İntihar Edenin Durumu Nedir

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 18 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    İntihar eden müslümanın dinen durumu nedir?

    İntihar büyük günahlardandır. İntihar eden kişinin Allah’ın rahmetinde bileceğiz.

    Bileceğiz; çünkü Allah’ın rahmetinden başka ümit kapımız yok!
    Biz, Allah’ın rahmetine gittiğini umduğumuz kişi ile ilgili bize düşen görevlerimizi yapmaya devam etmeliyiz.
    Onun için rahmet duası okuyacağız, mağfiret talep edeceğiz, bağışlanmasını dileyeceğiz, günahlarının affını isteyeceğiz.
    Bizden istemek, Rabbimizden cevap vermektir.
    Şunu unutmayacağız: İstemezsek cevap almaya hakkımız olur mu?
    Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmeyeceğiz. Nitekim bunu Kur’ân emrediyor: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.”1

    İntihar edene dua edilir

    İbni Semûre (ra) anlatıyor:

    Adamın biri ok temreniyle kendini öldürdü. Peygamber Efendimiz (asm) onun namazını kılmadı, fakat sahabelerin kılmalarını da yasaklamadı. “Arkadaşınızın cenaze namazını kılınız” buyurdu.2

    Peygamber Efendimiz (asm) ümmetini intihar cinayetinden alıkoymak için namaz kılmamıştır. Sahabelerin kılmalarına izin vermesi ise, intihar edenin cenaze namazının kılınacağını göstermek içindir.

    Nitekim ehl-i sünnet âlimlerine göre kendini öldüren bir kimse, bu çirkin hareketiyle dinden çıkmış olmaz. Katl günahı kendisine aittir. Namazı kılınır, kendisi için dua edilir.

    Resulullah (asm) intihar edene dua etmiştir

    Hz. Câbir (ra) anlatmıştır:
    Cahiliyet devrinde Tufeyl ibni Amr ed-Devsî’nin muhkem bir kalesi vardı.
    Tufeyl, Peygamber Efendimiz’e (asm) geldi ve kendisini korumayı taahhüt ederek,
    “Yâ Resûlallah! Sana kötülük yapacaklardan, seni koruyacak olanların yanına, güvenilir bir kaleye gelir misiniz?” dedi.
    Fakat Allah Medîne’ye hicreti emrettiğinden, Peygamber Efendimiz (asm) Devsî’nin bu teklifini kabul etmedi.

    Nihayet Peygamber Efendimiz (asm) Medîne’ye hicret ettiği zaman, Tufeyl de bir arkadaşıyla birlikte Medîne’ye hicret etti. Fakat Medîne’de bu ikisi hastalandılar ve sıkıntı çektiler. Bilhassa Tufeyl’in arkadaşı, hastalıktan çok elem ve acı duymaya başladı.

    Nihayet bir gün keskin bir bıçakla kendi parmak eklemlerini kesti. Parmaklarından kan kaybı nedeniyle de öldü.
    Sonra Tufeyl (ra) onu rüyasında güzel bir surette, fakat eli sarılı olduğu halde görmüş. Ona:
    “Rabbin sana ne yaptı?” diye sormuş. O da:
    “Peygamberinin yanına hicret ettiğim için Rabbim beni bağışladı, bana mağfiret etti” diye cevap vermiş. Bu sefer Tufeyl (ra):
    “Neden seni iki elin sarılmış görüyorum?” diye sormuş. Adam da:
    “Bana, ‘Kendi vücudundan bozduğun şeyi düzeltmeyiz!’ denildi” diye cevap vermiş.
    Hazret-i Tufeyl (ra) bu rüyayı Resûlullaha (asm) anlattı.
    Allah Resûlü (asm) ise bunun üzerine intihar eden o kişinin elleri için dua etti:
    “Allah’ım! İki eli için de mağfiret eyle.”3

    Ne duayı, ne de ümidimizi kesmeye izin yok

    Diğer ölenlerin durumunu bilmediğimiz gibi, intihar edenin de durumunu bilemeyiz. Bu bize kapalıdır. Aslında kapalı olması iyidir: Bu, duaya devam demektir.

    Bilseydik ki, O Cennette; duayı keserdik! Bilseydik ki, O Cehennemde; ümidimizi keserdik!

    Ne duayı, ne de ümidimizi kesmeye izin yok, buna cevaz yok. Duaya da, ümitli olmaya da devam edeceğiz inşaallah.

    Unutmayalım ki, dua bütün rahmet kapılarını açar.

    Kaynaklar:
    1- Zümer Suresi: 53;
    2- Nesâî, Cenâze, 68;
    3- Müslim, Cenâze, 37
     



Sayfayı Paylaş