Hz. İbrahim İle İlgili Şiir

Konusu 'Dini Şiirler' forumundadır ve OrKuN tarafından 25 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. OrKuN Well-Known Member


    Hz. İbrahim'i Anlatan Şiir

    Hz İbrahim

    Bir gün Nemrud bir rüya, gördü ve çok ürkmüştü,
    Hayatında ilk sefer bu rüyayla korkmuştu.

    Bir rivayete göre, gördüğü rüya şöyle;
    Rüyasını sizlere anlatalım her şeyle.

    Gökyüzünde bir nurun, parladığını gördü,
    Güneş, ay ve yıldızlar, artık görünmüyordu.

    Bir rivayete göre, rüyasında bir kişi,
    Gelip tahttan kaldırdı, sona ermişti işi.

    Müneccimler rüyayı şöyle tabir ettiler;
    Yeni bir peygamber ve din gelecek dediler.

    Tahtını temelinden yıkacak! bu peygamber.
    Ona göre tedbir al, düşünelim beraber.

    Nemrud bunun tedbiri bence şöyle olacak,
    Artık hiç kimse çocuk sâhibi olmayacak.

    Hanımlardan mutlaka, uzakta durulacak,
    Doğan çocuk erkekse kafası vurulacak.

    Yüz bin masum bebeği öldürdüler hunharca,
    Bu zulüm devam etti, uzun zaman, yıllarca.

    Hazreti İbrahim'in annesi hamileydi,
    Nemrutun yardakcısı Azeri le bileydi.

    Doğumu yaklaşınca, bir mağaraya gitti,
    Hz Ibrahim'e orada doğum etti.

    Doğduktan sonra onu mağarada emzirdi,
    Mağarayı kapatıp Azere haber verdi.

    Dedi ki çocuk zayıf doğdu, ve hemen öldü.
    Azeri kandırmıştı, güzel bir hile buldu.

    Bundan sonra gizlice mağaraya gelirdi,
    Çocuğu emzirirdi yalnız kendi bilirdi.

    Yedi, ya on yedi yıl mağarada kalmıştır,
    Bu arada büyümüş, büyük adam olmuştur.

    Kur’anda bir çok ayet, İbrahimden bahseder.
    Yüce Allah hakkında ayetlerde şöyle der;

    İbrahim'e göklerin, yerin melekûtunu,
    Gösteriyorduk, o da tanıdı mabudunu.

    Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir
    Yıldız gördü, Rabbim bu, dedi bu olabilir.

    Yıldız batınca dedi, batanları ben sevmem,
    O bir gelir bir gider, gidenleri ben övmem.

    Ay'ı doğarken gördü, Rabbim budur söyledi,
    O da batınca buna hemen tövbe eyledi.

    Rabbim bana Hak yolu göstermezse elbette,
    Yoldan sapan kavimden olurum ta ebede.

    Güneşi doğarken de, görünce Rabbim budur,
    Dedi bu daha büyük, o hepsinden uludur.

    O da batınca, dedi, Ey milletim! ben sizin,
    Ortak, şirk koştuğunuz, ve batıl dininizin,

    Uzağım demiş idi, rüştüne ermiş idi.
    Aklı ile Allah’ı arayıp bulmuş idi.

    İbrahim ve onunla, birlikte olanlarda,
    Size güzel bir örnek vardır, işte bunlar da,

    Kur’anda zikrolunur, hayatı baştan başa,
    Kavmi putperest idi, tapardı puta taşa.

    Kimi Güneş'e, Ay'a, yıldızlara tapardı,
    Babalığı Azer’di o da putlar yapardı.

    Allah böyle bir kavimin, içinden onu seçti,
    O da putperestlerle mücadeleye geçti.

    Bu son derece azgın, müşrik, sapık bir halktı
    Allah’ın emri ile, halkı irşata kalktı

    Allah'ın varlığını, bildirmişti onlara
    Dedi tapınmayınız taşlara betonlara

    Atalarımızdan biz, böyle gördük dediler
    Körü körüne taklit, şirkte ısrar ettiler

    Şeklini veren onlar, elleriyle oymuşlar
    Onlara çeşitli ad uydurmuşlar, koymuşlar

    İbadeti, kulluğu onlara ederlerdi
    Onları terkedersek çarpılırız derlerdi

    Dedi hiç bir putunuz, faydası yok kendine
    Nasıl inanırsınız, böyle batıl bir dine

    Bunlar sene içinde, bir gün etmişler tâyin
    O günde putlar için, düzenlenirdi ayin

    O günü bayram yapar, ibadet ederlerdi
    Onlara secde eder, evlere giderlerdi

    Hazreti İbrahim de, bir fırsat kolluyordu
    Dinsizlerin şirkinden, rahatsız oluyordu

    Böyle bir bayram günü, puthaneye girmişti
    En büyük putu haric küçükleri kırmıştı

    Baltayı büyük putun, boynuna asıverdi
    Artık bu sapık halka, en büyük dersi verdi

    Oradan uzaklaştı, beklemeye koyuldu
    Putperestler şok oldu, haber çok tez duyuldu

    Artık sanık İbrahim, buldular getirdiler
    Hz İbrahime, sen mi yaptın dediler?

    Dedi ki baksanıza, şu büyük put yapmıştır
    Kıskanmış çünkü herkes, küçüklere tapmıştır

    İnanmazsanız sorun, size doğruyu desin
    Suç aleti boynunda, onun yaptığı kesin

    Onlar, putlar konuşmaz, sen onlara sor dersin!
    İbrahim der dilsize, ibadet mi edersin? !

    Hazreti İbrahim’i hapsettiler orada
    Durumu bildirdiler, Nemrud’a bu arada

    Hz Ibrahim'in, yaptığını duyunca
    Yanına çağırtmıştı kahinlere uyunca

    Nemrud'a o zamanlar, herkes secde ederdi
    İbrahim etmemişti, sadece selam verdi

    ' Nicin secde etmedin' diyerek Nemrud sordu
    Hz Ibrahim de ona şöyle diyordu

    « Ben beni yaratan’ın gayrına secde etmem »
    'Seni yaratan kim?' der söyletmeden terketmem

    « Benim Rabbim, dirilten ve öldüren Allah'dır »
    Diyerek cevap verdi Nemrudda bir tuhaftır

    'ben de diriltirim' der zindandan iki kişi
    Getirtti artık Nemrut demogajidir işi

    Birini bağışlayıp, birini de öldürdü
    Sözde can alıp vermiş İbrahim’i güldürdü

    « Benim Rabbim günesi doğudan getirir der
    Sen de batı'dan getir gücün yeterse eğer »

    Nemrud Şaşırıp, âciz kaldı boynunu büktü
    Hazreti İbrahimin, cevabıçok büyüktü

    Halilallah'a ceza, vermeyi dilediler
    Hénun fitneyi verdi yakılmalı dediler

    Nemrud onu atese atmaya karar Verdi
    Hazreti İbrahimin zerrece yoktu derdi

    Odunlar toplatıldı büyük ateş yaktılar
    Hazreti İbrahimi mancınık’a taktılar

    Ateş gül bahçesi oluverdi bir anda
    Halilürrahman için, ateş te yok duman da

    « Ey ates! Ibrahim’e serinlik, esenlik ol»
    O Allah’ın dostudur, dostuna ikramı bol

    Ateşten kurtulunca Babili terketmişti
    Rabbime gidiyorum, deyip Şam’a gitmişti

    « Ey Rabbimiz, biz ancak, sana tevekkül ettik
    Ve (taatle) sana biz, inandık ve yöneldik

    Dönüşümüz sanadır diye düa etmiştir
    Başka bir rivayete Filistine gitmiştir

    Sonra Mısır'a gitti Zevcesi Sare ile
    Firavunu zalimdi, sapık bir tore ile

    Güzel evli kadınlar ülkesine gelince
    Onları alır idi biraz güzel olunca

    Kadının kocasını önceden öldürürdü
    Boşkalan bayanları hareme doldururdu

    Sâre çok güzel idi Firavun istemişti
    Bu kadının kocası nerededir demişti

    İbrahim peygamberin zekası çok engindi
    Bu benim bacım dedi, bu tedbir hem temkindi

    Yalan söylememişti, çünkü mü’minler kardeş
    Firavun mu yok etsin, yok edemezken ateş

    Pek zâlim bu Firavun, Sâre’ye göz koymuştu
    Yaklaşmak isteyince elleri tutmuştu

    Yerlere yıkılarak debelendi titredi
    Sâre'yi korumuştu Allah fırsat vermedi

    Firavunr korkusundan, Sareyigöndermişti
    Hz Ibrahim’e bir cariye vermişti

    Bundan sonra Mısır’ı terkedip geri döndü
    Sebu diye bir belde oraya gelip kondu

    Sâre'den çocuğu yok İbrahim peygamber'in
    Sare evelenmesine izin verdi Hacer’in

    Bâbil'den ayrilirken: «Rabbim! sâlih bir evlat
    Ver diye Yüce Rab’e eylemiştimünacat

    Hazreti Sâre bunu kendi çok istiyordu
    Elinde bir şey yoktu çocuğu olmuyordu

    Firavun kendisine verdiği câriyeyi
    Hâcer'i azad edip, bulmuş idi çareyi

    HzIbahim de Hâcer ile evlendi
    Hacer çocuk yapınca kıskançlık alevlendi

    Hazreti Hâcer ile Hazreti İsmail'i
    Baska bir yere götür ey Allah’ın Halili

    Allah'ın emri ile, o da öyle etmişti
    Hacerle, İsmaille ta Mekke’ye gitmişti

    Mekke'ye götürdü ve oraya bırakmıştı
    Tam kalkıp gidecekken Hacer ona bakmıştı

    Dedi kime bırakıp gidiyorsun sen bizi?
    Dedi emanet ettim Allah’a ikinizi..

    Mikdat BAL - 25092007
     



Sayfayı Paylaş