Karakaş Gözlerin Elmas Türküsünün Hikayesi

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 25 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Karakaş Gözlerin Elmas Türküsü ve Öyküsü

    Güfte ve bestesi tamamen bana ait bulunan yukarıda başlığı taşıyan bu türküm bazı asılsız dedikodulara da vesile olmuştur. Ben bu durumu hiçbir zaman üzülmedim. Bilhassa sevindim.Çünkü, yurdum Niğde’deki müzik sever insanlar ruhunda çöreklenen bir şüpheyi, öğrenmekle yetinecekler kanısındayım.

    Gerek sözle, gerekse gazete ve mektupla, bu türkünün hakiki sahibini öğrenmek isteyen ve yakın alaka gösteren vatandaşlarıma burada ayrı ayrı teşekkür ederim.

    1948 yılında İstanbul da çalıştığım bir pavyonda, Emel adımla kara kaşlı, kara gözlü, hafif esmere kaçan tenli bir kıza tutulmuştum. Bu her bekar insanda olagelen, tabiat ananın sevki tabii dedikleri bir kanundu.

    Aradan yıllar geçmesine rağmen Emel’i hiçbir zaman unutamıyorum. 1959 yılında Gaziantep öğretmen okulu müzik öğretmeni Nezihi Babacaner’in daveti üzerine Gaziantep’e. Öğretmen Okulunda yapılacak folklor topluluğuna iştirak etmek üzere gitmiştim. Bu sırada bir pavyonla anlaştım ve çalışmaya başladım. Aksam sahneye çıktığımda Emel’i de o pavyonda gördüm. Aradan onbir yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen tesadüfler yine birbirimizi bir araya getirmişti.

    Yattığım yatakhanenin karşısındaki odada Emel’in de yatak odası vardı. İlk aşkın verdiği hazzın tesirinden kendimi kurtaramamış olmalıyım ki o gece sabaha kadar uyuyamadım.
    Şafak sökerken kapım vuruldu ve yaşlı bir hanım yanıma geldi. Evladım niçin uyumuyorsun dedi. Bende kalbimdeki duyguları yaşlı hanıma anlattım. Meğer yaşlı hanım Emel’in annesi imiş. Biraz sonra Emel de yanımıza geldi. Artık dedi, aramızdaki dağlar burada sona ermeli. Nede olsa kalp ferman dinlemez derler. Fakat Emel’in annesinin yaşlı ve gittikçe çirkinleşen hali bana bir acayip görünmüş olacak ki, o anda, mısralarını aşağıda okuyacağınız KARAKAŞ GÖZLERİN ELMAS türküsünün beste ve güfteleri bende bir şimşek hızıyla uyanıverdi. Onlar gittikten sonra kaleme ve kağıda sarılarak türküyü yazdı ve akşama pavyonda okumak üzere de kendi kendime sazımla talimini yaptım. Bu suretle bu türkü o anda ve o saniyede orada bestelendi ve güftelendi.

    Niğde’ye konser vermek üzere gelen Aliye Akkılıç’a da aynı türkümün bestelerini verdim. Emin Aldemir ile birlikle Niğde’de 1960 yılında söylediler ve çaldılar.

    İşte bu tarihten den sonra türküm yurdun dört bucağına yayık vermekle günümüzün meşhuru oldu.


    Karakaş Gözlerin Elmas

    Karakaş Gözlerin Elmas
    Bu Güzellik Sen De Kalmaz
    Pişman Olun Kimseler Almaz
    Annene Bak Gör Halini

    Gel Güzelim Beni Yakma
    Seni Seven Kalbi Yıkma
    Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
    Öldürücü Gözle Bakma

    İnsanların Kalbi Belli
    Canlıları Yaşatan Odur
    Bir Saniye Gönlünü Kır Da
    Gel De Benim Kalbime Gir

    Gel Güzelim Beni Yakma
    Seni Seven Kalbi Yıkma
    Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
    Öldürücü Gözle Bakma

    Ne Gecem Ne Gündüzüm Belli
    Yaşım Oldu Kırkdokuz Elli
    Bağrım Yanık Gözlerim Nemli
    Yalan Dünya Yaktın Beni

    Gel Güzelim Beni Yakma
    Seni Seven Kalbi Yıkma
    Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
    Öldürücü Gözle Bakma

    Ercan Söyler Hakiki Sözü
    Geçti Bahar Getirdik Yazı
    Bir Gün Ölür O Zalımın Kızı
    Annene Bak Gör Halini

    Gel Güzelim Beni Yakma
    Seni Seven Kalbi Yıkma
    Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
    Öldürücü Gözle Bakma

    Kaynak: Ali Ercan - Karakaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri 1965
     



Sayfayı Paylaş