düşündüklerini hayal ediyordum. Fakat Müslümanları gözlemledikçe düşüncemin yanlış olduğunu anladım. Önce Hizbu’t-tahrir Grubu ile tanıştım, daha sonra selefilerle, daha sonra da sufilerle. Hepsi de kendi anlayışlarının gerçek İslam olduğunu savunuyorlar. Bence Müslümanlar bu şekilde gruplara ayrılmamalılar, çünkü Kur-an hepimizin kardeş olduğunu ve Müslümanların gruplara ayrılmamaları gerektiğini ifade ediyor.

    -Danimarka’da İslam’a ilgi hangi boyutlarda?

    Özellikle karikatür olaylarından sonra İslam’ı araştıran birçok Danimarkalı, Müslüman oldu. Benim okuldan tanıdığım 3 arkadaşım da karikatür olaylarından sonra İslam’ı araştırıp Müslüman oldular. Kendisini en son ziyaretimde İmam Abdullah bana her hafta en az iki Danimarkalı’nın ofisine gelip İslam’a girdiğini söyledi. İmam Abdullah gibi Danimarka’da onlarca imam var. İnşALLAH İslam bütün Danimarka’ya yayılır.

    -Son olarak geleceğe dair hayalleriniz neler diye sorsam?

    Okulumu bitirip Mısır’da veya Suriye’de Arapça eğitimi almak istiyorum, babamın da Müslüman olmasını çok istiyorum. Ayrıca iyi bir insanla evlilik yapıp, Danimarkalıları İslam’a davet edecek çocuklar yetiştirmek istiyorum.


    Adem Özköse / Gerçek Hayat Dergisi
     



Sayfayı Paylaş