Kanal

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Korab bölüğün başında, Zadra’nın işgalinde olan Villaya geldiğinde karanlık bastırmıştı. Büyük bir palmiyenin altından geçerek salon kapısında durdu. Zadra’nın adamaları, yerlere, koltuklara, divana her yere yayılmışlardı. Hepsinin de sırtında gri askeri ceket vardı. İçeriden başçavuşun etrafındaki gençlere izahat veren sesi geliyordu.

    * Emniyeti açtıktan sonra, mil geriye doğru çekilir.

    Tüfek bir ses çıkardı ve kapandı. Çavuş aceleyle elini tetikten çekti.

    * Varşova’da iyi günler geçirdik dedi. 20 yaşlarında var yoktu. Yüzündeki yanık

    izi ona ilginç bir görünüm veriyordu. Omuzun da ihtilalcilerin kendilerinin buldukları cinsten bir makineli tüfek asılıydı.

    Korab odaya girdiği zaman, Biedermier Stili bir masanın başımda Varşova şehir planı üzerinde çalışan 2 subay gördü. Omuzlarında tenekeden kesilmiş yıldızlar parlıyordu. Zadra Korab’ın ayak seslerini duyunca başını kaldırdı. Korab hemen vasiyet aldı.

    * Çavuş Korab emrinizde komutanım. Zadra gülümseyerek elini uzattı.
    * 3 Makineli, 2 tüfek, 9 tabanca
    * Adamın ne kadar?
    * Cepheden çekilirken bize katılan 2 kişiyle toplam 29 kişi.

    Zadra alaycı bir gülümsemeyişle sustu.

    * Bizle kalacağınızı biliyor musunuz? Diye sordu Zadra
    * Biliyorum.
    * Ve bir saat içinde Dworkowa’ya hareket edeceğimizi?

    - Evet, biliyorum. Orada ne olup bittiğinden, her şeyden haberim var. Diye cevap

    verdi Korab. Ama elden ne gelir? İhtilal yapıyoruz. Artık ben adamlarımın yanına gideyim.

    Zadra; yanında duran Madry’e

    * Sanki Dworkowa’ya yapılacak atağı başaracaklar, tıpkı ilk seferdeki gibi,dimi?
    * Ve, ölmeden önce de, Vatanımın şerefi için, diye bağırmak gereksiz öyle mi?

    Zadra kızgınlıkla ayağa kalktı. Salona girdi. Madry onu izledi Makinelinin başındaki başçavuş hemen vaziyet aldı:

    * Dikkat!

    Zadra eliyle:

    * Lüzum yok, dedi.

    Salona sessizlik hakim olmuştu. Zadra bir an tereddüt etti:

    Bir saat içerisinde Dworkowa’ya hücum edeceğiz. Bu sefer şehrin meyilli yönünden saldıracağız. Her şey bu beklenmedik saldırıya bağlı. Artık bu sefer başarmalıyız.

    Birden bire sustu. Gözleri kapıya doğru kaydı.

    * Siz hangi bölümdensiniz? Diye sordu, sert bir sesle.

    - Cepheden onu ben getirdim. Diğerleri ile ormana kaçmak istemiyordu. Birde şu gönüllüyü getirdim. Parmağı ile kompozıtörü gösterdi.

    - Bir sanatkar dedi Korab. Ayaklanmadan haberi yokmuş. Evden bir saatliğine ayrılmış müzisyen.

    Bir süre sonra Zadra’nın sesi duyuldu.

    * Yürüyüşe hazırlanın!

    Başçavuş Zadra’nın yanına geldi:

    - Komutanım, henüz Çvş. Koral’dın bölüğünü nereye yerleştireceğimi söylemediniz.

    Zadra bağırdı.

    * Beni rahat bırakın
    * Ama mevzilenmeden olmaz ki. Bir sürü kayıp vereceğiz.
    * Evet, muhakkak birileri ölecek. Ama beni rahat bırak lütfen.

    Ağır ağır kapıya doğru yürüdü. Mızıkalı çocuk gürültü bir marşın birkaç notasını çaldı.

    Gece sıcak ve karanlıktı. Zadra’nın adamları ağaçların ve çalıların arasına gizlenmişlerdi. Kompozitör titriyordu ve elinde el bombası dolu çantayı sımsıkı tutuyordu.Birkaç adım ileride Zadra telsiz sandığının üzerine eğilmiş,ikide bir saatine bakıyordu.Karanlıkta Madry göründü.

    - Herşey yolunda.Vakit tamam mı?

    -Bir dakika sonra dedi Zadra.

    Madry yine çalılıklar arasında kayboldu.Zadra 1-2 saniye daha bekleyip hafif bir ıslık çaldı.Sol taraftan bir takım gölgeler peşi sıra yürümeye başladı.Korb makinalısını aldı.Kompozitör çantasından el bombalarını çıkardı.

    -İnşallah elimde patlamazlar diye fısıldadı kendi kendine.

    Birdenbire makinalı tüfeğin korkunç takırtısı gecenin sessizliğini bozdu.Bir ışık hüzmesi meyilli araziyi taradı.Bu ani silah sesi hepsini şok etti.Korab hırsla:

    -İleri!Haydutlara ölüm!diye bağırdı.

    Bir takım gölgeler ileri atıldı.Silah sesleri çoğaldı.Tepede savaş bütün hızıyla sürüyordu.Projektörlerin ışığı havada kesişiyordu.El bombaları ardı ardına patlıyordu.Arka arkaya birtakım gölgeler geldi.Madry karanlıkta belirdi.Elinde tabanca vardı.

    -Eh Madry dedi Zadra.Sürpriz saldırıyı becerebildik mi sence?

    Telefon santralinin bulunduğu Szustra Caddesi’nin pencereleri henüz sağlamdı. Zadra ile Madry kızların yanında ayakta duruyorlardı.Hepsi dışarı baktı.Kompozitör pencereye yaklaştı.Parmaklarının ucunda yükseldi.Şehrin içine doğru baktı.

    -Acaba orada ne oluyor?diye sordu yavaşça.

    -Herhalde yangın çıkartırtıyorlar diye cevapladı Korab.

    -Bende burada bir şey yapmadan duruyorum.

    Korab Kompozitör’e doğru ilerledi.

    -Senin evinde telefon var mı?

    Kompozitör irkildi.Çekingen bir tavırla bir yönü işaret etti.

    -Oraya telefon edilir mi?

    -Tabi edilir.Eğer komutan izin verirse...

    Kompozitör yalvarır gibi Zadra’ya baktı.Zadra kati bir sesle :

    -Bağlayın şu numarayı dedi.

    Sakallı adam santrali açtı. Verilen numarayı çevirdi. Kompozitör ahizeyi aldı. Telefon açıldı.Boğuk bir ses duyuldu.

    -Buyrun

    -Wanda benim.Orada neler oluyor?

    -Nereden arıyorsun Mıchal?

    -Ayaklananlar arasındayım.Orası nasıl?

    -Bizim eve geldiler bile.

    -İnsanları götürüyorlar mı?

    -Sanmıyorum.

    Bir fısıltı duyuldu.Ardından bir gürültü.

    -Baba!

    -Buradayım Zosıa.

    -Baba hemen gel.

    -Telefon sustu.Yine bir fısıltı.

    -Bize geliyorlar Mıchal.

    Telefon kapandı.Sonunda:

    -Telefon kapandı dedi Kompozitör.Numarayı tekrar çevirdi.Telefon 7 kere çaldı.

    Sakallı:

    -Telefonu kestiler dedi.

    Kompozitör suratı sapsarı bir şekilde pencereye dayandı, dumanlarla kaplı gökyüzüne bakmaya başladı.

    Islığa benzeyen bir ses duyuldu, arkasından yakınlarda bir şeyler gürültüyle yıkıldı. Bodrum penceresinden içeri toprak parçaları düştü.

    -Başladılar diye bağırdı Korab.

    Tekrar bir patlama duyuldu. Artık her yerden gürültüler geliyordu. Ev sallandı. Korkudan taş kesilmiş olan Korab birinci katta makinelinin yanına yatmıştı. Pencerenin yanına da Kompozitör durmuş, etrafı seyrediyordu. İki yüz metre ötede tanklar her yeri yıkıyordu. Üst katlardan tuğlalar düşüyor, bombalar koca delikler açıyordu. Etraf göz gözü görmez hale gelmişti. Her yerden patlama sesleri geliyor, her yer çatırdıyor, yıkılıyordu.

    Korab’ın minderinde ki mumun titrek ışığı tuğla duvarları ve birbirine sokulmuş insan silüetlerini aydınlatıyordu. Bir köşede petrol lambasının ışığında operatörün bıçağı parladı. Bayıltılmadan ameliyat olanların iniltileri, kanın mide bulandıran kokusu odayı sarmıştı. Bodrumun pencereleri toprakla örtülmüştü. Papatya Korab’a akşam yemeğini yediriyordu. Korab gözlerini kapadı. Çenesini güçlükle hareket ettirebiliyordu. Kompozitör kasketini çıkartmış, yırtık ve açık üniforması ile ona bakıyordu.

    -Demek seni de yaraladılar ha, Korab! Bendeyse sıyrık bile yok. Büyük bayrama hazır mısın? Kutlama için 2 nedenimiz var; Hitler’in son zaferi Polonya ayaklanmasının sona ermesi.

    Korab güçlükle dirseklerinin üzerinde doğruldu. Yüzünde bir damla kan yoktu., sapsarıydı. Zorlukla konuşuyordu. Bir süre konuştuktan sonra ağrılarına dayanamayarak her ikisine de sırtını dönerek uykuya daldı.

    Zadra’nın en son adamı da delikte kaybolduktan sonra Madry’de kanala girdi. Önünde Başçavuş, korkuyla ilerliyordu. Barikatın arkasında kalan tanklar yaylımateşine başlamışlardı. Kanal kanalları yumurta biçiminde, tuğlalarla kaplıydı. En geniş yeri yarım, en yüksek yeri 1mt idi. Kompozitörün ardındaki Madry homurdandı:

    -Çabuk ol sanatkar!

    Eliyle Midhal’i itekledi. Adam iki büklüm dar yolda iki üç adım attı. Birdenbire duvar bitti., içeriye birdenbire temiz hava girdi. Yeniden ilerlediler, sola döndüler. Belli belirsiz ışıklar parlayıp sönüyordu.

    Halinka fısıldadı:

    -Dikkat! Dworkonod Caddesi.

    Ürkek ürkek yürümeye devam ederek sağa döndüler. Her yerde karanlık hüküm sürüyordu.

    Michal tekrarladı:

    -Dikkat! Çıkış deliği.

    Adım, adım aşağı doğru kaydılar. Michal burnunu çekip nefes aldı. Madry, dinlenmek için karnın üzerine uzandı.

    Üniformalı adam birden bağırdı:

    -Gaz! Almanlar içeriye gaz vermişler.

    Aşağıdan biri:

    -Çabuk, geri! Diye kükredi. Gaz!

    Madry geri döndü. Üniformalı adam kaybolmuştu.

    Halinka:

    -Daha çabuk Madry! Diye bağırdı.

    Önce sola sonra sağa saptılar. Üniformalı adam önlerinde hareketsiz duruyordu.

    -Ne oldu? Diye sordu Madry.

    -Bu yol mu Szustra Caddesine gidiyor?

    _öyle tahmin ediyorum. Her yer birbirine benziyor.

    Üniformalı adam birkaç adım geriye çekildi. Tüfeğini omuzladı. Demir basamakları tırmandı. Bir MÇ tüfeğinin kısa yaylım ateşi yankılandı. Madry’nin önüne yumuşakça bir şey düştü.

    Zadra ikinci seti de ardında bıraktı. Bataklık burada dize kadar geliyordu. Buna rağmen Zadra’nın önünde gidenler çabuk hareket ediyorlardı. Ansızın arka arkaya iki çatırtı duyuldu. Kanal çökecekti sanki. Önden iki büklüm sivil kıyafetli insanlar gelmeye başladı.

    -Hiçbir çare kalmadı. Gaz bombası atıyorlar! diye bağırdı birisi.

    Motokow kanalından ilk çıkan Madry oldu. Siste beyaz ışıklar uçuşuyordu. Biri uluyarak bağırdı. Madry korktu. Yanına gelen Halinka’dan şişeyi alıp kafasına dikti. Yüzünü buruşturdu. Gene büyük bir yudum alıp yüzünü buruşturdu.

    Tekrar yola koyuldular. Madry şimdi kuvvetli adımlarla en önden gidiyordu. Arkasından Kompozitör geliyordu. Sersem gibiydi, şakaları zonkluyordu. Birden korkunç bir gürültü duyuldu. Hava basıncıyla meydana gelen büyük bir dalga üzerlerine geldi. Işık söndü, insanlar bataklıkta kayboldu. Bataklık yükseldi ve Madry’nin ağzına geldi. Zorlukla ayakta durarak geri çekildi. Bataklıktan birkaç insan doğruldu. Birkaç lamba yandı. Madry güçlükle konuştu:

    -Bir yer bulup çıkmalıyız. Muhakkak çıkmalıyız.

    Birkaç adım önlerinde bir yan kanalın bir ağzı göründü. Yerde ince bir dere akıyordu. Madry:

    -Alın yıkanın! Dedi. Temiz su.

    Bir süre sonra büyük kanala ulaştılar. Kanal ıssızdı. Madry doğruldu.

    -Dosdoğru geri dönüyoruz. Dedi kızgınlıkla. Bu Allah’ın belası kanalın bir yerde bitmesi gerekir.

    Diğerleri ses çıkarmadan onu izledi.

    Madry adım adım kanalda emekliyordu. Biraz durup dinlendi. Az sonra tekrar ilerlemeye başladı. Homurdanmaya benzer bir ses duyunca durakladı. Sinirleri gergin karanlığa baktı. Bir canlının varlığını hissediyordu. Kolunu attı ve eli ıslak bir çizmeye değdi.

    Boğuk bir sesle:

    -Kim var orada? Dedi.

    Görünmeyen canlı uludu. Madry suratına bir tekme yedi. Madry inledi, yukarı doğru bir hamle yaptı. Şimdi yanına gelmişti. Bir şey görmek için gözlerini kuvvetle açtı. Bir şey göremedi. Görünmeyen buz gibi eller Madry’nin boynunu araştırıyordu.

    -Bırak beni --- Ne istiyorsun?

    Karnına gelen bir tekme Madry’i bayılttı. Sol yanağında bir acı duyuyordu. Olanca gücüyle bir tekme savurdu. Beriki hıçkırmaya başladı. Madry onu kenara itti ve çabucak yukarı tırmanmaya başladı. Biraz ilerledi durdu. Uzaktan bir ses geldi. Birden çiğ bir ışık yüzüne çarptı. Gözlerini zorla açtı. Etraf giderek aydınlanıyordu. Kanalın sona erdiğini hissetti. Korkarak birkaç adım attı. Yukarıdan bir ses duyuldu.

    -Dışarı!

    Suskun bir adam olan rehber yavaşlamadan yola devam etti. Etraf aydınlandı. Rehber durdu.

    -Burası! Dedi ve ilk olarak demir merdivenleri tırmandı. Zadra doğruldu ve olanca kuvveti ile onu takip etti. Eller hemen ona uzandı ve Zadra’yı yukarı çekti. Tanıdık bir ses kulaklarında çınladı:

    -Üç haç alanı bombalanacak. Eve koş. Bu kadar uzun süre kanalda ne yaptınız? Tam 17 saat.

    Zadra cevap vermedi. Bütün vücudu tirtir titriyordu.

    -Dışarıya Smukly! Dedi Zadra.

    -Hemen hemen, diye cevapladı beriki.

    Evden biri:

    -Buraya gel Zadra! Diye seslendi.

    Zadra eliyle olumsuzluk işareti yaptı. Smukly’e dönerek

    -Bölük nerede? Diye sordu.

    -Ne demek nerede? Orada!

    Başıyla kanalı işaret etti. Fakat kimse çıkmadı.

    Birdenbire bağırdı:

    -Suçlu kim? Ben miyim?

    -Suçlular daha uzun zaman aranır. Siz onları oraya sürüklediniz.

    Zadra tablasını açtı ve kısa bir sigara aldı. Yanında Smukly hareketsiz duruyordu. Gözlerini ayırmadan Zadra’ya bakıyordu. Zadra sigaradan derin derin çekti Daha sonra yere atarak ezdi. Evden genç biri çıktı:

    -Komutanım burada durmak yasak. Caddeye sadece geçiş izni olanlar çıkabilir.

    -İyi! Dedi Zadra gidiyorum.

    Karanlık deliğin başına geldi, ayağı ilk basamağı yokladı. Biraz sonra kanalın karanlıklarında kaybolmuştu.
     



Sayfayı Paylaş