İçimizdeki Güç

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Yazar Hakkında Bilgi :

    LAURA DAY, son on yıldır tüm dünyada ALTINCI DUYGUYU GELİŞTİRME VE KULLANMA dersleri veriyor; iş adamlarına, bilim adamlarına ve özel müşterilerine danışmanlık yapıyor.

    Altıncı Duyumuzun Gelişmesinde Yedi Aşama; Açılma, Farkına Varma, Oyun Oynama, Güvenme, Kaydetme, Yorumlama, Bütünleme den bahsediyor. Ve

    ‘’ Altıncı Duyumu Nasıl Geliştirdim?’’ le başlıyor;

    Bilimsel bir toplantıda, ufak tefek, çocuksu, yirmi bir yaşında, deniz mavisi ve beyaz giyinmiş, ince dizleri pileli eteğinin altından birleştirilmiş bir genç kadın vardı. Bu genç kadının tedirgin bir hali vardı. Böyle seçkin (psikolog, doktor ve uzman) insanlardan oluşan bir topluluğun karşısına hiç çıkmamıştı. Gazetecilerde olayı görüntülemek ve kaydetmek için oradaydılar.

    Genç kadının önünde süslü masaya konmuş eşyalar vardı. Bu zarfların ve kutuların içinde hiçbir belirleyici işaret yoktu. Genç kadına güven vermek istercesine Dr.Del Rosso sol elini tutmaktadır. Dr.Del Rosso kapalı kutuların birini rasgele seçip genç kadına verirken, seyircilerde suskunlaşır. Genç kadın bir süre bu kutuya bakar, ardından düşüncelerini toplamak ister gibi gözlerini uzak bir noktaya diker. Dr.Del Rosso masaya bir mikrofon yerleştirir ve kayıt cihazını çalıştırır.

    Genç kadın ağır ağır konuşmaya başlar. ‘’Küçük deliklere girip çıkan havayı görüyorum Sesler çıkarıyor.’’

    İtalyanca onun ana dili değildir. Akıcı konuşmasına rağmen sık sık izlenimlerini yakalamak için susar. Gazeteciler not defterlerine onun söylediklerini yazmaya başlar.

    ‘’Tahta ve maden...Adam bunu satın aldığında çok üzgündü...Gitmek...İstemediği bir yere gidiyor... Yalnız, ailesinden uzakta. Yine de bu şey hoş bir ses çıkarıyor.’’

    Genç kadının söyleyecekleri bitmiştir. Kapalı kutuyu Dr.Del Rosso’ya geri verir. Dr.Del Rosso seyircilere, ‘’Bu kimin kutusu?’’ diye sorar.

    Odanın arkasından Dr.Cosco’nun çekingen sesi duyulur. ‘’ Sanırım benim.’’ İçindeki doğru tanımlandı mı diye kutuya bakılır. Genç kadın kutuyu açar ve içinden tahtadan ve madenden yapılmış bir mızıka çıkar. Bunu Dr. Del Rosso’ya uzatır, o da mızıkayı havaya kaldırır ve odadakilere gösterir. Genç kadının yaptığı tanımlamanın doğruluğu karşısında seyircilerden hayret dolu sesler yükselir. Dr.Cosco bu mızıkanın kendisi için ne anlama geldiğini açıklar. ‘’ Bunu askere giderken satın almıştım. Evden uzakta bana arkadaş olsun diye. Askerliğim boyunca yanımdan hiç ayırmadım. Gitmek istememiştim. Arkamda bıraktığım öyle çok şey vardı ki...’’ Dr.Cosco anılarına dalıp susarken, Dr.Del Rosso deneylere devam eder. İşte bu örnekle aslında çocukluğumuzdan beri kullanmakta olduğumuz bir yeteneği nasıl geliştirebileceğimizi göstermek için yazdığını yazar ifade ediyor.

    ‘’Altıncı Duyunuzdan Nasıl Yararlanabilirsiniz?’’ başlığıyla kitaba devam etmeden ilkokul birinci sınıfta öğrendiğimiz beş duyuyu tekrar gündeme getiriyorum.

    İki Binli yıllara yaklaşırken hayatımızı yönlendiren mantık, akılcılık ve bilimsel yöntemin tek başına yetersizliği de artık anlaşılmış durumda. Ve dünya git gide beş duyunun dışındaki duygu, algılayış ve inanç biçimlerinin yardımına başvuruyor.

    Bu günlerde altıncı duyunun kuşkulu bir ünü var. Geleneksel düşünüş, altıncı duyuyu elle tutulamayan, mistik, güvenilmez ve kadınlara özgü olduğu gerekçesiyle saf dışı bırakılıyordu. Oysa izin verdikleri taktirde erkekler de altıncı duyularını kullanabilirler. Bazı şeyler onların da ‘’içlerine doğar’’, ‘’içlerinden bir ses’’ onlarla konuşur.

    Altıncı duyunun uygulamacısı altıncı duyusunu gündelik hayatında ve iş hayatında bilinçli olarak kullanan kişidir, diyor yazar ve nerelerde kullandığını şöyle ifade ediyor;

    Altıncı duyumu aklınıza gelebilecek her konuda kullanabiliyorum.

    · Hiç bilmediğim yerlerdeki kayıp insanları bulmak için,

    · Önümüzdeki altı ay içinde hisse senetlerini değerlerini, altın fiyatlarını, borsanın durumunu tahmin etmek için,

    · Doktorların teşhis koyamadığı hastalıkların nedeninin bulmak ve ilaçların etkilerini tahmin etmek için,

    · Mahkemelerde savunma taktiklerini geliştirmek ve karşı tarafın avukatlarının sorularını tahmin etmek için

    · Ve son olarak eğlenmek ve para kazanmak için

    · Bende buna muharebe sahasında, günlük işlerde ileri görüşlülük

    Altıncı duyu, tıpkı jimnastik gibi ve meditasyon gibi, hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmalı. Onu yaşamınıza katmakla, duygu ve düşünce dünyanızı zenginleştireceksiniz. Altıncı duyunuzun bu konuda yazılanları okudukça değil, ancak bilinçli olarak kullandıkça geliştirebilirsiniz.

    Bu kitaptaki her alıştırma size farkına varma, kaydetme yada bütün haline getirme gibi belirli bir yetenek kazandırmayı amaçlar.

    Altıncı duyunuzu geliştirmek için sağlığınıza özen göstermeniz gerekir. Sizi güçlendiren, rahatlatan şeyleri yapmaya çalışın. İyi beslenin, yürüyüşe çıkın, spor yapın, masaj yaptırın, diye öğütler veren yazar, bölüm 1 den 9 ncu bölüme kadar 1. aşama; açılmadan bahsediyor ve örnekler veriyor;

    Bu bölümdeki sorulara kısa ve net yanıtlar verin, kimi zaman tek bir kelime bile yeterli olabilir. Akıllıca yanıtlar bulmaya çalışmayın.

    Bir öğrenci şöyle yanıtlar vermiştir:

    · Tam şu anda ne istiyorsunuz? ‘’Bir yuva’’

    · Tam şu anda neye ihtiyacınız var? ‘’Yardıma’’

    · Tam şu anda en büyük dileğiniz ne? ‘’Uyum ve huzur’’

    · Tam şu anda en büyük yeteneğiniz ne? ‘’Sevmek’’

    · Tam şu anda önünüzdeki en büyük engel ne? ‘’Kendim’’

    Öğrencinin aynı sorular üzerinde düşünerek verdiği cevaplar ise şöyle:

    · Tam şu anda ne istiyorsunuz? ‘’ Sakin, dengeli bir yaşantı’’

    · Tam şu anda neye ihtiyacınız var? ‘’ Paraya ve durumumun açıklığa kavuşmasına’’

    · Tam şu anda en büyük dileğiniz ne? ‘’Mutlu bir aile hayatı’’

    · Tam şu anda en büyük yeteneğiniz ne? ‘’Çevremi, yaşadığım ortamı güzelleştirmek’’

    · Tam şu anda önünüzdeki en büyük engel ne? ‘’Karar verme ve hayatımı düzenleme konusundaki yetersizliğim ve aşırı duygusallığım’’

    Bu cevaplarda şu sonuçlar göze çarpıyor;

    Altıncı duyu insanın sonradan kazandığı bir beceri değil , tıpkı konuşma, düşünme ve müzik beğenisi gibi, insanın tüm düşünsel, duygusal ve fiziksel süreçlerinin bir parçasıdır. Her an, şu an da dahil, altıncı duygumuzdan bilgi alır, sadece bu sürecin farkında olmayız.

    Altıncı hissimizden en iyi yararlanmanın püf noktası bilinç dışındaki bilgileri bilincimizin ulaşıp yorumlayabileceği bir yere getirmektir. Bilinç dışımızda olup bitenleri denetleyebilmemiz için çok pratik yapmaya ve yönlendirmeye ihtiyacımız var, deniyor örnek sonunda.

    Televizyondaki kungfu dizisini anımsıyorsunuz?

    Dizinin ilk bölümünde David Carradine Kungfu öğreten gizli bir Çin mabedine kabul edilir. Avluyu temizlerken bir bilgeyle karşılaşır. Adam kör olduğu halde normal insanlar gibi dolaşabilmektedir. Bilge gence körlüğün sanıldığı gibi bir sakatlık olmadığını söyler. Bu sayede diğer duygularını daha iyi geliştirebildiğini söyler ve ayağının dibinde bir çekirge olup olmadığını sorar, çocuk o sırada yere bakar ve çekirgeyi görür. Bilgeye bunu nasıl duyabildiğini sorar. İnsanlar altıncı duygunuzu nasıl geliştirdiğimi sorunca ben onlara nasıl geliştirmediklerini soruyorum.

    Altıncı bizde doğduğumuzdan beri var olan bir gerçek. Yalnız biz bu duygumuzu bilinçsiz olarak kullandık. Biz bu duyumuzu çalışarak ve doğru yönlendirmeyle geliştirebiliriz. Altıncı duyu karar verirken kullandığımız diğer yeteneklerimizle karşılaştığımızda daha güçlü bir araçtır. Aynı şey duygu ve zekamız için de geçerlidir. Niye niçin tepki verdiğimizi bilirsek daha akılcı ve net kararlar alırız. Sonuç olarak altıncı duyumuzu tanımak, karar verirken kullandığımız diğer bilgileri, altıncı duyguyla edindiğimiz bilgileri pekiştirmemizi sağlar.

    Bölüm 9 ve 10. Bölüm de farkına varma aşamasını; ‘’altıncı duyumuzun kapılarını açıyoruz’’ başlığıyla veriyor.

    Altıncı duyumuzu çalıştırmaktaki ve geliştirmekteki amacımız, her şeyin farkında olmak değildir. Amacımız algıladığımız şeylere karşı mümkün olduğunca açık olmamız, böylece bunların bilinçli olarak sindirilmesine olanak tanımaktır. Amacımız altıncı duyumuzla bilgi toplamak ve bu bilgiyi aktararak kaydetmek olduğuna göre, algıladıklarımızı anında ve aynen aktarmamız gerekiyor.

    ‘Algıladığımız, hatırladığımız, hissettiğimiz, düşlediğimiz yada içimize doğan; kısacası fark ettiğimiz her şeyin bir anlamı vardır.’’

    İmgelerin bizimle konuşmasına izin vermeliyiz. Bunları anlamlı bir şekilde yorumlamaya çalışmalıyız. Ama mantığımızı zorlamadan hayal gücümüzün hikayeyi anlatması kitapta belirtiliyor.

    Bölüm 11 de ‘’Nasıl Oyun Oynadığınızı Hatırlayın’’ başlığı altında ;

    Altıncı duyumuzu geliştirmenin tam anlamıyla bir çocuk oyunu olduğu belirtiliyor. Aynı nesne iki ayrı insan için çok farklı anlamlara gelebilir. Örneğin kediler herkes için aynı anlama gelmez. Kedi seven bir insan için dostluk ve sevimlilik simgesi olabilirken, kedi sevmeyen bir insan için uğursuzluk anlamına gelebilir. Simgelerimizin anlamlarının bize ulaşmasına izin vermeliyiz, bu zaman alacaktır. Başlangıçta bu simgeler anlamlıymış gibi oyun oynasak da, gitgide gerçekten anlam kazanmaya başladıklarını göreceğiz.

    Bölüm 12 de güvenme ve kaydetme aşamaları;

    ‘’Altıncı duyumuz dünyayla ilgili önyargılarımızla, mantık düşkünlüğümüzle ve sağduyuya duyduğumuz aşırı güvenle başa çıkmak zorundadır.

    Bir soruyu yanıtlarken düşündüğümüz, hissettiğimiz, algıladığımız, anımsadığımız her şeyi kaydetmemiz gerektiği belirtiliyor.

    Kitaba göre izlenimlerimizi ifade ederken onları şu üç kategoriye ayırmamız gerektiği belirtiliyor. Bunlar ‘’gerçek’’, ‘’hayal ürünü’’ izlenimler, ‘’parazitler’’ dir.

    Altıncı duyunuzu bilinçli olarak denetleyebilmek bisiklete binmeye öğrenmeye benzer, öğrenene kadar çok pratik yapmanız gerekir, öğrendikten sonra ise yürümek gibi kolay, kendiliğinden yapabileceğiniz bir şey haline dönüşür.’’ Şekliyle anlatılıyor.

    Bölüm 13 de altıncı duyunun anlamını;

    Altıncı duyu: İngilizce deki ‘’intuition’’ kelimesinin bir anlamıdır. Bu kelime aynı zamanda ‘’içgüdü’’, ‘’önsezi’’, ‘’kehanet’’, hatta ‘’bilinçaltı’’ anlamına geliyor. Son zamanlarda İngilizce’de ‘’kolay anlaşılır’’ yada ‘’kendiliğinden yapılan’’ anlamında da kullanılıyor. Bu anlamlardan yola çıkarak altıncı duyunun bir bilgi toplama ve yorumlama aracı olduğunu altıncı aşama olarak ele alıyor.

    Bölüm 14, 15, 16, 17, 18, 19 de altıncı duyumuzla iletişim sorunumuz olduğundan bahsederken modern çağın tartışmasız en büyük beyinlerinden olan Einstein bile, bilimsel gerçeğin önce altıncı duyuyla açığa çıktığını, ancak sonra mantıkla kanıtlandığını itiraf ettiğini söylüyor.

    Bölüm 19 da ise; ‘’Altıncı duyu, beş duyu ve zihnin aksine, zaman ve mekanla sınırlı değildir. Altıncı duyumuz bize henüz olmamış, hiç görmediğimiz şeylerle, hiç gitmediğimiz yerlertle ilgili bilgiler verebilir. Bir açıdan altıncı duyu çocuk oyuncağıdır.’’ Diyor yazar.

    Bölüm 20 de özellikle dikkat çeken bir şey de ;

    ‘’Gerçekte bir konuda ne kadar bilgi sahibiysek yada sorunun yanıtıyla ilgili duygusal beklentilerimiz ne kadar fazlaysa, altıncı duyumuzla o konuya dair bilgi edinmemiz ve bu bilgiyi doğru yorumlamamız o kadar zor olur. İşte bu yüzden, altıncı duyumuzu başkaları için kullanmak, kendimiz için kullanmaktan daha kolaydır’’ cümlesidir.

    Bölüm 21, 22, 23, 24 ve 25 de son aşama bütünleme ile ilgili çıkarılan noktalar şunlardır;

    · Soru dışında hiçbir yardımcı bilgiye ihtiyacımız yoktur.

    · Her zaman haklı olamazsınız.

    · Sorusunu yanıtladığınız kişiye değerlendirme hakkı tanımamız gerekir.

    · Size soru sorulduğunda aklınıza gelen her şeyi aktarmanız gerekir. Bizim için anlam ifade etmeyen izlenimler arkadaşımız için çok önemli olabilir.

    · Bir soruya karşılık izlenimler almaya başladığımızda yeni sorular ortaya çıkacaktır. Ayrıntılardan bütüne varmaya çalışmalıyız. Okuma yaparken kontrol noktaları edinmeye çalışın; isimler, tarihler, yerler yada olaylar, soruyu soran kişinin, bilginin doğruluğunu saptayabilmesini sağlar. Okuma yapan kişinin soruyu soran kişiyle ilgili bilgileri alırken ve yorumlarken tarafsız kalması gerekir.

    · Altıncı duyumuzla edindiğimiz bilgiyi tek başına değil, duygu, düşünce ve diğer yargılarımızla birlikte değerlendirmemiz gerekir.

    · Altıncı duyumuzu özel hayatımızda ve iş hayatımızda da kullanabiliriz.

    · Hayatımızdaki önemli soruların çoğu gelecekle ilgilidir. Ve bir hayatta kalma becerisi olan altıncı duyu, özellikle gelecekle ilgili bilgi verme konusunda yetkindir. Altıncı duyunun, mevcut şartlarda öğrenilmesi mümkün olmayan bilgiye ulaşmak için verilmiş olma olasılığı yüksektir.

    · Altıncı duyudan yararlanabilmek için onun sesini duygularımızın ve mantığımızın sesinden ayırt etmeyi öğrenmemiz gerekir. Altıncı duyumuzu paylaşarak, bilgi alanımızın ötesindeki değerli kaynaklara ulaşabilir, aynı anda birbirimizin deneyimlerinden ne kadar etkilendiğimizi anlarız.

    SONUÇ :

    Bu kitap 7 aşamada, unutulmuş bir yeteneği yeniden keşfetmemizde ve daha etkin bir duruma getirmemizi sağlamakta yardımcı oluyor. Kısaca altıncı duyumuzu harekete geçirmeyi.

    Ortada hiçbir neden yokken, niçin bazı şeyleri seviyoruz yada sevmiyorum? Niçin bir uçağa binmekten aniden vazgeçebiliyoruz? Niçin bazı insanlara dikkat ederken bazılarının farkına bile varmıyoruz? Niçin bazılarını dinlerken; bazılarını ne dinliyor nede adam yerine koyuyoruz?

    Bu tür kararları alırken, aslında pek de fark etmeden altıncı duyumuzu kullanıyoruz. Her zaman kulak vermediğimiz içimizdeki bir ses, sandığımızın aksine hayatımızda belirleyici bir rol oynuyor.

    Laura Day, bu kitabında altıncı duyumuzu nasıl keşfedebileceğimizi ve bir adım daha ileri giderek ondan bilinçli olarak nasıl yararlanabileceğimizi kolay yöntemlerle akıcı bir dilde öğretiyor.
     



Sayfayı Paylaş