İlericilik-İlkelcilik-İnakçılık(Dogmatizm)

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    İlericilik
    Toplumun gelişimsel evrimine ve ileriye doğru yenileşmesine katkıda bulunma. İlerlemeden yanalığı dile getirir. Gericilik deyiminin karşıtıdır. İlericilik, en açık anlamında; doğanın, toplumun ve bilincin işleyiş yasalarını bilmek ve bu işleyişe ayak uydurarak insansal gücün büyük etkisiyle bu işleyişi hızlandırmaya çalışmak demektir. İlericilik doğal, gericilikse doğaya aykırıdır.

    Ne var ki ilericilik bir bilgi ve aydınlık işidir. Bilgili ve aydın olmayanlar zorunlu olarak gerici kalırlar. Gericilik, temelde, çelişik bir terimdir. Çünkü evrenin en genel yasalarından biri geriçevrilmezlik'tir.

    Gericiler olanaksızı oldurmaya çalışırlar. Bundan başka hem evrende hiç bir şeyin ilerlemediği, ilkin nasılsa hep öyle kaldığı ve sonsuza kadar da öyle kalacağı yanılgısı içindedirler; hem de olanaksız bulunduğuna inandıkları ilerlemeyi durdurmaya çalışırlar. Bütün bu çelişkiler, gericiliğin doğal niteliği olan bilgisizliğin ve karanlığın zorunlu sonuçlarıdır.

    İlkelcilik
    İlkellik özlemini ilke edinen öğretilerin genel adı. Bu özlem Hesiodos'ta olduğu gibi zamansal ilkelcilik ve Rousseau'da olduğu gibi ekinsel ilkelcilik biçiminde belirebilir. Birincisi en eski tarih günlerinin en iyi olduğu, ikincisi uygarlığın insan doğasını bozduğu düşüncesini ileri sürer.
    İnakçılık (Dogmatizm)
    Din ya da yetkelerce ileri sürülen düşünce ve ilkeleri kanıt aramaksızın, incelemeksizin ve eleştirmeksizin bilgi sayan anlayış. Temelde skolastik bir anlayıştır, günümüzde değişme ve gelişmeyi yadsıyan öğretileri ve anlayışı adlandırır. Özellikle metafizik öğretilerin tümü inakçı (dogmatik) öğretilerdir. Deney alanının dışında kalan bütün savlar inakçı olmak zorundadır. Bu zorunluluk Tanrı sözünden başlayıp Aristoteles' in sözüne kadar genelleşmiştir.

    Örneğin ortaçağ Hıristiyan kültüründe herhangi bir kuralın gerçek sayılması için Aristoteles'in söylemiş olması yeter sayılıyordu. İnakçılığın zorunlu sonucu zorbalıktır. Deneylerle tanıtlanamayan kurallar, engizisyon işkenceleriyle tanıtlanmaya çalışılmıştır. İnakçılık, suçlu olmayanın ateşe atılsa bile yanmayacağı inancına kadar varmıştır. Bundan da ateşe atılınca yanan kişinin suçlu olduğu sonucu çıkarılmıştır. İnak'ın inan'dan farkı, inan'ın asla tanıtlanamayacak olanı kabul etmesine karşılık, inak'ın herhangi bir yetkeye bağlanan bir veriyi tanıtlanmış olarak kabul etmesidir.

    Örneğin ortaçağ skolastiğinde herhangi bir sözü Aristoteles'in söylemiş olduğunu tanıtlamak, o sözün doğruluğunu tanıtlamak demekti. Herhangi bir sistemde değişmez formüller düşlemek, bir düşüncenin tartışmasız kabulünü istemek, bilginin bağımlılığını gözönüne almaksızın her zaman ve her yerele geçerli mutlak bilgiler olduğunu ileri sürmek inakçılıktır.
     



Sayfayı Paylaş