Hz.Aişe ağlıyordu...

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 22 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Resûlullah Efendimiz “aleyhisselâm”, bir gece, Hazret-i Âişe validemiz ile baş başa otururken bir ara mübarek başını Hazret-i Âişe’nin “radıyAllahü anha” kucağına koyup, “Yıldızları” seyre koyuldu.
    Hazret-i Âişe ise “Dolunayı” seyrediyordu.
    Fakat Resûlullah Efendimizin nur cemâli, dolunaydan daha nurlu ve parlak göründü hazret-i Âişe’ye. Duygulanıp ağladı. Ve iki damla gözyaşı Efendimizin nur yüzüne damladı.
    Efendimiz sordular:
    - Sen ağlıyor musun yâ Âişe?
    - Evet yâ ResûlAllah.
    - Neden?
    - Senin cemalini, dolunaydan daha parlak gördüm de ondan.
    - Hiç şaşma yâ Âişe. Çünkü “Ay” ve “Güneş”in nûrunu da benim nûrumdan yarattı Hak teâlâ.
    Bu defa Hazret-i Âişe sordu:
    - Siz neye bakıyordunuz yâ ResûlAllah?
    - Yıldızlara bakıyordum.
    - Niçin?
    - Eshâbımdan biri var ki, onun ibâdetleri yıldızlar adedince gökyüzüne yükseliyor. Bunu düşünüyordum.
    Hazret-i Âişe; “Bu, babam olabilir” diye geçirdi içinden. Ve sordu:
    - O kimdir yâ ResûlAllah?
    Buyurdular ki:
    - Ömer’dir. Ama onun sevapları, babanın sevapları yanında, denizde damla bile değildir.

    BU SESLER NEDİR?
    Mîrac’ta, Resulullah Efendimizle Cebrâil aleyhisselâm Arş-ı âlâ yanında bulunurken, Resûlullah takunya sesleri işitip;
    - Bu sesler nedir? diye sordu.
    Cebrâil aleyhisselâm;
    - Bilâl’in takunya sesleridir yâ ResulAllah. O şu anda takunya ile evden çıktı. Mescide gidiyor, dedi.
    İslâm âlimleri;
    - Eshâb-ı kirâmın yüksekliğini işte buradan anlamalıdır, buyuruyorlar.
     



Sayfayı Paylaş