Hz.Musa İle Firavun

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve CAN tarafından 9 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Hazreti Musa Aleyhisselam ve Firavun'un Hikayesi

    Musa (a.s)'nin Firavun ile olan mücadelesi, bir şahsın bir kralla, bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olan mücadelesinden ibaret değildir. Bilâkis bu hak ile bâtıl'in çatışması, Rahman'ın ordusu ile şeytanın ordusunun kaçınılmaz savaşıdır. Aslında hak ile bâtıl arasındaki bu savaş, insanoğlunun yaratılışından, insanları ıslah etmek üzere nebîler ve rasullerin hayat sahnesine çıkmasından beri devam edegelmektedir.

    Sapıklık ve bâtıl, daima iblis ve onun ordusu tarafından temsil edilmiş, imana, tevhide, peygamberliğe, kısaca Hakka sürekli meydan okumuştur. Fakat kazanan daima Hak olmuştur.

    Hz. Musa ve Firavun Kıssası

    Hz. Musa ve Firavun, halkın huzurunda iddiaya girişirler. Hz. Musa, "Benim Rabbim, Nil Nehri ile Mısır'a hayat verir." der. Firavun ise, "Ben istersem Nil'i ters çeviririm." der. Hz. Musa, "Hadi!" deyince, Firavun süre ister. Ertesi gün buluşmak üzere sözleşirler. Hz. Musa, Yaradan'ın buyruğunu dile getirmenin huzuruyla evine gider ve istirahata çekilir. Firavun ise, Musa'nın Rabbine dua eder. Sabahleyin Nil Nehri'nin orada buluşurlar ve Nil Nehri, Firavun'un söylediği üzere ters akmaya başlar. Hz. Musa, Yaradan'a yakarır: "Ben, senin söylemediğin bir şey söylemedim. Neden böyle irade buyurdun?". "Senin söylediğin doğruydu." der Yaradan, "Ama sen uyurken o dua etti. Ben herkesin Rabbiyim. Herkesin dualarına cevap veririm."

    Allah o kadar adildir ki; kendisine ibadet edeni de, etmeyeni de; tapana da, tapmayana da duası karşılığında yardım eder.

    Kendi yorumum: "Şuan da neden İslamiyet dünyaya hükmetmiyor? Neden Amerika vb. ülkeler daha etkin?" sorusunun cevabıdır. Doğruyu söylemek değil önemli olan, doğruyu söyleyip yatmamak asıl mühim olan...

    Not: Kurtlar Vadisi'nden alıntıdır.
     



  2. CAN Well-Known Member

    Hz. Musa (a.s)'nın Firavun ile olan mücadelesi, Kuran'ın bazı sûrelerinde çesitli üslûplarda ve teferruatlı olarak anlatılmıştır. Firavun ve ordusunun Kızıldeniz'de boğulmaları olayından sonra, israilogullari ile ilgili kıssasına da aşağıda genisçe yer verilmistir.

    Hz.Musa ile Firavunun Hikayesi

    Firavun rüyasında; Hz. Musa'nın doğacağı ve saltanatım yıkacağı gösterilince telaşa kapıldı. Emrindeki yüzlerce büyücü ve sihirbazı toplayarak, buna bir çare bulmalarını istedi. Büyücüler tedbir olarak Hz. Musa'nın ana rahmine düşeceği geceyi hesaplayarak, bunu önlemenin en güzel tedbir olduğuna karar verdiler.

    O gün İsrailoğullarının bütün erkekleri Firavunun huzuruna çağrılacak, bir meydanda toplanacaktı. Zamanı gelince tellallar dolaşmaya ve: "Ey İsrailoğulları Firavun meydana gelmiş sizi beklemektedir. Orada yüzünü Örtüsüz olarak size gösterecek ve herkese bol ihsanlarda bulunacaktır" diye çağırmaya başladılar.

    O zamana kadar İsrailoğulları Firavuna hiç yaklaşamazlar ve yüzüne bakamazlardı. Bu kendilerine yasaklı. Firavun yola çıkınca önünde görevliler yürür ve Firavunun gelmekte olduğunu haber verirler, bunun üzerine halk yüz üstü yere yatar veya duvarlara dönerler firavunun yüzüne bakamazlardı. Firavunun yüzüne bakmak en büyük suçlardandı. Bu yüzden bütün İsrailoğulları Firavunun yüzünü son derece merak eder onu görmeye can atardı. Zira yasak olana karşı insanı tabiatında meyletmek vardır.

    Bu yüzden bu haber İsrailoğullarını çok sevindirdi. Süslenerek meydana doğru akın etmeye başladılar. Bütün İsrailoğulları meydana toplandıktan sonra Firavun onlara yüzünü gösterdi onlara İhsanlarda bulundu birçok şey vadettİ. Sonra da: "Hatırım İçin bu gece hiç kimse evine gitmesin sabaha kadar bu meydanda kalsın" dedi.

    İsrailoğulları bunu canlarına minnet bildİler ve bu teklifi seve seve kabul ettiler. Firavun sevinerek sarayına döndü. Haznedarı İmranda yanındaydı. İmran'a: "Bu gece sen de burada yat evine esinin yanma gitme!" dedi.

    İmran bunu seve seve kabul etti. İmran da İsraİloğullarından olmasına rağmen Firavunun yakın ve güvenilir adamlarındandı. Firavun herkesten şüphelense İmran'dan asla şüphe etmezdi.

    Firavun gittikten sonra İmran yatıp uyudu. Gece yarısından sonra eşi merak ederek İmranlı görmeye geldi. Sabaha kadar onunla kaldı. İmran esini erkenden gönderdi ve: "Benim yanıma geldiğini sakın kimseye söyleme. Yoksa Firavun ikimizi de cezalandırır" diye sıkı sıkıya tembih etti.

    Hz. Musa'nın ana rahmine düştüğü an yıldızı gökyüzünde belirmeye başladı. Bunu gören büyücüler ağlayıp sızlamaya bağırıp çağırmaya başladılar. Bu gürültülerden Firavun uyandı, imran'a: "Git bak bakalım bu ne gürültüdür?" diyerek İmran'ı meydana gönderdi. İmran meydana gelince büyücülerin üzüntü içinde ağlayıp inlediklerini gördü.

    "Nedir bu haliniz neden böyle yapıyorsunuz?" diye sorunca; "Biz bütün tedbirleri aldık bütün çarelere başvurduk fakat ne yazık ki bir işe yaramadı. Musa bu gece ana rahmİne düştü, onun İçin ağlıyoruz," dediler. Bunun üzerine İmran büyücülerin üstüne yürüyüp onlara hakaretler yağdırdı..

    Firavun olanları düyunca deliye döndü, bütün büyücülere olmadık hakaretler yaptı: "Sizi ahmak sahtekarlar, hepinizi parça parça ettirip ateşlere atacağım, yeyip içtikleriniz! burnunuzdan getireceğim." diye tehditler savurdu. Büyücüler yerlere kapanarak secde ettiler. "Bu seferlik yenildik fakat tedbirlerimiz bitmedi, bu belayı ne edip edip defedeceğiz, siz hiç endişe etmeyin." dediler.

    Firavun'un biraz olsun sakinleştiğini görünce de: "Onun doğacağı günü hesaplar, o gün doğan bütün bebekleri ortadan kaldırır tehlikeyi önleriz." dediler. Dokuz ay sonra Firavun yine tahtım meydana kurdurdu.

    "Daha Önce erkekler yüzümü görüp, birçok hediyeler aldılar, şimdi de kadınlar çocuklarıyla gelsin, bu defa da onları mükafatlandıracağım," diye tellallar çağırttı.

    İsrailoğullarının kadınları meydanda toplanınca erkek çocukları analarının kucağından aldılar götürüp başlarını kestiler. İmran'ın karışı o hengamede evinden çıkmamış meydana gelmemişti.

    Firavun bununla da yetinmedi, evlere hafiyeler gönderdi. Ebeler ev ev dolaşarak yeni doğmuş erkek çocuk varsa onu tespite çalıştılar. Firavunun memurları İmran'ın evine gelince annesi kalbine doğan bir ilhamla Musa'yı ateş dolu tandıra attı. Memurlar evin her tarafım aradıktan sonra gittiler. Annesi heyecanla tandıra koştu. Musa sapasağlam duruyordu. Ateş ona bir zarar verememişti.

    Musa'nın annesi bir zaman sonra Hz. Musa'yı NiI nehrine bıraktı. Firavun Hz. Musa'yı başka yerde arayıp dururken böylece Cenab-ı Allah onu firavunun sarayına yerleştirdi.

    Firavun'un eşi Hz. Musa'yı Nil'den çıkararak besleyip büyütmeye başladı. Bir kıptiyi öldürmesi üzerine, Hz. Musa'yı Firavun çağırdı: "Sen neden İnsan öldürüp halkı korkuttun. Halk senden kaçarken ayaklar altında ezildi. Kadın erkek herkesi kendine düşman ettin. Halkı sana inanmaları için davet ediyorsun fakat onların sana aykırı hareket etmekten başka çaresi yok. Halk senden korkuyor diye sakın mağrur olma, bunun gibi yüzlerce işi becersen bile sonunda rezil olursun. Senin gibi şu Mısır'da nice hilebazlar vardı ki hepsi rezil olup gitti" dedi. Bunun üzerine Hz. Musa: "Ben Allah'ın (c.c.) emriyle hareket ederim. Ben bu alemde rüsva olsam da önemli değil, halkın değil hakkın yanında değerli olmak İsterim. Sen şimdi kibirleniyorsun fakat yarın Allah'ın huzurunda yüzü kara çıkacak rezil kepaze olacaksın," dedi. Firavun: "Herkes beni kabul ederken bir tek akıllı sen misin ki bana karşı çıkıyorsun? Haydi ordan seni kendini beğenmiş, sen kendine o kadar da güvenip durma.

    Bana kırk gün müddet ver, bütün sihirbazlarımı toplayayım. bak o zaman senin bilgisizliğin nasıl ortaya çıkacak görürsün," dedi.

    Hz. Musa: "Benim sana mühlet vermek konusunda bir yetkim yok, çünkü ben bir kulum ve Allah'ın (c.c.) emriyle hareket ederim. Canım çıkmadıkça seninle savaşmaya devam edeceğim," dedi.

    Firavun: "Hayır, mutlaka bana mühlet vermen lazım onun için boşuna uğraşma" dedi.

    Bu arada Firavuna mühlet vermesi için Hz. Musa'ya vahiy geldi.

    Hz. Musa Firavuna: "Sana İstediğin mühleti veriyorum." deyip yürüyünce Ejderha olan asası da sadık bir köpek gibi peşine takıldı. Fakat ejderha çok heybetliydi, ayaklarının altında taşlar eziliyor, taş olsun demir olsun önüne ne gelirse yutuyor, demir parçalarım sakız gibi çiğneyerek parçalıyor, ağ zindan köpükler saçıyor, herkes hayretle ve dehşetle kaçıyordu.

    --**--

    Hz. Musa Firavunsun yanından ayrılınca. Firavun her yana haber saldı. Ne kadar büyücü, sihirbaz varsa toplamaya çalıştı.

    Mısır'da sihir konusunda çok ünlü iki genç vardı ki bunlar çok büyük sihirbazdı. Onlara da haber geldi. "İki kişi gelip Firavunca sataştı. Ellerindeki sopalar başka bir seyekleri yok, fakat sopayı yere bırakınca korkunç bir ejderha haline geliyor ve önüne gelen her şey yutuyor, Firavun bunun için sizden yardım İstiyor, bütün hünerinizi gösterin," dendi. Bunun üzerine bu İki sihirbaz kardeş babalarının mezarına giderek üç gün Allah (c.c.) rızası için oruç tuttu;

    Sonra: "Baba Firavun bizden yardım İstemiş, o adamları yaptığı sihir mi, yoksa onlar Allah yolunda olan doğru kişiler mi, yaptıkları Allah'tan mı? Bize haber ver" diye yalvardılar.

    Bunun üzerine babaları rüyalarına girdi: "Hz. Musa'nın yanma gidin. O uyurken asasını almaya çalışın, eğer alabilirseniz bilin ki o bir sihirbazdır, yok eğer alamazsınız bilin ki o Allah (c.c.) yolunda kutlu bir kişidir" dedi.

    Bundan sonra o iki kardeş Mısır'ın yolunu tuttu. Mısırca geldiklerinde ilk işleri Musa'yı aramak oldu. Onu bulduklarında bir ağacın gölgesinde uyuyordu. Yakiaşarak asayı almaya kalkıştıklarında, asa öyle bir titredi ki korkudan ödleri patladı. Böylece bu işin sihir değil Allah'ın (c.c.) işi olduğunu anladılar. Korkudan adeta sıtmaya tutulmuş gibi titriyorlardı, bu titremeleri bir türlü geçmiyordu. Hz. Musa'ya bir adam göndererek özür dilediler.

    Musa onları affetti. Böylece iyileşip eski hallerine döndüler. Gelip kendileri de Hz. Musa'ya tabi oldular. Hz. Musa onlara: "Şimdi siz Firavunsun sarayına gidin ve beni tanımıyormuş gibi orada benimle mücadele edin" dedi.

    Böylece sihirbazlar Firavun'un sarayına geldiler. Firavun onlara birçok hediyeler verdi, iltifatlarda bulundu. Firavun'un İltifatları hediye ve ihsanları sihirbazların sihirlerinin Hz. Musa İle başa çıkmasına yetmedi. Hz. Musa'nın asası sihirbazların, bütün sihirlerini yuttu. Sihirbazlardan çoğu imana geldi.

    Not: Mehmet Zeren'in "Mesnevi'de Geçen Bütün Hikayeler" adlı Kitabından alınmıştır.
     

Sayfayı Paylaş