İnkilap ve Kadro

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    BİRİNCİ BÖLÜM

    BİR USUL MESELESİ

    Bir toplum felsefesi ve milli kurtuluş hareketleri açısından yaklaşınca, insan doğasının teknik sayesinde toplumla arasındaki bağ ortaya çıkmıştır. Ekonomik, dini, ahlaki, hukuki, ideolojik gelişim hep teknik sayesinde sağlanır. Teknik eşit dağıtılmış olsaydı, büyük ihtimalle sanayi de eşit dağılmış olacak ve çelişme ile çatışmalar olmayacaktı. Sonuçta da, milli kurtuluş hareketleri ortaya çıkmayacaktı.Milli kurtuluş hareketlerinin temelinde, emperyalist ülkelerle sanayiden yoksun ülkeler arasındaki çatışma ve toplum içindeki sınıflaşmalar yatmaktadır. Bu ortamda ve çelişmelerde, Türk İnkılabı’ nın aynı çatışmalar ve savlar ile oluştuğu gözlenmiştir.

    İKİNCİ BÖLÜM

    DÜNYA İKTİSAT BUHRANI İÇİNDE BUGÜNKÜ TÜRKİYE

    Daha önce bahsedilmiş olan, inkılap ortamını zorlaştıran temel sorun olarak iktisadi buhran gösterilebilir. Bu buhranın nedeni, aslında üretim ve tüketim dengesizliğidir. Bunun sonucunda da bir düzen sarsıntısı ile otarşi ortaya çıkar. Türkiye Cumhuriyeti de tüm ülkeler gibi bu yeni sisteme alışmalıdır. Sistem içinde, belli faktörler kendini göstermiştir. Bunlar, Sovyetler Birliği faktörleri ve iktisadi bütünleşmedir. Bu faktörler, eski ekonomik düzenden farklı ve eşitliğe dayalı bir sistemi öngörerek, başkaldırı olarak ortaya çıkmışlardır.

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

    İNKILAP

    Türkiye Cumhuriyeti, yaşayan ve daima ilerleyen bir inkılap içindedir. Elbette ki tüm inkılaplar gibi, gerekirse cebir ve zora başvurarak kendisine karşı olan gerici isyanları ortadan kaldıracaktır. Ancak, böyle yaparsa inkılabın devamı sağlanır.

    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

    İNKILABIMIZIN İDEOLOJİSİ

    Elbette ki her inkılap gibi Türk İnkılabı da bir fikrin ürünüdür. Bu fikrin oluşmasındaki fark - diğer inkılaplardan farklı olarak - kendi yapısı içinde batıdan farklı gelişmiştir. Her şeyden önce, bir sınıf çatışması yoktu; ahlaki çöküntülere karşı idi ve özgür, eşit haklar kavramına dayalıydı. Burada Türk İnkılabını, diğer sömürülen devletlere karşı tarihi bir misyon yüklüyordu.

    BEŞİNCİ BÖLÜM

    TÜRK İNKILABININ ÇAĞIN AKIŞINDAKİ YERİ

    İnkılabımız, tarihin içinde belli yönleriyle farkını belli ederek ortaya çıkmıştır. Bu yönleri ele aldığımızda, dünya toplumlarına örnek olma sebepleri ortaya çıkar. Bu sebeplerin ilki, sömürgeciliği reddeden keyfiyet değişikliğidir. Kapitalizm kendi kendini yok ederken, oluşturduğu köleci sisteme hemen hemen ilk isyan olarak ortaya çıkan Türk İnkılabı, diğer sömürgelere örnek teşkil etmiştir.

    ALTINCI BÖLÜM

    MİLLİ KURTULUŞ HAREKETLERİNİ ANLAYIŞ

    Batı kapitalistleri, sömürgeciliği kendi açılarından uygarlaştırma olarak görürken, sosyalistler de olayı bir propaganda olarak ele aldılar. Birinci Dünya Savaşı sonrasında verilen vaatlere rağmen, gerek Batılılar gerekse yeni oluşan S.S.C.B., özgürlüğe hep kendi yorumları ile yaklaştılar ve söylevlerine rağmen kimseye özgürlük hakkı vermediler.

    YEDİNCİ BÖLÜM

    MİLLİ KURTULUŞ HAREKETLERİ ARASINDA TÜRKİYE

    Her şeyden önce aydın kavramı, dünyadaki kavramdan farklı olarak ortaya çıkmıştır Türk aydınında bu fark, emperyalist sisteme karşı farklı fikirler sunmalarıydı. Kan bedeli ödeyerek elde edilen bağımsızlık, örnek devlet niteliğini gerek ülke içinde, gerek dünya toplumlarına yaygınlaştırma görevini üstlenerek, dünyadaki milli kurtuluş hareketleri içinde Türk İnkılabı’nı hak ettiği yere getirmesini sağlamıştır. Kayıtsız şartsız bağımsızlık anlayışı ile dünyaya önder milli bir kurtuluş hareketi oluşturulmuştur.

    SEKİZİNCİ BÖLÜM

    İNKILAP KAVRAMI

    İnkılap kavramını ele aldığımızda öncelikle, isyan ve kaos yaklaşımları ortaya çıkar. Ancak tarih, inkılabın ne sadece isyan ne de sadece kaos olmadığını göstermiştir. Amacında siyasi iktidar olan inkılap, cebri müdahale ve aksiyonu düzenli bir isyandı. Bizim inkılabımızın hareket noktasında yatan da, bir çelişmedir. Bu çelişme dışa karşı milli kurtuluş hareketi ile, içe karşı ise T.B.M.M. olarak patlamıştır. Her inkılap gibi bizim inkılabımızın oluşum şartlarına da, geniş bir bakış açısı ve evrensel yaklaşım şarttır. Bu yaklaşım ile , belki yıllardır cevapsız kalan ‘ inkılap nerede başlar ve nerede biter? ’sorusuna yanıt bulabiliriz.

    Milli kurtuluş hareketi içindeki devletlerin sorunları, kesinlikle gelişmiş ülkelerden farklıdır. Çünkü bu ülkelerdeki amaç sömürü değil, kendi tekniklerini geliştirmek ve büyük memleket olmak; ülke içi kutuplaşma ve sınıf kargaşasını yaratmamak ve son olarak da milli iradeyi koruyarak, ellerinde olmayan ekonomik ve teknolojik desteği sağlayabilmektir. İşte Türk İnkılabı’ nın da bu koşullara uygun olarak gelişmesi şarttır.

    DOKUZUNCU BÖLÜM

    İNKILABIN NİZAMI

    Türk İnkılabı, bir akış içinde gelişen, daimi bir inkılaptır. Birinci Dünya Savaşı sonrası, hatalarını – bir nebze de olsa – anlayan batı dünyası ile birlikte oluşmaya başlayan yeni dünya düzeni içerisinde, Türk İnkılabı da diğer devletler gibi yerini alacak ve oluşan’ Tezatlar Mantığına uygun bir gelişme gösterecektir.

    ONUNCU BÖLÜM

    MİLLET KAVRAMI HAKKINDA

    Millet kavramı, 17. yy. öncesinde yoktu. Daha çok, klanlar ve ırklar vardı. Millet kavramı için kan bağının yanında, kültür ve tarih birliği kavramları da şarttır. Türk Milliyetçiliğinde ise, Atatürk’ ün ‘ Ne Mutlu Türküm Diyene! ’ sözüne paralel bir milliyetçilik gelişmektedir. 17. yy.’ da başlayan milliyetçilik kavramı, 20.yy.’ a kadar gelişimini sürdürmüş ve milli kurtuluş hareketlerine de neden olmuştur. Türk Milliyetçiliği de, gelişimini göstermiş ve sosyal milliyetçilik kavramına yönelmiştir.

    ONBİRİNCİ BÖLÜM

    DEVLET KAVRAMINI ANLAYIŞ TARZI HAKKINDA

    19. yy. Avrupa’sında, uyumlu görünümün altında büyük sorunlar yatmaktaydı; bu sorunlar Birinci Dünya Savaşı’na neden olmuştu. Milli kurtuluş hareketleri de aynı sorunlardan dolayı ortaya çıkmıştır. Milli kurtuluş hareketleri, beraberinde yeni bir anlayışı getirdi. Bu anlayış ‘ devletçilik’ ti. Devletçiliğin ortaya çıkış nedeni ise, milli kurtuluş hareketi içindeki ülkelerin sanayi ve ekonomik güçten yoksun bireylerin, yatırımlara yönelmeyecekleri ve devletin öncelikli yatırımları, eldeki kaynakları ile icra etmesi esas alınmıştır. Bu anlayışta ilk göze çarpanlar, milli güç ve milli emektir. Bu iki faktör, sermaye açığını kapatacaktır. Ayrıca, devletçilik ve Atatürk Milliyetçiliği kesinlikle faşizm değildir, çünkü özünde eşitlik ve insanlara bağımsızlık vardır. Bu sistem içinde gelişen faaliyetlerde amaç, uygun teşkilat yapısı ile özel teşebbüsü emperyalizmden uzakta bir çizgide gelişim sağlayacak şekilde desteklemektir.

    ONİKİNCİ BÖLÜM

    MİLLİ SERMAYENİN BİRİKMESİ

    Yıllardır sömürülen milletlerin en büyük sorunu, kendi kaynak ve sermayelerini başka güçlerin sömürmesi ve kendilerine hiçbir şey bırakmamış olmalarıdır. Bu nedenle milli kurtuluş hareketi sonrası özgürlüklerini elde edince, ellerinde bulunmayan sermayeyi elde etmek için milli bilinç ile hareket edeceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti bu sorundan payını almıştı. Sermaye birikimi için elinde sömürge yoktu. Ayrıca, sömürgeciliğe de karşıydı. Açık bir pazarı yoktu; gelişmiş bir Pazar payları da yoktu ve batı ekonomik desteği hem batılılarca verilmiyor, hem de emperyalist baskıdan korkan Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri de pek sıcak bakmıyordu. Gelişen yeni düzen içinde milli sanayiyi geliştirmek için, milli irade şarttır. Ayrıca, gümrük istiklalinde de tavizsiz, sınırsız bir egemenlik sağlanmalıdır. Bu yollarla milli sermaye birikimi sağlanır.

    ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM

    MİLLİ KURTULUŞ HAREKETLERİNİN ANA PRENSİPLERİ

    Milli kurtuluş hareketleri, emperyalist dünya düzenine karşı varolan gelişmelerin çözülmesi için yapılmış olan, siyasi ve iktisadi özgürlüğe yönelim hareketidir. Sermayeyi bir takım zümrelerin elinden kurtarmak ve topluma yaymak, ızdırap çeken milletleri özgürlüğe yöneltmek gibi prensiplerle yarınlara yön vermeyi amaçlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti, verdiği milli kurtuluş mücadelesi ile dünyaya örnek olmuştur.

    ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM

    KADRO

    İlkel toplumlarda bulunmayan üretim fazlalığı teknik ilerledikçe oluşmuş ve bu fazlalığın neden olduğu sınıf farklılıkları toplumları ve ülkeleri kutuplaşmalara götürmüştür. Sömürenlerin eziyetine karşı sömürülen kitlelerin başkaldırısı sonucu ortaya çıkan inkılap hareketlerinin başarısı için mutlaka iyi bir kadroya ihtiyaç duyulmaktadır. Kadro ideale sıkı sıkıya sahip çıkmalı ve inkılap ruhunu yaşatmalıdır. Kadronun başarısı ile Milli Kurtuluş Hareketlerinin başarısı doğrudan orantılıdır.

    ONBEŞİNCİ BÖLÜM

    İNKILAP VE HEYACAN

    İnkılapların sürükleyici gücü heyacandır. Bu heyacanın bilinçli olması ve oluşan fikir akımı içinde zaman ile yokolmayıp aksine gelişmesi gereklidir. Dünyayı saran faşizm kabusuna karşı oluşan eşitlik akımı kollektif bilinç ile yarattığı heyacanın desteği ile tüm dünya toplumlarını etkilemiş ve yeni tarihe yön vermiştir.

    ONALTINCI BÖLÜM

    OTOKRİTİK

    Otokritik, kendi kendini eleştirebilmek demektir. İnkılapçı kadrolar oluşturdukları düzen içinde kendi hatalarını görüp eleştirilerini sağlıklı olarak yapabildikleri ölçüde başarıya ulaşacaklar ve oluşan tepkileri ortadan silebileceklerdir. Zaten Türk İnkılabının oluşumunda Ulu Önderimiz M.Kemal ATATÜRK’ün geniş görüş açısının rolü oldukça fazladır. Bu görüş açısı ile hataları çabuk farkedip düzelterek topluma yön vermiş ve harekete karşı oluşabilecek karşı akımları minimuma indirmiştir.

    ONYEDİNCİ BÖLÜM

    İNKILAPÇILIK SANATI

    İnkılapçılık, aslında bir sanattır. Milletin ruhunda olan ancak harekete geçmeyen duyguları oluşturulan Slogan, Taktik ve Stratejilerle harekete geçirme ve düzene karşı eyleme dönüştürme sanatıdır. Türk İnkılabını incelediğimizde Atatürk’ün bu sanatı en iyi şekilde kullandığını ve toplumu yeni nizama başarı ile yönlendirdiğini rahatça görebiliriz. Milletimizin yeniden varoluş mücadelesi işte bu sanatın oluşturduğu güç ile ortaya çıkmış ve dünya toplumlarına örnek olmuştur.

    SONUÇ

    Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası toplum yapılarının karşılaştırılması ile savaşa neden olan etkenleri irdeleyip dünyada oluşan yeni iktisadi yapının oluşum nedenlerini yansıtan kitapta, Türk İnkılabını ve bu inkılabın oluşum şartlarını görebiliyoruz. Ayrıca bir başkaldırı olan İnkılapçılık hareketlerinin başarılı olabilmesi için taşımaları gereken ruhu yansıtmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş