İlk Çağ Uygarlıklarının Bilim ve Teknolojiye Katkıları

Konusu 'Tarih' forumundadır ve RüzGaR tarafından 1 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    İlk Çağ Uygarlıklarının Bilim ve Teknolojiye Katkıları
    Aşağıda da görüldüğü gibi İlkçağ uygarlıkları da bilimsel ve teknolojik gelişmelere katkıda bulunmuşlar hatta taş devrinde bile silah, araç ve gereçler yapılmıştır. Bu nedenle teknolojiyi günümüze yakın bir zamanda çıkıvermiş bir gelişme olarak kabul edemeyiz.

    MÖ 4241 Mısırlılar ilk hassas takvimi yaptı MÖ 3500 Mezopotamya’daki Sümerler yazıyı ilk defa kullandı MÖ 3200 Tekerleğin ilk defa Sümerler tarafından kullanıldığı varsayılır MÖ 3000 Mısır’da Hiyeroglif ( Resim yazısı) sistemi bulundu MÖ 3000 Babil’de ilk defa ürün toplama makinesi kullanıldı MÖ 700 Lidyalılar ilk defa madeni parayı kulandı MÖ 540 Miletli Tales Geometri okulunu kurdu MÖ 450 Tarihin Babası denilen Heredot Dünya haritası çizdi MÖ 200 Yunanlı Arşimet Kaldıraç Kanunlarını keşfetti.

    Tarihsel süreçte önemli dönüm noktaları oluşturan buluşlardan bazıları: Tekerlek: Bütün çağların en önemli mekanik icadı kabul edilir. Kesilen ağaç kütüklerinin yuvarlandığının görülmesi tekerleğin yapılması fikrini doğurmuştur. En eski tekerlek günümüzden 5 bin yıl önce Mezopotamya’da yapılmıştır. Çömleklerin toprağı şekillendirmede yardımcı bir araç olarak kullandıkları tekerleğin arabalara takılması ulaşımda köklü bir dönüşüme neden oldu. İlk tekerlek kalın kalasların yan yana getirilip tutturulduktan sonra yuvarlak biçimde kesilmesiyle elde edilen disklerdir.

    BARUT: Çok eski bir tarihi vardır. M.Ö. 1000 yıllarında, Çinliler, ateşi bir savaş silahı olarak kullanırlardı. Avrupa’da, ateşli silahlarla barut, ilk kez XIII. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. XIV. yüzyılda da, barutun topçuluk alanında kullanılması geliştirilmiştir. Topun bugünkü anlamıyla ilk olarak İngilizlerle Fransızlar arasındaki Yüzyıl Savaşı’nda kullanılmıştır. Barut silahlardan başka yol yapımında ve maden çıkarmada da kullanılmaktadır.

    CAM: Suni camın ilk olarak nasıl üretildiğine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, Romalı bir tarihçi olan Pliny, camı ilk olarak Fenikeli denizcilerin bulduğuna işaret eder. Hikayeye göre denizciler, Suriyenin Prolemais bölgesindeki sahilde bir kamp kurarlar ve ateş yakarak kaplarını, aynı zamanda yükleri olan soda blokları üzerine koyarlar. Ertesi gün uyandıklarında, ateşin sıcaklığından dolayı kum ve sodanın camı oluşturduğunu görürler.

    Camın ilk olarak Mısırlılar ve Finikeliler tarafından M.Ö. 2. yüzyılda üretildiği söylense de, Mezopotamyada bulunan ilk cam örneklerinin tarihi, M.Ö. 3. yüzyıla dayanmaktadır. Cam eski zamanlarda çoğu kez kralların himayesinde ve krala bağlı olarak faaliyet gösteren atölyelerde veya zengin müşterilerin gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilmiştir. Bununla beraber, ilk günden beri değerli taşlara ve insan eliyle yapılmış madeni eşyalara alternatif olarak üretilmiş ve kullanılmıştır.turkeyarena.net Roma Döneminden itibaren, hemen hemen tüm cam eşyaların üretiminde taş,maden ve seramik eşyalar taklit edilmiştir.

    Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başlıyor ve İstanbulun alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişiyor. İstanbul ve çevresinde birçok cam atölyesi kuruluyor. 14. yüzyılın başlarında Çubuklu yakınlarında kurulan Kristal Cam imalathanesinde Çeşm-i Bülbül adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlanıyor. 20. yüzyıla gelinceye kadar cam yapımında seri üretime geçilemiyor. Türkiyede çağdaş anlamda ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçde kuruluyor.

    Cam, bardak, vazo, tabak, sürahi, çanak, kase, süs eşyası, akvaryum, dolap kapağı gibi alanlarda kullanılmasından başka ilkçağlarda başarılı olanlara bazı hükümdarlar tarafından madalya olarak verilmiş özellikle İbn-i Heysem’in optik alanındaki çalışmalarından bir süre sonra gözlük olarak da kullanılmaya başlanmıştır.Günümüzde modern binaların bir çoğunun dışı camla yapılmaktadır.

    MUM Günümüzden yaklaşık 2 bin yıl önce yapılmıştır. Mum, çevresi balmumu ya da donyağı sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçar. Mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı 19. yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynaklarındandır.
     



Sayfayı Paylaş