Hz. Mevlana'ya Göre Sema

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve EmRe tarafından 22 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Hz. Mevlânâ'nın Semâ'ı

    Semâ, Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sualine ruh zerrelerinin:
    "Evet Rabbimizsiniz" deyişlerinin sesini duymak, kendinden geçmek, Rabbine kavuşmaktır.

    Şu zerreler, güneşin ışığında sufiler gibi Semâ edip dururlar; fakat hangi nağmeyle, hangi vuruşla, ne biçim bir sazla Semâ ederler, kimsecikler bilmez.

    Semâ, gönüldeki gizli erlerden bir selam.

    Semâ, diri kişilerin canlarına rahat ve huzurdur. Bunu canından can olan bilir.

    Semâ ehlinin, biri doğuda, biri de batıda Semâ etse, her ikisi de birbirinin halinden haberdar olur.

    Semâ, gönüller alan sevgiliye kavuşmak içindir.

    Özündeki ay gibi cevheri görmeyen kişiye musiki ne yapsın, def ne etsin?
    Donup buz kesilen, bu musikinin tesirine kapılmayan, ölüp yok olanlardan da aşağı olan canın, toprak başına...

    Semâ'a girdin mi iki dünyadan da dışarı çıkarsın; Semâ alemi, iki alemden de dışarıdadır.

    Yedinci göğün damı, yüce bir damdır amma, Semâ merdiveni bu damı da aşar, bu damdan da yücedir.

    Yüzleri Kıbleye dönmüş kişiler bu dünyada da Semâ'dadır, o dünyada da.

    Hele halka olup Semâ ederek dönüp duranların ortasında Ka'be de olursa...
     



Sayfayı Paylaş