Hz Mevlana hafızlık için ne demiş?

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 18 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Bir çocuğun kalbine Allah (cc)’ın kelamının ezberlemek suretiyle yazılması ne demektir biliyor musunuz?

    İsterseniz Kur’an’dan sûre ezberleyen, hatta Kur’an’ın bütününü ezberleyerek hafız olanlar için ne düşünüyor Hazreti Mevlânâ bir bakalım.

    Bir gün huzuruna bir hafızın geldiğini görünce hemen ayağa kalkan büyük insan, hafızı baş köşeye oturtur, sonra da şu değerlendirmeyi yapar:

    – Mushafı nasıl aziz tutmak, rahle ve kürsü üzerinde hürmet etmek gerekiyorsa, kalbinde ezberlediği Kur’an’la dolaşan kimselere de aynı şekilde hürmet etmek, saygı göstermek gereklidir!

    Hazreti Mevlânâ şöyle sürdürür yorumunu: Der ki:

    – Üzerinde Allah (cc) yazılı olan bir kâğıt parçasını dahi yerden kaldırıyor, yüksek bir yerde muhafaza ediyoruz, ateşe atmaktan çekiniyoruz. Kur’an’ı ezberleyerek kalbine yazmış bulunan Kur’an okuyucusuna Allah (cc)’ın muamelesi nasıl olur sanıyorsunuz?.. Elbette Allah (cc) da kelamını ezberlemiş olan kulunu ayak altına düşürmeyecek, cehennem ateşine atmayacak, hatta mahşerde şefaat etme hakkı da tanıyacaktır!..

    * * *

    Hazreti Mevlânâ’nın işaret ettiği bu şefaat hadisi benim hafızlık diplomamda da yazılmıştı.

    1951 yılında Kayseri’de Hasbekli unvanıyla maruf olan merhum Mümin Hafız’dan aldığım diplomama aynen şu mealdeki hadis–i şerifi kaydetmişlerdi:

    Kim Kur’an’ı ezberler, mânâsıyla da amel etmekte titizlik gösterirse Allah (cc) o kimseyi cennetine alır ve en yakın akrabalarından cehenneme gitmesi kesinleşmiş on kişiye de şefaat etme izni verir.
    Evet, Kur’an öğrenmek, hiç olmazsa namazlık sûreleri ezberleyip kalbine Allah (cc)’ın bu ayetlerini yazmak basit bir mazhariyet değildir. Bir kâğıt parçasında bile Allah ismi yazılı olunca onu ayak altında bırakmayan, ateşe atmaya razı olmayan insanlar, bilsinler ki Allah (cc) da kendi kelamını ezberleyen insanları perişan etmez, cehennem ateşine atmaz. Yeter ki o insan, ezberlediği ayetlerin ikazına kulak versin, okuduğuyla amel etmeyen kimse durumuna düşmesin.

    Nitekim ezberlediği Kur’an’a uygun bir amel içinde bulunmayan bir hafızdan da söz ederler Hazreti Mevlânâ’ya:

    – Her gece derler bir hatim okuyor bu hafız. Ama ameli pek görülmüyor!

    Şöyle yorumlar bu hafızın durumunu da:

    – Demek cevizleri iyi sayıyor, güzel muhafaza ediyor; ama içindekinden haberi yok. Sadece kabukları korumakla meşgul!

    Bu konuda İsa Aleyhisselam olayı çocuk velileri için çok manidardır.

    * * *

    Bir kabristandan geçerken ölünün birinin azap çektiğini keşfeder. Üzülerek geçip gider.

    Dönüşte merakla aynı kabre yine bakar. Bir de ne görsün, mezarında azap çeken adamın durumu düzelmiş, azap kalkmış, huzur içinde.

    El açıp yalvarır:

    – Rabb’im der, bu adamı biraz önce çekmekte olduğu azaptan ne kurtardı?

    Dinlediği cevap ibretli:

    – Bu kulumun bir çocuğu ilk olarak bir hocaya gitti, orada besmeleyi öğrendi. Çocuğu dünyada benim ismimi ezberleyen babaya ben kabirde azap etmem!

    * * *

    Çocuğunu Kur’an kursuna göndermenin değerini bilemeyen velilere müthiş ikaz!..

    AHMET ŞAHİN
     



Sayfayı Paylaş