İbadet ederken neden Kıbleye yöneliyoruz?

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 24 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Neden kâbeye yöneliyoruz?

    “Kıble” lûgatlarda kelime olarak, yön ve yönelme demektir. İslâmî fıkıh lisanında ise kıble, Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe yönünü ifade eder.

    Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) Mekke'de Kâbe'ye doğru, Kâbe'yi araya alarak ya da doğrudan Beytü'l-Makdis'e yönelerek namaz kılıyordu. Hicretten sonra Medine'de yaklaşık onyedi ay yine Beytü'l-Makdis'e doğru durarak namaz kıldı. Ancak;

    "Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescidü'l-Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin..."[Bakara suresi, 2/144] âyetinin gelişinden sonra kıble Kâbe'ye çevrildi.

    ***

    Görülmesi halinde kıble, doğrudan Kâbe’dir. İslâm âlimleri bu hususta sözbirliği içindedirler.

    Kâbe'nin görülmemesi durumunda kıblenin nasıl belirleneceği mevzuunda ise başlıca üç görüş ortaya çıkmıştır:

    1) İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye (rh.) göre esas olan Kâbe'nin bulunduğu yöndür. Namaz kılan Müslümanın Kâbe yönüne durması yeterlidir. Çünkü özellikle uzak mesafelerde Kâbe'yi tam karşıya alabilmek mümkün değildir.

    2) İmam Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel (rahımehumallah) kıblenin yönü değil, Kâbe'nin bizzat kendisi olduğunu, bu sebeple nerede olunursa olunsun, bizzat Kâbe'ye yönelinmesi gerektiğini söylerler. Bu âlimlere göre Kâbe'nin tam karşıya alınmaması durumunda namaz sahih/geçerli olmaz.

    3) İmam Mâlik'in (rh.) savunduğu üçüncü görüş ise, temelde imam Ebu Hanife'nin (rh.) görüşüyle aynıdır. Buna göre Mescidü'l-Haram içinde bulunanların kıblesi Kâbe, Harem bölgesi içinde bulunanların kıblesi Mescidü'l Haram, diğer yerlerdeki Müslümanların kıblesi de Harem bölgesidir.

    ***

    Kıbleye yönelmek namazın farzlarındandır. Herhangi bir yöne doğru kılınan namaz geçerli değildir. Kıbleye yönelerek namaza duran kişi daha sonra yönünü değiştirirse namazı bozulur. Yalnız yüzün kıbleden çevrilmesi ise mekruh olmakla birlikte namazı bozmaz. Kıblenin kesin biçimde bilinmemesi durumunda namaz kılacak kişinin kıbleyi tesbit etmek için araştırma yapması gerekir. Gerekli araştırmadan sonra kıble olarak belirlediği yönde namazını kılar. Bu durumda yön yanlış bile olsa namaz geçerlidir.

    Ancak namaz sırasında yönünün yanlış olduğunu öğrenirse kıbleye yönelmesi gerekir. Araştırma yapılmadan kılınan namazda yanlış yöne durulduğu anlaşılırsa namaz yeniden kılınır.

    Araba, vapur, tren, uçak gibi ulaşım araçlarında namaza başlanırken kıbleye dönülür, aracın hareketi sebebiyle kıbleden sapılması namazı bozmaz.

    Savaş gibi hayati tehlikenin söz konusu olduğu durumlarda kıbleye yönelme farz olmaktan çıkar. Bu nevi durumlarda herhangi bir yöne doğru kılınan namaz geçerlidir.

    ***

    Namazdaki gibi farz olmamakla birlikte diğer bazı durumlarda da Kabe'ye, eş deyişle kıbleye yönelmek Peygamber Efendimizin (s a.v.) sünneti gereğidir. Namaz dışındaki dua ve ibadetlerde, Hac vazifesinin gereklerinden olan ihrama girilmesi sırasında, cemrelere taş atarken kıbleye dönülmesi icap eder. Cenazeler gömülürken sağ yanlarına yatırılarak yüzleri kıblene çevrilir. Hayvanlar da kesilirken kıbleye doğru yatırılır.

    Bütün bunlar mü'minin ibadet ve fiillerinde Allah'a yönelişini, O'nun rızasını/hoşnutluğunu arayışını nişânelerdir.

    ***

    Buna karşılık bazı yakışıksız durumlarda kıbleye yönelmekten kaçınılmalıdır. Sözgelimi abdest bozulurken kıbleye yönelinmemesi, sırt dönülmemesi gerekir.

    Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Rasulullah şöyle buyurdu: “Ben sizin babanız yerindeyim, sizlere öğretiyorum. Biriniz halâya vardığında önünü veya arkasını kıbleye çevirmesin, sağ eliyle de taharetlenmesin.”[Bkz. Ebû Dâvud, Sünen, Tahare, 4] Peygamberimizin (s.a.v.) bu ve benzer hadisleri ve davranışlarından kaynaklanan bu hareket, Allah'ı çirkinliklerden tenzihe yönelik bir tutumdur.

    ***

    Müfessirler, Allah'ın fiillerinin belli bir sebebe bağlanamayacağını kabul etseler de, hem belli bir kıblenin varlığı, hem de kıblenin değiştirilmesi hususuna dair birtakım hikmetler üzerinde de durmuşlardır.

    Muayyen bir kıblenin belirlenmesi hususunda üzerinde durulan çok sayıdaki hikmetten en önemlileri, Müslümanlar arasındaki birlik ve uyumun sağlanması üzerinde yoğunlaşır.

    Buna göre Allah (c.c.), aralarında bir ihtilaf olduğu vehmini ortadan kaldırmak, birlik ve beraberlik içinde kulluk etmelerini sağlamak için belli bir yön tayin etmiş ve hepsinin o tarafa yönelmelerini emretmiştir.

    Mekke'de kıble olarak Beytü'l-Makdis'in seçilmesi mü'minlerin müşriklerden ayrılması; daha sonra kıblenin Kâbe yönünde değiştirilmesi de, "Senin üzerinde olduğun (Kâbe'yi) kıble yapmamız ancak peygambere uyanları, ökçesi üzere dönenlerden ayırdetmek içindir"[Bakara suresi, 2/143] âyetinin de işaret ettiği gibi, mü'minlerin Yahudilerden ayrılmaları hikmetine bağlıdır.

    Kaynak: mollacami.net
     



Sayfayı Paylaş