İslam Filozofları Ve Eserleri

Konusu 'Hakkında Bilgi' forumundadır ve Seçkin tarafından 16 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Seçkin Well-Known Member


    FARABİ

    Farabi Türk-İslam filozofudur. Batı kaynaklarında adı latince olarak Alphorabius şeklinde geçer. İlk öğrenimini doğduğu ilde, yüksek öğrenimini Bağdat’ta yaptı. Zamanın ünlü bilginlerinden, bu arada hıristiyan filozofu Ebu Bisr Mate Bin Yunus’tan İsogaca ve mantık Ebu Bekr ibn-i el Sarraç’tan nahiu (dilbilgisi) dersleri aldı. Harran’da felsefe ile ilgili çalışmalar yaparken tanıdığı Yuhanna Bin Heylan’dan ders aldı. Aristoteles’in ortaçağda bilinen eserlerini inceleyerek gezimciler (messaiyün) adlı felsefe okulunun görüşlerini öğrendi. Birçok illeri gezdikten sonra Halep’e gitti. Nedameni hükümdarlarından Sseyfiddevle’nin sarayında bir süre kaldı. Hayatı hakkında bilgi verenler Ebul Hasan el Beyhaki, İbn Ebu Usebiye gibi kendisinden yüzlerce yıl sonra yaşamış yazarlardır. Bu yüzden yazdıklarının kesinliğinden anlattıklarının doğruluğundan her zaman şüphe edildi. Bunlar Farabi’nin gerçek hayatından çok efsanelerden söz eden, düşünce düzeniniden yoksun eserlerdir. Anlattıkları bir filozofa değil bir ermişe yakışacak niteliktedir. Yaygın bir ünü olmayan Farabi ölümünden sonra Batı’da Ortaçağ hıristiyan filozoflarının ilgisini çekti.Din felsefesinin yaygın olduğu sürece yalnız bir konuyla ilgilenenlerin atnıdığı bir bilge olarak kaldı. Aziz Augistunus’tan sonra hızla gelişen patristik felsefesi Aristoteles ve Eflatun’ arapça tercümeler yardımıyla tanıyınca; islam filozofları birer kaynak oldu.

    İBNİ SİNA


    Büyük Türk bilginidir. Ailesi Belhten gelerek Buharaya yerleşmişti. İbni Sinâ, babası Abdullah, maliyeye ait bir görevle Afşandayken orada doğdu. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur‘an-ı Kerimi ezberledi. 18 yaşında çağının bütün ilimlerini öğrendi. 57 yaşındayken Hemedanda öldüğü zaman 150den fazla eser bıraktı. Eserleri Latince’ye ve Almanca’ya çevrilmiş, tıp, kimya ve felsefe alanında Avrupa’ya ışık vermiştir. Onu Latinler “Avicenna” adıyla anarlar ve eski Yunan bilgi ve felsefesinin aktarıcısı olarak görürler. İbni Sinâ, daha çocukluğunda, çevresini hayrete düşüren bir zekâ ve hafıza örneği göstermiştir. Küçük yaşta çağının bütün, ilimlerini öğrenmişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar çalışırdı. Pek az uyurdu. Kafası öylesine doluydu ki, uyanık iken çözemediği bir takım meseleleri uykusunda çözer ve uyandığı zaman cevaplandırılmış bulurdu.Bir keresinde, Aristo metafiziğini inceliyordu. Defalarca okuduğu halde bir türlü esasını kavrayamamıştı. Buhara çarşısında gezerken sergide bir kitap gördü. Mezat tellâlı, bunu satın almasını, bu sayede birçok meseleyi kolayca halledebileceğini söyledi. Bir mezat tellâlının bildiği kitabı bilememek, İbni Sînâya çok güç geldi. Onun okuma huyunu herkes öğrendiği için, bilhassa kitap satıcıları kendisini tanıyorlardı. İbni Sînâ, kendisine tavsiye edilen Fârabînin Aristoya ait şerhini satın aldı. Bir defa okumakla, o çözemediği noktaların büyük bir açıklığa kavuştuğunu gördü: “Şükür sana Yârabbi!” diye secdeye kapandı ve Fârabînin yolunda fukaralara sadaka dağıttı. Oysa, İbni Sinâ doğduğu zaman Fârabî otuz yaşındaydı ve bu olay geçtiği sırada da hayattaydı. Buhara Emiri Nuh İbni Mansur’u ağır bir hastalıktan kurtardı ve bu yüzden de Samanoğulları sarayının kütüphenisinde çalışma iznini aldı. Bu sayede pek çok eseri elinin altında bulduğu için vaktini kitap okumak ve yazmakla geçirdi.

    ÖMER HAYYAM


    Asıl adı Giyaseddin Ebul Feth Bin İbrahim El Hayyam dır.18 Mayis 1048de İran’ın Nişabur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almıştır.Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır. İlgilendiği ilimler:matematik ,fizik,astronomi, şiir, tıp,müzik. Horasanın yıldızı; İranın; Irakı Acemi ve Irakı Arabi olmak üzere her iki Irakın dahisi, feylesofların prensi Ömer! Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sinadan sonra Doğunun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için “zamanın bütün bilgilerini bildiği” söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların cogunu kaleme almadi, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır. Elde bulunan ender kayıtlara dayanılarak Ömer Hayyamın çalışmaları şöyle sıralanabilir: Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer alır. En büyük eseri Cebir Risalesidir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı yapan kişidir. O cebiri, “ sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim” olarak tanımlardı.Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştir. Nitekim, Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır.Bunun yanısıra Hayyam, binom açılımını da bulmuştur.Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir )

    BİRUNİ

    Birunî Eserlerindeki yüksek fen bilgileri, kendinden sekiz asır sonra gelen fen bilim adamlarını dahi hayrette bırakmış, bugünkü fennin mimarlarının rehberi olmuş büyük fen ve islâm âlimidir. Arapça yazdığı kitaplarda sık sık Türkçe kelimeler kullanması , ilk astronomi gözlemlerini Türklerin oturduğu bölgelerde yapması onun Türk olduğunu göstermektedir, ve bu yüzden Türk bilgini olarak tanınmaktadır. İsmi Muhammed bin Ahmed el Birunî el- Harezmi olup künyesi Ebû Reyhan’dır. Birunî ya da Beyruni ismiyle ün yapmış olup, batı dünyasında Ali Boron adıyla tanınmaktadır. Çok yönlü bir bilgin olan Birunî matematik, astronomi, tıp, trigonometri, fizik, doğabilim, eczacılık, jeoloji, sosyoloji, tarih, coğrafya, felsefe, etnoloji , dinler tarihi, filoloji , botanik, mineraloji gibi alanlarda 100 den fazla eser vermiştir. Birunî Türkçe, Arapça, Farsça, Sanskritçe, Yunanca, İbranice bilmekteydi ve sadece İslâm aleminde değil tüm dünyada tanınmakta ve saygıyla anılmaktadır. Vasili V. Bartold tarafından “en büyük İslâm bilgini” olarak nitelenen Birunî akılcı ve nesnel yöntemiyle yalnız İslam dünyasının değil, çağının en büyük bilginleri arasında yer alır. Eserlerinin çoğu batı dillerine çevrilmiş ve defalarca basılmıştır. 1973 yılında doğumunun 1000. yıldönümü olması nedeniyle UNESCO’nun önayak olması ile bütün dünyada anılmıştır. Hayatı Birunî 973 (H. 362) yılında Zilhicce ayının üçüncü günü Kas’da doğmuştur. Küçük yaşta iken babasını kaybetmiş çok zor şartlar altında yetişmiştir. Daha çocuk yaşta üstün kabiliyeti ve keskin zekası ile dikkatleri üzerine çekmiş, Harezmşah hanedanından meşhur âlim ve matematikçi Ebu Nasr Mensûr bin Ali Irak onu himayesi altına almıştır. Onun aracılığıyla Harizm sarayına girerek dönemin ünlü bilginlerinden matematik ve astronomi öğrenimi görmüştür. Ebu Abbas memnun bin Muhammed Kas kentini alarak Batı Harizm Sülalesinin egemenliğine son verince (995), bir süre Rey’de kaldıktan sonra Cürcan’a yerleşerek Sultan Kabus Vüşmgir’in sarayına girmiş, orada el-Âsâru’l-bâkiye ani’l kuruni’l-haliye adlı tarih ve kronoloji alanındaki ünlü yapıtını sultana sunmuştur (1001).

    El Kındi


    Kindî veya tam adıyla Ebu Yusuf Yakub bin İshak el-Sebbah el-Kindî, Arapça: أبو يوسف يعقوب بن إسحاق الصبّاح الكندي (d. 801 Basra - ö. 873 Bağdad), Kindî felsefe, tıp, matematik astronomi, ilahiyat, psikoloji, fizik, kimya ve müziğe kadar pek çok bilim dalında eser yazan Arap bilim insanı.

    Gazzali


    Gazzâlî (Tam adı Hüccetü’l-İslâm Ebû Hâmid Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Ahmed el-Gazzâlî et-Tûsî (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan[1] Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddin'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır.

    İbn-i Bacce

    İbn Bacce (Arapça: ابن باجة) tam adı Ebû Bekr Muhammed bin Yahya bin es-Saig (أبو بكر محمد بن يحيى بن الصايغ) olan Endülüs'lü, Arap filozof ve bilim adamı. Batıda Avempace olarak da anılır.

    Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen İbn Bacce'nin Endülüs'teki Zaragoza (Saragosta) kentinde doğduğu bilinmektedir. Asıl adı Ebû Bekr Muhammed bin es-Saig'dir. 1138 yılında Fas'ta vefat etmiştir. Hayatının ilk dönemlerine dair pek bir bilgi yoktur fakat sonraki dönemlerde yazdığı eserler sayesinde düşüncesi ve bilimsel araştırmaları bilinmektedir.

    Akılcı (rasyonalist) bir filozof olan İbn Bacce, Meşşailik takımının önemli ismi Farâbî'den fazlasıyla etkilenmiştir. Felsefe dışında astronomi, matematik ve musikî ile ilgilenmiştir. Bunların dışında tıp'ta döneminin uzmanlarından olmuştur. Metafizik ve felsefedeki çeşitli düşünceleri nedeniyle bazı gelenekçi dini otoriteler tarafından dinsizlikle suçlanmıştır.
     



Sayfayı Paylaş