Kâni Karaca (1930 - .... )

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 25 Ocak 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Kâni Karaca (1930 - .... )


    Kâni Karaca 1930’da Adana’da doğdu. İki aylıkken bir kaza sonucu gözlerini kaybetti. İlkokulda okurken,aynı zamanda köyün imamı olan öğretmeninden ders alarak Kur’an’ı hıfz etti.1950’de İstanbul’a geldi. Bir süre Sadettin Kaynak’la çalışarak üslûp ve tavır bilgileri öğrendi. Dinî mûsikî çalışmalarını daha sonra, üslûp ve tavır yönünden çok etkilendiği Yer altı Camii imamı ve hatibi ünlü hafız Ali Üsküdarlı’nın öğrencisi olarak sürdürdü.
    Sadettin Heper’den kudümle usûl vurmayı öğrendi, kendisinden ayrıca başta mevlevî ayinleri olmak üzere pek çok dinî ve dindışı eser meşk etti
    İstanbul’un mûsikî çevrelerinde çeşitli mûsikîşinaslardan yararlanarak mûsikî bilgisini ilerletti. Hafız Ali Üsküdarlı ve zamanın birçok değerli hafız ve mûsikîşinaslarının karşısında verdiği dinî mûsikî sınavı ile icazet aldı; bu sınavdaki başarısı Kâni Karaca’nın makam bilgisi ile yeteneğini kabul ettirdiği önemli bir aşama oldu.

    Kâni Karaca bir hafız olarak yetiştiği halde dindışı mûsikîde de büyük başarı gösterdi.1950’lerin sonları ile 1960’lı yıllarda İstanbul Radyosu’ndan yayımlanan programlarda Mesud Cemil,Cevdet Çağla,Vecihe Daryal,Yorgo Bacanos,Niyazi Sayın,Necdet Yaşar,Sadettin Heper gibi çok değerli saz sanatçılarının eşliğinde okuduğu çok seçkin eserler radyo tarihinin en üstün nitelikli programları arasındadır. Bu dizi radyo konserlerinde yer alan eserlerin hemen hemen hepsi ilk kez Karaca’nın yorumuyla seslendirilmiştir.

    Kâni Karaca her yıl Konya’da ve İstanbul’da düzenlenen Mevlana’yı anma haftaları ile İstanbul Festivali çerçevesindeki sema törenlerine düzenli olarak naathan,ayinhan ve kudümzen olarak katıldı.Yüzlerce kere okuduğu , Itrî’nin naat’i onun yorumuyla beslenip benimsendi.

    Karaca İstanbul’un son elli yılda tanıdığı en seçkin hafız ve mevlidhanlardan biridir.Doğuştan okuyuş yeteneği gerektiren hafızlık ve mevlidhanlık ile,besteli eserlerdeki icracılığı onun okuyuculuğunun iki yönüdür.

    Mevlid,kaside,ezan gibi yazılı bestesi olmayan , ancak doğaçlama ezgilerle okunan dinî mûsikî şekillerinden başka , Kur’an okumakta da büyük bir sanat başarısı göstermiştir. Kâni Karaca mûsikî eğitimi görmemiş din hocalarının artması sonucu hafızlığın sanat yönü gitgide kaybolurken dinî mûsikînin geçen yüzyılda yetişmiş üstadlarıyla zamanımıza kadar ulaşan seçkin gelenekleri izleyip geliştirenlerdendir.
    Onun mûsikî icrasına en önemli katkısı,İstanbul’a has mevlid ve Kur’an okuma üslûplarını günümüzde de büyük sanat gücüyle yaşatmasıdır. Karaca bugün kaybolmaya yüz tutmuş olan gazelin de çok üstün nitelikli bir yorumcusudur. Doğaçlama mûsikîde ezgi ile güfteyi her mûsikî şeklinin gerektirdiği ifadeye göre başarıyla kaynaştırır. Bariton sesiyle, pestlerde olduğu kadar tizlerde de perdelerin seslerini falsosuzca vererek , makamların seyirlerini ve özelliklerini ustaca gösterir. Belli bir makamın ses alanından çıkarak başka bir makamın ses alanına geçmek anlamına gelen “geçki” sanatını başarıyla uygular;iç içe örülü,uzun ve kısa ,uzak ve yakın geçkilerdeki makam,ezgi ve buluş çeşitliliği ,okuyuş üslûbuna ayırt edici bir özellik katar. Kâni Karaca dinî mûsikînin olduğu kadar dindışı mûsikînin de günümüzdeki büyük icracılarındandır.
     



Sayfayı Paylaş