İngilizce Aşk Sözleri

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve GuNaHKaR tarafından 18 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. GuNaHKaR Well-Known Member


    İngilizce Aşk Sözleri ve Türkçe Karşılıkları

    If you show Me reaL Love baby i'll show you mine..
    (bebeim eğer bana gercek askını gosterırsen bende sana benımkını gosterırım..)

    You see that shackle..? I'm Your sLavee...!
    (Kelepcelerı Goruyormusun ? Ben senın KöLenim..)

    I've become so numb , i cant feeL you theree..
    (Çok hissizleştim , senin burda olduğunu biLe hissedemiyorum..! )

    Do you ever wanna run away?Do you locked yourself in your room , with the radio on turned up so loud..No one hears your screaming..

    (Hic uzaklara kacmak istedinmi? kendını hıc odana kitledinmi..radyonun kısık sesını arttırarak..Hıc kımse duymaz senın çığlıklarını..)

    She said I'm leaving..Cause He cant take the pain..It is hard to continue this love it aint same..
    (gidiyorum dedi çünkü acıya dayanamıyordu..bu aşka dewam etmek zordu we hicbirsey aynı değildi...)

    Things I loved before, are now for saLe..
    (önceden sewdiğim hersy şimdi satılık..)

    Here is a little story that I made up So Let's make believe
    ( benım uydurduğum bir hikaye bu,o zaman kendımızı ınandıralım..)

    I'm just a crazy kind of girl I wanna shop around , I've just begun
    Don't wanna settle down
    ( ben cılgın bır kızım alıswerıs yapmak ıstıyorum..daha yenı basladım durulmak ıstemıorm..)

    Don't be scared of your shadow You can't hide from your sorrow
    ( Gölgenden korkma , kaderinden saklanamazsın )

    I lie and I lie and I lie till there's no turning back;I don't know why
    (Yalan söylüyorum yalan söylüyorum dönüşü olmayana dek;Bilmiyorum neden)

    oh tonight you killed me with your smile so beautiful and wild so beautiful
    (bu gece gülüşünle beni öldürdün öylesine güzel ve vahşiceki öylesine güzel)

    No longer waiting, remove illusions;No more complaining, forget confusion
    (uzun beklemeler yok,ilizyonları kaldır;daha fazla yakınmak yok,karışıklığı unut)

    I don't know who to trust no surprise;Everyone feels so far away from me
    (Bilmiyorum kime güveneceğimi şaşırmadan;Herkes benden uzaktaymış gibi geliyor)

    I tried so hard;And got so far;But in the end;It doesn't even matter
    (O kadar çok denedim;Ve o kadar uzaklaştım;Ama en sonunda;hiçbir önemi kalmadı)

    know that i can't get over you;'cause everything i see is you and i don't want no substitute;baby i swear it's deja vu
    (seninle baş edemediğimi bil;çünkü gördüğüm herşey sensin ve yedeğini istemiyorum;bebeğim yemin ederim bu bir deja vu)

    No one will love you the way I do;No one will love you;Love you like I do;It will never be the same
    (hiç kimse seni benim sevdiğim şekilde sevmeyecek;hiç kimse seni sevmeyecek;benim sevdiğim gibi;asla aynı olmayacak)

    I'm so over being blue;Cryin over you;And I'm so sick of love songs;So tired of tears;So done with wishing you were still here;Said I'm so sick of love songs so sad and slow
    (Çok hayalciyim;Sana ağlarken;Ve aşk şarkılarına hastayım;Gözyaşlarına çok yorgunum;Senin hala burada benimle olmanı dilerken;Dedi ki aşk şarkılarına hastayım çok üzücü ve yavaşlar)

    Strange infatuation seems to grace the evening tide;I'll take it by your side;Such imagination seems to help the feeling slide.
    (akşam vakti garip karasevda güzel görünür;bn onu senin yanından alacağımn;böyle hayal gücü hislerin kaymasına yardımcı olur)

    I... Take the plan, spin it sideways.I... Fall. Without you, I'm Nothing.
    (ben...plan yaparım yol kenarlarına ağ örerim.bn...yenilirim.sensiz ben bir hiçim.)

    I've never written a love song.That didn't end in tears.Maybe you'll rewrite my love song.If you can replace my fears.I need your patience and guidance
    (Gözyaşları içinde bitmeyen bir aşk şarkısı yazmadım.Belki benim aşk şarkımı tekrar yazabilirsin.Eğer korkularımı silebilirsen.Senin hoşgörüne ve rehberliğine ihtiyacım var.)

    You put me through
    (sen beni baştan sona ifade ediyorsun)

    You won't cry for my absence, I know Because you forgot me long ago.
    ( Benim yokluğum için ağlamayacaksın, biliyorum. Çünkü Beni çok önce unuttun )

    Though I'd die to know you love me I'm all alone.
    (Beni sevdiğini bilmek için ölmeye razı olmama rağmen Ben tamamen yalnızım... )

    not=alıntıdır...dga önce verildiyse özür dilerim...
    bunuda kendim uydurdum;
    ''i m a flower in your hands...but your hand closed always''
    (ben senin ellerinde bir çiçeğim...ama senin ellerin hep kapalı)
    2 good 2 be 4 gotten
    [Unutulmak icin fazla iyi]

    To the world you are just one person but to one person you may be the world
    [Dünya icin sadece bir insansin ama bir kisi icin bütün dünyasin]

    Is that a gun in ur pocket or are you just happy to see me?
    [Cebindeki bi tabancami yoksa beni gördügüne mi sevindin sadece?]

    Don't hate the player, hate the game
    [Oyuncudan nefret etme oyundan nefret et]

    Do you belive in love at first site, or should I walk by again?
    [Ilk gørüste aska inanirmisin yoksa tekrarmi geceyim?]

    I'm loved by some, hated by many, but wanted by many
    [Bazi kisiler tarafindan seviliyorum, bicok kisi tarafindan nefret ediliyorum ama bicok kisi tarafindan arzulaniyorum]

    Your are my sunshine, my only sunshine, you make me happy all day long!
    so please don´t take my sunshine away from me!
    (Sen benim günesimsin, sadece benim günesim, bütün gün beni mutlu ediyorsun!
    o yüzden lütfen günesimi alma benden!)

    You never get a second chance to make a first impression
    (Hic bir zaman 2 bir sansin olmaz birinci izlenim icin)
    Honk if you love (name), then drive your car into the nearest tree!
    [Hönk, eger (isim) seviyorsan arabani git ve en yakin agaca carp!]
     



Sayfayı Paylaş