İçinizdeki Küçük Sizi Kaybetmeyin Yazı

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 2 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Her insan belli bir yaştan sonra,
    "hep çocuk kalsaydım keşke."
    Der, her insan özler çocukluğunu... İster kötü ister güzel geçsin çocukluk dönemi; gene de çocuk saflığıyla yaşamak ister hayatını.
    Nedendir bilinmez küçük bir çocukken ve daha annemiz elimizden tutup parka götürürken bizi oyun oynamaya; en büyük hayalimizdir büyümek ve kocaman bir adam olmak...
    Düşünsenize bir kere o günleri...Hep büyüklere özenerek oynamaz mıydık oyunlarımızı? Öğretmencilik. ..Evcilik. ..
    "Hadi bana komşu gel."
    Derdi arkadaşım, annesinin yeni aldığı oyuncak fincanları göstererek. Büyük bir hazla yapardı yalancıktan kahvelerimizi. Sonra tipik sorular sorardık gülerek birbirimize;
    "çocuklar nasıl?",
    "çayın bitmiş bir tane daha ister misin?",
    "yok ben kalkayım, yemek yapacağım daha.bana da gel."
    Diyerek iç çeker, bir an önce büyümek için dualar ederdik. Böyle giderdi,hepimiz için, küçüklerin hayalindeki büyüklük halleri ve onları örnek alarak yarattığımız çocuk tiyatrosu...
    Hep büyüyünce ne olacağımız sorulurdu da büyük bir gururla cevap verirdik.
    "Doktor olacağım yok yok öğretmen..."
    Her an bir meslek değiştirebilen başka hangi insanoğlu var çocuklardan başka?
    Ne güzeldi o dönemlerimiz öyle değil mi?Ağladığımız yada korktuğumuz zaman babamızın güvenli kollarında huzur bulmamız, annemizin şefkatli kollarında, onun kokusuyla uykuya dalmamız...Ne güzeldi kardeşimizle yaptığımız oyuncak kavgaları.. Bir oyuncağı bile paylaşamazken , başka biri ona zarar vermeye kalktı mı nasılda koruma altına alır yada alınırdık kardeşimiz tarafından.

    Ve... Ve...Zaman.. .O günlerin, deli gibi büyümek istediğimiz zamanın hızla akıp geçmesi, zamanın bizi yenişi...
    Düşünün bir kere hangimiz kendimizi çaresiz hissettiğimiz zaman, iki büklüm olup cenin halini almıyoruz.Bir an için annemizin güvenli karnında olmak istemiyoruz. .Hangimiz ağlarken anmaz annesinin ismini yada duymak istemez onun şefkatli sesini? Babamızın güvenli kollarına sığınmak için neler verebilirdik acaba o anlarda?..
    O kadar kaptırmışız ki kendimizi büyümeğe, büyüdüğümüzü anladığımızda çok geç olmuş belki de...

    Peki şimdi yapabileceğimiz sadece,
    "keşke çocuk kalsaydım."
    Demek mi acaba?
    Hayır, tabii ki değil; çünkü çocuk saflığıyla yaşayabilmek, yüreğimizdeki çocuğu çıkarmak kendi elimizdedir her zaman.
    Lunaparka gidip de atlı karıncaya binmeyi deneyin mesela...Yada bir gün toplayın bütün arkadaşlarınızı saklambaç oynayın gecenin bir vakti çığlık çığlığa...Hayır..Hayı r..sakın utanmayın bunları yapmaktan, sakın utanmayın sizi mutlu eden bu şeylerden..Size tuhaf tuhaf bakan gözlere de aldırmayın, emin olun ki onların bakışlarının nedeni ayıplamak değil, bir nevi,
    "keşke bende yapabilsem."
    Düşüncesidir,siz mutlu olacağınız şeyleri yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin.. En önemlisi de yüreğinizi o çocuktan uzak tutmayın..Hep sevin, sevilin, gülün ama; bir çocuğun kalbinin şeffaflığıyla yapın bunları...Böylece de daima mutlu olun...
    Hem düşünün 70 yaşına da gelseniz hala biricik anne ve babanızın küçük yavrusu değil misiniz?

    Yüreğinizdeki küçük sizi hep yaşatın ve hep yaşayın...

    Meral BİLGİÇ
     



Sayfayı Paylaş