İnsanlık Öldü Denmesin Diye...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 10 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    İki genç, birini tutup, Hazret-i Ömer’in(radıyallahü anh) huzuruna getirirler:
    - Bu delikanlı babamızı öldürdü. Davacıyız.
    Hazret-i Ömer suçlanan gence sorar:
    - Söyledikleri doğru mu?
    - Evet doğru.
    - Peki niye öldürdün?
    - Ben hali vakti yerinde olan bir insanım, gezmeye çıkmıştım. Çok sevdiğim güzel bir atıma ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve yemesine engel olamadım, bu iki kardeşin babası, içeriden hışımla çıkıp, atımın başına bir taş attı, beyni sarsılan atım oracıkta öldü. Çok üzüldüm, adeta kendimi kaybettim, o şuursuzlukla bir taş alıp babalarına attım. Taş babalarının başına geldi ve oracıkta hemen öldü. Arkadaşlar beni yakalayıp size getirdi, durum bundan ibaret.
    Hazret-i Ömer dedi ki:
    - Suçunu kabul ettiğine göre, cezana da razı olman gerekir. Öldürülmen gerekir.
    Genç, bir maruzatta bulunur:
    - Ben zengin biriyim, ayrıca, babam vefatından önce bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için bunları saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı hemen infaz ederseniz yetimin hakkı zayi olacağı için Allah indinde sorumlu olurum. Bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim.
    - Peki senin kaçmayıp tekrar geleceğini nereden bilelim? Yerine birine bir kefil bulursan git.
    Genç, oradakilere bir bakar ve der ki:
    - Bu zat benim için kefil olabilir.
    O dediği zat, Amr bin As hazretleri idi. Hazret-i Ömer ona der ki:
    - Ya Amr, kefil misin?
    O yüce sahabi tereddütsüz şöyle der:
    - Evet, ben kefilim.
    Genç serbest bırakılınca memleketine gider.
    Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzeredir ama gençten hiçbir ses seda yok. Medine'nin ileri gelenleri Hazret-i Ömer'e, gencin gelmeyeceğinin anlaşıldığını, dolayısıyla Amr ibni As'a yapılacak kısas yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler. Fakat gençler razı olmayıp, "Babamızın kanının yerde kalmasını istemiyoruz" derler.
    Adaleti dillere destan olan şanlı Ömer,
    - Merak etmeyin, kefil babam da, oğlum da olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.
    Amr İbni As hazretleri der ki:
    - Ben de sözümün arkasındayım, infaza hazırım.
    Talimat üzerine idam için sehpa sandalye hazırlanmaya başlanır. Bu sırada, uzaklardan bir atlının geldiği görülür. Oradakiler az duralım belki genç geliyordur derler. Az sonra gerçekten genç, kan ter içinde kalmış atı ile çıka gelir. Hazret-i Ömer gence der ki:
    - Evladım neden geldin, nasıl olsa kefilin vardı?
    Genç der ki:
    - Ahde vefasızlık etti, sözünde durmadı denmesindiye geldim.
    Hazret-i Ömer sorar:
    - Ya Amr, sen bu genci tanıyor musun? Niye kefil oldun?
    - Ya Ömer, nereden tanıyayım, genç, o kadar kimse içinde hüsnü zan edip, beni seçti. Ben de insanlık ölmüş denmesin diye kabul ettim.
    Davalı gençler söze karıştılar:
    - Biz bu davadan vazgeçtik.
    Hazret-i Ömer onlara sorar:
    - Ne oldu, az önce "babamızın kanı yerde kalmasın" diyordunuz, niye vazgeçtiniz?
    Gençler şöyle der:
    - Dünyada merhametli kimse kalmamış denmesin diye.
     



Sayfayı Paylaş