İstiklal Marşının Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü İle İlgili Şiirler

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 13 Nisan 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    12 Mart İstiklal Marşının Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü Şiirleri

    BAYRAĞIM


    Atalarım, gökten yere
    İndirmişler ay yıldızı,
    Bir buluta sarmışlar ki
    Rengi şafaktan kırmızı

    Onun ateş kırmızısı
    Ne gelincik, ne de gülden.
    Türk oğlunun öz kanıdır
    Ona bu al rengi veren.

    Ay yıldızı, gökyüzünün
    Ayla yıldızdan yüksek
    Türk'ün alın yazısıdır;
    Türk'tür onu yükseltecek.

    Vazifemdir bayrağımı
    Üstün tutmak her bayraktan.
    Can veririm, kan dökerim
    Vazgeçemem ben bu haktan.

    Hasan Âli YÜCEL


    KABUL EDİLDİ İSTİKLAL MARŞI

    Çarpışıyordu yurdun dört yanında Mehmetçikler
    Can veriyordu milleti için birer birer
    Nice ocaklar söndü yaşandı nice keder
    Kanlarımızla başardık bizimdir bu zafer

    Almıştık milletçe bu yurdu memleketi
    Anlatılmalıydı bu zafer bu ulu sevgi
    Toplandı şairler yazmak için İstiklali
    Bütün vatandan yüzlerce şiir geldi

    Mehmet Akif yazmıştı en güzelini
    Ama istemiyordu o ödülü hediyeyi
    Para için mi yazmıştı bu şiiri
    Sadece vermek istiyordu millete en iyisini

    Ama Mehmet Akif kararından emindi
    Bu marşa ödül verilmesi ona uygun değildi
    İşe koyuldu sonunda mecburen Hasan Basri
    İkna edecekti, şiiri vermekte Mehmet Akif'i

    TBMM'de okunurken Akif'in şiiri
    Heycanlandırdı dinleyen bütün Meclisi
    Ayakta alkışladı bütün milletvekilleri
    Anlatıyordu bu şiir kazanılan zaferi

    Mehmet Akif'in şiiri coşkuyla karşılandı
    Bu yüce Türk Milletinin artık bir marşı vardı
    Yankılanacaktı buzafer, unutturmayacaktı savaşı
    İnletecekti tüm yurdu, inletecekti Türk Halkını

    Sahiplenmedi Akif bu şiiri, yüce marşı
    Millete hediye ettiğini nasıl kendine alırdı
    Kitabınada koymadı, istesede yapamazdı
    Çünkü yüce milletin kalbine gömdü bu marşı

    Yoktu bestesi marşın,ama istiyordu Türk Halkı
    Kemal Paşa duymuştu Üngör'ü, Ankara'ya çağırdı
    Ulu marşa güzel bir beste yazdı
    Sevmişti Türk Halkı, besteyi bağrına bastı

    En sonunda marşımız, bestesiyle hazırdı
    Yıllarca ulusumuzun göğsünü kabarttı
    Zor günlerde millete oldu moral kaynağı
    Her mısrasında milleti, coşkuyla ayağa kaldırdı


    BAYRAK

    Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
    Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
    Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
    Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

    Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım.
    Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.

    Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
    Gölgende bana da, bana da yer ver!
    Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
    Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

    Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
    Kızıllığında ısındık,
    Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
    Gölgene sığındık.

    Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
    Barışın güvercini, savaşın kartalı...
    Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
    Senin altında doğdum,
    Senin dibinde öleceğim.

    Arif Nihat ASYA


    İSTİKLÂL MARŞI'MIZ


    Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı.
    Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

    Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona.
    Küçümsemem ama, benzetirim şişirilmiş bir balona.

    Marşımız kahramanlar destanı. Gönülden oku, benimse!
    İstiklali, hürriyeti, ruhu anlatır bu marş benimse.

    Milletin tarih ve ülküsünü bu nesle yansıtan değer.
    Dillerin, kalplerin coştuğu bu dizeler her şeye değer.

    Bir sestir o, Hakkı; istiklâli, direnci haykıran bir ses.
    Bütün zaferlerimizi, mısra mısra soluklayan nefes.

    Şahlandırır Milli Mücadele ruhunu, ortaya döker.
    Vatanıma saldıran köpeğin dişlerini kökünden söker.

    Bedir aslanına denk Mehmetin, Fatihin, Yavuzun sesi.
    Bu gönülden kükremeyi duyan hainin kaçar neşesi.

    Başka İstiklal Marşını Allah, bu millete yazdırmasın.
    Vatanımda düşmanlara kendi mezarını kazdırmasın.

    Necmi Ünsal


    İSTİKLÂL MARŞI'NI DİNLERKEN

    Borazanbaşı, borazanbaşı,
    Akşamları batan güne karşı
    Alışılmış bir ibadet gibi
    Çaldığınız o İstiklâl Marşı
    Yıllardır her kulakta yer etmiş
    Gür nağmeleriyle tutarken arşı,
    Az rastlanır bir huşu içinde
    Ayakta dinleriz bütün çarşı.
    Hayal gibi, vehim gibi bir şey
    Sanki memleketin dağı taşı
    En sadık bekçisi tarihimin
    Kesilir ansızın naşı.
    Bu meçhul askerlere mahşeriyle
    Hatırlatır o yaman savaşı.
    Yanık türkülerinden biliriz
    Yemen çölünü, Sarıkamış'ı.
    Kurduna, kuşuna sor söylesin,
    Neydi Türk'ün o günü, telâşı.
    Karalar giymişti Anadolu,
    Kan bir yandan, bir yandan gözyaşı…
    Sürmedi çok şükür o kıyamet,
    Gecenin birinde fecre karşı
    Güneşten evvel doğdu ufukta
    Mustafa Kemal'in altın başı.

    Cahit Sıtkı TARANCI


    MEHMET AKİF


    (Marşın) okunurken vatanın her bir ucunda,
    Bin meşale yanmakta, ilahı avucunda.
    (Marşında) bir umman kesilen devreye girdin!
    Mehmetçiğin imanını (hep vecde getirdin!

    Yükseldiğin iklim, bulut ermez tepelerdir,
    Ruhundaki yıldız, güneşlerden eserdir!
    Duydukça coşar, vecde gelir (marşını) her yer!
    Gök kubbenin altında, kefensiz yatan erler!

    Ali Ulvi KURUCU


    İstiklal Marşı

    Yirmi Üç Nisan günü
    Yeni meclis açıldı
    Egemenlik hakları
    Tüm ulusa verildi.

    Ay yıldızlı Bayrağım
    Göklerin süsü oldu
    Tüm yolumuz aydınlık
    Bahtımız açık oldu

    Yeni Türk Devletinin
    İstiklâl Marşı yoktu
    Marş yazacak olaylar
    Bu ulusta pek çoktu

    Eğitim bakanımız
    Sayın Hamdullah Suphi
    Ulusun özlediği
    Yarattı ortak ruhu

    Marş güzel olsun diye
    Yarışma düzenlendi
    Seçilen tüm şiirler
    Dikkatle incelendi

    Ödüllü bir yarışa
    Âkif katılmamıştı
    Böyle kutsal bir işten
    Para istememişti

    Kurulan komisyona
    Yüzlerce şiir geldi
    Bunların içeriği
    Bekleneni vermedi

    Bunun için Âkif'ten
    Marş yazması istendi
    Bu ulusun ruhunu
    O da iyi bilendi

    Türk'ün inanç gücünü
    Bu marş getirdi dile
    Ölümü yendi Âkif
    İstiklâl Marşı ile

    Meclisin kürsüsünden
    Tam üç defa okundu
    Bütün vekillerimiz
    Kalktı ayakta durdu

    O günkü bakanımız
    Hamdullah Suphi idi
    Marşımızı okurken
    Ne de görkemli idi

    Gür sesiyle okudu
    İstiklâl Marşımızı
    Dik tutmaya başladık
    O günden başımızı

    Bin dokuz yüz yirmi bir
    Mart ayının birinde
    Alkışlar kopuyordu
    Ulusun Maclisinde

    Marşımızı dinlerken
    Tüm ruhlar doldu taştı
    Âkif'le Tanrıöver
    Saygınlığa ulaştı

    Yüce Büyük sanatçı
    Mehmet Âkif Ersoy'la
    Türklük ayağa kalktı
    Yazdığı kutsal marşla

    Bayrağım al bayrağım
    Türk dünyası bayrağım
    Önünde boyun büktü
    Dost ve düşman bayrağım

    Bizlere güneş oldun
    Aydınlandı dünyamız
    Helal olsun hep sana
    Dökülen kanlarımız!

    Kemal KAHRAMANOĞLU


    İSTİKLÂL MARŞI’MIZ


    Çekilen tetiklerden, kaynayan hedeflerden,
    Bir marş yarattı Akif, o yiğit yüreğinden
    Bağımsızlık türküsü, kurtuluşun destanı,
    Bu ne yüce deyiştir, söyle yaşat atanı.

    Kurtuluş günlerine şairce bir bakıştır.
    Toplumun yüreğinden inançla haykırıştır.
    Coşkulu söyleyelim, inlesin dağlar taşlar!
    Marşımızı söylerken, yücelir tüm yurttaşlar.

    Kötü talihimizin tersine döndüğünde,
    Saldıran bileklerin güçle büküldüğünde,
    İstiklâl Marşı doğdu, sonra da bestelendi,
    Milletçe bir ağızdan coşkuluca söylendi.

    Yeniden dirilişin ve yeniden doğuşun, .
    Şahlanan destanıdır o milli ‘kurtuluşun.
    Damarımızdaki ‘kan, bileğimizdeki güç,
    Bu ulusal sesleniş, bu ulusal bir övünç!

    Cesur ulusumuzun gönlüne doğdu bu marş,
    Bu bizim marşımızdır, söyle, haykır arkadaş!
    Bizlere güç vermekte birlikte söylendikçe,
    Yüreklice söyleriz, haykırırız erkekçe!


    BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR

    Şehitler tepesi boş değil,
    Biri var bekliyor.
    Ve bir göğüs, nefes almak için;
    Rüzğar bekliyor.

    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
    Yattığı toprak belli,
    Tuttuğu bayrak belli,
    Kim demiş meçhul asker diye?

    Destanını yapmış,kasideye kanmış.
    Bir el ki;ahretten uzanmış,
    Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!

    Öpelim temizse dudaklarımız,
    Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
    Rüzğarını kesmesin gövdeler
    Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.

    Geri gitsin alkışlar geri,
    Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
    Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,
    Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter!

    Söyledi söyleyenler demin,
    Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
    Şimdi sen söyle söz senin.
    Şehitler tepesi boş değil,


    Toprağını kahramanlar bekliyor!

    Ve bir bayrak dalgalanmak için
    Rüzğar bekliyor!
    Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin.

    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
    Yattığı toprak belli,
    Tuttuğu bayrak belli,
    Kim demiş meçhul asker diye?...

    Arif Nihat Asya
     



Sayfayı Paylaş