İnsan Tabiatını Tanıma

Konusu 'Sosyoloji-Psikoloji' forumundadır ve RüzGaR tarafından 16 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    Genel Değerlendirme:
    [FONT=&quot]"İnsan Tabiatını Tanıma" adlı kitabımız Adler'in bir yıl boyunca Viyana Halk Enstitüsü'nde vermiş olduğu konferansların derlemesinden oluşmuştur. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında 1994 yılında çıkan kitap 445 sayfadır.[/FONT]
    [FONT=&quot]Kitap, Giriş ve Önsöz kısmı, 1. Kitap ve 2. Kitap olmak üzere üç temel bölümden oluşmuştur. Kitapın başlangıcında "İçindekiler" bölümünden sonra Çeviren'in Önsözü adlı Dr. Ayda Yörükan'ın 6 sayfalık önsözü yeralmaktadır. Bunun ardından "Kitabın İngilizce Baskısına konulmuş olan Giriş" adlı Dr. Leland Hinsie'nin 3 sayfalık bir yazısı bulunmaktadır. Yine bunun ardından Dr. Turhan Yörükan'ın "Alfred Adler, Sosyal Roller ve Kişilik konusunda karşılaştırmalı bir inceleme" adında kitabın geniş bir tahlilinin yapıldığı 93 sayfalık bir bölüm yeralmaktadır. Bu bölümün ardından yazarımızın bir sayfalık kısa bir önsöz'ü ve ardından ondört sayfalık bir "Giriş" bölümü vardır.[/FONT]


    Yazar Hakkında:
    Çağımızın en başta gelen psikologlarından biri olan Alfred Adler (1870-1937), meslek hayatının ilk yıllarını Viyana'da geçirmiş ve 1910 yılına gelinceye kadar Sigmund Freud'la birlikte çalışmıştır. 1910-1911 yıllarında Freud’un çevresinde toplanmış olan gruptan ayrılarak bazı temel noktalarda Freud'inkinden tamamen farklı olan Bireysel Psikoloji adlı bir sistem ortaya atmıştır. Avrupa'nın birçok yerlerinde ve Amerika'nın birçok yerlerinde ve Amerika'da birçok konferanslar vermiştir. Sosyal ilgi, Hayatın anlamı, Hayat Bilimi, Nevrozların problemleri gibi daha birçok eseri vardır.
    Önsöz ve Girişlerden sonra 1. Kitap kısmında yazar, insan davranışı ana temasını işliyor. 1. Kitap'ın kısaca alt başlıkları şöyle:
    * Ruh
    * Ruhsal Hayatın Sosyal görünüşleri
    * Çocuk ve Toplum
    * İçerisinde yaşadığımız Dünya
    * Aşağılık Duygusu ve Kendini Kabul ettirme çabası
    * Hayata Hazırlanma
    * Cinsiyet
    * Çocuğun Aile çevresi içerisindeki yeri
    2. Kitap, karakter Bilimi başlığıyla karşımıza çıkıyor. Alt başlıkları
    * Genel Düşünceler
    * Saldırgan Karakterin Özellikleri
    * Saldırgan olmayan Karakter Özellikleri
    * Karakterin Başka görünüşleri
    * Duygular ve Heyecanlar
    Kitabımızın sonunda "Eğitim konusunda genel düşünceler" adlı bir ek kısım da vardır.
    Şimdi kısaca kitabın bu başlıklar altında nelerden bahsettiğini görelim.

    [FONT=&quot]I. KİTAP: İNSAN DAVRANIŞI[/FONT]

    [FONT=&quot]A) RUH:[/FONT]

    1) Ruhsal Hayatın Kavramı ve Öncülü: Ruhun serbest bir şekilde hareket edebilme ile tabii bir ilişkisi vardır.
    2) Ruhsal Organların Fonksiyonu: Ruhsal Hayat, saldırgan etkinliklerle güvenliğe ulaşmak için yapılan etkinliklerden oluşan karmaşık bir bütündür; en son amacı da insan organizmasının varlığını sürdürmesini sağlamak ve ona güvenlik içerisinde gelişebilmek imkanını vermektir. Hayattaki her türlü kötülüğün kaynağı olarak birtakım kusur veya yetersizliklerin görülmemesi gerekir.
    3) Ruhsal Hayatta Belli bir gayenin var oluşu: İnsanın ruhsal hayatı, gayesi ile belirlenmiştir. İnsanın bütün etkinlikleri her zaman için var olan belli bir gayeye doğru yönelmedikçe, etkinliklerini belirleyen, değiştiren ve sürekliliğini sağlayan bir gaye bulunmadıkça, hiçbir insanın düşünmesi, istemesi ve hayal kurması mümkün değildir. Bir ruhsal gelişmeyi ancak her zaman için var olan bir gayeyi göz önünde tutacak olursak anlayabiliriz. İnsanların hareketlerine yön veren gaye, çevrenin çocuk üzerindeki etkileri ve çocukta uyandırmış olduğu izlenimlerle belirlenmiştir.

    [FONT=&quot]B- RUHSAL HAYATIN SOSYAL GÖRÜNÜŞLERİ:[/FONT]

    1) Mutlak gerçek: Bir insanın ne şekilde düşündüğünü bilebilmek için o insanın başka insanlarla olan ilişkilerini incelememiz gerekir.
    Hiç durmaksızın ortaya çıkan problemleri çözme sorunluluğu insan ruhunun etkinliğine yön verdiği için, insan ruhu özgür bir kuvvet olarak hareket edemez.
    2) Topluluk hayatına duyulan ihtiyaç: İnsan varlığının sürekli olarak yaşamasını en iyi sağlayan şey, topluluk hayatıdır.
    3) Güvenlik ve çevreye uyma: İnsan ruhunun gelişmesinde konuşmanın son derece büyük bir değeri vardır.
    4) Sosyal Duygu: Bir insanı ölçmemize yarayacak kriterler, o insanın genellikle insanlık için taşınmış olduğu değerle belirlenmiştir.

    [FONT=&quot]C- ÇOCUK VE TOPLUM[/FONT]

    Toplum bizden, ruhumuzun gelişmesini de etkileyene bir takım yükümlülükleri yerine getirmemizi ister.
    1- Küçük çocuğun durumu: Toplumun yardımına muhtaç olan her çocuk, hem ona bir şeyler veren, hem de ondan bir şeyler alan, bir yandan çevreye uymasını bekleyen, öbür yandan yaşama iç tepkisini tatmin eden bir dünya ile karşı karşıyadır. Tiplerin oluşumu hayatın ilk döneminde başlar.
    2) Güçlüklerin etkisi: Ruhunun gelişmesi sırasında çocuğun karşılaşmış olduğu engeller, genellikle sosyal duygusunu bozmakta ya da sosyal duygunun gelişmesini durdurmaktadırlar.
    Aşırı bir sevgi gösterilerek yürütülen bir eğitim de, hiçbir sevginin bulunmadığı bir eğitim kadar zararlıdır.
    3) Sosyal bir varlık olarak insan: İhsanı anlayabilme onu komple çevresiyle değerlendirme ile başarır.

    [FONT=&quot]D- İÇERİSİNDE YAŞADIĞIMIZ DÜNYA:[/FONT]

    1) Dünyamızın yapısı: İnsanı çevreye en çok yaklaştıran duyu organı gözdür.
    2) Dünya görüşünün değişmesi ile ilgili unsurlar: Bir insanın bireyselliği neyi ve nasıl algılamış olduğuna bağlıdır. Bu algılar bellekte muhafaza edilir ve ruhun gelişmesinde, hayal gücünün artmasında etkilidir. Hayal gücünde bir algı, o algıyı oluşturan obje olmaksızın yeniden meydana getirilir.
    3) Hayal Kurma: Hayal kurma, insan organizmasının hareketliliğine bağlıdır. Hayal kurmanın derecesi ya da hayal gücünün kapsamı konusunda kural olmak
    4) Rüyalar: Bir insanın karakteri rüyalarda kolayca anlaşılır.
    5) Kendini Başkasının Yerine Koyabilme ve Özdeşleşme: Kendini başkasının yerine koyabilme yeteneği, bir insanın başka bir insanla konuşması sırasında ortaya çıkar. Bir kimse ile özdeşleşmemiz mümkün olmazsa, o kimseyi anlamamız imkansızdır.
    6- İpnotizma ve Telkin: Sosyal duygunun etkisi altında, insanın kendi çevresinden etkilenmeyi bir dereceye kadar istemiş olduğunu görüyoruz. Etkilenmeye hazır olma derecesi, etki yapan kimsenin etkilemeye çalıştığı kişinin haklarını ne derece göz önünde tuttuğuna bağlıdır. Zarar verilen bir insan üzerinde devamlı bir etkide bulunmak imkansızdır. Bir insan ancak kendi haklarının gözetildiğini hissettiği zaman en iyi şekilde etkilenir.

    [FONT=&quot]E- AŞAĞILIK DUYGUSU VE KENDİNİ KABUL ETTİRME ÇABASI[/FONT]

    1- İlk Çocukluk Yılları: Dünyaya bir takım organik kusurlar ve yetersizliklerle gelen çocukların, küçük yaşlardan beri, çoğu zaman sosyal duygularının engellenmesine yol açan bir durumla karşılaştıkları görülmüştür.
    2- Aşağılık Duygusunun Giderilmesi: Çocukluk güçlü olmak için gös-terdikleri çabayı açıkça dile getirmezler, onu sevgi perdesi altında gizlerler. Çocuk, aşağılık duygusunu giderme çabası içerisinde yalnızca güç ve kuvvet dengesini yeniden kurmaya çalışmakla yetinmemekte, aynı zamanda aşırı bir telafi mekanizmasına başvurmaya, bu yüzden dengeyi bozacak şekilde öbür uca doğru gitmeye çalışır.
    Herhangi bir beden kusuru ya da hoşa gitmeyen bir karakter özelliği olan bir kimseyi ayıplamadan yaklaşarak problemini çözmeliyiz.
    3) Hayat Grafiği ve Dünya Görüşü: İnsanlar, çocukken hayata karşı takınmış oldukları tavırları değiştirmezler. Bununla birlikte, bu tavır daha sonraki hayatta ilk çocukluk günlerindekinden farklı bir biçimde ifade edilir
     



Sayfayı Paylaş