Karaman Şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 4 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    KARAMAN

    Karaman’a hasretliğim,
    Üzüle üzüle bitmez
    Yollar bir ip, dağlar düğüm
    Çözüle çözüle bitmez….

    Sabah erkekler işine,
    Döner akşamın beşine
    Güğümler çeşme başına
    Dizile dizile bitmez

    Biçim biçim fistanları,
    Dile gelmez destanları,
    Güz gelince bostanları,
    Bozula bozula bitmez….

    Kalesi tek bir şaheser,
    Hatunya dilsizdir, susar,
    Mansur Dede, Abbas, Hisar
    Gezile gezile bitmez….

    Kırmale yolların sonu
    Şamkarı’ya bakar yönü,
    Kırmale’den öte yanı,
    Kazıla kazıla bitmez….

    Git, gör İmaret’i aman,
    Kimler geçmiş zaman zaman…
    Velhasıl şu Karaman,
    Yazıla yazıla bitmez….

    Bekir Sıtkı ERDOĞAN


    Karamanın Koyunu


    Oğul sana bir öğüt vereyim, dinle beni,
    Ağzını açma sakın,açarsan aç keseni,
    En candan bildiklerin tefe koyarlar seni,

    Birer birer denedik olgununu toyunu,
    Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.

    El oğlunu bilmezsin, o ne hin oğlu hindir,
    Pamuk gibi görünür, granitten çetindir,
    Arkandan kuyu kazar, dibi yoktur, derindir,

    Açılma el oğluna anlamadan soyunu,
    Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu

    Senin aybını arar el oğlu bir iş gibi,
    Arkanda dolaşırlar sanki müfettiş gibi,
    Bırakırlar ortada seni bir ibiş gibi,

    Öğretirler dünyanın körfezini koyunu,
    Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.

    Doğruyu görürsen de ulu orta anlatma,
    Bağır, çağır, nara at, fakat sakın taş atma,
    Elini uzat amma, boynunu hiç uzatma,

    Sana ölçü verirler, uzatırsan boynunu,
    Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.

    Ne tilkiye eğri bak, ne de kurtlarla yarış,
    Ne etlisinden bahset, ne sütlüsüne karış,
    Ağzını açık korlar sonra senin bir karış,

    Nene gerek elin üç keçi, beş koyunu,
    Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu.


    KARAMAN VE SEN


    KARAMAN’a hiç gitmedik seninle
    Görmedik çarşısını, pazarını, insanlarını
    Dolaşmadık caddelerde, sokaklarda
    Kalesine tırmanmadık el ele
    Sen görmedin Karaman’ın güzelliğini
    Hiç gitmedik ki seninle
    Karaman’ın insanları bir başka candan
    Hilesiz, riyasız, yabansı değil, sokulgan
    Saman tozu, taze buğday, taze ekmek kokusu
    Öpülesi, nasırlı elleri toprak toprak
    Yüzleri güneş yanığı, gözleri bulutlarda
    Karaman oğlu Mehmet Bey’in dili konuşulan dil
    Yanında, yörende Türkmen kocası YUNUS’lar
    Erdemi, sevgiyi, güzelliği anlatırlar...
    Sana Karaman’dan sesleniyorum, duy beni, dinle
    Sen görmedin Karaman’ın güzelliğini
    Hiç gitmedik ki seninle...
    Açları doyuran verimli toprak
    Göklere el açan uzun kavaklar
    Konuk sever, iyi yürekli insanlar
    Tertemiz caddeler sokaklar
    Hele bir de mevsim baharsa
    Rengarenk açılır güller, çiçekler
    Çam kokulu, kekik kokulu solunan hava
    Kendi ürünleridir yedikleri
    Anaların ak sütü kadar helalinden
    Buz gibi içilen sular
    Şu dağlar Toros dağları
    Şu dağın ardında benim köyüm var.
    Karaman kimseye yad değil, yaban değil
    Türk’e vatan olmuş bir kutsal toprak
    Selçuklular, Karamanoğulları, Osmanlılar ve daha!
    Daha önceleri de var...
    Ulu Mevlanalar, büyük ozanlar
    Ve Karacaoğlanlar, Aşık Yunus’lar
    Yiğitler, gaziler, kahramanlar
    Gelip yurt edinip kutsamışlar...
    Karaman kalesine çıkıp seslensem
    Sesim yankı yapar Toroslarda, ovalarda
    Selam desem kuşa, kurda, tüm insanlara
    Sesimi ulu MEVLANA duyar
    Derviş YUNUS duyar
    KARAMAN OĞLU MEHMET BEY
    Sonra KARACAOĞLAN duyar.
    Sana KARAMAN’dan sesleniyorum
    Sen de kulan ver sesim, duy beni dinle
    Sen görmedin KARAMAN’ın güzelliğini
    Hiç gitmedik ki seninle...

    Ahmet Tufan ŞENTÜRK
     



Sayfayı Paylaş