Hz Süleyman ve Hüthüt Kuşu

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve CAN tarafından 8 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Hazreti Süleyman ile Hüthüt Kuşu Hikayesi

    Rahman Rahim Allah adına...

    ''Ya Hannan, Ya Mennan, Ya deyyan...Ya settar, Ya gaffar...

    Ne mutlu kötülerin öğüdüyle yürümeyene, Günahkarların yolunda durmayana, alaycıların arasında oturmayana...

    Kulunu yargılama Rabbim, çünkü hiç bir canlı senin huzurunda aklanmaz.

    "Sabahları duyur sevgini güvenim sanadır. Gideceğim yolu göster dualarım yalnız sanadır."

    Hüdhüd besmele ile başladı güne. Allah'a hamd etti. O'nun güzel isimlerini saydı bir bir...Davud'un(a.s) sesinden dinlemiş olduğu mezmurlardan birini mırıldanarak kanat çırptı.

    Su bentleri, kanalları, birbirine eklenmiş alyanslar gibi uzayıp giden şehir ve kasabaları, yollarının kenarında sağlı sollu göz alabildiğince uzanan bayındır bağ ve bahçeleriyle ünlü sebe ülkesini merak ediyordu. Hazır buralara kadar gelmişken küçük bir araştırma yapmaya karar verdi.

    Ortadan kaybolduğu anlaşılınca Hz Süleyman'dan azar işitebilirdi. Yinede araştırmalarını derinleştirdi. Dünyanın en kudretli hükümdarının postacısı ve istihbarat subaylarından biriydi. Hz. Süleyman'a kesin ve yararlı bilgilerle dönerse anlayış göreceğinden emindi.

    Hüthüt, sebe ülkesinde kaldığı kısa süre içerisinde kayda değer bütün bilgilere ulaşmaya başarmıştı. Bu kadarının yeterli olduğuna kani olunca zaman kaybetmeksizin ordugaha geri döndü.

    Hz Süleyman insanlardan, cinlerden, çeşit çeşit kuşlardan ve başka bir çok yaratıktan oluşan ordusunu denetlerken Hüthüt'ün kaybolmuş olduğunu fark edince, içtimaa geç kalan bu kaçak kuşu cezalandıracağını söyledi.

    Yazıcılar Hz Süleymanın şu sözlerini kaydettiler:

    "Bana ne oluyor da Hüthütü göremiyorum? yoksa kayıplaramı karıştı? Andolsun; eğer bana geçerli bir mazaret sunmazsa onu şiddetli bir biçimde cezalandıracağım, ya da onu boğazlayacağım! En iyisi tüylerini yolup güneşin altına bırakmalı...Hayır, Karıncalık bir yere koydurup karıncalara yedirmeli...Belki de onu dar bir kafeste kendisine zıt, geçimsiz bir kuşa arkadaş yapmalıyım..."

    Hz Süleyman'ın bütün askerleri dehşete düştüler. Herkes nefesini tuttu ve Hüthüt'ün yerinde olmamayı diledi.

    Hz Süleyman'ın kuşlara verdiği ceza onu arkadaşlarından ayırmak suretinde olurdu. Bu kez çok kızmış olduğundan onun Hüthüt'e daha ağır bir ceza vermesinden korkuluyordu. Kimisi acıdı. "Yazık oldu hüthüt'e''dediler. Kimisi" onun işi bitti'' dedi, Uğursuz bir sesle.

    Kimileri de ''Bize bir seyir çıktı'' diye düşünüyordu.

    Hüthüt tam da Hz Süleyman'nın ona ihtiyacı olduğu bir vakitte, önceden haber vermeksizin ortadan kaybolmuştu.

    Çünkü Hüthüt yerin altında suyun yerini en çabuk bulabilen kuştu.Rızkını da yerin altında gizlenmiş hububat danelerini bulup çıkararak temin ederdi. Askerleriyle birlikte haccetmek için geldiği Mescid'i Haram'dan ayrıldıktan sonra güneye doğru yol alan Hz. Süleyman, kendine hoş görünen bir mevkiye varınca konakladı ve burada namaz kılmak istedi. Abdest almak ve ordusunu su vermek için suya ihtiyaç vardı. Hüthüt'ü bu işle görevlendirmek için aramış, fakat bulamayınca kızmıştı. Askerlerinden birinin, kendisinden izinsiz ortadan kaybolmasının, düzeni bozmasından da endişe etmişti. Bu yüzden onu şiddetli bir azapla tehdit etti.

    Hüthüt Sebe'den dönüş yolunda turna ve iki arkadaşına rastladı. Bilge kral tarafından Hüthüt'ü aramakla görevlendirilmişlerdi. Hz.Süleyman'ın öfkesini ve tehditlerini Hüthüt'e haber verdiler.

    Hüthüt ''İnşallah dedi mi?'' diye sordu.

    ''Hayır'' dediler.Başka soru sormadı.

    Çok geçmeden Hüthüt çıkageldi ve Hz.Süleyman'a dedi:

    "-Hünkarım, senin bilmediğin bir bilgiye ulaştım. Sana sebe ülkesinden bir nebe getirdim. Bu, kesin ve önemli bir bilgi. Böylece onun adına önemli bir görevi yerine getirdiğini ima ediyordu. Hz.Süleyman, Hüthüt'ün ,özür dilemekte ve meramını anlatmaktaki yeteneğini takdir ettiysede, bunu yüzünden okumak imkansızdı. Hüt hüt devam etti. Sebe ülkesinde yüzlerce su bendi gördüm. Hele içlerinden biri deniz gibiydi. Bunlar sayesinde hem baharda taşkınlardan korunuyorlar, hem de yazın kuraklık çekmiyorlar. Bütün ülke güvenlik içinde. Çünkü ticaret yolları üstündeki bütün şehirler birbirine gözle görünecek kadar yakın kurulmuş. Kuşkusuz bu, onlara Allah'ın büyük bir lutfu.

    Onlara her tür meyve ve zenginlik verilmiş. Mısır'ın, Filistin'in, Şam'ın ve Arabistan'ın tüccarları alış veriş için güvenlik içinde sebeye geliyorlar. Tüccarların ayağı hiç bir zaman şehirden çekilmiyor. Ama Allah dilerse bentlerini yıkar ve şehirlerini harab eder. kuşkusuz o. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılandır.

    Onlara hükümdarlık eden bir de kraliçeleri var.O na herşeyden bolca verilmiş: Asalet, zenginlik güzellik, iktidar, akıl ve hikmet..

    Sebe Melikesinin çok güzel ve özel tahtı ise dillere destan...ancak ne yazık ki Sebe halkı toprağın altındaki gizli şeyleri bilen Allahı bırakıpta güneşe secde ediyorlar.

    Hiç düşünmüyorlarmı? Şeytan, yaptıklarını onlara güzel göstermiş, bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.

    Yazıcılar bu sözleri kaydettikten sonra Secdei Rahmana vardılar.

    Hz Süleyman ''peki ''dedi,''göreceğiz''

    O akşam Süleyman(a.s) bir mektup yazdırdı ve Hüthütü çağırarak bu mektubu gün doğmadan Sebe Melikesi Belkısın buşucuna bırakmasını, sonra da Sebelilerin ne yapıp edeceklerini gözetlemesini istedi.

    Sabah daha gün ışımadan, horozlar ötmeden,yalancı fecir kaybolmadan evvel Hüthüt Sebe ülkesine ulaştı ve mektubu Melike Belkısın baş ucuna bıraktı. Sonrada pencerenin pervazına konarak kuş uykusuna daldı.

    Hz Süleyman, Sebe melikesine, emri altındaki yaratıklardan,mesela cinlerden birini değilde, Hüthütü gönderdi.Çünkü onda zeka ve önsezi yeteneği görmüştü. Ayrıca o, sadece bir öncü ve kaşif değil: Aynı zamanda bir davetçiydi. Sunduğu raporun en önemli kısmı Sebe Halkının Allahı bırakıp ta güneşe secde etmelerine ayırmıştı.

    Hz Süleyman'da en çok bunula ilgilenmiş ve insanların hakikatten bu denli uzaklaşmış olmalarını işitince dehşete kapılmıştı.Bu bir sapmaydı.Bu Allaha değil fakat insana yapılmiş en büyük haksızlık değilmiydi? İnsanın,kendi onurunu ayaklar altına alması, kendini aşağılaması değilmiydi? Hz Süleymanın misyonu da tam olarak bu değilmiydi? Hakkın çağrısını ulaştırmak,insanları kula kulluktan azad olmaya çağırmak...Hüthüt gerçekten en önemli bilgiyi getirmişti. Gerisi teferruattı. Ama bundan hoşlananlar için yazıcılar bir yere kaydettiler teferruattı...

    Hisse: Allahın yarattığı bütün hayvanat Allahı biliyorda Allahın bütün varlıklardan üstün Yarattığı insan oğlu küfüre sapabiliyor?
     



Sayfayı Paylaş